6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı ihlaline dayalı cezai şart talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1982 E. 2022/184 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

Rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şartın uygulanabilmesi için işçinin, işletmenin iş ve üretim sırlarına ya da işverenin müşteri çevresine vakıf olması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikte olması gerekir (TBK m.444). İşçinin görev tanımı, işletmenin standart ve rutin operasyonel işleyişiyle sınırlı ise ve işçi işvereni zarara uğratacak ya da rekabet şansını azaltacak bir konuma/yetkiye sahip değilse, rekabet yasağının koşulları oluşmamış sayılır ve cezai şart talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart talebinin TBK 444 koşulları yönünden değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı vekili, iş sözleşmesinin 7.h maddesinde düzenlenen rekabet yasağının davalı tarafça ihlal edildiğini, davalının işten ayrıldıktan sonra rakip şirkette aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, davalının çalışması sırasında iş sırrı niteliğinde bilgilere vakıf olduğunu ve bu nedenle rakip şirket tarafından istihdam edildiğini ileri sürerek cezai şartın tahsilini talep etmiştir.

Gerekçe: Davalının davacı şirketteki görevi "Çağrı Merkezi Görevlisi" olup tahsilat ekibi içinde yer almaktadır. Davalı ile birlikte aynı pozisyonda 201 personel çalışmaktadır. Davalının organizasyondaki hiyerarşik seviyesi ve görev tanımı kapsamında yaptığı işler, davacı şirketin işletmesine ait standart ve rutin operasyonel işleyişle ilgili görev ve işlerdir. Davalının, davacıyı zarara uğratacak yahut sektördeki rekabet şansını azaltacak bir yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle somut olayda TBK m.444'te düzenlenen koşullar oluşmamıştır; rekabet yasağına aykırı davranış dolayısıyla cezai şart ödeme borcu doğmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tanık dinlenmesi ve keşif taleplerinin gözardı edildiği iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince tanık dinlenmesi ve mahallinde keşif yapılması taleplerinin göz ardı edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Uyuşmazlık konusu itibariyle keşif yapılmasına gerek bulunmamaktadır; davacı tanıkları mahkemece usule uygun şekilde dinlenmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart taleplerinde, işçinin görev tanımının işletmenin standart/rutin operasyonel işleyişiyle sınırlı olup olmadığının ve işçinin işverene önemli zarar verecek bir konumda bulunup bulunmadığının TBK m.444 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin tespiti, benzer nitelikteki rekabet yasağı davalarında bölgesel ve ikna edici bir emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı cezai şart TBK m.444 iş sırrı hizmet akdi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1982

KARAR NO 2022/184

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/01/2019

NUMARASI 2018/117 Esas - 2019/51 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/02/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin varlık yönetim şirketi olup davalının müvekkili şirkette bireysel tahsilat temsilcisi olarak 2014 yılında işe başladığı, müvekkili şirketin kurduğu sistem ve tanımlanan dosyalardan takip prosedürü yanında borçlular ile görüşmeler yaptığını, şirketin faaliyet amacı ve sektör gözetildiğinde şirkete ait iş sırlarına vakıf olduğunu, müvekkili şirketten 22.2.2016 tarihinde kendi isteği ile ayrıldığını, ancak sözleşmede taahhüt ettiği yasak süre içerisinde rakip firmada çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı 7.h. maddesi hükmünü ihlal ettiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1 yıllık brüt ücreti olan 21.600-TL cezai şart tutarının şimdilik 5.000-TL'lik kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin ticari sırra vakıf olabilecekbir görevi olmadığını, bu alandaki rekabete etki edip davacı ... zarara uğratmasının çalıştığı konumu ve şahsi nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda mümkün olmadığını, kanunun amir hükümlerine ve yerleşik yargı uygulamasına aykırı olan rekabet yasağının geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalının, davacı şirketin işletmesine ait standart ve rutin operasyonel işleyişi ile ilgili görev ve işlerde çalıştığı, davalının davacı ... zarara uğratacak yahut sektördeki rekabet şansını azaltacak bir yetkisinin bulunmadığı, davacının iş ve üretim sırlarına davalı işçinin iş yerinde yapmış olduğu çalışma sırasında vakıf olduğu hususunun ispat edilmediği, davalının, eski işvereni olan davacıyı önemli bir zarara uğratma ihtimalinin bulunmadığı, bu nedenle rekabet yasağına aykırı davranış dolayısıyla cezai şart ödeme borcu doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; TBK'nun ilgili maddeleri uyarınca, müvekkili işveren ile davalı arasında,rekabet yasağı sözleşmesi yapıldığını, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nin 7.h. maddesi “Çalışan, iş sözleşmesi her ne şekilde sona ererse ersin, işten ayrıldığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl için İşveren’e rakip şirketlerde Marmara Bölgesi sınırları içerisinde işe giremez. Aksi halde bir yıllık brüt ücreti tutarında cezai şart olarak ödemeyi kabul eder.” hükmünü içerdiğini,30.11.2015 tarihinde çıkışı yapılan davalı, İstanbul'da faaliyet gösteren rakip varlık yönetim şirketinde, aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, tanık dinlenmesi ve mahallinde keşif yapılması taleplerinin gözardı edildiğini, davalının, müvekkili şirkette çalıştığı süre zarfında elde ettiği iş sırrı niteliğine haiz bilgiler nedeniyle rakip varlık yönetim şirketlerinden biri tarafından tercih edilerek istihdam edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağı ihlalinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Taraflar arasında 06/01/2014 tarihinde belirsiz süreli hizmet akdi yapılmış olup, bu sözleşmenin rekabet yasağının düzenlendiği 7/h maddesi; "...Çalışan, iş sözleşmesi her ne şekilde sona ererse ersin, işten ayrıldığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl için İşveren’e rakip şirketlerde Marmara Bölgesi sınırları içerisinde işe giremez. Aksi halde İşveren’e bir yıllık brüt ücreti tutarında nakdi tazminatı ayrıca bir ihtara lüzum kalmaksızın cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. İşveren’in uğrayacağı zararlardan dolayı kanuni hakları saklıdır..." hükmünü haizdir. Somut olayda, davalının davacıya ait iş yerinden kendi iradesi ile 22.02.2016 tarihinde ayrıldığı, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı ...

A.Ş.'de 01/03/2016 tarihinde işe başladığı belirlenmiştir. Davalı, davacı şirketteki işinden ayrılışına kadar "Çağrı Merkezi Görevlisi" olarak çalıştığı, tahsilat ekibi içinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalının, davacı şirket organizasyondaki pozisyonunun hiyerarşik seviyesi dikkate alındığında işletme standart uygulamaların yürütülmesi ve takip aşamasında görev aldığı, davalı ile birlikte aynı pozisyonda 201 personelin çalıştığı, bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere davalının görev tanımı kapsamında yaptığı işlerin davacı şirketin işletmesine ait standart ve rutin operasyonel işleyişi ile ilgili görev ve işler olduğu, davalının, davacı ... zarara uğratacak yahut sektördeki rekabet şansını azaltacak bir yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla somut olay için TBK m.444'de düzenlenen koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Her ne kadar davacı vekilince tanık dinlenmesi ve yerinde keşif inceleme talepleri göz ardı edildiği ileri sürülmüşse de, uyuşmazlık konusu itibariyle keşif yapılmasına gerek bulunmadığı, tanıklarının mahkemece usule uygun şekilde dinlendikleri anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 03/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/233763 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.