6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinde kesin sipariş şartı ile avans ödemesinin iadesi ve icra takibinde faiz oranı hatası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2297 E. 2022/867 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

AlacakdiğerKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İtirazın İptali (birleşen) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinde öngörülen yıllık/aylık asgari sipariş miktarları, sözleşmede kesin sipariş için ayrıca yazılı bildirim usulü öngörülmüşse, tek başına bağlayıcı bir alım taahhüdü oluşturmaz; bu durumda alıcının sipariş vermemesi sözleşmenin ihlali sayılabilse de, satıcının bu nedenle üretilen malın bedelini talep edebilmesi için kesin siparişin usulüne uygun şekilde verildiğinin ispatı gerekir, aksi halde satıcının çaresi fesih yoluna başvurmaktır. Yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri dava tarihindeki, icra inkar tazminatı ise takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanır; bu yöntemin değiştirilmesi kur dalgalanmalarına göre dava değerinin değişmesine yol açar. Yabancı para alacaklı icra takibinde talep edilen ve hükmedilen faiz oranı yasal dayanağı bulunmayan bir oranda ise, bu husus yeniden yargılama gerektirmeyen bir hata/eksiklik olarak kabul edilip BAM tarafından 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine uygun oranla düzeltilerek karar verilebilir.

Ele alınan sorunlar

74 adet araç için kesin sipariş verilip verilmediği → ret

İddia: Davacı vekili, sözleşmede öngörülen 350 adetlik yıllık sipariş taahhüdünün ve e-mail yazışmalarının 74 adet araca ilişkin kesin sipariş verildiğini ispatladığını, bilirkişilerin bu mailleri incelemeden eksik/hatalı inceleme yaptığını ileri sürerek asıl davanın kabulünü istemiştir.

Gerekçe: Bayilik sözleşmesinin 6, 7, 21, 32. maddeleri ve Ek B-E hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede belirtilen yıllık/aylık sipariş adetlerinin doğrudan bir alım taahhüdü oluşturmadığı, kesin siparişlerin yazılı olarak (sözleşmenin 32. maddesine uygun şekilde e-posta yoluyla) bildirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Teslimi ve ödemesi yapılan 24 adet araca ilişkin prosedürün bu şekilde gerçekleştiği, buna karşılık dava konusu 74 adet araca ilişkin Ekim 2015 tarihli e-mail yazışmalarında kesin sipariş verildiğine dair bir içerik bulunmadığı tespit edilmiştir. Satışı tamamlanan örnek sözleşmelerin her iki tarafça imzalanarak tanzim edildiği, dava konusu siparişlerde ise davalı imzasının bulunmadığı belirlenmiştir. Bayilik sözleşmesinde öngörülen miktar kadar sipariş verilmemesinin sözleşmenin ihlali sayılabileceği, ancak bu durumda davacının fesih yoluna başvurması gerektiği, davacının bu yola gitmediği vurgulanmıştır. Sonuç olarak sözleşmedeki 350 adetlik miktarın kesin sipariş sayılamayacağı ve 74 adet aracın kesin sipariş üzerine imal edildiğinin ispatlanamadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancı para alacaklı davalarda vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı hesaplamasında esas alınacak kur tarihi → ret

İddia: Davalı-birleşen davada davacı vekili, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatının karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hesaplamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanıp gösterilir; icra inkar tazminatı da takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanır. Aksinin kabulü, kur düştükçe veya yükseldikçe dava değerinin değişmesi sonucuna yol açar. İlk derece mahkemesinin icra takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatını, dava ve birleşen dava tarihlerindeki kur üzerinden vekalet ücretini hesaplamasında hata bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davada 100.000-USD avans ödemesinin iadesi → kabul

