6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Donatan sıfatı yoksa gemi malikinin işletme borcundan sorumluluğu yoktur

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1442 E. 2022/256 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Gemi Alacaklısı/Donatan Sorumluluğu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Gemiye ilişkin bir hizmetten/işten kaynaklanan borç için gemi malikinin (donatanın) sorumlu tutulabilmesi, borcun doğduğu dönemde geminin fiilen o malik tarafından işletilmesine bağlıdır; gemi kiraya verilmiş ve işletme kiracıya geçmişse, malik sözleşmenin tarafı olmadığından ve donatan sıfatını haiz bulunmadığından, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği bu borçtan şahsen sorumlu tutulamaz. Alacağın deniz alacağı niteliğinde olması, ancak ihtiyati haciz aşamasında gözetilecek bir husus olup, gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan (TTK 1320) olmadıkça malikin gemisi üzerinde ayni sorumluluğunu da doğurmaz.

Ele alınan sorunlar

Davacının (gemi malikinin) takip konusu borçtan sorumlu olup olmadığı - donatan sıfatının belirlenmesi → kabul

İddia: Davacı, ... gemisi donatanı olduğunu, gemiyi dava dışı kiracıya kiraya verdiğini, faturalarda belirtilen hizmetlerin kendi gemisi tarafından alınmadığını, kiracının başka bir gemiye aldığı hizmeti kendisi için alınmış gibi gösterdiğini, dolayısıyla borçlu olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 1061(1)-(2) uyarınca donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikidir; kendisi malik olmayıp gemiyi işleten kişi de üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan sayılır. TTK 1122(1) uyarınca kiracı, geminin işletilmesinden doğan istemleri karşılamakla yükümlüdür. Faturaların düzenlendiği dönemlerde geminin davacı tarafından işletilmediği, kira sözleşmesi kapsamında dava dışı kiracı tarafından işletildiği sabittir. Davacı gemi malikinin bu dönemde donatan sıfatı bulunmadığından, işletmeden kaynaklanan borçtan sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sorumlu tutulması mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin, hizmetin geminin denize/yola elverişliliğine ilişkin olması nedeniyle malikin sorumlu olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ödeme emrinin tebliğ edildiği kişinin (acente iddiası) davacının acentesi olup olmadığı → kabul

İddia: Davacı, ödeme emrini tebellüğ eden kişinin/şirketin kendi acentesi olmadığını, kiracı ile acente arasında organik bağ bulunduğunu, bu nedenle takibin usulsüz şekilde kesinleştiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargılama sürecinde, tebligat yapılan şirketin davacının acentesi olduğu ispatlanamamıştır. Söz konusu şirket ile kiracı firmanın aynı adreste faaliyette bulundukları, davalının faturaları kiracı firma adına düzenlediği ve akdi ilişkiye de kiracı ile girdiği, satım akdinin tarafının kiracı olduğu anlaşılmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın deniz alacağı niteliğinde olmasının gemi malikinin ayni/şahsi sorumluluğuna etkisi → kabul

Gerekçe: HMT-S100 SVDR sisteminin kurulmasından kaynaklanan alacak TTK 1352(ı) uyarınca deniz alacağı niteliğindedir; ancak bir alacağın deniz alacağı niteliğinde olması sadece takip kesinleşmeden önce ihtiyati haciz aşamasında gözönünde bulundurulacak bir husustur. TTK 1320'de gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar sayılmış olup, fatura konusu iş gemi alacaklısı hakkı vermemektedir. Gemi malikinin, geminin işletilmesinden doğan alacaklardan ancak gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar nedeniyle ayni yükümlülüğü bulunur; malik ancak bu tür alacaklar nedeniyle gemisine el atılmasına katlanmak zorundadır. Somut olayda gemi işletme müteahhidi tarafından yaptırılan işten kaynaklanan borç nedeniyle davacının şahsi sorumluluğu bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davacı, davalının İİK 72/5 maddesi uyarınca alacağın %40'ından az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Dosya kapsamına göre davalı haksız ise de kötüniyeti ispatlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Gemi kiraya verilmiş olduğunda, kiralama döneminde işletmeden kaynaklanan borçlardan malikin (donatan sıfatı bulunmadığından) sorumlu tutulamayacağı ve deniz alacağı niteliğinin tek başına gemi alacaklısı hakkı doğurmayacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
donatan gemi kira sözleşmesi acente sözleşmelerin nispiliği ilkesi deniz alacağı gemi alacaklısı hakkı menfi tespit kötüniyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1061(1)TTK 1061(2)TTK 1122(1)TTK 1352(ı)TTK 1320 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1442

KARAR NO 2022/256

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/04/2019

NUMARASI 2015/505 Esas 2019/192 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/02/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... gemisi donatanı olduğunu, içlerinde ... gemisinin de bulunduğu gemilerin bir kısmını dava dışı ... Ltd'ye kiraya verdiğini, dava dışı kiracının kira akdine ve ticari teamüllere aykırı bir şekilde davrandığını, bu nedenle kira sözleşmesinin feshedildiğini, davalı şirket tarafından 07/08/2015 tarihinde 11.809,06-USD cari hesap alacağı bulunduğundan bahisle icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin ... isimli kişiye tebliğ edildiğini, tebellüğ eden acentenin kötü niyetli olarak müvekkilini zarara uğratmak kastıyla süresi içerisinde ödeme emrine ve borca itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine neden olduğunu, ... gemisi üzerinde haciz ve seferden men kararı uygulandığını, faturalarda belirtilen mal ve hizmetlerin müvekkilinin mülkiyetinde bulunan ...

gemisi tarafından alınmadığını, hizmetlerin alındığına dair gemi kaptanı tarafından düzenlenmiş imzalı ve kaşeli belgenin dosyaya sunulmadığını, cari hesaba ilişkin olarak mail yazışması bile yapılmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; icra takibine ve davaya konu alacağın ... isimli firmasının ... isimli gemisine verilen mal ve hizmetlerden doğduğunu, borçlunun geminin maliki ve donatanı olduğunu, ... Tic. Ltd. Şti'nin ... gemisinin acentesi olduğunu, mal ve hizmet alımına aracılık ettiğini, acenteye karşı başlatılan icra takibinin usulüne uygun olduğunu, davacı borçlunun kiraya verdiği gemileri henüz alacaklılar harekete geçmeden Türkiye dışına çıkardığını, Türkiye'de bulunna ... gemisinin borçlunun Türkiye'de bulunan tek gemisi olduğunu, davacı şirketin uluslararası bir denizcilik firması olduğunu, kiracısı ile düştüğü ihtilafı bahane ederek küçük ölçekli bir firma olan alacaklı müvekkiline borcu ödememek maksadı ile hareket ettiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, icra takibinin dayanağını oluşturan faturalardaki hizmetin ... gemisinde gemide hiç bulunmayan S-VDR sisteminin donatımının yapıldığı, bu sistemin SOLAS 749 gereği 01 Temmuz 2007 tarihinden sonra 3000 GRT üzeri mevcut yük gemilerinin, 01.07.2010 tarihinden geç olmamak üzere, ilk havuz sörveyinde VDR veya S-VDR ile donatılması gerektiği, uyuşmazlığa konu geminin equasis kayıtlarından anlaşıldığı üzere 3000 GRT'nin üzerinde olduğu, SOLAS'ın Deniz İdare Hukuku bakımından emredici düzenleme getirdiği, dolayısıyla mevzuat gereği bu sistemin kurulmasının zorunlu olduğu, bu sistemin TTK m. 932 f, 1 anlamında geminin genel donatımına ilişkin esas kısımlarından birini teşkil ettiği, kira sözleşmesinin kuruluşunda bu sistemin gemide yer almadığı, bu sistemin gemi bakımından bütünleyici parça olduğu, bu sistemin kurulması sorumluluğunun geminin malikine ait olması gerektiği, bu sistemin hiç bulunmamasının geminin TTK m.

