İspat yükünün hatalı tayini nedeniyle kaldırma ve yeniden görülmek üzere gönderme
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/808 E. 2021/772 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ Emsalusul emsali
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
İtirazın iptali davasında, borçlunun itiraz ve cevap dilekçelerinde alacaklı ile aralarındaki akdi ilişkiyi ve borç konusu edimin alındığını ikrar edip buna karşılık kendisinin alacaklıdan alacağı bulunduğunu iddia ederek mahsup/takas talep etmesi halinde, bu mahsuba esas alacağın varlığını ispat külfeti borçlu üzerindedir; mahkemenin bu ispat külfetini alacaklıya yükleyerek karar vermesi hatalıdır. Ayrıca, Tebligat Kanunu 21/2 uyarınca yapılan tebligatlarda, tebliğ mazbatasında komşunun açık kimliği gösterilmemişse tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gidip bulamadığı hususu belgelenmiş sayılamaz ve tebligat usulsüz kabul edilir.
Ele alınan sorunlar
Cevap dilekçesinin süresinde verilip verilmediği (tebligatın usulsüzlüğü) → kabul
Gerekçe: İtiraz iptali davasında vekilin umumi vekaletnamesi bulunsa dahi, müvekkilinin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğu yoktur. Borçlunun takip aşamasında tayin ettiği vekilin bu davada yetkili olup olmadığı dava açılırken belli olmadığından, dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliğ edilmesinde usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davalı, cevap dilekçesinde tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürmüş; tebligatın Tebligat Kanunu 21/2 uyarınca, 2 nolu haber kağıdının adresin kapısına yapıştırılması suretiyle yapıldığı görülmüştür. TK 21/2 uyarınca yapılan tebligatlarda, komşunun açık kimliği tebliğ mazbatasında gösterilmediği takdirde, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gidip onu bulamadığı hususu belgelenemez. Dosyadaki tebligatta bu hususa riayet edilmediğinden, cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Mahsup/takas iddiasında ispat külfetinin tayini → kabul
İddia: Davacı vekili, davalının itiraz ve cevap dilekçelerinde akdi ilişkiyi ve mazotların alındığını ikrar ettiğini, ayrıca alacağı bulunduğunu ileri sürerek takas talep ettiğini, bu durumda İİK gereği itirazıyla bağlı olduğunu ve ispat külfetinin davalıda olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ispat yükü konusunda hatalı değerlendirme yaptığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı tarafından icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi ile akdi ilişki ve faturaya konu mazotların alındığı ikrar edilmiş, ancak davacıda bulunan alacağının mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı, davacıdan alacağı bulunduğunu iddia ettiğine göre, HMK'nın 190. maddesine göre bu alacağın ispat külfeti davalı borçlu üzerindedir. Mahkemece bu konuda davalıya alacağını ispat yönünde delillerini bildirmek üzere süre verilmesi ve delillerin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Borçlunun itiraz/cevap dilekçesinde karşı alacak iddiasıyla mahsup talep etmesi halinde bu alacağın ispat külfetinin borçluda olduğu ve Tebligat Kanunu 21/2 uyarınca haber kağıdında komşu kimliği gösterilmemişse tebligatın usulsüz sayılacağı yönünden emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ ispat külfeti↗ mahsup↗ takas↗ ikrar↗ usulsüz tebligat↗ haber kağıdı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/808
KARAR NO 2021/772
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/10/2018
NUMARASI 2016/1195 Esas- 2018/1113 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2021
Davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle,davacının lojistik ve kargo sektöründe hizmet veren bir firma olduğunu, davalı firma ile 02.04.2013 tarihindeki taşıma hizmet sözleşmesi ile yük taşıması için anlaşıldığını, davalı tarafın fazla kesilen hak ediş bedelleri neticesinde alması gerektiğinden fazla akaryakıt kullanmasının borcun kaynağını oluşturduğunu, borçlu tarafından söz konusu fazla akaryakıt kullanımı sonrası müvekkil şirket tarafından bu tutarın davalı tarafa rücuen fatura edildiğini belirterek davalı hakkında yapılan icra takibinde itirazın iptali ile davalının alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davanın davalının ikametgahı Ankara'da açılması gerektiğini, 2014 yılı Mart