Gerekçe: Dekontların bir kısmında ön ödeme olduğunun açıkça yazılı olduğu, cari hesapta davacının davalıya bir borcu bulunmadığının belirlendiği, davalının 10 adet treyleri ürettiğini ve davacının teslim almadığını savunmadığı, sadece bu tutarın 10 adet treyler için avans olarak verildiğini kabul etmemekle yetindiği tespit edilmiştir. Avans olarak davalı kayıtlarında bulunan 100.000-USD'nin iade edilmesi gerektiği yönündeki kabulde hata bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İtirazın iptali takibinde talep edilen faiz oranının hatalı olması → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, icra takibinde talep edilen ve hükmedilen %10,5 oranındaki avans faizinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yabancı para olarak başlatılan icra takibinde %10,5 oranında avans faizi talep edilmiş ve ilk derece mahkemesi tarafından da aynı oranda faize hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu nedenle hüküm kaldırılmış; yapılan hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmeyerek, 100.000-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının 1 yıllık vadeli USD mevduatına verdiği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilerek takibin devamına karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Bayilik sözleşmelerinde asgari sipariş miktarlarının kesin sipariş taahhüdü sayılmaması ve yabancı para alacaklı davalarda vekalet ücreti/icra inkar tazminatı hesaplamasında esas alınacak kur tarihine ilişkin tespitler yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi kesin sipariş sözleşmenin ihlali fesih itirazın iptali icra inkar tazminatı avans faizi yabancı para alacağı dava değeri

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362(1)b-2HMK 361/1 · 3095 Sayılı Kanun — 3095 Sayılı Kanun 4/a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2297

KARAR NO 2022/867

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/07/2019

NUMARASI 2016/1307 Esas 2019/628 Karar

DAVA

Alacak

BİRLEŞEN GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

2017/186 ESAS 2018/544 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/06/2022

Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında 15/04/2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu bayilik sözleşmesinin konusunun davacı şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı tarafından satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre her ay 20 adet saldorsenin (konteyner taşıyıcı) davalı şirket tarafından davacı şirketten alınıp sevkiyatının yapılacağını, yıl bazında minimum sipariş adetinin 350 adet olarak belirlendiğini, buna istinaden davacı şirketin saldorse (konteyner taşıyıcı) yapımına başladığını, bunlardan 24 tanesinin davalı şirket tarafından teslim alındığını ve bedelinin de ödendiğini ancak davalı şirket tarafından davacı tarafından yapılan 74 adet aracın teslim alınmadığını, bu kapsamda davalıya bayilik sözleşmesine göre 74 adet aracı teslim alması hususunda Gebze ...Noterliği'nden 24/10/2016 tarihli ...

yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiğini ve araçların faturalarının düzenlenip gönderildiğini ancak davalı tarafından araçların teslim alınmadığını ve kesilen faturaların da geri gönderildiğini, davalı şirketin malları teslim almaması nedeniyle ihraç kayıtlı olarak kesilen faturalı araçların gümrük alanına çekilmeyip KDV'si de düşülemediğinden kesilen faturaların davacı tarafından iptal edildiğini; davacı şirketin bayilik sözleşmesi gereği ürettiği araçların her bir tanesinin fiyatının araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV hariç 15.250-USD olduğunu bu kapsamda fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.128.500-USD bedelin fiili ödeme günündeki kur karşılığı üzerinden ve araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV'si ve ticari temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

ASIL DAVAYA CEVAP

Davalı vekili, davacı tarafın davaya konu ihtilafa ilişkin olarak husumeti sadece davalı şirkete yöneltmesinin hukuken doğru bulunmadığını, zira davacının davasına dayanak yaptığı 15/04/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin Tanzanya firması ... Limited firmasının da davalı ile birlikte sözleşmenin tarafı olduğunu,bayilik sözleşmesinin ilk giriş cümlesinde "işbu anlaşma 15 Nisan 2015 tarihinde aşağıdaki 3 firma arasında imzalanmıştır" şeklinde bulunduğunu,davalı şirketin, davacının iddia ettiği gibi her ay 20 araç yıl bazında ise minimum 350 araç satın alma zorunluluğuna yönelik davacıya karşı bir taahhüdünün bulunmadığını, zira davalının, fabrika ile satıcı arasında aracılık yaptığını, yapılacak satış miktarını bilebilecek ve öngörebilecek durumda bulunmadığını, davalının, davacı şirket ile Tanzanya firması arasındaki satışlara aracılık yaptığını,bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, davacının, dava dilekçesi ekinde 3 nolu delil olarak ibraz ettiği 23/06/2015 tarih, ...

Ref nolu 30 araç siparişine yönelik sözleşme ve 22/07/2015 tarih,... Ref nolu, 170 adet araç siparişine yönelik sözleşme incelendiğinde; bu sözleşmelerin davacı tarafından düzenlendiği ve sözleşmelerde davalı şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığının görüleceğini, söz konusu siparişlerin kesin sipariş olması ve sözleşmelerin geçerli olması için davalı tarafından imza ve kaşe ile onaylanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde bulunduğunu, delil listeleri ekinde sunulacak olan araç satışına ilişkin 06/11/2015 ve 14/01/2016 tarihli sözleşmelerinde görüleceği üzere sözleşmenin taraflarca karşılıklı imzalanarak siparişin tamamlandığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının çelişkiler içerdiğini ayrıca davacının iddiasının aksine elindeki 74 adet aracın özel imalat niteliğinin bulunmadığını, davacının oldukça geniş bir pazarı olan araçları piyasa rayiç değerinden satmak yerine daha yüksek olan daha önce davalıya sattığı 24 adet araç rakamından davalıya satmaya çalıştığı, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

BİRLEŞEN DAVA

Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında zaman zaman iş araçları, damperli araç satın alındığını, müvekkilinin davalıdan almayı düşündüğü 10 adet treyler için 100.000-USD tutarında avans ödemesi yapıldığını, müvekkilinin araçları almaktan vazgeçmesi üzerine avansın davalı uhdesinde kaldığını, ödenen tutarın iadesi isteğinin davalıya bildirildiğini ancak davalının avansı iade etmemesi üzerine Kadıköy ... Noterliği'nin 02/11/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiklerini, davalının avansı iade etmemesi üzerine Gebze .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında icra takibine başlanıldığını, davalı tarafın icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, davalıya gönderilen dekontlarda "10 treyler ön ödeme" açıklaması bulunduğunu, davalının müvekkiline 100.000-USD tutarındaki avans ödemesini iade etmediğini ve araç satışı yapmadığı düşünüldüğünde davalının müvekkiline borçlu olduğunu, borca itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla Gebze ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA CEVAP

Birleşen davada davalı vekili, davacı vekili tarafından her ne kadar 10 damper treyler için yapılan avans ödemesi olduğunu bildirilmiş ise de bu iddiaların asılsız olduğunu,taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 15 Nisan 2015 tarihli bayilik anlaşması imzalandığını, iş bu bayilik sözleşmesinin konusunun müvekkili şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı şirket tarafından, satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre de davacı şirketin avans ödemesi yaptığını, ancak davalı şirketin müvekkili tarafından yapılan araçları teslim almadığını, buna ilişkin davacı şirket ile müvekkil şirket arasında İstanbul Anadolu 6.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/107 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın devam ettiğini, davacı şirket her ne kadar müvekkil şirketten alacağı olduğunu iddia etse de asıl müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı bulunduğunu, davacı şirketle ile müvekkil şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesi gereği müvekkili şirketin araç yapımını başlattığını ve devam ettiğini ancak davacı şirket sözleşmeye uymayıp yapımını istediği araçları teslim almadığını, bu nedenle de müvekkili şirketin mağdur olup zarara uğradığını, tüm bu nedenlerle esas bakımından davanın reddine ve işbu dava ile İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1307 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkeme tarafından; asıl dava yönünden, imzaları inkar edilmeyen bayilik sözleşmesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak, davacı tarafça davaya konu araçlara ilişkin faturaların iptal edildiği bu nedenle faturaların defterlere kayıt edilmediği, 24 adet aracın davalıya teslim edilip bedelinin tahsil edildiğinde ihtilaf bulunmadığı, bunlara ilişkin faturanın kayıtlı olduğu, davalı yönünden de davaya konu araçlara ilişkin faturaların defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilerek, çekişme konusu 74 araca ilişkin üretimin, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede belirlenen yıllık ve aylık sipariş sayılarına ve davalı taraftan mail ile gelen siparişlere istinaden yapılıp yapılmadığı konusunda yapılan inceleme ile;

