6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kambiyo senedinin borç ikrarı niteliği ve bedelsizlik iddiasının ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1862 E. 2022/854 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Menfi tespit davasında, davalının elinde bulunan kambiyo senedi borç ikrarı niteliğinde kabul edilir; senedin bedelsiz veya temelsiz olduğunu ileri süren davacı bu iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır. Bu husus yemin deliline dayanılarak da ispatlanamaz; çünkü ileri sürülen olgu (tefecilik/faizle borç verme gibi) suç teşkil ediyorsa TBK 158. madde uyarınca bu konuda yemin teklif edilemez. Dosya kapsamındaki deliller (tarafların beyanları, ceza dosyası tespitleri, protokoller, ihtarname) senedin bir borca karşılık verildiğini gösteriyorsa, bedelsizlik iddiası ispatlanamamış sayılır ve menfi tespit talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Kambiyo senedinin bedelsiz/temelsiz olduğu iddiasının ispatı → ret

İddia: Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı kişiye teslim edilmek üzere verdiği bononun davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurularak takibe konulduğunu, taraflar arasında ticari alışveriş ve kambiyo ilişkisinin hukuki temelini oluşturan bir sebep bulunmadığını, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinde senedin teminat senedi olduğunu kabul ettiğini, mahkemece bu kabulün dikkate alınmadığını, ilaç tesliminin araştırılmadığını, ilgili fatura ve banka kayıtlarının incelenmediğini, tefecilik suçuna ilişkin ceza dosyasının sonucu beklenmeden karar verildiğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını ve dosya ile ilgisi olmayan başka bir ceza dosyasının gerekçeye esas alındığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tarafların beyanları, ceza dosyası kapsamı, sunulan protokoller ve davacı tarafından keşide edilen ihtarname içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacının borçları nedeniyle eczanesine ilaç alamaz duruma düştüğü, aylık yüksek tutarda ilaç alımı yaptığı, ecza depolarının peşin satış yaptığından davalıdan aldığı bedellerle eczanesini işlettiği anlaşılmaktadır. Davalının elindeki kambiyo senedi borç ikrarı mahiyetinde olup aksinin yazılı delille ispatı gerekir. Davacı, senedin bedelsiz ve temelsiz olduğunu ileri sürmüş ise de, dosya kapsamındaki deliller ile bu husus ispatlanamamıştır. Davacı yemin deliline dayanmamıştır; dayanmış olsaydı dahi TBK 158. madde gereği suç teşkil eden bir hususta yemin deliline başvurulamayacağından, senedin davacının aldığı borca karşılık verildiğinin kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kambiyo senedinin borç ikrarı niteliğinde kabul edilerek bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispat yükünün davacıya ait olduğu ve ileri sürülen olgunun suç teşkil etmesi halinde yemin deliline başvurulamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer menfi tespit davalarında ispat yükü ve yemin deliline ilişkin bölgesel ikna edici bir örnek oluşturmaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit kambiyo senedi borç ikrarı bedelsizlik iddiası yazılı delille ispat yemin deliline başvuru yasağı (TBK 158)

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 158

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1862

KARAR NO 2022/854

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/06/2019

NUMARASI 2015/101 Esas - 2019/584 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/06/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı tarafından davacı tarafından keşide edilmiş 31.01.2014 tanzim ve 17.02.2014 vade tarihli ve 250.000-USD tutarındaki kambiyo senedine dayalı olarak İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla davacı aleyhine 199.800-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davalı ile müvekkili arasında bir ticari alışveriş olmadığı gibi, söz konusu kambiyo ilişkisinin hukuki temelini oluşturan geçerli bir sebep de bulunmadığını, davalının, davacının ilaç ve diğer tıbbi malzeme satın almakta olduğu ... Ecza Deposunda satış sorumlusu olarak çalışmakta olup davacı ile kişisel bir ticari ilşkisinin bulunmadığını, davacının ödeme güçlüğü içerisinde olduğunu bilen davalı ve davalının arkadaşı olup davacının yanında çalışan ...'ün kardeşi olan ...'ün davacıya mal temin edebileceklerini belirterek bunun karşılığında 500.000-USD tutarında teminat senedi istediklerini, davacının kabulü ile davacıya eczane protokolü imzalatarak iki adet lehdarı, tanzim ve vade tarihleri olmayan senet aldıklarını, ancak müvekkiline mal tedarik edilmediğini, davalının senedin boş kısımlarını doldurarak takibe koyduğunu belirterek, senedin iadesi ile dava açılana kadar ödenen bedelin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili ile davacı arkadaş olup davacının arkadaşlık ilişkilerine dayalı olarak müvekkilinden sürekli borç para aldığını, aldığı bu borçlara dayalı olarak da senet verdiğini, bu paraları ödeyemediği için son çare olarak davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, mali olarak zor durumda olan davacının müvekkilinden aldığı paralarla eczanesinde iş yapabildiğini, tüm ilaç depolarına borçlu olan davacının, müvekkilinin yardımıyla ... Ecza Deposundan mal aldığını, davacının iddia ettiği hususları yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinden borç alıp protokole bağlayan davacının, müvekkilinin yaptığı ilk takibe itiraz etmeden borcunu ödediğini, davaya konu takipte de borcun önemli kısmını itirazsız ödediğini, davacı ile dava dışı ...'ün eczaneye ortak olduklarını öğrenen müvekkilinin, parasını alamama kaygısıyla bu işe ortak olmayı kabul ederek alacakları karşılığında davacıdan bono aldığını ve eczaneye sermaye olarak para yatırmaya devam ettiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı, davalı ile arasında herhangi bir alacak ilişkisinin mevcut bulunmadığını, kandırılarak elinden alınan senedin lehdar kısmına davalının kendi ismini yazarak senedi icra takibine koyduğunu iddia etmiş ise de, bu iddianın kanıtlanamadığı, İstanbul 23 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/199 esas sayılı dosyasında da kambiyo senedinden kaynaklanan borcun bulunup bulunmadığının kanıtlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; müvekkili tarafından dava dışı ...'e teslim edilmek üzere davalıya verilen bononun davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurularak takibe konulduğunu, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari alışveriş ve kambiyo ilişkisinin hukuki temelini oluşturan bir sebep bulunmadığını, müvekkilinin protokolü ... ile imzaladığını, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinde dava konusu senedin teminat senedi olduğunu kabul ettiğini, mahkemece davalının bu kabulü dikkate alınmadan, ilaç tesliminin sağlanıp sağlanmadığı araştırılmadan, ilgili fatura ve banka kayıtları ispat edilmeden karar verildiğini, davalının İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/436 esas sayılı dosyasında müvekkili tarafından yapılan şikayet üzerine tefecilik suçundan sanık olarak yargılandığını, ancak mahkemece bu dosyanın sonucu beklenmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesinin de hatalı olduğunu, davalı delili olarak gösterilen İstanbul 23.

Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/199 esas sayılı dosyasının dosya ile ilgisinin bulunmadığını, dava konusu olay ile bağlantısı olmayan dosyaların gerekçeli karara konu edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı; davalının, davacının ilaç ve diğer tıbbi malzeme satın aldığı ... Ecza Deposunda satış sorulusu olarak çalıştığını, ... Ecza Deposuna ödeme yapamadığını, bunun üzerine deponun kendisine vadeli mal vermeyi durdurduğunu, işyerinin çalışmaz hale geldiğini, ...'ün, davacıya depodan mal temin edeceklerini, bunun karşılığında 500.000-USD bedelli teminat senedi istediklerini, protokolde senetlerin teminat senetleri olduğunun yazılı olduğunu, ecza deposundan mal tedarik edemediği gibi, senedin boş kısımları doldurularak icraya konulup takibin kesinleştiğini, kambiyo taahhüdünün temelinde geçerli bir sebep bulunmadığını, alacağın talep edilmesi sebepsiz zenginleşmeye yol açacağından, davacının kambiyo taahhüdünü yerine getirme zorunluluğu olmadığını, kandırılarak elinden alınan senedin, arada hukuki ilişki bulunmadığından davalının sebepsiz yere zenginleşmesine neden olacağını ileri sürerek, menfi tespit isteminde bulunmuştur.

Davalı ise; tarafların 12 yıldır arkadaş olduğunu, ilişkileri nedeniyle davacının müvekkilinden sürekli borç para aldığını, aldığı borçlara karşılık senet verdiğini, davacının ilaç depolarına olan borçlarının ödemeyerek sürekli borç para aldığını, sürekli icra takibine uğradığı, bu derece borçlanarak icra takibine uğrayan davacıya yardım ettiğini, davacının faaliyetine bu şekilde devam ettiğini, ... Ecza Deposundan mal verilmesini sağladığını, buraya da borçlarını ödemeyen davacının borçlarının ipotek karşılığı yapılandırıldığını, davacının bu yapılandırma karşılığı senet verildiği iddiasının asılsız olduğunu, davacının senedin bedelsiz olduğunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davacının parasını dolandırıcılara kaptırması nedeniyle endişeye düşen müvekkilinin, bu gelişmelerden haberdar olduktan sonra kaygılandığını ve senet aldığını, ecza depolarına olan borçları sebebiyle müvekkilinden devamlı borç alan davacının, aldığı paralarla işini idare ettirerek eczanesini çalıştırdığını, davacının ...'ü eczanesine ortak edeceği beyanı üzerine, ...'la görüşerek parasını kurtarmak isteyen müvekkilinin, ...'ın ortak olma teklifini kabul ederek alacakları karşılığında davacıdan bono aldığını, eczaneye para yatırmaya devam ettiğini, hiç bir zaman çalıştığı ecza deposunu kallanmadığını savunmuştur.

Davacı tarafından sunulan, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan işletmecilik protokolünde; eczanenin finansmanının ... tarafından karşılanacağı, davacıya da eczanede çalışması karşılığında maaş verileceği, davacı tarafından toplam 500.000-USD bedelli iki adet senet verileceği yazılıdır. Davacının şikayeti üzerine, İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/436 esas sayılı dosyasında açılan kamu davasında davalının, aylık 5.000-TL faiz karşılığı 95.000-TL borç para verdiği, aldığı 25.000-TL ve 27.000-TL borç için 25.000-TL faiz ödediğini beyan ettiği, bilirkişi raporunda 2012, 2013 yıllarında davacının ... Ecza Deposundan devamlı mal aldığı, ecza deposuna bakiye bulunmadığı, 15.02.2013 tarihinde davalı tarafından banka aracılığıyla 69.000-TL davacıya borç para gönderildiği (borç kaydı ile), davacının da borç iadesi olarak 17.800-TL ödeme yaptığının tespit edildiği, maaşı ile mütenasip olmayacak şekilde,davalının akrabalık bağı olmayan birine borç verilmesinin olağan bir durum olmadığının kanaat olarak belirtildiği gerekçesiyle, davalı hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, dosyanın henüz istinaf aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı 03.04.2015 tarihli ifadesinde ise; davalıya 95.000-TL borç verdiğini, daha sonra 40.000-TL verdiğini, sonra ... ile birlikte eczaneyi protokol ile devir alarak davacıyı maaşlı olarak çalıştırmaya başladığını, eczaneyi fiilen işleten ...'e verdiği paralar nedeniyle, bonoların ilaç teslim edilmesi, satılması dolayısıyla teminat olarak alındığını beyan etmiştir. Davacı vekili ... Ecza Deposuna keşide ettiği 21.01.2015 tarihli ihtarnamesi ile "müvekkilini depoları ile çalışmaya teşvik eden ...'nın vadeli mal vereceğini söyleyerek müvekkilinden 250.000-USD teminat senedi aldığı, ancak 1.400.000-USD gayrımenkul ipotek teminatı olduğu halde vadeli mal verilmediği, tam tersine çalışanı ...'dan faizle para almaya yönlendirildiği ve bunların sonunda elinden teminat olarak alınan 250.000-USD bedelli senedin icraya konularak SGK alacaklarına haciz konulduğu, firmaya olan 675.000-TL borcun 2015 Nisan ayında SGK hakedişlerine konulan haczin kalkması ile ödenebileceği" bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre tarafların beyanları, ceza dosyası kapsamı, sunulan protokoller, yazılan ihtar içeriği bir arada değerlendirildiğinde; davacının borçları nedeniyle eczanesine ilaç alamaz duruma düştüğü, davacının kendi beyanına göre aylık 90.000-TL tutarında ilaç alımı yaptığı, ecza depoları peşin satış yaptığından davacının davalıdan aldığı bedellerle eczanesini işlettiği, davacının bütün beyanlarının bu şekilde olduğu, davalının elindeki kambiyo senedinin borç ikrarı mahiyetinde olduğu, aksinin yazılı delille ispatının gerektiği, davacı, eldeki senedin bedelsiz temelsiz olduğunu ileri sürmüş ise de, dosya kapsamı deliller ile bu hususun ispatlanamadığı, davacının yemin deliline dayanmadığı, dayanmış olsa dahi TBK'nın 158.

maddesi gereği suç teşkil ettiğinden yemin deliline başvurulamayacağı anlaşılmakla, senedin davacının aldığı borca karşılık verildiğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; bedelsiz olduğu usulünce kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından sarf edilen giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 31,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

06/06/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/230776 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5417 E. 2023/7404 K. · Bozuldu

Senedin avans/teminat olduğunda ispat yükü senet hamilindedir

Gerekçe özeti

Bonodan kaynaklı menfi tespit davasında, senedi elinde bulunduranın ceza soruşturmasındaki beyanı da birlikte değerlendirildiğinde taraflar senedin belirli bir edimin (mal temininin) sağlanması için avans/teminat olarak verildiği noktasında mutabık kalmışlarsa, senedin karşılığının yerine getirildiğini — yani senet karşılığında mal teslim edildiğini — ispat yükü senedi elinde bulunduran davalıya düşer; bu kabul yapılmadan davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.

Emsal değeri

Senedin verilme sebebinde taraflar mutabık kaldığında ispat yükünün senedi elinde bulunduran alacaklıya geçtiği yönündeki bozma gerekçesi bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: menfi tespit bono teminat senedi avans ispat yükü ceza soruşturmasındaki beyan

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/5417 E.  ,  2023/7404 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1862 Esas, 2022/854 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/101 E., 2019/584 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.12.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava dışı ecza deposunda satış elemanı olarak çalıştığı sırada mal verilebilmesi için müvekkilinden teminat senedi istendiğini, müvekkiline eczane işletme protokolü imzalatıldığını, protokolde de senetlerin teminat senedi olduğunun yazılı olduğunu, kendisine mal verilmediği gibi senetlerin doldurularak takibe konu edildiğini ileri sürerek takibe konu senedin iadesini ve yapılan ödemelerin istirdatını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalıya borç para verdiğini, durumun prokolle sabit olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı ...'e teslim edilmek üzere davalıya verilen bononun davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurularak takibe konulduğunu, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari alışveriş ve kambiyo ilişkisinin hukuki temelini oluşturan bir sebep bulunmadığını, müvekkilinin protokolü ... ile imzaladığını, davalının soruşturma dosyasındaki ifadesinde dava konusu senedin teminat senedi olduğunu kabul ettiğini, mahkemece davalının bu kabulü dikkate alınmadan, ilaç tesliminin sağlanıp sağlanmadığı araştırılmadan, ilgili fatura ve banka kayıtları ispat edilmeden karar verildiğini, davalının İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/436 E.

sayılı dosyasında müvekkili tarafından yapılan şikayet üzerine tefecilik suçundan sanık olarak yargılandığını, ancak mahkemece bu dosyanın sonucu beklenmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmesinin de hatalı olduğunu, davalı delili olarak gösterilen İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/199 E. sayılı dosyasının dosya ile ilgisinin bulunmadığını, dava konusu olay ile bağlantısı olmayan dosyaların gerekçeli karara konu edilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının borçları nedeniyle eczanesine ilaç alamaz duruma düştüğü, davacının kendi beyanına göre aylık 90.000,00 TL tutarında ilaç alımı yaptığı, ecza depoları peşin satış yaptığından davacının davalıdan aldığı bedellerle eczanesini işlettiği, davacının bütün beyanlarının bu şekilde olduğu, davalının elindeki kambiyo senedinin borç ikrarı mahiyetinde olduğu, aksinin yazılı delille ispatının gerektiği, davacı tarafça elindeki senedin bedelsiz temelsiz olduğu ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamı deliller ile bu hususun ispatlanamadığı, davacının yemin deliline dayanmadığı, dayanmış olsa dahi 6098 sayılı Kanun'un 158 inci maddesi gereği suç teşkil ettiğinden yemin deliline başvurulamayacağı, senedin davacının aldığı borca karşılık verildiğinin kabulü gerektiği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci madde.

3. Değerlendirme

1. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının Galenos Ecza Deposunda satış sorumlusu olarak çalıştığını, müvekkilinin ödeme güçlüğü içerisinde olduğunu bilen davalı ve davalının arkadaşı olup müvekkilinin yanında çalışan ...'ün kardeşi olan ...'ün müvekkiline mal temin edebileceklerini belirterek bunun karşılığında 500.000,00 USD tutarında iki adet teminat senedi istediklerini, ancak mal teslimi yapılmadığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine 250.000,00 USD'lik senede dayalı olarak icra takibi başlatıldığını ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili yanıt dilekçesinde müvekkilinin davacıya borç para verdiğini ve nakden kaydı bulunan bononun bu sebeple alındığını savunmuş ise de; davalı soruşturma aşamasında alınan beyanında ecza deposu müdürü olduğunu beyan eden davalı, kendisine 250.000,00 USD'lik senet borcunun doğuş sebebinin sorulması üzerine de ''ilaç teslim edilmesi, satılması dolayısıyla teminat olarak alınmıştır'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Bu itibarla, tarafların dava konusu senedin davacıya mal temininin sağlanması için avans olarak davalıya verildiği noktasında mutabık kaldıkları ve bu senet karşılığında davacıya mal teslim edildiğini ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilerek bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.