Dövize endeksli kredide kapatma-açma işleminde uygulanacak kur
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/875 E. 2021/965 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir dövize endeksli kredi borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine, banka yasal takip hakkını kullanmayıp bu borcu, tahsili gecikmiş alacaklar hesabına alma süresi dolmadan yeni akdedilen bir kredi ile kapatmışsa, bu işlem borcun vade tarihindeki kurdan ziyade yeni bir kredi ile ifa edilerek tasfiyesi niteliğindedir; bu durumda TBK 99 uyarınca kapatma-açma işleminin gerçekleştiği fiili ödeme günündeki kur esas alınmalı, önceki kredinin vade tarihindeki kur uygulanamaz.
Ele alınan sorunlar
Kredi kapatma-açma işleminde vade tarihi kuru mu, fiili ödeme günü kuru mu uygulanmalı → ret
İddia: Davalı banka vekili, dava konusu kredinin başka bir kredi ile yapılandırılmasının söz konusu olmadığını, vade uzatımının gerçekleşmediğini, 10.02.2014 vadeli kredi ile 09.05.2014 tarihli kredi arasında süreklilik bağı bulunmadığını, kredinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle vade tarihindeki kurun uygulandığını ve mahkemenin uyuşmazlık tarihinde geçerli kanun maddesini uygulamadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe: Davacının önceki kredi borcunu vadesinde ödememesine rağmen davalı banka yasal takip yoluna gitmemiş, kredinin tahsili gecikmiş alacaklar hesabına alınıp karşılık ayrılması gerektiği 90 günlük süre dolmadan yeni bir kredi sözleşmesi akdedilerek yeni açılan dövize endeksli kredi ile eski kredi borcu kapatılmıştır. Bu suretle eski kredi borcu, yeni sözleşme ile kapatılarak tasfiye edilmiş olduğundan, ortada bir vade uzatımından öte, borcun yeni bir kredi ile ifa edilerek sona erdirilmesi söz konusudur. Bu durumda kredi kapatma ve açma işlemi sırasında TBK 99. madde hükmüne uygun olacak şekilde fiili ödeme günü kuru esas alınmalıdır; vade tarihindeki kurun uygulanması için hukuki bir dayanak bulunmamaktadır. Fiili ödeme günü kuru esas alındığında davacı aleyhine kur farkı oluşmadığı tespit edildiğinden, davalı tarafından önceki kredinin vade tarihindeki kurun uygulanması sonucu doğan kur farkı ve buna bağlı vergi/fon kesintisinin davacıdan tahsilinin dayanağı bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Dövize endeksli kredi borcunun, banka tarafından yasal takip hakkı kullanılmadan yeni bir kredi ile kapatılması halinde, kur farkı hesabında vade tarihindeki kur yerine fiili ödeme (kapatma-açma) günündeki kurun esas alınması gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer bankacılık uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dövize endeksli kredi↗ kur farkı↗ fiili ödeme günü kuru↗ tahsili gecikmiş alacaklar hesabı↗ kredinin yeniden yapılandırılması↗ ifa↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/875
KARAR NO 2021/965
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/02/2019
NUMARASI 2015/1135 Esas- 2019/193 Karar
DAVA
Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2021
Davanın kabulüne dair kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı bankadan kredi sözleşmesi kapsamında 10.12.2013 tarihinde 2,0255 alış kuru üzerinden 377.240-usd karşılığı 764.099,62 TL dövize endeksli kredi kullandığını,vadenin 09.02.2014 olarak belirlendiğini, vadenin daha sonra banka tarafından iki ay uzatıldığını, müvekkilinin vade uzatımı talebi kabul edilerek banka tarafından mevcut kredinin kapatılıp tekrar kredi açılması suretiyle 09.05.2014 tarihinde yeni kredi sözleşmesi imzalandığını,davalı banka tarafından ilk kredinin ana para tutarının haksız olarak 413.00-USD karşılığı 859.453-TL'ye yükseltildiğini, bu şekilde müvekkilinin kur farkı ile 85.256,24- TL borçlandırıldığını, ayrıca bu tutar üzerinden hesaplanan 4.262,81 TL vergi ve fon tahsil edildiğini, kredi kapatılmasında uygulanması gereken kurun fiili ödeme günündeki kur olması gerektiğini,bankanın hatalı işlemi düzeltmeyi reddettiğini belirterek, müvekkili şirketin davalı bankaya ...