sözleşme m.7 ve m.35 ile ek b birlikte yorumlanmak suretiyle değerlendirilerek bir alım taahhüdünün öngörülmediği, kesin siparişlerin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, teslimi ve ödemesi yapılan 24 adet araca ilişkin prosedürün o şekilde gerçekleştiği, ... ve ... referans nolu araç siparişlerinde davalı imzasının olmadığı, o sayıda bir siparişlerinin de olmadığı değerlendirilerek asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden, Gebze ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibin, 04/12/2015 tarihli 50.000-USD avans ödemesi, 14/01/2016 tarihli 13.000-USD avans ödemesi, 14/01/2016 tarihli 28.000-USD avans ödemesi ve 14/01/2016 tarihli 9.000-USD avans ödemelerinden kaynaklanan cari hesap alacağı açıklamasıyla başlatıldığı ve 14/01/2016 tarihli 9.000-USD tutarlı, 13.000-USD tutarlı,28.000-USD tutarlı havalelerde "10 damper treyler ön ödeme" açıklaması bulunduğu, 04/12/2015 tarihli 50.000-USD tutarlı havalede "cari hesaba istinaden" açıklamasına yer verildiği tespit edilerek, davacının davalı şirketten almayı düşündüğü 10 adet damper treyler araç ile ilgili davalıya 100.000-USD avans ödemesi yapıldığı, kesin siparişin verilmediği ve araçları almaktan vazgeçmeleri nedeniyle ödenen 100.000-USD'nin iadesinin gerektiği gerekçesi ile anılan ödemelere ilişkin taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde toplam 100.000-USD ödemenin her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça da anılan tutarın davacıya borç şeklinde kayıtlarına işlendiği belirlenmiş ve her iki tarafın, takip tutarı olan 100.000-USD'yi defterlerine işlenmiş olması, taraf kayıtlarından ödemenin avans mahiyetinde yapıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının Gebze ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibe vaki itirazının iptaline, davacı lehine 69.672-TL icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı vekili; asıl dava yönünden; bayinin üretici menfaatlerini koruma yükümlülüğünün ilkinin bilgi vermek olduğunu, müvekkili şirketi yanlış ve eksik yönlendirerek zarara uğrattığını, sevkiyat yapıldıktan sonra atılan mailleri dosyaya sunduklarını, bu maillerin müvekkili şirket çalışanı ...'e gönderildiğini, mailde yazılan adetler hesaplandığında iddialarını doğruladıklarını, maillerin davalı şirket yetkilisi ... tarafından atıldığını, elektronik sözleşmelerin klasik sözleşmelerden farkı olmadığını, tek farkın elektronik ortamda hazırlamak olduğunu, bu sözleşmelerinde diğer sözleşmelerle aynı değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sipariş sözleşmelerinin de elektronik ortamda mail aracılığıyla yapıldığını, birleşen davanın konusu olan davalı şirket tarafından yapılan 274.210,90-TL ödemenin alınan sipariş avansı olduğunu, bu durumun davalı şirketin sipariş verdiğini ispatladığını, bilirkişilerin mailleri incelemeyerek eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, kararın kaldırılarak davanın kabulünü;

birleşen dava yönünden; taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, aralarında 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesine göre avans ödemesi yaptığını, karşı tarafın alacağı olmadığını ,mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını ,icra takibinde fahiş faize de itiraz ettikleri halde bu konuda inceleme yapılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak, davanın reddini talep etmiştir.

2- Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekili; asıl dava yönünden; mahkeme tarafından davacının davasını yabancı para alacağı talepli ve +KDV talep edildiğini dikkate almadığını, vekalet ücretine ilişkin yapılan hesaplamada dava tarihindeki kur oranı ve KDV tutarı eklenmeden yanlış hesaplama yapıldığını, dava tarihiyle karar tarihi arasındaki dolar kur farkının 2,174‬-TL olduğunu, yapılan hesaplamalarda 140.108,18-TL nispi vekalet ücreti olması gerektiğini, mahkemenin hesaplamasında bu tutarın 102.927,09-TL olduğunu, arasında 37.181,00-TL gibi ciddi bir fark olduğundan müvekkilinin zarara uğradığını, hesaplamanın tekrar yapılarak kararın onanmasını; birleşen dava yönünden; davalıya avans olarak yaptığı ödemelerin iadesi için davalı aleyhine cari hesap alacağına ilişkin 100.000-USD yabancı para alacağına ilişkin ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz edildiğinden takibin durduğunu, takip tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapıldığını, karar tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, aradaki farktan dolayı hesaplanan icra inkar tazminatı ve vekalet ücretinin eksik hesaplandığından mağduriyet yaşadıklarını, bu nedenlerle yanlış hesaplanan tutarların düzenlenerek kararın onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca; davalı bayinin davacıdan 74 adet eksik araç alımı nedeniyle, davacının şimdilik 1.128.500-USD alacağının KDV'si ve ticari temerrüt faizi alacağının davalıdan tahsili sitemine ilişkindir. Birleşen dava; 04/12/2015 tarihli 50.000-USD ,14/01/2016 tarihli 13.000-USD 28.000-USD, 9.000-USD toplamı 100.000-USD avans ödemesinin faiz ve takip fer' ileri ile birlikte tahsili için davacı- alacaklının başlattığı Gebze ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamsız takibe karşı davalı- borçlunun ödeme emrine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.Davacı- birleşen dava davalısı ... şirketi tarafından üretilen ticari araç ve yedek parçaların;

bir kısım afrika ülkelerine satışının, Türkiye uyruklu davalı şirket ile birlikte dava dışı Tanzanya uyruklu ... Limited isimli şirket (Bayi = ... Ltd. Şti. & ... Limited) bayi tarafından yapılması hususunda 5 yıl süreli 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 6.1 maddesinde bayiinin pazar payı satış hedefini tutturması gereği, 6.2. maddesinde bayinin tüm satış, sipariş ve sevkiyat planlamalarını davacı ile paylaşacağı, 7.1. maddesinde davacıya geçilen kesin siparişlerden geri dönülemeyeceği/ değiştirilemeyeceği, 7.2. maddesinde tüm kesin sipariş ibaresinin kullanıldığı, 7.3. maddesinde taahhüt ettiği satın alma adetlerini davacıdan alma zorunluluğu, 21. maddesinde davacı tarafından alınan siparişler ibaresinin kullanıldığı, 32.

maddesinde uyarıların (tüm bildirim, istek, muvafakat, feragat vb) İngilizce, elden teslimli/ iadeli taahhütlü posta ile veya e-posta ile iletileceği, Ek B'de bayinin araç alım satış hedefinin her yılın son ayı gelecek yılın belirleneceği, bayi tarafından konfirme edilmiş (onaylanmış) sevkiyatın her ay için 20 adet sal dorse olduğu, damper yarı römork treyler için bu adetin 5 olduğu (4/5 adet Kenya için), ilave sipariş için karşılıklı görüşme yapılacağı, toplamda yıl bazında 350 adet araç satışının hedeflendiği ve orijinal yedek parça taahhüdünün de 2015 yılı açısından 50.000-USD olduğu, Ek A'da ilave yeni araç için karşılıklı toplantı gerektiği, Ek C'de Ek B'ye atıfla minimum stokla başlamanın 2015- 2016 için taşıma taahhüdü olarak araç stokunun 20-50 adet, yedek parça 20.000-USD olduğu, Ek D'de araçlarda kesin sipariş ödemesinin %30, sevkıyat sonrası ödemenin % 70 oranında olacağı, yedek parça açısında peşin ödeme olacağı, bayi tarafından davacıya sözleşme avansının 1.000.000-USD olarak verileceği, Ek E'de aylık siparişlerin 3 ay önceden kesin sipariş olarak geçilmesi gerektiği ve yedek parça yönünden toplantı ile listenin hazırlanacağı kararlaştırılmıştır.

Asıl dava davacısı- birleşen dava davalısı tarafından sunulan ve inkar edilmeyen e-mail yazışmalarından, tarafların sözleşmenin 32. maddesine uygun şekilde e-mail yolu ile iletişime geçtiği, tarafların beyanlarından ve tarafların ticari kayıtları ile defterlerinden, 24 adet aracın asıl dava davalısı- birleşen dava davacısı tarafından asıl dava davacısı- birleşen dava davalısından alındığı ve bedellerinin ödendiği sabittir. Uyuşmazlık; davalı- birleşen dava davalısının 74 adet araca ilişkin satın alma taahhüdünün bulunup bulunmadığı, kesin siparişin verilip verilmediği, araçların davacı- birleşen dava davalısı tarafından üretilip üretilmediği, araçların davalı- birleşen dava davacısına teslime hazır hale getirilip getirilmediği, davalı- birleşen dava davacısının bu araçlara ilişkin sipariş ön ödemesini (avans) davacı- birleşen dava davalısına yapıp yapmadığı,birleşen davada davalı- birleşen dava davacısının avans ödemelerinin sözleşme avansı mı yoksa sipariş avansına mı ilişkin olduğu, iadesinin gerekip gerekmediğine noktasındadır.Birleşen dava dosyasında davacı 10 adet damperli treyler satışı ön ödemesi olarak yatırdığı paranın iadesini isterken asıl davada davacı 22.06.2015, 22.07.2015 tarihli sözleşmeler ile davalının sipariş verdiğini iddia ettiği araç siparişi nedeniyle ürettiği ancak davalı tarafından teslim alınmayan 74 adet araç bedelini talep etmektedir.

Davalı imzasız sözleşmelerin kendisini bağlamayacağını savunmuştur.

05. 10.2015- 17.10.2015 tarihli e-mailler 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olup üretilen araçların tamamının gemiye yükleneceği mealindedir. 24 adet aracın üretimde olduğu beyan edilmiş, 24 adet aracın satın alındığı da anlaşılmakla, Ekim 2015'te yapılan e-mail yazışmalarından davacının dava konusu yaptığı 74 adet araç bakımından kesin sipariş verildiğine ilişkin içerikte bulunmadığı tespit edilmiştir. Satışı tamamlanan iki ayrı sözleşme davalı tarafından örnek olmak üzere sunulmuş olup,sözleşmelerin her iki yan temsilcileri tarafından imzalandığı ve satış sözleşmesi olarak tanzim edildiği belirlenmiştir. Buna göre asıl davada davacı vekilinin sözleşmede yazılı 350 araç siparişin kesin sipariş olduğu ,74 adet aracın kesin sipariş üzerine imal edildiğine ,bedelinin ödenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Bayilik sözleşmesinde öngörülen miktar kadar sipariş verilmemesi ,sözleşmenin ihlali olarak kabul edilebilecek ise de davacı bu yola gitmemiş sözleşmeyi fesih yoluna gitmemiştir.Asıl davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır. Asıl davada KDV isteği harçlandırılmamış bu suretle yargı gideri hesaplamasında da dikkate alınmamıştır.Davalı-birleşen davada davacı vekili karar tarihindeki kurun dikkate alınarak vekalet ücretinin ve icra inkar tazminatının hesaplanması gerektiğini ileri sürmekte ise de yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanıp gösterilir. İcra inkar tazminatı da takip tarihindeki kur üzerinde hesaplanır. Aksini kabul kur düştükçe veya yükseldikçe dava değerinin değişmesi sonucuna yol açar.Asıl ve birleşen dava bakımından dava değerinin dava tarihindeki kurdan hesaplanması gerekir.

İlk derece mahkemesince icra takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatını ,dava ve birleşen dava tarihlerindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplamış olup ,hesaplamada hata bulunmamaktadır. Davalı vekilinin karar tarihindeki kurdan vekalet ücreti hesaplamalarına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Birleşen davada, davacı 100.000-USD nin avans olarak gönderildiğini geriye iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Dekontların bir kısmında önödeme olduğu açıkça yazılıdır. Cari hesapda davacının davalıya bir borcu olmadığı belirlenmiştir.Esasen davalı 10 adet treyleri ürettiğini davacının teslim almadığını da savunmamış, 10 adet treyler için avans olarak verildiğini kabul etmemekle yetinmiştir.Avans olarak davalı kayıtlarında bulunan 100.000-usd nin iade edilmesi gerektiği yönünde ki kabulde hata bulunmamıştır.Ancak yabancı para olarak başlatılan icra takibinde %10,5 oranında avans faizi talep edilmiş , ilk derece mahkemesi tarafından da aynı oranda faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin faiz oranına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülerek,hükmün bu nedenle kaldırılmasına,yapılan hata/eksiklik nedeniyle yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmesine asıl davanın reddine ,birleşen davanın kabulü ile itirazın iptaline ,100.000-usd asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek takibin devamına ,davacı yararına hükmolunan icra - inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2019 Tarih 2016/1307 Esas 2019/628 Karar sayılı asıl ve birleşen davaya yönelik kararın, HMK'nın 362(1)b2. Maddesi uyarınca KALDIRILMASINA; "1-Asıl davanın reddine, 2-Birleşen davanın kabulüne; Gebze ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında itirazın 100.000-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankaları tarafından 1 yıllık vadeli USD mevduata verilen en yüksek oranda faiz işletilerek takibin devamına, Alacağın %20'si oranında hesaplanan 69.672-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Asıl dava yönünden; alınması gereken 80,70-TL maktu karar harcının peşin alınan 64.428,44-TL harçtan mahsubu ile artan 64.347,74‬-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 102.927,09-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Birleşen dava yönünden; alınması gereken 23.976,81-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine 4.252,41-TL icra dosyasına 1.741,80-TL olmak üzere 5.994,21‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 17.982,6‬0-TL'nin daha davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 6.025,61‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafça sarf edilen 400-TL bilirkişi ücreti ve 210,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 610,30-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı ...ltd.şti lehine AAÜT uyarınca taktir olunan 27.010-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının sarf ettiği yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Asıl ve birleşen dava yönünden asıl davada davalı -birleşen davada davacıdan ayrı ayrı alınması gereken (80,70+80,70-TL) istinaf karar harcından peşin yatırılan(44.40+ 44,40-TL )harcın mahsubu ile bakiye 72,60-TL harcın asıl davada davalı- birleşen davada davacı ...

ltd....den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asıl dava yönünden davacıdan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcının yatırılan peşin harçlardan mahsubuna ,başkaca harç alınmasına yer olmadığına , Birleşen dava yönünden asıl davada davacı- birleşen davada davalı ... AŞ tarafından (asıl davanın 80.70 -TL mahsuben tamamlandı) yatırılan 5.957,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, Davacı-birleşen davada davalı tarafından sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

09/06/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/230167 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5989 E. 2024/3133 K. · Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Bayilik sözleşmesinde siparişin şekle bağlı olmaması