932 f.1 anlamında denize elverişliliğine etki ettiği, gemi kira sözleşmesi uyarınca geminin teslimi anında gemiyi denize elverişli teslim etme borcunun geminin sicile kayıtlı malikinde olduğu, dolayısıyla bu hizmetten sicile kayıtlı malikin sorumlu olması gerektiği, iş teslim belgelerinde yer alan kaşe ve imzaların söz konusu hizmetlerin alınmış olduğunu gösterdiği, davacı taraf kendilerine herhangi bir hizmet verilmediğini, hizmetin ... firmasına verildiğini, fatura muhatabının ... firması olduğunu, somut olayda ...'nin acente sıfatının sabit olmadığını ileri sürmüş ise de, davalının proforma faturalarına ... "..." care of ... Ltd. kaydını koyarak aslında bu hizmeti gemi maliki adına vermeyi teklif ettiği, proforma faturalarda hizmetin verildiği gemi adının yer aldığı, davalı her ne kadar faturaların proforma fatura olması ve kendilerine tebliğ edilmemesi nedeniyle hizmetin verildiğini kanıtlar bir belge olmadığını ileri sürse de iş teslim belgelerindeki kaşe ve imzalar ile hizmetin verildiğinin teyit edildiği, geminin denize ve yola elverişliliği için yapılan hizmetleri kiracı ...

firması almış olmakla birlikte söz konusu işlerin gemilerin denize ve yola elverişliliği için yapıldığı, bu nedenle bu işler için düzenlenen fatura bedelinden donatanın da sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili ... şirketinin “...” IMO numaralı ... gemisinin donatanı olup, aralarında ... IMO numaralı ... gemisinin de bulunduğu gemilerin bir kısmını dava dışı ... Ltd'ye kiraya verdiğini, geminin teknik ve ticari yönetiminin bu şirkette olduğu dönemde gemilere aldığı hizmetlerin kötüniyetli bir şekilde ... ismi ile faturalandırılmasını sağladığını, bu şaibeli durumun, iptali talep edilen takibin ödeme emrinin tebliğinin ardından ... şirketinin itiraz etmeyerek takibi kesinleştirmesi ile ortaya çıktığını, böylelikle ... Ltd Şti tarafından ... gemisinin almadığı, kendisinin başka bir gemi için aldığı hizmeti müvekkili şirket için alınmış gibi gösterdiğini, bahse konu hizmetin 2013 yılında verildiğinin belirtilmesine rağmen müvekkili ile hiç bir şekilde irtibata geçilmediğini, davalının iddiasına dayanak olarak gösterdiği proforma faturaların ispata yönelik bir belge olmadığını, proforma fatura dışında dosyaya hizmet için düzenlenmiş fatura sunulmadığını, ...

şirketinin müvekkilinin acentesi olmadığını, kiracı ... ile acente ... arasında organik bağ bulunduğunu, kiracı ... şirketinin vergisel avantajlar nedeniyle yurt dışındaki offshore şirketi üzerinden faaliyet gösterdiğini, aslında bu şirketin faaliyet merkezinin Türkiye olduğunu, dava dışı ... şirketi ile bu şirketin aynı adreste bulunduğunu, ayrıca ... şirketinin internet sitesinde acentesi olarak ... şirketinin gösterildiğini, ... ile ... şirketlerinin adreslerinin aynı olduğunu, bununla birlikte yaptıkları araştırma sonucunda “... ” isimli şahsın her iki şirketin ortağı ve yöneticisi olduğunun öğrenildiğini, dolayısıyla bu şirketlerin müvekkilin yabancı oluşu ve Türkiye piyasasına hakim olamayışını fırsat bilerek muvazaalı sözleşmelerle müvekkilini zarara uğratmaya çalıştıklarını belirterek kararın kaldırılarak takibin iptaline, davalının İİK 72/5 maddesi uyarınca alacağın %40'ından az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, gemi malikine karşı gemiye verilen elektrik malzemeleri satışı nedeniyle kesinleşen takip nedeniyle boçlu olmadığının tesbitine ilişkindir.Davacı tarafça, ... isimli geminin dava dışı ... çıplak kira sözleşmesiyle kiralandığı, sözleşmeye aykırılık nedeniyle kira sözleşmesinin feshedildiği, kiracının ... gemisine kurdurduğunu belirttiği HMT-S100 SVDR sisteminin bedelini kendisine ait olan ve dava dışı firmaya kiraya verdiği Chalna gemisine fatura ettirildiğini ileri sürmektedir. İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında; davalı alacaklı tarafından, 07/08/2015 tarihinde ... İMO numaralı ... gemisi donatanı ...'ye izafeten ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine; davacı-borçlunun maliki ve donatanı bulunduğu;