no.lu dövize endeksli TL kredisinin kapatılarak ... no.lu dövize endeksli TL kredisi açılması işleminden 85.256,24-TL kur farkı borcu ve bu tutar üzerinden 4.262,81 TL vergi ve fon borcu bulunmadığının tespitine, ... nolu dövize endeksli TL kredisinin kapatılarak ... nolu dövize endeksli TL kredisi açılması işleminde kapama ve açma işlemi için 09/05/2014 tarihli USD kurunun esas alınabileceğinin tespitine, haksız olarak tahakkuk ettirilen toplam 89.519,05-TL'nin müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 06.11.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle, haksız olarak tahakkuk ettirilen 89.519,05 TL'nin 06.11.2014 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacıdan olan alacaklarının 06.12.2012 tarihinde dövize endeksli krediler ile ilave fon çıkışı olmaksızın yeniden yapılandırıldığını, kredinin 10.02.2014 vadeli kredi ve kısmen yapılan tahsilat ile kapatıldığını, vade tarihinde borcun ödenmemesi üzerine bakiye 859.453-TL alacaklarının 09.05.2014 tarihinde kullandırılan ... numaralı dövize endeksli kredi ile tahsil edildiğini, bu kredinin kullandırım kuru 2,081 olup karşılığının ise 413.000-USD olduğunu,kredi vadesinin 2 ay uzatılmasının söz konusu olmadığını, söz konusu farkın firma aleyhine kur farkı uygulanmasından kaynaklanmadığını, müvekkili tarafından yapılan işlemlerin yasal mevzuat ve bankacılık uygulama talimatlarına uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafça 09/05/2014 tarihinde ... numaralı dövize endeksli kredinin ana para borcunun, aynı gün ... numaralı yeni dövize endeksli kredi hesabından açılan kredi ile kapatılmak suretiyle, davalı banka tarafından vadesinde ödenmeyen ... numaralı dövize endeksli kredi alacağına ilişkin yasal takip hakkından borçlu davacı lehine vazgeçilerek yeniden yapılandırıldığı, dosya kapsamında düzenlenen 15/09/2017 tarihli bilirkişi ek raporu ve 12/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı bankanın yasal takibe geçme hakkını kullanmayarak tahsili gecikmiş alacaklar hesabına alarak karşılık ayırması gerektiği tarihten evvel 09/05/2014 tarihinde ödenmemiş olan krediyi yeni açtığı ...
numaralı DEK ile tasfiye ettiği ve krediyi yenilemek suretiyle yeniden yapılandırmada bulunduğu, eski kredinin yeni açılan kredi ile karşılıklı şekilde kapatılması sırasında fiili ödeme kurunun 09/05/2014 tarihli USD döviz satış kuru 2.081 TL olması gerektiğinden dolayı ortaya kur farkı çıkmayacağı, bundan dolayı davacı yanın davalı bankaya 85.256,24 TL kur farkı ve kur farkı üzerinden hesaplanan % 5 BSMV tutarı 4.262,81-TL olmak üzere toplam 89.519,05 TL tutarında borçlu bulunmadığı, davacı tarafça davanın ıslahı neticesinde davanın alacak davasına dönüşmesinden dolayı, söz konusu miktarın davacı tarafın davalı bankaya olan toplam borcundan mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; dava konusu kredinin başka bir kredi ile yapılandırılmasının söz konusu olmadığını, 10.02.2014 vadeli kredinin 2 ay uzatılması gibi bir olayın gerçeklemediğini, bu nedenle 10.02.2014 tarihli kredi ile 09.05.2014 tarihli kredi arasında süreklilik veya devamlılık bağı oluşmadığını, kredinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle fiili ödeme günü yerine vade tarihindeki kurun uygulandığını, somut olayda vade uzatımının söz konusu olmadığını, ayrıca mahkemece uyuşmazlık tarihinde geçerli olan kanun maddesinin uygulanmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı banka tarafından davacı şirkete kullandırılan dövize endeksli kredinin vadesinde ödenmemesi sonucunda, kredi borcunun davalı banka tarafından kullandırılan yeni kredi ile kapatılmasında banka tarafından kredinin kapatılması tarihi yerine vade tarihindeki kurun esas alınması nedeniyle, davacıdan tahsil edilen kur farkı ve buna bağlı vergi ve fon kesintisinin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile davalı banka arasında 20.08.2008, 19.01.2010 ve 05.09.2014 tarihli kredi sözleşmelerine istinaden dövize endeksli kredi kullandırıldığı, 10.12.2013 tarihinde kullandırılan 383.000-USD karşılığı 775.766,50 TL kredinin vadesinin 09.02.2014 olduğu, söz konusu kredinin 10.02.2014 tarihinde yeni kredi kullandırımı ve kısmi tahsilat sonucunda 377.240-USD karşılığı 2,0255 kur üzerinden 764.099,62-TL'ye dönüştürüldüğü, kredi vadesi 09.02.2014 olmasına rağmen kredinin gecikmiş alacaklar hesabına alınması gereken 90 günlük süre dolmadan 09.05.2014 tarihli yeni kredi sözleşmesi akdedildiği, önceki kredi borcunun yeni akdedilen kredi sözleşmesiyle kullandırılan kredi ile kapatıldığı, ancak kredi kapatma-yeni kredi açma işlemi sırasında 10.12.2013 tarihli kredinin açılış kuru 2,0255 olması gerekirken kredi kapanışının 2,2515 kuru üzerinden yapılması nedeniyle 377.240-USD ana para borcunun 849.355,86 TL'ye yükselmesi sonucunda 85.256,24 TL kur farkı oluştuğu, kredi açılış ve kapanışı tarihi olan 09.05.2014 tarihindeki 2,081 kurunun uygulanması halinde ise davacı aleyhine kur farkı oluşmayacağının tespit edildiği,buna göre 377.240-usd borcun kredi kapatma -açma esnasında 413.000-usd ye yükseldiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eski kredi borcunun yeni tahsis edilen kredi ile kapatıldığı tarih olan 09.05.2014 tarihindeki kur yerine önceki kredi borcunun vade tarihi olan 10.02.2014 tarihli kurun uygulanmasının mümkün olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Davacı tarafından önceki kredi borcunun vadesinde ödenmemesine rağmen davalı banka tarafından yasal takibat yoluna gidilmeyip kredinin normal hesaplarda izlenmeye devam edilmiş, kredi borcunun 90 günlük tahsili gecikmiş alacaklar hesabına alınarak karşılık ayrılması gerektiği 10.02.2014 tarihinden önce olacak şekilde 09.05.2014 tarihinde davalı ile yeni bir kredi sözleşmesi akdedilerek yeni açılan dövize endeksli kredi ile söz konusu kredi borcu kapatılmıştır.
Dolayısıyla eski kredi borcu, yeni sözleşme ile kapatılarak tasfiye edilmiştir. Bu durumda kredi kapatma ve açma işlemi sırasında TBK'nın 99. maddesi hükmüne de uygun olacak şekilde fiili ödeme günü kuru olan 2,081 kurunun uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda davalı tarafından önceki kredinin vade tarihindeki kurun uygulanması sonucunda oluşan 85.256,24 TL kur farkı ve kur farkı üzerinden hesaplanan 4.262,81-TL fon vergi kesintisi olmak üzere toplam 89.519,05 TL'nin davacıdan tahsilinin dayanağı bulunmadığından, bu tutar üzerinden davanın kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 6.115,04-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.529-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.586,04-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/236402 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi