6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eksik bilirkişi incelemesi nedeniyle kararın kaldırılıp mahkemesine gönderilmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1432 E. 2021/1782 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Davacının nitelemesi: Hizmet/Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı itirazın iptali davasında, fatura konusu mal veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti davacı satıcıya aittir; davalının teslimi ve borcu inkâr etmesi halinde bu ispat yükü kalkmaz. Bilirkişi raporunda taraf ticari defterleri arasındaki farkın nedeni tespit edilmeden, eksik faturalar ve BA/BS formları tam olarak incelenmeden düzenlenen rapor hüküm kurmaya elverişli değildir; bu durumda mahkeme eksik bırakılan belgeleri getirtip yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.

Ele alınan sorunlar

Fatura konusu malın teslim edildiğinin ispatı ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterliliği → kabul

İddia: Davacı vekili, bilirkişi tarafından davalının 2009 yılına ait ticari defterlerinin incelenmediğini, 2009-2016 yılları arası fatura dökümü yapılması gerekirken tutarların toplanmasıyla yetinildiğini, kök rapora itirazları üzerine alınan ek raporda da defterler üzerinde yeniden inceleme yapılmadan kök raporun tekrar edildiğini, yeniden bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davalı, faturalar konusu malların teslim edildiğini ve buna bağlı borcu inkâr ettiğinden, faturalarda yazılı malların davalıya teslim edildiğini ve faturaların bu akdi ilişki nedeniyle düzenlendiğini ispat yükü davacıya aittir. Taraflar arasındaki ilişkinin karşılıklı mal satışı şeklinde gerçekleştiği anlaşılmakla, bilirkişi incelemesinde davacının 2009 yılından devreden alacak bakiyesi ile davalının borç bakiyesi arasında fark bulunduğu, davacının 2009 yılı faturalarını ibraz edemediği, sonraki yıllara ait irsaliyeli faturaların büyük bölümünde teslim alan hanesinin boş olduğu, davalıya ait 2009-2012 yıllarına ait BA formlarının dosyada bulunmadığı, taraf ticari defterleri arasındaki farkın nedeninin tespit edilmediği görülmüştür. Bu haliyle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Taraflar arasındaki ilişkinin büyük oranda karşılıklı mal satışı şeklinde gerçekleştiği ve BA formuyla vergi dairesine bildirilen fatura konusu malların teslim edildiğinin kabulü gerektiği de gözetilerek; eksik olan davalıya ait 2009-2012 yıllarını kapsayan BA ve BS formları getirtilip, tarafların 2009 yılından itibaren uyuşmazlık dönemini kapsayan tüm ticari defterlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi suretiyle, dayanak faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturalar konusu malların teslim edilip edilmediği, faturaların vergi dairesine beyan edilip edilmediği hususlarında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Fatura konusu mal/hizmetin teslimine ilişkin ispat yükünün davacı satıcıda olduğu ve bu hususu netleştirmeyen, taraf defterleri arasındaki farkın nedenini açıklamayan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli sayılamayacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali ispat yükü cari hesap ticari defter bilirkişi raporu BA/BS formu irsaliyeli fatura

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1432

KARAR NO 2021/1782

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/03/2019

NUMARASI 2017/249 Esas - 2019/248 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/12/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe haksız yere itiraz ettiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin faturalara dayandığını, müvekkilin davalıdan icra takibine konu edilen 120.507,76-TL asıl alacak ve 6.863,99-TL faiz alacağının mevcut olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini ispatlaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla borç bulunduğu kabul edilse dahi borcun muaccel olmadığını, ayrıca borçlunun temerrüdü için de alacaklının ihtarda bulunması gerektiğini, bu nedenle faiz istemi yerinde olmadığı gibi likit bir alacaktan söz edilemeyeceğinden icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını, davacının takipte kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; her ne kadar davacı ticari kayıtlarında davalıdan 116.507,76-TL alacaklı görünse de, davalının da kendi defterlerinde davacıdan 100.008,22-TL alacaklı göründüğü, davacının 2009 yılı faturalarını ibraz edemediği, 2010 yılından 250 adet, 2011 yılından yaklaşık 165 adet, 2012 yılınan yaklaşık 60 adet, 2013 yılından yaklaşık 65 adet irsaliyeli faturada mal teslimini kanıtlar teslim alan imzasının yer almadığı, davalı yan faturalarından 27.002,31-TL'lik faturada davacının teslim alma imzasına rağmen bu faturanın davacı yanca kayıtlara alınmadığı,davalı ile ilgisi bulunmayan ... adına düzenlenen faturanın davalıyı borçlandıracak şekilde kaydedildiği, irsaliyeli ve teslim imzalı faturalar dikkate alındığında davalının alacaklı olduğu, BA /BS formlarında da uyumsuzluk olduğu, davacının neticeten davalıya mal teslimini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; bilirkişi tarafından davalının 2009 yılına ait ticari defterlerinin incelenmediğini, 2009-2016 yılları arası fatura dökümleri yapılması gerekirken tutarların toplanmasıyla yetinildiğini, kök rapora itirazları üzerine alınan ek raporda da ticari defterler üzerinde yeniden inceleme yapılmadan kök raporun tekrar edildiğini, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması taleplerinin de reddedildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davalı, faturalar konusu malların teslim edildiğini ve buna bağlı olarak da borcu inkâr etmektedir. Bu durumda faturalarda yazılı malların davalıya teslim edildiğini ve faturaların da bu akdi ilişki nedeni ile düzenlendiğini ispat yükü davacıya aittir. Somut olayda, taraflar arasındaki ilişkinin karşılıklı mal satışı şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.Tarafların ticari defterlerinde yaptırılan inceleme sonucunda bilirkişi tarafından;

davacının 2009 yılından devreden alacak bakiyesi ile davalının borç bakiyesi arasında 97.091,34-TL fark bulunduğu, davacının 2009 yılı faturalarını ibraz edemediği, 2010 yılından yaklaşık 250 adet, 2011 yılından yaklaşık 165 adet, 2012 yılından yaklaşık 60 adet, 2013 yılından ise yaklaşık 65 adet irsaliyeli faturanın büyük bir bölümünde teslim alan hanesinin boş olduğu, davalıya ait 2009-2012 yıllarına ait BA formlarının dosyada bulunmadığı, takip tarihi itibariyle taraf ticari defterleri arasındaki fark 216.515,98-TL olup davacının davalıya 194.242,56-TL borçlu olduğu hususları tespit edilmiş olup,kayıtlar arasındaki hesap farkının neden kaynaklandığı tespit edilmediğinden bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.

Bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin büyük oranda karşılıklı mal satışı şeklinde gerçekleştiği dikkate alınarak, BA formuyla vergi dairesine bildirilen fatura konusu malların teslim edildiğinin kabulünün gerektiği de gözetilerek; eksik olan davalıya ait 2009-2012 yıllarını kapsayan BA ve BS formları da getirtilerek, tarafların 2009 yılından itibaren uyuşmazlık dönemini kapsayan tüm ticari defterlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi suretiyle, dayanak faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturalar konusu malların teslim edilip edilmediği, tüm BA formları incelenerek faturaların vergi dairesine beyan edilip edilmediği hususlarında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.

Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/249 Esas - 2019/248 Karar sayılı 25/03/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Davacı tarafça yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/12/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/233647 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.