Bonodaki keşideci imzasının sahteliği - mutlak defi - menfi tespit
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1742 E. 2021/1925 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kambiyo senedine (bono) dayalı takip mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir senette keşideci/borçlu imzasının sahte olduğu grafolojik inceleme ile sabit olduğunda, imza sahteliği senedin hükümsüzlüğüne yönelik mutlak bir defidir ve iyiniyetli hamil dahil her hamile karşı ileri sürülebilir; bu husus bir kez teknik incelemeyle ve destekleyici delillerle (örn. ceza mahkemesi mahkumiyet hükmü) sabit olduğunda, ek bilirkişi incelemesi (yeni heyet veya Adli Tıp Genel Kurulu) yaptırılmasına gerek yoktur.
Ele alınan sorunlar
Bonodaki keşideci imzasının sahte olması nedeniyle menfi tespit talebi → ret
İddia: Davalı banka vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiği halde grafoloji alanında uzman bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması veya Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiği halde bu yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın, hükümsüzlüğe yol açan defilerdir; bunların bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nispi defi sayılacağı, görünüşe itimat (güven), iyiniyet ilkeleriyle kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması ilkesinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir; bu çatışan çıkarların bazı durumlarda yasa yapıcı tarafından özel olarak düzenlendiği görülmektedir. Kanunda açık hükümle düzenlenmeyen durumlarda ise doktrin ve uygulamada 'imzanın sahte olması', 'senet metninde tahrifat yapılmış olması', 'borçlanma ehliyetinin bulunmaması', 'senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması', 'temsil yetkisinin bulunmaması', 'zamanaşımı' gibi defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak defi olarak kabul edilmektedir. Somut olayda mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile takibe konu bonoda davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş, ayrıca davacının müşteki olduğu ceza dosyasında da aynı bono nedeniyle diğer davalı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kesinleşmiştir. Bu durumda keşideci imzasının davacıya ait olmadığı sabit olduğundan başkaca bir araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, bonodaki keşideci imzasının sahte olmasının mutlak defi niteliğinde olup iyiniyetli hamile karşı da ileri sürülebileceği ve bu husus grafolojik inceleme ile sabit olduğunda ek bilirkişi incelemesine gerek bulunmadığı yönündeki değerlendirme, benzer menfi tespit/kambiyo senedi uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ mutlak defi↗ nispi (kişisel) defi↗ kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması↗ iyiniyetli hamil↗ imza sahteliği↗ grafolojik inceleme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/1742
KARAR NO 2021/1925
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/04/2019
NUMARASI 2016/403 Esas - 2019/302 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/12/2021
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... Bankası ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı ...'nin davalı bankaya davacı adına davacının haberi olmadan senet düzenleyerek kredi kullanmak amacıyla verdiğini, bu konuyla ilgili Silivri 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/600 Esas sayılı dosyası ile ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçlaması ile dava açıldığını, açılan davada bilirkişi raporlarında senetteki yazı ve imzaların davacıya ait olmadığının ortaya çıktığını, davalı ...'nin bankaya olan borçlarını ödemediği için davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını,İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasına konu senedin davacı ile hiçbir ilgisi olmaması nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitini, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı .. Bankası ... vekili; davalı bankanın kredi borçlusu diğer davalı ...'nin kredi borcu için ... adet 02/02/2013 vade tarihli, 40.000-TL bedelli senedi borçlunun kredi riskinden mahsubu amacıyla müvekkili bankaya verdiğini, senedin vadesi geldiğinde tahsil edilemediği için protesto edilerek İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, ciro ve teslimle senetteki hakkı iktisap eden müvekkili bankanın bu senede dayanarak takip yapmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, kambiyo senetlerinin asıl borç ilişkisinden mücerret borç doğurduğunu, bu nedenle iyiniyetli hamil durumundaki davalı bankaya karşı ciranta ve keşideci arasındaki olayların sebep gösterilerek dava açılamayacağını belirterek davanın reddine, davacının müvekkili bankaya %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dava konusu bono üzerinde İstanbul ... İhtisas Dairesi'nde yaptırılan imza incelemesi sonucunda dava konusu senettteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasında takibe konu edilen keşidecisi ..., lehdarı ... olan 08/08/2012 tanzim, 02/02/2013 vade tarihli 40.000-TL bedelli bonodan dolayı davacı ...'in borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı ... yönünden iptaline, davacının İİK.75/2 gereğince talep ettiği tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı .. Bankası ... vekili; istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiği halde grafoloji alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten yeniden rapor aldırılması veya Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiği halde mahkemece yeniden inceleme yaptırılmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, çekteki keşideci imzasının sahte olduğu iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defiilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları yasa yapıcı özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin;
TTK. mad. 659/II, 592, TBK. mad. 19/II, 605/II olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK 2013/1746 esas ,2015/896 karar sayılı 4.3.2015 tarihli ilamı ) Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile takibe konu bonoda davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Yine davacının müşteki, davalılardan ...'nin sanık olduğu Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/600 esas 2017/417 karar ayılı dosyasında keşideci imzasının davacıya ait olmadığı anlaşılan bono nedeniyle davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin mahkumiyet hükmü kesinleşmiştir. Bu durumda çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı sabit olduğundan başkaca bir araştırma yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair kararına karşı davalı banka vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmemiş, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... Bankası ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.732,40-TL istinaf karar harcından davalı ... Bankası ... tarafından peşin yatırılan 680,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.051,55-TL harcın davalı ... Bankası ... alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı ... Bankası ... tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 9,90-TL posta masrafının davalı ... Bankası ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/12/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/232364 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi