6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıkta cezai şartın tenkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2390 E. 2022/656 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

İşçinin, işverenin önemli müşteri çevresi veya ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrılıktan sonra rakip işyerinde aynı işi yapmaya başlaması halinde, işverenin somut bir zarara uğramış olması şart olmaksızın önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şartın doğması için yeterlidir. Sözleşmede coğrafi kapsam bakımından belirsizlik bulunsa da, işçinin fiilen aynı coğrafi alanda rakip işte çalışmaya başlaması halinde TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun müdahale ile sözleşme geçerli hale getirilebilir. Öngörülen cezai şart miktarı, tarafların ekonomik durumu, sağlanan menfaat, kusur derecesi ve davranışın ağırlığı dikkate alınarak fahiş bulunursa TBK 182/3 uyarınca hakim tarafından re'sen tenkis edilir; tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve cezai şartın doğması → kabul

İddia: Davalı vekili, iş sözleşmesinin özgür irade ile imzalanmadığını, gabin hükümleri taşıdığını, işçi aleyhine olan hükümlerin yok hükmünde olduğunu ve somut bir zarar bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 444 vd. uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işçinin iş akdinin devamı sırasında işverenin önemli müşteri çevresi veya ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içinde rakip işyerinde çalışmaya başlaması ile önceki işyerinde edindiği bilgileri kullanarak önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin bulunması yeterlidir; işverenin somut bir zarara uğramış olması şart değildir. Sözleşmede coğrafi alan bakımından bir belirsizlik bulunmakla birlikte, davalının ayrıldıktan sonra çalıştığı firma da aynı ilde (İstanbul) faaliyet göstermektedir; bu durumda TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir müdahale yapılarak sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin bölümünün geçerli hale getirilmesi mümkündür. Davalı tarafça ileri sürülen gabin iddiasına yönelik herhangi bir delil sunulmadığından, sözleşmenin bu nedenle geçersiz olduğu kabul edilemez. TBK 444/2 gereğince rekabet yasağı kaydı, hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Davalının davacı iş yerinde operasyon sorumlusu olarak çalışması nedeniyle müşteri portföyüne erişim imkânı bulunduğu ve ayrıldıktan sonra yeni işyerinde aynı işi yaptığı anlaşıldığından, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşıdığı, bu ihtimalin varlığının rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şartın fahiş bulunarak TBK 182/3 uyarınca tenkisi → ret

İddia: Davacı vekili, hükmedilen cezai şartın çok düşük ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 24 aylık brüt ücret tutarının fahiş sayılamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 182/3 uyarınca hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borca aykırı davranış nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak hak, adalet ve nesafet kurallarına göre tayin edilmelidir. İşten ayrıldığında 4.558,60 TL brüt ücret alan davalının 24 aylık brüt ücretine tekabül eden cezai şart isteği fahiş sayılmalıdır; cezai şartın takdiren daha düşük bir tutara indirilmesi hak ve nesafet kurallarına uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tenkis edilen kısım nedeniyle yargılama giderlerinin belirlenmesi → ret

İddia: Davalı vekili, cezai şartın resen tenkis edilmesi nedeniyle müvekkili yararına vekalet ücreti takdir edilmemesinin usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmede öngörülen cezai şarttan mahkemece TBK 182/3 hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargı giderine hükmedilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rekabet yasağı sözleşmesindeki coğrafi kapsam belirsizliğinin, işçinin fiilen çalıştığı ilin sözleşme kapsamındaki illerden biri olması halinde TBK 445/2 uyarınca hakkaniyete uygun müdahale ile aşılabileceği ve zarar ihtimalinin varlığının somut zarar aranmaksızın cezai şartın doğması için yeterli olduğu yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi sır saklama taahhüdü cezai şart tenkis gabin hakkaniyete uygun müdahale

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 444/2TBK 445TBK 445/2TBK 182/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2390

KARAR NO 2022/656

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/07/2019

NUMARASI 2019/220 Esas 2019/865 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/04/2022

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili;müvekkili şirketin demiryolu taşımacılığı biriminde operasyon sorumlusu olarak çalışan davalının prim ödeme gün sayısını doldurduğunu ve emeklilik için yaş şartını bekleyeceğini beyan ederek işinden ayrıldığını, akabinde müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ...g AŞ unvanlı şirkette yine demiryolu taşımacılığı bölümünde operasyon müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının rakip firmada çalışmaya başladıktan sonra müvekkilinin müşterileri ile görüşüp müvekkili tarafından verilen fiyatların altında fiyat vermek suretiyle müvekkilinin müşterilerinin rakip firma ile çalışmaya başlamasını sağladığını,daha önce müvekkilinin müşterisi olan ... ve ... firmalarının rakip firmayla çalışmaya başladıklarını, bu suretle davalının müvekkili ile imzaladığı rekabet yasağı ve ticari sır ve saklama taahhüdü ile iş sözleşmesinin 8 ve devamı maddelerine aykırı davranarak müvekkiline brüt maaşının 24 katı tutarında cezai şart ödemek zorunda olduğunu belirterek, 109.406,64-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı şirkette 22/10/2010 tarihinde işe başlayan müvekkilinin 11/10/2013 tarihinde 15 yıl sigorta süresi ve 3600 primi doldurarak işten ayrıldığını, daha sonra Bakırköy 9. İş Mahkemesinin 2013/651 esas sayılı dosyasında açtığı davada hak ettiği kıdem tazminatının hüküm altına alındığını, davacının iddia ettiği firmaların müvekkilinin işe başlamasından önce de dava dışı ... firması ile çalıştıklarını, müvekkili ile imzalanan sözleşmenin gabin hükümleri taşıması nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen 21.11.2010 tarihli iş sözleşmesinin 3. Maddede işten ayrıldıktan sonra 1 yıl süre ile İstanbul, İzmir ve Bursa'da iş kurmayacağı ve aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerde çalışmayacağının taahhüt edildiği, buna aykırı hareket halinde 24 ay tutarında brüt ücret cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının işden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ... firmasında çalışmaya başladığı, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının dava dışı şirket ile olan ticari cirosunda 2014 yılında %25 oranında, sonraki yıllarda ise toplam %10 oranında düşüş olduğu,davalının ayrılmasından sonra davacının diğer şirketler ile olan işlerinde düşüş oluştuğu, davalının şirketin müşteri çevresini bilebileceği, sözleşmenin TBK'nın 445.

maddesine uygun olduğu, yasağın 1 yıl süre ile sınırlandırıldığı,işverenin somut bir zarara uğraması gerekmediği, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri başka bir rakip şirkette kullanarak davacı işverene zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle cezai şart alacağının sabit olduğu, ancak öngörülen cezai şart fahiş olup TBK'nın 182. maddesi gereğince yapılan indirim sonucunda davanın kısmen kabulü ile 10.940-TL cezai şartın davalıdan tahsiline fazla istemin tenkis nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili, davalının rekabet yasağı taahhüdüne aykırı davrandığı,brüt maaşının 24 katı tutarında cezai şart ödemekle yükümlü olduğu, alınan bilirkişi raporu ile müvekkili şirketin davalının iş akdini feshini müteakip operasyon sorumlusu olarak hizmet verdiği müşterilerden elde edilen cironun %25 oranında düştüğünün tespit edildiğini,hükmedilen cezai şartın çok düşük olup hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının müvekkiline verdiği zararın boyutu dikkate alındığında, 24 aylık brüt ücret tutarının fahiş olmadığını belirterek, kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı vekili;operasyon sorumlusu görevinin nakliyenin yerine ulaşması organizasyonu olup firma bağlama işi olmadığını,kararın eksik incelemeye dayalı verildiğini, iş sözleşmesi özgür irade ile imzalanmamış olup işçi aleyhine olan tüm hükümlerin yok hükmünde olduğunu, oluşan bir zarar da bulunmadığını, ayrıca cezai şartın resen tenkis edilmesi nedeniyle müvekkili yararına vekalet ücreti takdir edilmemesinin de usule aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir.

TBK'nın 445. maddesi uyarınca; "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir."Somut olayda; davalının 22.11.2010 tarihinde davacı şirkette demiryolu operasyon sorumlusu olarak çalışmaya başladığı, davacı ile davalı tarafından imzalanan rekabet yasağı ve sır saklama taahhüdünün 3.

maddesinde davalının, hizmet ilişkisi sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süre ile şirketin faaliyet gösterdiği alanda ve iş kolunda İstanbul, İzmir ve Bursa'da ve bu illerin civarındaki şirket ve acentelerin bulunduğu yerlerde iş kurmayacağını, ortaklık veya hizmet ilişkisinde bulunmayacağını, çalışmayacağını,aksi halde en son brüt ücretin 24 katı oranında cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, davalının 11.10.2013 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı, 31.10.2013 tarihinde davacı şirket ile aynı sektörde ve aynı faaliyet konularıyla iştigal eden .. firmasında operasyon müdürü olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır.

Sözleşmede; "..İstanbul, İzmir ve Bursa'da ve bu illerin civarındaki şirket ve acentelerin bulunduğu yerlerde.." denilmek suretiyle yasağın uygulanacağı coğrafi alan bakımından bir belirsizlik bulunduğu anlaşılmakta ise de, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı firma da yine İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir. Bu durumda TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir müdahale yapılmak suretiyle, sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin bölümünün geçerli hale getirilmesi mümkündür. Yine davalı tarafça ileri sürülen gabin iddiasına yönelik herhangi bir delil bulunmadığı görülmekle, sözleşmenin bu nedenle geçersiz olduğunun kabulü de mümkün değildir.

TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamından; davalının, davacı iş yerinde operasyon sorumlusu çalıştığı, bu kapsamda davacı şirketin müşteri portföyüne erişim imkanı bulunduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı ise rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir.

Bu nedenle mahkemece cezai şarta hükmedilmesi isabetlidir.Ancak TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Buna göre işten ayrıldığında 4.558,60-TL brüt ücret alan davalının 24 aylık brüt ücretine tekabül eden cezai şart isteği fahiş sayılmalıdır. Bu nedenle mahkemece cezai şartın takdiren 10.940,66-TL'ye indirilmesinin de hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan mahkemece TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup ,tenkis nedeniyle red edilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargı giderine hükmedilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacıdan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalıdan alınması gereken 747,35-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 187-TL harcın mahsubu ile bakiye 560,35-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/04/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/230250 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.