6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İcra takibine dayanak sözleşmenin eksik/hatalı sunulması ile kefilin borçtan sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2207 E. 2022/522 K. ·

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

İcra takibine dayanak belgelerin eksik veya hatalı sunulmuş olması, itirazın iptali/menfi tespit davasının reddini gerektirmez; bu durum borçlunun icra hukuku çerçevesinde şikayet yoluna başvurarak ödeme emrinin iptalini isteme hakkını doğurur. Ayrıca, kefilin takip dayanağı belgede kefalet imzasının bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açması halinde, mahkemece dosyaya sunulan diğer delillerle (banka kayıtları, sözleşmeler) kefilin fiilen müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduğu tespit edilir ve borcun miktarına itiraz edilmemişse dava reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Takip dayanağı belgelerin eksik/hatalı sunulmasının menfi tespit davasına etkisi → tartışılmadı

İddia: Davacı vekili, hükme esas alınan sözleşmenin icra dosyasına dayanak olarak gösterilen belgeler arasında yer almadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip dayanağı belgelerin icra dosyasına eksik ve hatalı sunulduğu anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davaları icra takip dosyasına sıkı sıkıya bağlı bir dava olmakla birlikte, takip dayanağı belgelerin sunulmaması veya eksik sunulması itirazın iptali davasının reddi sonucunu doğurmaz; bu husus borçlu tarafından yapılacak şikayet üzerine ödeme emrinin iptali sebebidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının müteselsil kefil sıfatıyla business kart borcundan sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, müvekkilinin 02.11.2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, imzası olmayan bir sözleşmeden dolayı borçlu tutulamayacağını, kefilin genel kredi sözleşmesi limiti dışında kalan borçlardan sorumlu olmayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, takip dayanağı belgede kefalet imzasının bulunmadığı sebebine dayalı dava açmış ise de, ilk derece mahkemesince uyuşmazlık davacının icra dosyasına eklenen sözleşmede imzasının olmadığı ve takibe dayanak esas sözleşmenin takibe eklenmemesi nedeniyle borçtan sorumlu olup olmadığı hususlarında belirlenmiştir. Bankaya yazılan müzekkere cevabı duruşmada okunarak kart borcunun dayanağı olan sözleşmenin davacının kefil sıfatıyla sorumlu olduğu 2010 tarihli sözleşme olduğu belirlenmiş, davacı vekili bilirkişi incelemesi talep etmemiş ve borcun miktarına itirazı olmadığını beyan etmiştir. Davacının müteselsil kefil olduğu 20.05.2010 tarihli sözleşmeden doğan sorumluluğu ile davalının business karta ilişkin alacağının varlığı ve miktarı çekişmesiz olduğundan istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. (BAM'ca yerinde görülen İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İcra takibine dayanak belgelerin eksik/hatalı sunulmasının menfi tespit/itirazın iptali davasının reddi sonucunu doğurmayacağı, bu durumun ancak şikayet yoluyla ödeme emrinin iptali sebebi olabileceği yönündeki tespit bakımından, ve kefilin fiilen sorumlu olduğu sözleşmenin dosyaya sonradan sunulan delillerle ispatlanabileceği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ölçekte ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası müteselsil kefalet genel kredi ve teminat sözleşmesi icra takibi dayanağı belgeler şikayet yoluyla ödeme emrinin iptali itirazın iptali davasının icra dosyasına bağlılığı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA N 2019/2207

