6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çerçeve genel kredi sözleşmesinde kefilin devam eden sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1757 E. 2022/179 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Maddi ve Manevi Tazminat (Birleşen Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir genel kredi sözleşmesi çerçeve sözleşme niteliğinde, cari hesap şeklinde işleyen süresiz bir sözleşme ise, bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borcunun bir tarihte sıfırlanmış olması kefilin kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; kredi limitinin artırılmasına ilişkin yeni bir belge de bağımsız bir sözleşme sayılmayıp önceki çerçeve sözleşmenin devamı niteliğindedir ve kefil, bu çerçeve sözleşme kapsamında sonradan kullandırılan kredilerden de kefalet limiti dahilinde sorumlu tutulur. Kredi alacağını üçüncü kişiye temlik eden banka, temlik tarihinden sonraki uyuşmazlıklarda pasif husumet yokluğu nedeniyle davadan çıkarılır.

Ele alınan sorunlar

Çerçeve genel kredi sözleşmesinde kefaletin devamlılığı ve limit artırım sözleşmesinin niteliği → ret

İddia: Davacı, murisin kefil olduğu ilk kredi borcunun ödenmesiyle kefalet sorumluluğunun sona erdiğini, daha sonra asıl borçlunun kullandığı farklı kredilerden sorumlu tutulamayacağını, ayrıca borca dayanak gösterilen sözleşmede murisin imzasının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip konusu borcun dayanağı olarak gösterilen Eylül 2007 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, bu sözleşmenin 18/05/2004 tarihli genel kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğu, önceki sözleşmeye bağlı bir limit artırım sözleşmesi olduğu, bağımsız yeni bir sözleşme olmadığı tespit edilmiştir. Genel kredi sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekil ve belirli bir kefalet limitinin gösterilmesi yeterlidir; müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sorumludur. Sözleşmenin 70. maddesinde kefillerin, müşterinin bu sözleşmeden veya başka sözleşmelerden borçlandığı veya borçlanacağı tutarları da üstlendikleri düzenlenmiştir. Davacıların murisinin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi çerçeve sözleşme niteliğinde, cari hesap şeklinde işleyen süresiz bir sözleşme olduğundan, bu sözleşme uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanan borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Dava dışı asıl borçlu ile takip konusu borcun doğduğu tarihten önce yapılan yeni bir genel kredi sözleşmesi bulunmadığından, hesap kat ihtarında belirtilen kredinin de 18/05/2004 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında olduğu ve davacı müteveffanın bu borçtan kefil sıfatıyla sorumlu olduğu kabul edilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temlik eden banka yönünden pasif husumet yokluğu → ret

Gerekçe: Temlik eden banka, söz konusu kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını dava tarihinden önce 29/11/2012 tarihli Alacak Devir Sözleşmesi ile diğer davalıya devrettiğinden, temlik eden banka yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Çerçeve/genel kredi sözleşmesi kapsamında kefilin sorumluluğunun, borcun ara dönemde sıfırlanmasından ve sonradan yapılan limit artırım işlemlerinden etkilenmeyeceğine ilişkin tespit, benzer genel kredi sözleşmesi kefaleti uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
pasif husumet (temlik eden banka yönünden)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası çerçeve (genel kredi) sözleşmesi müşterek borçlu müteselsil kefalet kefalet limiti limit artırım sözleşmesi pasif husumet alacağın temliki hesap kat ihtarı

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 484

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1757

KARAR NO 2022/179

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2019

NUMARASI 2017/400 Esas - 2019/762 Karar

DAVA

Menfi Tespit

BİRLEŞEN İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN

2013/37 E.,2013/209 K. SAYILI DOSYASINDA

DAVA

Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/02/2022

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin ... A.Ş. çalışanlarınca aranarak/mesaj gönderilerek kredi ve kredi kartı borcunu ödemesi yönünde ikazlarda bulunulduğunu, müvekkili ...'ın 4 yıl önce asıl borçlu ...’a ticari kredi çekmesi için kefil olduğunu, 1 yıl sonra kefil olduğu kredi borcunu asıl borçlunun ödeyerek sona erdirdiğini, devamında ise başka şahıslar bulup tekrardan 2 yada 3 kere daha ticari kredi çeken ... isimli şahsın son kredi borcunu ödemekte güçlük çektiğini, ... Bankasının borçlarını ... A.Ş.’ne devrettikten sonra bu şirketin hiçbir hukuki dayanak göstermeden müvekkilini 2. veya 3. kredinin de kefili kabul edip müvekkilinin malları üzerinde haciz uygulamasının doğru olmadığını belirterek müvekkilinin davacı ...‘ın gerek ...

Yönetimine ve gerekse ... Bankasına borcu olmadığının tespitine, ... Bankası Bozdoğan Şube Müdürlüğü'nün müvekkilinin kefil olmamasına rağmen varsayım kefalet ilişkisi kurarak müvekkilinin malları üzerinde uygulamış olduğu haciz ve tedbir işlemlerinin işbu tespit davası sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili ...'ın 4 yıl önce asıl borçlu ...’a ticari kredi çekmesi için kefil olduğunu, 1 yıl sonra kefil olduğu kredi borcunu asıl borçlunun ödeyerek sona erdirdiğini, devamında ise başka şahıslar bulup tekrardan 2 yada 3 kere daha ticari kredi çeken ... isimli şahsın son kredi borcunu ödemekte güçlük çektiğini, ... Bankasının borçlarını ...

A.Ş.’ne devrettikten sonra bu şirketin hiçbir hukuki dayanak göstermeden müvekkilini 2. veya 3. kredinin de kefili kabul edip müvekkilinin malları üzerine haksız haciz uyguladığını, müvekkilinin diğer kredi borçlarıyla hiçbir şekilde alakası bulunmadığını, müvekkilinin yaşadığı şehirde tanınan ve çevresi geniş bir insan olduğunu, başına gelen bu hadise sonrası tüm malvarlığına haciz konmakla birlikte hem şahsi hem de iş konusundaki itibarının zedelendiğini, maddi olarak büyük kayıplara uğradığını beyanla 1.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminatın haksız işlemin yapıldığı ve hacizlerin tatbik edildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle beraber tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili sunduğu ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat taleplerini 311.500-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Asıl davada davalı banka vekili; davacıdan talep edilen alacak ile ilgili işlemlerin 29.11.2012 tarihinde ... A.Ş.’ne devredildiğini, bu nedenle davalı bankanın bu davada taraf olmadığını ve davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka tarafından yapılan işlemin sadece müşterisi ...'a kredi tahsisinden ibaret olduğunu, dava dışı ... ile davalı bankanın imzaladığı "Nakdi ve Gayri Nakdi kredi sözleşmesinde" davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, anılan sözleşmenin bir çerçeve sözleşmesi olduğunu, bahse konu sözleşmeye dayanarak ...’a kullandırılan kredinin ödenmediğinden, asıl borçlu ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davacı ve diğer kefillere borçların ödenmesi için ...

Noterliği'nin 27.05.2009 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen borç ödenmediğinden tüm borçlular (ve davacı) aleyhine, Denizli ...İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, davacı ...'ın Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin sözleşme limitinin arttırmasına dair sayfasını müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin 70. Maddesi gereğince davacının sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davanın öncelikle ile pasif husumet yokluğu nedeni usulden reddine, aksi halde davalı bankanın işlemlerinin yasa ve iyi niyet kurallarına uygun olduğundan hukuki dayanaktan yoksun davacı talebinin esas yönünden reddine karar verilmesini talep edilmiştir.

Asıl davada davalı ... A.Ş. vekili; Dava dışı borçlu ... ile ... Bankası A.Ş. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi gereği, Banka tarafından ...’a kredi kullandırıldığını, davacı ...’ın ... nolu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini ve Banka tarafından ... Noterliğinin 27.05.2009 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Davacı ...'a ve diğer borçlulara ihtarname keşide edildiğini, davacının ihtarnameye hiçbir itirazı olmadığını, borç ödenmediğinden davacı borçlu ... ve diğer borçlular aleyhine Denizli ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, alacaklı Banka ...

Bankası A.Ş/nin kredi alacaklarının banka ile yapılan anlaşma sonucu ... A.Ş.'ne devir ve temlik edildiğini, dava dilekçesinde ...'ın davalı ... Bankasından kullandığı kredilere kefil olduğunu, sözleşmede kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu davacının ikrar ettiğini, ancak borcun ... tarafından ödendiğine dair hiçbir belge sunulmadığını, borcun ödenmediğini belirterek dava dilekçesindeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olması sebebi ile davanın reddine, davacı borçlu aleyhine % 40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı banka vekili; davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu işlemle ilgili olarak ...'a ait dosyanın 29.11.2012 tarihinde ...

A.Ş.'ne devredildiğini, müvekkili bankanın şikayet ve davaya konu hususta taraf olmadığını, davanın davacı tarafından muhatap kurum olan ... A.Ş.ne yönetilmesi gerektiğini, müvekkili Bankanın Bozdoğan Şubesi ile ... arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin 70. maddesi gereğince borçtan sorumlu olduğunu, davacı borçlunun talebi üzerine davacı adına kayıtlı taşınmaz ve araçların kaydı üzerinde bulunan hacizlerin kaldırıldığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, bu kabul edilmezse müvekkil banka işlemleri yasa ve iyiniyet kurallarına uygun olduğundan davacı talebinin esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada Davalı ... A.Ş. vekili; davacı yanca müvekkil şirket çalışanlarının kendisini ... Bankası A.Ş.'den temlik alan borcunu ödemesi amacı ile rahatsız ettiği gerekçesi ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, işbu davanın hukuki dayanaktan yoksun olmakla reddi gerektiğini, davacının dava dışı borçlu ...'ın kullanmış olduğu kredi kapsamında müvekkilinin borçlusu olduğunu, dava dışı borçlu ... ile ... Bankası A.Ş. arasında tanzim edilen Genel Kredi Sözleşmesi gereği banka tarafından ...'a kredi kullandırıldığını, davacının bu kredilerden sadece ... nolu kredi kapsamında müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle temlik eden banka tarafından ...

Noterliği'nin 27/05/2009 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı ...'a ve diğer borçlulara ihtarname gönderildiğini, davacının ihtarnameye itirazı olmadığını ve kredi hesabının kat edildiğini, akabinde davacı ve diğer borçlular aleyhine Denizli ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin bahsi geçen temlik işlemi nedeni ile davacıdan alacaklı olduğunu, bahse konu geçen SMS ve görüşmelerde muhatap kişiye rahatsızlık verecek ve suç unsuru oluşturan ifadeler bulunmadığını, davacı yanın tazminat talebine konu maddi ve manevi zararının oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 2014/954 Esas sayılı dosyasında, 24/10/2016 tarih ve 2016/599 K. sayılı ilamı ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın manevi tazminat talebinin kısmen, maddi Tazminat açısından ise tam kabulüne karar verilerek 311.500 TL maddi tazminatının dava tarihinden itibaren borç ödeninceye kadar 3095 sayılı kanunun değişen oranlarda avans faiziyle birlikte birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 2017/120 E-2017/113 K. sayılı kararıyla dava değeri dikkate alınarak heyet halinde görülecek davanın tek hakimle sonuçlandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davacı yargılama esnasında vefat etmiş olup, mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Mahkemece; davaya esas olan alacağın ... Bankası A.Ş. Bozdoğan Şubesinin davadışı ... ile imzaladığı Nakdi ve Gayrinakdi Genel Kredi Sözleşmesine dayandığı, davacıların murisi ...'ın sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını dava tarihinden önce 29/11/2012 tarihli Alacak Devir Sözleşmesi ile diğer davalı ... A.Ş.'ne (Ünvan değişikliği öncesi ... A.Ş.) devrettiği, dava dilekçesinde de bu hususun belirtildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada, davalı ... Bankası A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında 30/12/2004 tarihli genel kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığı, davacıların murisinin bu sözleşmeye 18.05.2004 tarihinde 26.000-TL ve 14.000-TL limit ile kefil olduğu, sözleşme limitinin artırılmasının yeni bir sözleşme anlamında olmadığı, davacıların murisinin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinin, çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu, bu sözleşme uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanan borcun bir tarihte sıfırlanmış olmasının kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ayrıca çerçeve sözleşme kapsamında değişik isimler altında kredi kullandırılmasının, kullandırılan kredilerin ayrı bir sözleşme ile kullandırıldığı anlamına gelmeyeceği, bu durumda çerçeve sözleşme kapsamında kullandırılan krediden kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sorumlu olduğu, davacıların murisinin kefalet limiti toplam 40.000-TL olup, davacının kefaleti, Denizli ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibindeki borç miktarı dahilinde olduğu, davacıların murisi ...'tan icra takibinde talep edilen miktarın 14.000-TL olduğu, bu nedenlerle davacıların menfi tespit ve tazminat davalarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bahse konu genel kredi sözleşmesinin kefil sıfatıyla müteveffa tarafından 18/05/2004 tarihinde imzalandığını, daha sonra bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredi borcunun ödendiğini, bu nedenle müteveffa ...'ın kefalete dayalı sorumluluğunun sona erdiğini, dava dışı asıl borçlunun daha sonra kullandığı krediler nedeniyle oluşan borçlar nedeniyle müteveffanın sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca genel kredi sözleşmesi hükümlerinin davalı banka tarafından tek taraflı olarak hazırlandığını ve pazarlık şansının bulunmadığını, bahse konu sözleşme hükümlerinin TBK m.21 uyarınca yazılmamış sayılması gerektiğin, müteveffaya sorumluluğunun mevcut kredi borcu ödenmesinden sonra devam edeceği hususunda bilgilendirme yapılmadığını, ayrıca bahse konu sözleşme hükmünün gabin teşkil ettiğini ve bu kapsamda hükümsüz olduğunu, icra takip talebinde alacağın Eylül 2007, model ...

numaralı Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi'ne dayandırıldığını, ... tarafından 2007 ve 2008 yıllarında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde müteveffanın imzasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffaya haciz uygulanması nedeniyle ... Bankası tarafından zirai işlere yönelik olarak uygulanan faizsiz banka kredisinden yararlanamadığını, maddi ve manevi zarara uğradığını beyanlar kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti; birleşen dava ise maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı ...'ın asıl borçlusu olduğu 2004 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşme kapsamında kullanılan kredi borcunun ödendiğini, böylelikle genel kredi sözleşmesi nedeniyle kefalet sorumluluğunun ortadan kalkmasına rağmen daha sonra başka genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredilerden sorumlu tutulamayacağını belirterek asıl davada borçlu olmadığının tespiti; birleşen davada ise alacaklı tarafça uygulanan haciz nedeniyle meydana gelen maddi zararın tazmini talebinde bulunmuştur. Dava dışı asıl borçlu ... ile davalı temlik eden banka arasında 18/05/2004 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesinde müteveffa davacı 26.000-TL ve 14.000-TL limitlerle müteselsil kefil olarak yer almaktadır.

Davalı temlik eden banka tarafından dava dışı asıl borçlu ve kefillerle birlikte müteveffa davacı yönünden 14.000-TL ile sınırlı olmak üzere icra takibi başlatılmış olup davacı müteveffa tarafından süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle icra takibi kesinleşmiştir. Takip talebinin incelenmesinde, takip konusu borcun dayanağı olarak "Eylül 2007 tarih model ... nolu GNGN Kredi sözleşmesi" gösterilmiştir. Temlik eden davalı banka tarafından gönderilen 27/05/2009 tarihli ihtarnamede de borcun dayanağı olarak Eylül 2007 tarih model ... nolu GKS gösterilmiş olup ayrıca bu sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle ... sayılı aylık taksit ödemeli kredi hesabından kaynaklanan ana para ve feriler de dahil olmak üzere toplam 44.700-TL borcun muaccel hale geldiği bildirilmiştir.

Borcun dayanağı olarak Eylül 2007 tarih model ... nolu genel kredi sözleşmesinin incelenmesinde ise bu sözleşmenin 18/05/2004 tarihli genel kredi sözleşmesinin devamı olduğu anlaşılmaktadır. 18/05/2004 tarihli GKS 121.500-TL limitli olup, bu miktardan itibaren artışlar borca dayanak gösterilen sözleşmede devam etmektedir. Bu nedenle borcun dayanağı olarak gösterilen Eylül 2007 tarihli sözleşmenin 18/05/2004 tarihli genel kredi sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme olmadığını, önceki sözleşmeye bağlı limit artırım sözleşmesi niteliğinde olduğunu kabul etmek gerekir. Genel kredi sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için;

yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Somut olayda kefaletin geçerlilik şartları mevcut olup, 18/05/2004 tarihli sözleşmenin 70. Maddesinde sözleşmede imzası bulunan kefillerin, müşterinin bu sözleşmeden veya başka sözleşmelerden ... borçlandığı veya borçlanacağı tutarları kefil olarak üstlenecekleri düzenlenmiştir. Kaldı ki takip talebinde atıf yapılan sözleşme metni limit artırımına ilişkin sözleşme metnidir. Limit artırılması yeni bir sözleşme anlamında olmayıp, kredi borçlusunun kredi limitinin yükseltilmesine ilişkindir.Davacıların murisinin imzası bulunan genel kredi sözleşmesi, çerçeve sözleşme niteliğinde, cari hesap şeklinde işleyen, süresiz bir sözleşme olup, bu sözleşme uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanan borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz (Yargıtay 19.HD.nin 01.02.2016 tarih ve 2015/15236 E.,2016/1232 K.).

Dava dışı asıl borçlu ile takip konusu borcun doğduğu tarihten önce yapılan yeni bir genel kredi sözleşmesi de bulunmamaktadır. Dava dışı asıl borçlu ile temlik eden banka arasında 18/05/2004 tarihinden daha sonra imzalanan yeni bir genel kredi çerçeve sözleşmesi bulunmadığından hesap kat ihtarında belirtilen 3010-56981 sayılı aylık taksit ödemeli krediyi 18/05/2004 tarihli GKS kapsamında olduğunu ve davacı müteveffanın bu borçtan dolayı kefil sıfatıyla sorumluluğunu kabul etmek gerekeceğinden mahkemece davalı ... yönetimi şirketi yönünden asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temlik eden banka sözkonusu kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını dava tarihinden önce 29/11/2012 tarihli Alacak Devir Sözleşmesi ile diğer davalı ...

A.Ş.'ne (Ünvan değişikliği öncesi ... A.Ş.) devrettiğinden temlik eden banka yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava yönünden alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacılar tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran asıl ve birleşen dava davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 67,60-TL posta giderinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/232075 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

1. inceleme

Diğer usuli işlemgeri_cevirme

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2435 E. 2023/4941 K. · Diğer usuli işlem

Sözleşme asılları dosyada olmadığından dosyanın geri çevrilmesi

Gerekçe özeti

Hükme dayanak belgelerin asılları mahkeme kasasında tutulup dava dosyası içine konulmamışsa dosya temyiz incelemesine elverişli biçimde tekemmül etmemiş sayılır; bu hâlde esasa girilmeden, belgelerin dosyaya konularak eksikliğin giderilmesi için dosya hükmü veren İlk Derece Mahkemesine geri çevrilir.

Emsal değeri

Temyiz incelemesi yapılabilmesi için hükme esas belgelerin asıllarının dava dosyası içinde bulunması gerektiği, mahkeme kasasında tutulan belgeler nedeniyle dosyanın geri çevrileceği yönünden usuli emsal değeri taşır.

Kavramlar: dosyanın tekemmülü geri çevirme temyiz ön incelemesi delil asılları

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/2435 E.  ,  2023/4941 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1757 Esas, 2022/179 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/400 E., 2019/762 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit, maddi ve manevi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Mahkemece verilen ara karar uyarınca davalı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili tarafından iki adet genel nakti ve gayrinakti kredi sözleşmesi ile bir adet bankacılık hizmet sözleşmesinin ibraz edildiği, sunulan bu belgelerin Mahkeme kasasına alındığı, dosya içinde bulunmadığı görülmüştür.

Bu itibarla davalı Banka vekili tarafından sunulan her iki kredi sözleşmesi, bankacılık sözleşmesi ve limit artırım sözleşmeleri asıllarının Mahkeme kasasından alınıp dava dosyası içine konularak sözü geçen eksiklik giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,

13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

2. inceleme

Diğer usuli işlemtemyiz_ret_miktar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6501 E. 2023/7586 K. · Diğer usuli işlem

Çerçeve kredi sözleşmesinde kefaletin sonraki kredilerde sürmesi

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesi çerçeve sözleşme niteliğindeyse, kefilin sorumluluğu bu çerçeve kapsamında kullandırılan tüm kredileri, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarıyla sınırlı olarak kapsar; sözleşme limitinin artırılması ya da kredinin değişik isimler altında kullandırılması ayrı bir sözleşme sayılmaz ve borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefaleti sona erdirmez. Kredi alacağını dava tarihinden önce devreden banka, o alacağa ilişkin menfi tespit ve tazminat davasında pasif husumet ehliyetini yitirir. Temyize konu miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa esasa girilmeden temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilir.

