6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ortağının kefaletinde eş rızası şartının aranmaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1565 E. 2022/235 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

TBK 584/3 uyarınca ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz; kefil, kredi kullandıran şirketin ortağı ise bu sıfatla verdiği kefalette eş muvafakati şartı uygulanmaz ve kefalet geçerlidir. Ayrıca, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bir savunma (örn. imza inkarı) HMK 357/1 gereği istinaf aşamasında ilk kez dinlenemez; cevap dilekçesinde talep edilmeyen bir husus (örn. kötüniyet tazminatı) hakkında da aynı hüküm gereği değerlendirme yapılmaz.

Ele alınan sorunlar

Temerrüt tarihi ve reddedilen alacak kısmına ilişkin istinaf sebebi → ret

İddia: Davacı vekili, İİK 68/b maddesi uyarınca hesap kat ihtarının sözleşmede belirtilen adrese ulaştığı tarihte tebliğ edilmiş sayılması gerektiğini, bu nedenle temerrüt tarihinin 14/08/2016 olarak alınıp reddedilen kısmi alacak yönünden kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi raporunda ve ilk derece mahkemesi kararında davalının 14/08/2016 tarihinde mütemerrit olduğu zaten kabul edilmiştir; reddedilen kısımlar bu tarihten sonra, kat tarihinden sonra yapılan kısmi ödemeler nedeniyle yapılan hesaplama sonucu oluşmuştur. Davacının takipte talep ettiği 413.380,81 TL asıl alacağa karşılık, bilirkişi temerrüt tarihi itibariyle banka kayıtlarına göre 412.508 TL alacak belirlemiş, bu miktardan temerrütten sonra takipten önce yapılan 13.251,77 TL tahsilat düşülerek kalan asıl alacak 399.257 TL olarak hesaplanmış ve bu miktara hükmedilmiştir. Ödemeler davacı kayıtlarında da belirlenmiş olduğundan, davacı vekilinin reddedilen kısımlar bakımından ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket ortağının kefaletinde eş rızası şartı → ret

İddia: Davalı vekili, müvekkilinin kefalet sözleşmesinde imzası bulunmadığını, kefaletin geçerliliği hususunda yeterli inceleme yapılmadığını, müvekkilinin eşinin muvafakati alınmaksızın kredi sözleşmesine kefaleti alındığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davalı, İstanbul 11. ATM'nin ilgili dava dosyasında da kefaletin eş rızası bulunmadığından bahisle geçersizliğinin tespitini talep etmiş, bu dava reddedilmiştir. Davalının kefalet imzaları 06.04.2015 ve 28.04.2015 tarihlerinde atılmış olup, TBK 584/3 hükmüne göre ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz. Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalının asıl borçlu şirketin ortağı olduğu tespit edilmiştir. Şirket ortağının şirkete kefaletinde eş rızası gerekmediğinden davalının kefaleti geçerlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İstinafta ilk kez ileri sürülen imza inkarı savunması → ret

Gerekçe: Davalı, eşinin muvafakati bulunmadığından kefaletin geçersizliğini ileri sürmüş, yargılama aşamasında imza inkarında bulunmamıştır. Davalının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği imza inkarına ilişkin savunması HMK md. 357/1 gereği istinaf aşamasında dinlenemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cevap dilekçesinde talep edilmeyen kötüniyet tazminatı → tartışılmadı

İddia: Davalı vekili, müvekkilinin takibe itirazının kötüniyet içermediğini, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, aksine davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının, cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatını talep etmediği anlaşılmakla, HMK md. 357/1 gereği kötüniyet tazminatı talebi bakımından bir değerlendirme yapılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İtirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olup olmadığı → ret