... gemisine kurulduğu iddia edilen HMT-S100 SVDR sistemine ait faturalar nedeniyle deniz alacağı doğduğu; 02/08/2013 tarihli 1.350-USD tutarlı, 20/02/2013 tarihli 9.000-USD tutarlı faturalardan kaynaklanan 10.350-USD alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıdan tahsili talep edilmiş, süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle takip kesinleşmiştir. 29/11/2011 tarihli ''...'' kodlu gemi kiralama sözleşmesi ile ... isimli kuru yük gemisinin maliki ... tarafından ... Ltd. (...) şirketine kiraya verildiği, 6 aylık dönemlere binaen 4 defa uzatıldığı, dolayısıyla 29/11/2011- 29/05/2012, 29/05/2012- 29/11/2012, 29/11/2012- 29/05/2013, 29/05/2013- 29/11/2013 tarihleri arasında olmak üzere kiralandığı belirlenmektedir.TTK.nın 1061(1).

Maddesine göre; "Donatan gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. (2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla bir istemde bulunan kişiyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da kötüniyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten engelleyemez."Yine, TTK'nın 1122(1)maddesinde ,"Kiracı üçüncü kişilerin geminin işletilmesinden dolayı kiraya verene karşı yöneltecekleri tüm istemleri karşılamak yükümlülüğü altındadır." denilmektedir.Somut olayda; davalı alacaklı tarafından, davacı hakkında ilamsız takip (genel haciz yoluyla) takip başlatılmış, takipte taraf olarak davacı gösterilmekle birlikte davacıya izafeten acentesi sıfatıyla ...

Tic.Ltd.Şti'ye ödeme emri tebliğ edilmiştir. Esasen başlatılan takipte, Chalna gemisine kurulan sistemin davacıdan tahsili talep edilmekte ise de; davacının bu bedelden sorumlu tutulabilmesi için sözleşmenin tarafı olması gerekmektedir. İlk derece mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değildir. Yargılama sürecinde ...'nin davacının acentesi olduğu ispatlanamamıştır. ... ve acentenin aynı adresde faaliyette bulundukları, davalının faturaları Sail Trade adına düzenlediği ve akdi ilişkiye de ... ile girdiği satım akdinin diğer tarafının ... olduğu anlaşılmaktadır. Faturaların düzenlendiği dönemlerde gemilerin davacı tarafından işletilmediği sabit olmakla davacı gemi malikinin donatan sıfatı bulunmadığı halde borçtan sorumlu tutulması sözleşmelerin nispiliği ilkesine aykırı olmuştur.Mahkemece gerekçede gemide kurulan sistemin geminin yüke ve yola elverişliliği için yapıldığı belirtilmiştir.

Bu niteliği itibariyle HMT-S100 SVDR sisteminin kurulmasından kaynaklanan alacak TTK nun 1352(ı)maddesi uyarınca deniz alacağı niteliğindedir. Ancak bir alacağın deniz alacağı niteliğinde olması sadece takip kesinleşmeden evvel ihtiyati haciz aşamasında gözönünde bulundurulacak bir husustur. TTK'nın 1320. maddesinde gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar sayılmış olup, fatura konusu iş gemi alacaklısı hakkı vermemektedir.Gemi malikinin, geminin işletilmesi nedeniyle doğan alacaklardan ancak gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar nedeniyle ayni yükümlülüğü bulunmaktadır. Malik ancak bu alacaklar nedeniyle gemisine el atılmasına katlanmak zorundadır. Buna karşılık somut olayda olduğu üzere gemi işletme müteahhidi tarafından davalıya yaptırılan işten kaynaklanan borç nedeniyle davacının şahsi sorumluluğu bulunmadığı açıktır.

Davalı, alacağını sözleşmenin tarafı olan borçludan isteyecek iken işin gemiye yapıldığından bahisle takibin gemi malikine yönlendirilerek acente sıfatını haiz olmayan şirket aracılığıyla tebligat tamamlanarak takibin kesinleştirildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı takip konusu borçtan sorumlu olmadığını ispat etmiş olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm verilmesine, davanın kabulüne, dosya kapsamına göre davalı haksız ise de kötü niyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2019 Tarih 2015/505 Esas 2019/192 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında davacının davalıya İİK m. 72 hükmü gereğince borçlu olmadığının tespitine,Şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 2.244,98-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 561,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.683,73‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 588,95‬-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 7.900-TL bilirkişi ücreti, 372,50-TL posta gideri olmak üzere toplam 8.272,5‬0-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 5.100-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine"Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 47,43-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

17/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/233380 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.