ayında iş sözleşmesinin davacı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini,müvekkilinin davacı firmada her bir aracının yaptığı sefer üzerinden hak ediş almak sureti ile 4.500-TL KDV aylık hizmet bedeli ile çalıştığını,müvekkilin araçlarına sefere çıkmadan önce davacı firma adına kayıtlı taşıt tanıma sistemi ile mazot yüklendiğini ve taşıt tanıma sistemi ile mazot bedelinin doğrudan davacı lojistik firmasına yansıtıldığını, müvekkilinin davacı firma ile yapmış olduğu sözleşmenin 3 yıllık olmasına rağmen , sefer için mazot yüklü araçları ile hazır halde beklerken kendisine iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin sözleşmenin feshedilmesi ile birlikte davacı firmada olan alacaklarının ödenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece ispat külfeti yerinde olan davacının fazla akaryakıt tüketimine ilişkin ,düzenlenen faturaların tüketimle uyumlu olup olmadığına ilişkin delil ibraz edilmediği gibi takip dayanağı faturaların usulüne uygun olarak kayıt altına alınıp alınmadığına yönelik olarak ticari defter ve kayıtların da sunulmamış olması nedeni ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili İstinaf dilekçesinde, davalı tarafından yapılan itiraza göre, mazotların iş için alındığının ikrar edildiğini, ayrıca alacağı olduğundan takas talebinde bulunduklarını, bu durumda davalının itiraz ederken ticari ilişkiyi kabul ettiğini ve alacak iddiasında bulunduğunu İİK gereği itirazı ile bağlı olduğunu, ispat külfetinin davalıda olduğunu belirterek mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını belirtmiş ve verilen red kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davasıdır.Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul ... İcra dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile 2 adet faturaya dayalı olarak itiraz iptali davası açılmış, davalı tarafından 29.02.2016 tarihinde verdiği itiraz dilekçesinde talep edilen bedellerin mazot bedeli olduğunu, mazotların iş için alındığını ancak sözleşme feshedilince iadesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin fesih tarihi itibarı ile kendisinin davacıdan yaklaşık 10.000-TL alacağı bulunduğunu belirtmiştir.Dosya içinde davalıya yapılmış ödeme emri tebliğ belgesinin bulunmadığından itirazın süresinde olup olmadığı belli değildir. Davalı tarafından verilen cevap dilekçesi , dava dilekçesinin vekile tebliğ edilmiş olması nedeni ile süresinde olduğu kabul edilmiştir.
İtiraz iptali davasında vekilin umumi vekaletnamesi bulunsa dahi müvekkilinin talimatı olmadan tüm davaları takip etme yetki ve zorunluluğu yoktur.Borçlunun takibe itiraz aşamasında tayin ettiği vekilin bu davada yetkili bulunup bulunmadığı davanın açılması sırasında belli olmadığından dava dilekçesinin vekil yerine asile tebliğ edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davalı verdiği cevap dilekçesinde yapılan tebligatın usulsüz olduğunu iddia etmiş olmakla, tebligatın TK 21/2 maddesine göre yapıldığı,2 nolu haber kağıdının adresin kapısına yapıştırıldığına ilişkin ibare bulunduğu görülmüştür.Tebligat Kanunu 21/2 uyarınca yapılacak tebligatlarda komşunun açık kimliği tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenemeceği, (Yargıtay 12 HD 02.03.2021-1453/2304) dosyadaki tebligatta bu hususa riayet edilmediğinden cevap dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerekmektedir.Davalı tarafından icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi ile akdi ilişki ve faturaya konu mazotların alındığı ikrar edilmiştir.
Ancak davacıda bulunan alacağının mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı tarafından verilen itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesine göre davalının da davacıdan alacağı bulunduğunu iddia edildiğine göre HMK'nın 190. maddesine göre davacıda bu miktar alacağı bulunduğunun ispat külfeti davalı borçlu üzerindedir.Mahkemece bu konuda davalıya alacağını ispat yönünde delilllerini bildirmek üzere süre verilmesi ve davalının delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/(1)a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2018 Tarih 2016/1195 Esas-2018/1113 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 25/05/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/237031 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi