6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İnançlı işlemle limited şirket hissesinin devri ve ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2286 E. 2022/296 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket hissesinin inançlı işlemle devredildiği iddiasında, inanç sözleşmesinin geçerliliği için özel bir şekil şartı aranmaz; sözleşme yazılı yapılmışsa bu ispat şartını karşılar ve TTK 595'teki hisse devri şekil şartı inançlı işlemin ispatına engel değildir. Yazılı delil yoksa delil başlangıcı niteliğindeki belgelerle veya ikrar/yemin gibi kesin delillerle de inançlı işlem ispatlanabilir; taraflar arasındaki fiili ilişki, ticari faaliyetin birlikte sürdürülmesi ve hukuki durumu netleştirmek amacıyla düzenlenen belgenin içeriği tereddüde yer bırakmıyorsa, hissedarlık iddiası ispatlanmış sayılır.

Ele alınan sorunlar

20.03.2018 tarihli belgenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilip edilemeyeceği → ret

İddia: Davalılar vekili, belgenin inanç sözleşmesi değil taahhütname niteliğinde olduğunu, yeni kurulacak bir şirkete ilişkin olduğunu, davalı şirketle ilgili bir beyan ve taahhüt içermediğini, kuruluştan yaklaşık 3 yıl sonra imzalandığını, pay devri taahhüdü niteliği taşımadığını, amcasının beyanlarının korkutma yoluyla alındığını ve davacıların kendisine borçlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: Türk hukukunda inançlı işlemleri doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü bulunmamakla birlikte, TBK 26'daki sözleşme özgürlüğü ilkesi kapsamında inançlı sözleşmelerin düzenlenebileceği kabul edilmektedir. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasındaki hak ve borçları, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın iade şartlarını belirleyen borçlandırıcı bir muameledir; alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini oluşturur. İnançlı işlemin unsurları (inanç sözleşmesi ve kazandırıcı işlem) özel bir şekle bağlı olmadığından, ispatında da özel bir biçim koşulu aranmaz ve genel hükümler uygulanır. İnançlı işlem nedeniyle hissedarlık iddiasında bulunan tarafın TMK 6 ve HMK 190/1 uyarınca iddiasını ispat etmesi gerekir. İnanç sözleşmesinin yazılı olması geçerlilik şartı değil ispat şartıdır; kazandırıcı işlem resmi şekilde yapılsa dahi inanç sözleşmesinin sadece yazılı olması yeterlidir. Limited şirkette hisse devrinde noter onayı bildirici niteliktedir, kurucu değildir. Yazılı delil bulunmasa bile karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir; yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa ikrar ve yemin gibi kesin delillerle de ispat mümkündür. Somut olayda, davacıların şirketi fiilen kurdukları, hisselerin davalı adına kayıt edilmesinde anlaştıkları, ticari faaliyeti birlikte sürdürdükleri ve tarafların hukuki durumu belirlemek amacıyla imzaladıkları 20.03.2018 tarihli belgenin içeriğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde hisselerin aidiyetini belirlediği, dolayısıyla inançlı işlemin ispatlandığı sonucuna varılmıştır. TTK 595'in hisse devrinin yazılı şekilde yapılıp imzaların noterce onanmasını öngörmesi, inançlı işlemin bu şekilde ispatlanmasına engel oluşturmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket hissesinin inançlı işlemle devrinde, TTK 595'teki yazılı şekil ve noter onayı şartının inançlı işlemin ispatına engel oluşturmadığı ve inanç sözleşmesinin yazılı delil, delil başlangıcı veya kesin delillerle ispatlanabileceği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inançlı işlem inanç sözleşmesi delil başlangıcı hisse devri sözleşme özgürlüğü ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 26 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 6 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 190/1HMK 188HMK 225 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 595

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2286

KARAR NO 2022/296

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/09/2019

NUMARASI 2019/191 Esas - 2019/978 Karar

DAVA

Pay Tespiti, Devri, Tescili (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/02/2022

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin Türkmenistan vatandaşı olduğunu, baba oğul olan davacıların kendi ülkelerinde ticaretle uğraştıklarını, Türkiye ile olan ticari ilişkilerinde fiili olarak davalı şirketi 10/07/2015 tarihinde kurduklarını, daha önce tanıdıkları ... vasıtasıyla akrabası olan davalı ... ile tanıştıklarını, ...'ın tavsiyesi üzerine güvendikleri ... üzerine davalı şirketi kurduklarını, ilerleyen dönemlerde davalı ...'ın güvenlerini sarsıcı eylem ve işlemlerde bulunmaları nedeniyle aralarında 20/03/2018 tarihli "yatırım ve yönetim kararları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin inançlı işlem kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu, bu nedenlerle müvekkillerinin davalı ile birlikte şirketin eşit oranda hissedarı olduklarını tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili ile davacılar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunun doğru olduğunu, ancak davacıların müvekkilinin yurt dışındaki müşterileri olduğunu, davacı tarafın dayandığı 20/03/2018 tarihli sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu belgenin ... yatırımı kapsamında düzenlendiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren tek ortağının müvekkili ... olduğunu, davacıların hiçbir dönemde şirket ortağı olmadıkları için inanç sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini,yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacıların Türkmenistan vatandaşı olup Türkiye'de yaptıkları ticaret kapsamında 10/07/2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, fiilen kendilerinin de ortağı olduğu dava konusu şirketi davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, taraflar arasındaki mail yazışmaları, şirkete ait taşınmaz ve telefon hattının davacılara tahsis edilmiş olması, davalının şirketle ilgili işlem ve gelişmelerden düzenli olarak davacı tarafı bilgilendirmesi hep birlikte değerlendirildiğinde davacıların fiili olarak davalıyla birlikte şirketi kurdukları ve yönetimini sürdürdükleri, fiili durumu hukuki duruma dönüştürmek amacıyla 20/03/2018 tarihli belgeyi imzalamak suretiyle davacıların da davalı şirkette eşit oranda hissedar olduklarının kabul ve beyan edildiği, söz konusu belgenin inanç sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davacılar tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili; dosyaya sunulan inançlı işlem sözleşmesi adı altındaki belgenin bir inanç sözleşmesi olarak değil taahhütname olarak kabul edilebileceğini, iş bu taahhütnamede yeni bir şirket kurulacağını, bu şirketin faaliyeti alanı olarak ...'in kurulması ile kurulacak olan yeni şirketin paylarının üçe bölüneceğine karar verildiğini, ilgili belgenin davalı şirket ile ilgili bir beyan ve taahhüt içermediğini, 'Yatırım Yönetim Kararları' adlı belgenin lafzında da açıkça şirketin tek pay sahibi olarak müvekkilinin gözüktüğünü, imzalanan taahhütnamenin ise kuruluştan yaklaşık 3 yıl sonra 20.03.2018 tarihinde imzalandığını, pay devri taahhüdü niteliğine haiz olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki sebebiyle gönderilen tırların davacı tarafın ihmalkarlıkları nedeniyle Trabzon Gümrük Müdürlüğü'nde durdurulduğunu, bu sebeple müvekkiline duydukları husumet ile bu davayı açtıklarını,müvekkilinin amcası ...'ın beyanlarının korkutma yoluyla iradesi dışında temin edildiğini,davacıların müvekkiline 1.735.922,92 TL borcu bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak, davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; hisse devrine dair davacı ... ile davalı şirketin hisselerinin tamamının sahibi olan davalı ... arasında imzalanan 20.03.2018 tarihli inanç sözleşmesi gereğince, davacılar ... ve ...'un, tüm payları davalı ...'a ait olan davalı şirketin 2/3 hissesinin ayrı ayrı 1/3'er pay sahibi olduklarının tespiti ve davacılar adına kaydı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık 20.03.2018 tarihli “Yatırım ve Yönetim Kararları'' başlıklı belgenin şirket hisselerinin aidiyeti konusunda inanç sözleşmesi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasındadır.Türk Hukukunda inançlı işlemleri doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Ancak uygulama ve öğretide, 6098 sayılı TBK’nun 26. maddesinde yer alan “sözleşme özgürlüğü” ilkesi kapsamında inançlı sözleşmelerin düzenlenebileceği kabul edilmektedir.

İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı işlemin ana unsurları, inanç sözleşmesi ve kazandırıcı işlem (hakkın devri işlemi) nasıl özel bir şekle bağlı değilse, inançlı işlemin ispatında da kural olarak özel bir biçim koşulunun aranmaması, inançlı işlemin ispatında genel hükümlerin uygulanması gerekir (Özkaya, E.; İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, 6.

Baskı, sayfa 61). Böyle olunca inançlı işlem nedeniyle hissedarlık iptal, tespit ve tescilini isteyen tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. ve 6100 sayılı HMK’nun (HMK) 190/1. maddesi uyarınca iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, inanç sözleşmesinin yazılı olması koşulu bir geçerlilik şartı olmayıp ispat şartıdır. İnançlı işlemin yazılı delilini inanç sözleşmesi oluşturmaktadır. Kazandırıcı işlem resmî şekilde yapılsa dahi inanç sözleşmesinin resmi şekilde yapılması gerekli olmayıp sadece yazılı yapılması zorunlu ve yeterlidir. Limited şirkette hisse devri imza ve noter tarafından onayıyla gerçekleşse de onay işlemi resmi işlem olup kurucu değil bildirici niteliktedir.

Davalı limited şirketin hisselerinin inançlı işlemle devrinde, inançlı işlemin yazılı biçimde yapılması gerekli ve yeterli olup, yazılı şeklin bir ispat koşulu olduğunun kabulü de dürüstlük kuralı gereğidir. Uygulamada, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa bile yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanabileceği kabul edilmiştir .(Yargıtay HGKnun 28.12.2005 tarihli ve 2005/14-677 E., 2005/774 K.;

14. 11.2019 tarihli ve 2017/1-1254 E., 2019/1197 K. sayılı kararları). Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m. 225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Varlığı ihtilaf konusu olmayan; '' Yatırım ve Yönetim Kararları'' başlığı altında ''1-Özel Marka 3'e bölüşülecek Bu parçalardan bir tanesi ... adına, bir tanesi ... adına, bir tanesi ... adına olacaktır. Her şey 3 eşit parçaya bölüşülecek.

2- Özel Marka ve Özel Marka bünyesi altında oluşacak her türlü oluşumda (buna yeni şirket kurulumları da dahildir), sistemi kurma, ekip kurma ve yönetme kısmında ... yetkili olacak ve karar alacak. Çok kritik ve yatırım bazında yapılacak kararlar ... ve ... ortak karar alacaklardır.

3 - Şirket merkezinde 26.03.2018 tarihinde ... ve ... tarafından alınan yatırım kararıyla 4 ay içerisinde yeni bir şirket kurulmasına (şirket adına daha sonra karar verilecektir. Bu şirketin faaliyet alanı olarak ... ve Toptan şeklinde çalışmasına ve Depo olarak da kullanılmasına, şireket ait olacak şekilde arsa alınmasına karar verilmiştir.

4- 3. Maddede belirtilen sürede taahhüt edilen oluşumlar gerçekleşmezse, herkes payına düşeni alıp geri çekilecektir.

20. 03.2018 tarihinde ... adresindeki şirket merkezinde bu kararlar ... ve ... tarafından alınmıştır. 2 taraf da bu kararları okumuş incelemiş ve imzaya almışlardır.'' şeklinde düzenlenen belge ile davalı şirketin 2/3 hissenin davacılara ait olduğu adi yazılı belge ile kararlaştırılmıştır. Her ne kadar limited şirkette hisse devrine ilişkin TTK m. 595 ''Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır."denilmekte ise de ,yargılama sürecinde toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacıların 10/07/2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, taraflar arasında hisselerin davalı ... adına kayıt edilmesinde anlaştıkları , inançlı işlemin ispatlandığı,şirket hisselerini davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri,tarafların hukuki durumunu belirlemek amacıyla 20/03/2018 tarihli belgenin imzalandığı davacıların da davalı şirkette eşit oranda hissedar oldukları belgenin içeriğinin tereddüte mahal vermeyecek nitelikte olduğu ve hisselerin aidiyetinin belirlendiği yolunda verilen hükümde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 6.831-TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin yatırılan 3.459,90‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.371,10-TL daha harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Hükümden sonra davacılar gider avansından karşılanan 210,80-TL yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

24/02/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/231846 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2898 E. 2023/6869 K. · Onandı

Sonradan düzenlenen belgeyle inançlı işlemin ispatı

Gerekçe özeti

İnanç sözleşmesinin, konusunu oluşturan işlemden önce veya onunla aynı anda yapılması zorunlu değildir; payların başkası adına tescilinden sonra düzenlenen ve inkâr edilmeyen, payların taraflar arasında eşit bölüneceğini tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya koyan belge inanç sözleşmesi sayılır. Bu belge, yazışmalar, şirket malvarlığının kullanımı ve düzenli bilgilendirme gibi fiili ortaklık göstergeleriyle birlikte değerlendirilerek payların gerçek aidiyeti belirlenir.

Emsal değeri

İnanç sözleşmesinin tescil işleminden sonra da düzenlenebileceği ve sonradan düzenlenen belgeyle şirket paylarının gerçek aidiyetinin ispat edilebileceği yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: inançlı işlem inanç sözleşmesi pay aidiyetinin tespiti ispat

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/2898 E.  ,  2023/6869 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2286 Esas, 2022/296 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/191 E.,2019/978 K.

Taraflar arasındaki hisse tespiti, tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Türkmenistan vatandaşı olduğunu, baba oğul olan davacıların kendi ülkelerinde ticaretle uğraştıklarını, Türkiye ile olan ticari ilişkilerinde fiili olarak davalı şirketi 10.07.2015 tarihinde kurduklarını, daha önce tanıdıkları ... vasıtasıyla akrabası olan davalı ... ile tanıştıklarını, ...'ın tavsiyesi üzerine güvendikleri ... üzerine davalı şirketi kurduklarını, ilerleyen dönemlerde davalı ...'ın güvenlerini sarsıcı eylem ve işlemlerde bulunmaları nedeniyle aralarında 20.03.2018 tarihli "yatırım ve yönetim kararları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin inançlı işlem kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek müvekkillerine ait 2/3 (%66,666) şirket hissesinin tespiti ile davalı ...'a ait şirket hissesinin bu oranda iptali ile müvekkiller adına pay defterine kaydedilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkillerinin hissesine isabet eden alacağın davalı ...'tan tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde;müvekkili ile davacılar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunun doğru olduğunu, ancak davacıların müvekkilinin yurt dışındaki müşterileri olduğunu, davacı tarafın dayandığı 20.03.2018 tarihli sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu belgenin ... Market yatırımı kapsamında düzenlendiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren tek ortağının müvekkili ... olduğunu, davacıların hiçbir dönemde şirket ortağı olmadıkları için inanç sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı taraf, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 20.03.2018 tarihli belgenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiş ise de; sözleşmenin içeriğinde açıkça davalı şirketin üçe bölüneceği ve eşit oranda davacılar ile davalının hissedar olduğunun belirtildiği, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre inanç sözleşmesinin işlem tarihinden önce veya aynı anda yapılması gibi bir zorunluluğun bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafından imzalanan belgeye göre davalı şirketin hissedarlarının davacılar ile davalı ...'ın olduğu ve sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiğinin mahkemelerince değerlendirildiği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacıların Türkmenistan vatandaşı olup Türkiye'de yapmış oldukları ticaret kapsamında 10.07.2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, fiilen kendilerinin de ortağı olduğu dava konusu şirketi davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, taraflar arasındaki mail yazışmaları, şirkete ait taşınmaz ve telefon hattının davacılara tahsis edilmiş olması, davalının şirketle ilgili işlem ve gelişmelerden düzenli olarak davacı tarafı bilgilendirmesi hep birlikte değerlendirildiğinde davacıların fiili olarak davalıyla birlikte şirketi kurdukları ve yönetimini sürdürdükleri, fiili durumu hukuki duruma dönüştürmek amacıyla 20.03.2018 tarihli belgeyi imzalamak suretiyle davacıların da davalı şirkette eşit oranda hissedar olduklarının kabul ve beyan edildiği, söz konusu belgenin inanç sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacılar tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ...'nin ortaklarının eşit hissede olmak üzere davacılar ...

(1/3), ... (1/3) ve ... olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya inançlı işlem sözleşmesi olduğu iddia edilerek sunulan belgenin inanç sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu belgenin ancak bir taahhütname olarak kabul edilebileceğini, işbu taahhütnamede yeni bir şirket kurulması ve bu şirketin faaliyet alanı olarak ... Market'in kurulması ile kurulacak olan yeni şirketin paylarının üçe bölüneceğine karar verildiğini, ilgili belgenin ... Marka İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile ilgili bir beyan ve taahhüt içermediğini, ''Yatırım ve Yönetim Kararları'' başlıklı metinin, kanunda belirlenen pay devri taahhüdü niteliğini haiz olmadığından, davacı tarafın soyut iddialar ileri sürdüğü haksız davanın reddinin gerektiğini, davacıların davayı açmaktaki temel sebepleri aralarındaki ilişki sebebi ile gönderilen tırların kendi ihmalkarlıkları nedeniyle Trabzon Gümrük Müdürlüğü'nde durdurulmuş olması üzerine yaşanan olaylar olduğunu, bu olay sebebi ile müvekkile duydukları husumet ile bu davayı açtıklarını, davacıların delil olarak dosyaya sundukları müvekkilin amcası ...'ın beyanlarının korkutma yoluyla iradesi dışında temin edildiğini, davacıların yalnızca müvekkilinin ticaret yaptığı kişiler olup müvekkile olan borçlarını ödememek için asıl iddialarda bulunduklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların 10.07.2015 tarihinde davalı şirketi kurdukları, taraflar arasında hisselerin davalı ... adına kayıt edilmesinde anlaştıkları, inançlı işlemin ispatlandığı,şirket hisselerini davalının adına tescil ettirip ticari faaliyetlerini sürdürdükleri,tarafların hukuki durumunu belirlemek amacıyla 20.03.2018 tarihli belgenin imzalandığı davacıların da davalı şirkette eşit oranda hissedar oldukları belgenin içeriğinin tereddüte mahal vermeyecek nitelikte olduğu ve hisselerin aidiyetinin belirlendiği yolunda verilen hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek, davaya dayanak olarak sunulan belgenin inanç sözleşmesi kapsamında kabul edilemeyeceğini, yalnızca bir taahhütname olabileceğini, davacıların huzurdaki davayı ikame etmiş olmasının yalnızca taraflar arasındaki husumetten kaynaklandığını, davacıların yalnızca müvekkilin ticaret yaptığı kişiler olup müvekkile olan borçlarını ödememek için asılsız iddialarda bulunduğunu, hem yerel İlk Derece Mahkemesince hem de Bölge Adliye Mahkemesince tanık ve delillerinin değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 20.03.2018 tarihli “Yatırım ve Yönetim Kararları'' başlıklı belgenin şirket hisselerinin aidiyeti konusunda inanç sözleşmesi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına göre davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.