KARAR NO 2022/522

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/04/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin dayanağı olarak gösterilen 02/11/2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinde müvekkilinin imzası bulunmadığını, müvekkilinin imzası bulunmayan bir sözleşmeden dolayı borçlu olmasının mümkün olmadığını beyanla davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının menfi tespiti istenen meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere davacının müvekkili banka ile akdedilen sözleşmeye 20/05/2010 tarihinde müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, davacının menfi tespit taleplerinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı tarafından 02.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunmadığından bahisle takip nedeniyle menfi tespit talebinde bulunmuş ve davalı alacaklı tarafından takibe konu kredi kartına dair borcun dayanağı olan sözleşme takibe eklenmemiş ise de; kat ihtarnamesinin icra takibine eklenmesi ve takibe dayanak ihtarnamede kart bilgilerinin açıkça yazması karşısında dava konusu business kart borcunun kaynağı olan davacının 20.05.2010 tarihli genel kredi kefalet sözleşmesi uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı tarafından borcun miktarına,2010 tarihli sözleşmeye itirazının olmaması karşısında davacının takibe konu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; hükme esas alınan sözleşmenin icra dosyasına gösterilen dayanak belgeler arasında yer almadığını, borcun business kart hesabının genel kredi sözleşmesi değil kredi kartı borcu olduğunu, business kart hesabının açıldığı tarihe ve icra dosyasının dayanağı olarak gösterilen belgelere bakıldığında davalı vekilinin iddialarının kabulünün yasal olmadığının görüleceğini, kefilin genel kredi sözleşmesini imzalaması, genel kredi sözleşmesi dışında kalan her türlü borçtan genel kredi sözleşmesi limiti ile sorumlu olmayacağını, bu nedenlerle verilen kararın kaldırılarak tüm taleplerinin kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı vekili tarafından;

02. 11.2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinde müvekkilinin imzasının yer almadığını ,müvekkilinin imzası bulunmayan sözleşmeden sorumlu tutulmasının yasal olarak mümkün olmadığını ,anılan sözleşmede kefilin... olduğu,sözleşmede yer almamasına rağmen hangi gerekçe ile borçlu olarak gösterildiğinin anlaşılamadığı belirtilerek menfi tesbit davası açılmıştır.

İcra ödeme emrinde ; borcun sebebi olarak "kredi taahhütnamesi /sözleşmesi ,ihtarname ,hesap özeti " gösterilmiş ,icra takibi 2.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borca özgülenmemiştir. Takip dayanağı belgeler arasına 2.11.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin sunulduğu ,ancak kat ihtarı ve hesap özetinde borcun tamamının ...22757 numaralı business kart borcu olduğu belirtilmiştir.Bu durumda ; takip dayanağı belgelerin icra dosyasına eksik ve hatalı sunulduğu anlaşılmaktadır.İtirazın iptali davaları icra takip dosyasına sıkı sıkıya bağlı bir davadır.Ancak takip dayanağı belgelerin sunulmaması , eksik sunulması ise itirazın iptali davasının reddi değil ,borçlu tarafından yapılacak şikayet neticesinde ödeme emrinin iptali sebebidir.

Açılan dava üzerine davalı vekili ,cevap dilekçesi ekinde yer alan 7446473 CIF, 194985747308 sözleşme numaralı genel kredi ve teminat sözleşmesi'nden de anlaşılacağı üzere davacının,..Hırdavat şirketi ile akdedilen sözleşmeye 20.05.2010 tarihinde müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını beyan ederek sözleşmeyi mahkemeye ibraz etmiştir.Davacı tarafından takip dayanağı belgede davacının kefalet imzası bulunmadığı sebebine dayalı olarak dava açılmış ise de; ilk derece mahkemesince uyuşmazlık "davaya konu ihtilaf icra takip dosyasına ek olarak sunulan sözleşme de davacının imzası olmadığı, takibe dayanak esas sözleşmenin takibe eklenmemesi nedeniyle davacının borçtan sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.

"şeklinde belirlenmiş,Mahkemece ,bankaya yazılan müzekkere cevabı duruşmada okunarak; kart borcunun dayanağı olan sözleşmenin davacının kefil sıfatıyla sorumlu olduğu 2010 tarihli sözleşme olduğu belirlenerek, davacı vekilinin beyanı alınmış , davacı vekili dosyanın bilirkişiye verilmesi talepleri olmadığı, borcun miktarına bir itirazları olmadığı, dosyanın mevcut hali ile karara çıkarılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle ;davacının müteselsil kefil olduğu 20.05.2010 tarihli sözleşmeden doğan sorumluluğu,davalının business karta ilişkin alacağın varlığı ve miktarı çekişmesiz olduğundan davacı vekilinin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL daha harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından sarf edilen giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/04/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/230398 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.