Gerekçe: Davacı bankayla dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesine davalının 2.000.000 TL kefalet limiti ile imzalayarak müteselsil kefil olduğu, davacı banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, dava dışı borçlu şirkete ve davalıya 12/08/2016 tarihi itibariyle kat ihtarı tebliğ edildiği, davalının 14/08/2016 tarihinde temerrüdünün oluştuğu, TBK'nun 589. maddesi gereğince kefilin sözleşmede belirtilen azami miktara kadar asıl borçlunun temerrütünden sorumlu olduğu, 14.08.2016 tarihli hesap kat ihtarına göre davalının takip tarihi itibariyle 399.257,08 TL asıl alacak, 29.419,01 TL işlemiş faiz ve 1.470,95 TL BSMV olmak üzere toplam 430.147,04 TL nakit alacak nedeniyle, 1.290 TL gayri nakdi alacak nedeniyle borçlu olduğu belirlenmiştir. Davalının takip dosyasındaki itirazının kısmen haksız olduğu, alacağın nakdi alacak açısından likit nitelikte olduğu, belirlenen borç tutarı üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket ortağının, şirketle ilgili kredi sözleşmesine kefaletinde TBK 584/3 uyarınca eş rızası şartının aranmayacağına ilişkin tespit ve HMK 357/1 gereği ilk derecede ileri sürülmeyen savunma/talebin istinafta ilk kez dinlenemeyeceğine ilişkin usuli tespit bakımından emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet eş rızası müteselsil kefil temerrüt icra inkar tazminatı itirazın iptali hesabın kat edilmesi likit alacak

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 584/3TBK 589 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 357/1 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 68/b

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1565

KARAR NO 2022/235

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/11/2018

NUMARASI 2016/1100 Esas - 2018/1205 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/02/2022

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, icra takibine başlandığını, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmesi gereğince müvekkilinin eşinin muvafakatının alınmadığını, müvekkili tarafından kredi sözleşmesinin batıl olduğundan bahisle dava açıldığını, müvekkilinin bankaya borcu bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, dava ile İst. 11 ATM'nin ilgili dosyasının birleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

Mahkemece, davacı bankayla dava dışı .. Tic.Ltd.Şti arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı,avacı banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının takip tarihi itibariyle 399.257,08 -TL asıl alacak, 29.419,01- TL işlemiş faiz ve 1.470,95 -TL BSMV olmak üzere toplam 430.147,04 TL borçlu olduğu, davalının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, kefalet limitinin 2.000.000- TL olduğu, davalının 14/08/2016 tarihinde temerrüdün oluştuğu, TBK'nun 589. maddesi gereğince kefilin sözleşmede belirtilen azami miktara kadar, asıl borçlunun temerrütünden sorumlu olduğu, icra takibi başladıktan sonra takip tarihi ile dava tarihi arasındaki 22/09/2016 tarihli 1.404,44- TL ve 04/11/2016 tarihli 9.742,37- TL ödemeler yapıldığı dava tarihi itibariyle davalının toplamda 487.705,72 TL alacaklı olduğu, yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına, davalının likit alacağa haksız olarak itirazda bulunduğu gerekçesi ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; TBK nun 584/3. maddesinde eş rızasının aranmayacağının düzenlendiğini, davalı ...'in, genel kredi sözleşmesi ve limit artırımı tarihlerinde şirketin ortağı olduğunu, İİK.'nın 68/b maddesi gereği hesap kat ihtarının sözleşmede belirtilen adrese ulaştığı tarihte ihtarnamenin tebliğ edilmiş sayılacağını, bu durumda temerrüt tarihinin de 14/08/2016 olarak alınması gerektiğini belirterek kararın reddedilen kısmi alacağa ilişkin kısım yönünden kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; müvekkilinin kefalet sözleşmesinde imzası bulunmadığını, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, kefaletin geçerli olup olmadığı hususunda yeterli inceleme yapılmadığını,müvekkilinin eşinin muvaffakatı alınmaksızın kredi sözleşmesine kefaleti alındığını,müvekkilinin kredi borcunun miktarı, faiz hesabı vd hususlarda emin olamadığı için mecburen süresi içinde takibe itiraz ettiğini, müvekkilinin takibe itirazının kötüniyet içermediğini icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini ,aksine davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili İİK 68/b maddesi uyarınca ihtarın ulaştığı tarih itibariyle davalının mütemerrit addedilerek red edilen kısımlar nedeniyle kararın kaldırılmasını talep etmiş ise de gerek bilirkişi raporunda gerekse ilk derece mahkemesi kararında davalının 14.8.2016 tarihinde mütemerrit olduğunun kabul edildiği red edilen kısımların ise kat tarihinden sonra yapılan kısmi ödemeler nedeniyle yapılan hesaplama neticesi oluştuğu,davacı alacaklının takipde 413.380,81-TL asıl alacak talep ettiği ,bilirkişi tarafından ise temerrüt tarihi itibariyle banka kayıtlarına göre yapılan tesbitte 412.508-TL alacak belirlenmiş,bu miktardan temerrütten sonra takipden önce yapılan 13.251,77-TL tahsilat düşülerek kalan asıl alacak 399.257-TL olarak hesaplanıp bu miktara hükmedildiği anlaşılmaktadır.Davacının ödemeleri davacı kayıtlarında belirlenmiş olmakla davacı vekilinin red edilen kısımlar bakımından ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davalı gerek icra takibine itirazında gerekse cevap dilekçesi ile eş muvafakati alınmaksızın kefaletinin alındığını savunarak kefaletinin geçersiz olduğunu savunmuştur. Davalı müteselsil kefilin İstanbul 11. ATM nin 2016/1057 Esas sayılı dava dosyasında da kefaletin eş rızası bulunmadığından bahisle geçersizliğinin tespitini dava ettiği, davanın reddedildiği anlaşılmaktadır. Davalı müteselsil kefilin kefalet imzaları 06.04.2015 ve 28.04.2015 tarihlerinde TBK md.584/3 '' (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler,.. kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.'' hükmünü haiz olmakla,ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davalının , asıl borçlu şirketin ortağı olduğu tesbit edilmektedir.

Şirket ortağının şirkete kefaletinde eş rızası gerekmediğinden davalının kefaleti geçerlidir. Davalı, eşinin muvafakati bulunmadığından kefaletin geçersizliğini ileri sürmüş olup yargılama aşamasında imza inkarında bulunmamıştır.Davalının ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği imza inkarına ilişkin savunması HMK md.357/1 gereği istinaf aşamasında dinlenemez. Davacı bankayla dava dışı asıl borçlu şirket arasında genel kredi sözleşmesine davalının 2.000.000- TL kefalet limiti ile imzalayarak müteselsil kefil olduğu, davacı banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın katedildiği, dava dışı borçlu şirkete ve davalıya 12/08/2016 tarihi itibariyle kat ihtarı tebliğ edildiği, davalının 14/08/2016 tarihinde temerrüdünün oluştuğu, TBK'nun 589.

maddesi gereğince kefilin sözleşmede belirtilen azami miktara kadar, asıl borçlunun temerrütünden sorumlu olduğu, 14.08.2016 tarihli hesap kat ihtarına göre davalının takip tarihi itibariyle 399.257,08 -TL asıl alacak, 29.419,01- TL işlemiş faiz ve 1.470,95- TL BSMV olmak üzere toplam 430.147,04 TL nakit alacak nedeniyle, 1.290-TL gayri nakdi alacak nedeniyle borçlu olduğu belirlenmiştir.Davalının takip dosyasındaki itirazının kısmen haksız olduğu, alacağın nakdi alacak açısından likit nitelikte olduğu, belirlenen borç tutarı üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının, cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatını talep etmediği anlaşılmakla, HMK md.

357/1 gereği kötüniyet tazminatı talebi bakımından bir değerlendirme yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle ; istinaf nedenleri yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 29.383,34-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 7.345,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.037,51-TLharcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

17/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/234015 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Temyiz istemi usulden reddedildi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3036 E. 2022/3924 K. · Temyiz istemi usulden reddedildi

Kesinlik sınırı altındaki reddedilen kısım için temyiz istemi reddi

Gerekçe özeti

Bölge Adliye Mahkemesi temyiz kesinlik sınırının altında kalan hüküm bölümleri HMK 362/1-a uyarınca kesindir; kesin karara yönelik temyiz istemi hakkında, HMK 366 delaletiyle uygulanan 346/2 gereği Yargıtay da ret kararı verebilir.

Emsal değeri

Kesinlik sınırı altında kalan reddedilen kısma yönelik temyiz istemi hakkında Yargıtay'ın da ret verebilmesi yönünden emsaldir.

Kavramlar: temyiz kesinlik sınırı HMK 362/1-a kesin karara temyiz istemi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/3036 E.  ,  2022/3924 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.11.2018 tarih ve 2016/1100 E- 2018/1205 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.02.2022 tarih ve 2019/1565 E- 2022/235 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, 446.071,03 TL alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Karar tarihi olan 17/02/2022 itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi temyiz kesinlik sınırı 107.090,00 TL olup bu meblağın altında kalan hükümlerin 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a. bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu, mahkemece davanın kısmen kabülü ile toplam 430.147,04 TL alacağa ilişkin itirazın iptaline karar verildiği, davacı taraf için reddedilen 15.924,39 TL’nın temyiz kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.