Emsal değeri

Çerçeve genel kredi sözleşmesinde kefaletin, borcun bir kez sıfırlanmasına veya limit artırımına rağmen kefalet limiti dâhilinde devam ettiği ve alacağını devreden bankaya karşı pasif husumetin bulunmadığı yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: çerçeve kredi sözleşmesi müşterek borçlu ve müteselsil kefil kefalet limiti alacağın devri (temlik) pasif husumet temyiz kesinlik sınırı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/6501 E.  ,  2023/7586 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1757 Esas, 2022/179 Karar

DAVACILAR ... mirasçıları;

1....

2....

3.... vekilleri Avukat ...

DAVALILAR 1.... Bankası A.Ş. vekili Avukat ... ...

2.LBT Varlık Yönetim A.Ş. (Birleşme ile Dünya Varlık A.Ş. (Hayat Varlık Yönetim A.Ş.)) vekili Avukat ... ... ...

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/37 E. sayılı dosyasında

DAVACILAR ... mirasçıları;

1....

2....

3.... vekilleri Avukat ...

DAVALILAR 1.... Bankası A.Ş. vekili Avukat ... Erdoğdu

2.LBT Varlık Yönetim A.Ş. (Birleşme ile Hayat Varlık Yönetim A.Ş.) vekili Avukat ... ... ...

DAVA TARİHİ 08.02.2013

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/400 E., 2019/762 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit, maddi ve manevi tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.09.2023 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat ... ... ile asıl ve birleşen davada davalılar İş Bankası A.Ş. vekili Avukat ... ile davalı ...Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre asıl davada talep olunan ve temyize konu edilen miktar 45.008,10 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Birleşen dava yönünden ise kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

1.Davacılar vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin LBT Varlık Yönetim A.Ş. çalışanlarınca aranarak/mesaj gönderilerek kredi ve kredi kartı borcunu ödemesi yönünde ikazlarda bulunulduğunu, müvekkili ...'ın 4 yıl önce asıl borçlu ... ...’a ticari kredi çekmesi için kefil olduğunu, 1 yıl sonra kefil olduğu kredi borcunu asıl borçlunun ödeyerek sona erdirdiğini, devamında ise başka şahıslar bulup tekrardan 2 yada 3 kere daha ticari kredi çeken ... ... isimli şahsın son kredi borcunu ödemekte güçlük çektiğini, İş Bankasının borçlarını LBT Varlık Yönetim A.Ş.’ne devrettikten sonra bu şirketin hiçbir hukuki dayanak göstermeden müvekkilini 2 nci veya 3 üncü kredinin de kefili kabul ...

müvekkilinin malları üzerinde haciz uygulamasının doğru olmadığını belirterek müvekkilinin davacı ..."ın gerek LBT Varlık Yönetimine ve gerekse İş Bankasına borcu olmadığının tespitine, İş Bankası Bozdoğan Şube Müdürlüğü'nün müvekkilinin kefil olmamasına rağmen varsayım kefalet ilişkisi kurarak müvekkilinin malları üzerinde uygulamış olduğu haciz ve tedbir işlemlerinin iş bu tespit davası sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacılar vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın 4 yıl önce asıl borçlu ... ...’a ticari kredi çekmesi için kefil olduğunu, 1 yıl sonra kefil olduğu kredi borcunu asıl borçlunun ödeyerek sona erdirdiğini, devamında ise başka şahıslar bulup tekrardan 2 yada 3 kere daha ticari kredi çeken ... ... isimli şahsın son kredi borcunu ödemekte güçlük çektiğini, İş Bankasının borçlarını LBT Varlık Yönetim A.Ş.’ne devrettikten sonra bu şirketin hiçbir hukuki dayanak göstermeden müvekkilini 2 nci veya 3 üncü kredinin de kefili kabul ... müvekkilinin malları üzerine haksız haciz uyguladığını, müvekkilinin diğer kredi borçlarıyla hiçbir şekilde alakası bulunmadığını, müvekkilinin yaşadığı şehirde tanınan ve çevresi geniş bir insan olduğunu, başına gelen bu hadise sonrası tüm malvarlığına haciz konmakla birlikte hem şahsi hem de iş konusundaki itibarının zedelendiğini, maddi olarak büyük kayıplara uğradığını beyanla 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız işlemin yapıldığı ve hacizlerin tatbik edildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle beraber tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

3.Davacı vekili sunduğu ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 311.500,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı banka vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacıdan talep edilen alacak ile ilgili işlemlerin 29.11.2012 tarihinde LBT Varlık Yönetim A.Ş.’ne devredildiğini, bu nedenle davalı bankanın bu davada taraf olmadığını ve davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili banka tarafından yapılan işlemin sadece müşterisi ... ...'a kredi tahsisinden ibaret olduğunu, dava dışı ... ... ile davalı bankanın imzaladığı "Nakdi ve Gayri Nakdi kredi sözleşmesinde" davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, anılan sözleşmenin bir çerçeve sözleşmesi olduğunu, bahse konu sözleşmeye dayanarak ... ...’a kullandırılan kredinin ödenmediğinden, asıl borçlu ve müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davacı ve diğer kefillere borçların ödenmesi için Bozdoğan Noterliği'nin 27.05.2009 tarih 1463 yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen borç ödenmediğinden tüm borçlular (ve davacı) aleyhine, Denizli 5.

İcra Dairesi'nin 2009/7334 E. sayılı dosyası ile haciz yolu ile icra takibi yapıldığını, davacı ...'ın Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin sözleşme limitinin arttırmasına dair sayfasını müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin 70 ... maddesi gereğince davacının sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davanın öncelikle ile pasif husumet yokluğu nedeni usulden reddine, aksi halde davalı bankanın işlemlerinin yasa ve iyi niyet kurallarına uygun olduğundan hukuki dayanaktan yoksun davacı talebinin esas yönünden reddine karar verilmesini talep edilmiştir.

2.Davalı LBT Varlık Yönetim A.Ş. vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; dava dışı borçlu ... ... ile T. İş Bankası A.Ş. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi gereği, banka tarafından ... ...’a kredi kullandırıldığını, davacı ...’ın 56981 nolu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini ve banka tarafından Bozdoğan Noterliğinin 27.05.2009 tarih ve 1463 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Davacı ...'a ve diğer borçlulara ihtarname keşide edildiğini, davacının ihtarnameye hiçbir itirazı olmadığını, borç ödenmediğinden davacı borçlu ... ve diğer borçlular aleyhine Denizli 5. İcra Dairesi'nin 2009/7334 E.

sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, alacaklı […] İş Bankası A.Ş. 'nin kredi alacaklarının banka ile yapılan anlaşma sonucu LBT Varlık Yönetim A.Ş.'ne devir ve temlik edildiğini, dava dilekçesinde ... ...'ın davalı İş Bankasından kullandığı kredilere kefil olduğunu, sözleşmede kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu davacının ikrar ettiğini, ancak borcun ... ... tarafından ödendiğine dair hiçbir belge sunulmadığını, borcun ödenmediğini belirterek dava dilekçesindeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olması sebebi ile davanın reddine, davacı borçlu aleyhine % 40’ ... az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davalı banka vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu işlemle ilgili olarak ... ...'a ait dosyanın 29.11.2012 tarihinde LBT Varlık yönetim A.Ş.'ne devredildiğini, müvekkili bankanın şikayet ve davaya konu hususta taraf olmadığını, davanın davacı tarafından muhatap kurum olan LBT Varlık Yönetim A.Ş.' ne yönetilmesi gerektiğini, müvekkili bankanın Bozdoğan Şubesi ile ... ... arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşmenin 70 ... maddesi gereğince borçtan sorumlu olduğunu, davacı borçlunun talebi üzerine davacı adına kayıtlı taşınmaz ve araçların kaydı üzerinde bulunan hacizlerin kaldırıldığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, bu kabul edilmezse müvekkil banka işlemleri yasa ve iyiniyet kurallarına uygun olduğundan davacı talebinin esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4.Davalı LBT Varlık Yönetim A.Ş. vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; davacı yanca müvekkil şirket çalışanlarının kendisini ... Bankası A.Ş.'den temlik ... borcunu ödemesi amacı ile rahatsız ettiği gerekçesi ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, iş bu davanın hukuki dayanaktan yoksun olmakla reddi gerektiğini, davacının dava dışı borçlu ... ...'ın kullanmış olduğu kredi kapsamında müvekkilinin borçlusu olduğunu, dava dışı borçlu ... ... ile ... Bankası A.Ş. arasında tanzim edilen Genel Kredi Sözleşmesi gereği banka tarafından ... ...'a kredi kullandırıldığını, davacının bu kredilerden sadece 56981 nolu kredi kapsamında müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle temlik eden banka tarafından Bozdoğan Noterliği'nin 27.05.2009 tarih 1463 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı ...'a ve diğer borçlulara ihtarname gönderildiğini, davacının ihtarnameye itirazı olmadığını ve kredi hesabının kat edildiğini, akabinde davacı ve diğer borçlular aleyhine Denizli 5.

İcra Dairesi'nin 2009/7334 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin bahsi geçen temlik işlemi nedeni ile davacıdan alacaklı olduğunu, bahse konu geçen SMS ve görüşmelerde muhatap kişiye rahatsızlık verecek ve suç unsuru oluşturan ifadeler bulunmadığını, davacı yanın tazminat talebine konu maddi ve manevi zararının oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya esas olan alacağın ... Bankası A.Ş. Bozdoğan Şubesinin davadışı ... ... ile imzaladığı Nakdi ve Gayrinakdi Genel Kredi Sözleşmesine dayandığı, davacıların murisi ...'ın sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını dava tarihinden önce 29.11.2012 tarihli Alacak Devir Sözleşmesi ile diğer davalı Hayat Varlık Yönetim A.Ş.'ne (Ünvan değişikliği öncesi LBT Varlık Yönetim A.Ş.) devrettiği, dava dilekçesinde de bu hususun belirtildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada, davalı T.İş Bankası A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında 30.12.2004 tarihli genel kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığı, davacıların murisinin bu sözleşmeye 18.05.2004 tarihinde 26.000 TL ve 14.000 TL limit ile kefil olduğu, sözleşme limitinin artırılmasının ... bir sözleşme anlamında olmadığı, davacıların murisinin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinin, çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu, bu sözleşme uyarınca kullandırılan krediden kaynaklanan borcun bir tarihte sıfırlanmış olmasının kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ayrıca çerçeve sözleşme kapsamında değişik isimler altında kredi kullandırılmasının, kullandırılan kredilerin ayrı bir sözleşme ile kullandırıldığı anlamına gelmeyeceği, bu durumda çerçeve sözleşme kapsamında kullandırılan krediden kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sorumlu olduğu, davacıların murisinin kefalet limiti toplam 40.000 TL olup, davacının kefaleti, Denizli 5.İcra Dairesi'nin 2009/7334 E.

sayılı icra takibindeki borç miktarı dahilinde olduğu, davacıların murisi ...'... icra takibinde talep edilen miktarın 14.000 TL olduğu, bu nedenlerle davacıların menfi tespit ve tazminat davalarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı Hayat Varlık Yönetim A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bahse konu genel kredi sözleşmesinin kefil sıfatıyla müteveffa tarafından 18.05.2004 tarihinde imzalandığını, daha sonra bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan kredi borcunun ödendiğini, bu nedenle müteveffa ...'ın kefalete dayalı sorumluluğunun sona erdiğini, dava dışı asıl borçlunun daha sonra kullandığı krediler nedeniyle oluşan borçlar nedeniyle müteveffanın sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca genel kredi sözleşmesi hükümlerinin davalı banka tarafından ... taraflı olarak hazırlandığını ve pazarlık şansının bulunmadığını, bahse konu sözleşme hükümlerinin 6098 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi uyarınca yazılmamış sayılması gerektiğin, müteveffaya sorumluluğunun mevcut kredi borcu ödenmesinden sonra devam edeceği hususunda bilgilendirme yapılmadığını, ayrıca bahse konu sözleşme hükmünün gabin teşkil ettiğini ve bu kapsamda hükümsüz olduğunu, icra takip talebinde alacağın Eylül 2007, model 20-2 numaralı Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi'ne dayandırıldığını, ...

... tarafından 2007 ve 2008 yıllarında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde müteveffanın imzasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffaya haciz uygulanması nedeniyle TC ... Bankası tarafından zirai işlere yönelik olarak uygulanan faizsiz banka kredisinden yararlanamadığını, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını sitemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti; birleşen dava ise maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Asıl davada temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Birleşen davada ise; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı İş Bankası ve davalı ...Ş.'ye verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İnceleme seyri: Diğer usuli işlem → Diğer usuli işlem

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.