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinde kesin sipariş geçilmesinden söz edilmekle birlikte siparişin hangi yöntem ve şekille geçileceği düzenlenmemişse ve taraflar uygulamada harici olarak geçilen siparişi kabul etmişlerse, sipariş yazılı, sözlü veya diğer herhangi bir yöntemle bağlayıcı biçimde geçilebilir. Sipariş verilip verilmediğinin taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından belirlenebilmesi için önce ihtilafsız siparişin fiilen ne zaman sevk edildiği tereddüde yer bırakmayacak şekilde aydınlatılmalı; yazışmalardaki ifadelerin sipariş anlamına gelip gelmediği TBK 6 da gözetilerek tartışılmalı; sipariş sayılmıyorsa süresiz bayilik ilişkisinin tek bir sevkiyattan ibaret olmadığı gözetilerek bu ifadelerin bayiyi üretime teşvik ve daha fazla araç alma taahhüdü anlamına gelip gelmediği, üreticinin fazla üretiminin ve bayinin teslim almaktan kaçınmasının haklı olup olmadığı değerlendirilmelidir; bu araştırma yapılmadan verilen hüküm eksik incelemeye dayanır. Öte yandan HMK 141 uyarınca dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah dışında savunma genişletilip değiştirilemez ve HMK 357/1 uyarınca istinafta, resen gözetilecekler dışında ilk derecede ileri sürülmeyen savunmalar dinlenemez; ilk derecedeki savunmanın tam aksi yönde istinafta ileri sürülen savunmaya itibar edilemez.

Emsal değeri

Bayilik sözleşmesinde siparişin şekli kararlaştırılmamışsa ve taraflar harici siparişi fiilen uygulamışlarsa siparişin her yöntemle bağlayıcı biçimde geçilebileceği ile HMK 141 ve 357/1 karşısında istinafta ilk derecedeki savunmanın aksi yönde yeni savunma ileri sürülemeyeceği bakımından bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Kavramlar: bayilik sözleşmesi kesin sipariş şekil serbestisi örtülü irade beyanı elektronik posta yazışmasının delil değeri iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı istinafta yeni savunma yasağı eksik inceleme itirazın iptali sipariş avansı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/5989 E.  ,  2024/3133 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2297 Esas, 2022/867 Karar

HÜKÜM

Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1307 E., 2019/628 K.

BİRLEŞEN DAVA Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/186 E. sayılı dosyası

Taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı tazminat (asıl dava) ve itirazın iptali ( birleşen dava) davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı/birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı/ birleşen davalı .....A.Ş. vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA

1.Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; taraflar arasında 15.04.2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu bayilik sözleşmesinin konusunun davacı şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı tarafından satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre her ay 20 adet saldorsenin (konteyner taşıyıcı) davalı şirket tarafından davacı şirketten alınıp sevkiyatının yapılacağını, yıl bazında minimum sipariş adetinin 350 adet olarak belirlendiğini, buna istinaden davacı şirketin saldorse (konteyner taşıyıcı) yapımına başladığını, bunlardan 24 tanesinin davalı şirket tarafından teslim alındığını ve bedelinin de ödendiğini ancak davalı şirket tarafından davacı tarafından yapılan 74 adet aracın teslim alınmadığını, bu kapsamda davalıya bayilik sözleşmesine göre 74 adet aracı teslim alması hususunda 24.10.2016 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve araçların faturalarının düzenlenip gönderildiğini ancak davalı tarafından araçların teslim alınmadığını ve kesilen faturaların da geri gönderildiğini, davalı şirketin malları teslim almaması nedeniyle ihraç kayıtlı olarak kesilen faturalı araçların gümrük alanına çekilmeyip KDV'si de düşülemediğinden kesilen faturaların davacı tarafından iptal edildiğini;

davacı şirketin bayilik sözleşmesi gereği ürettiği araçların her bir tanesinin fiyatının araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV hariç 15.250,00 USD olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.128.500,00 USD'nin fiili ödeme günündeki kur karşılığı üzerinden ve araçlar ihraç kayıtlı olduğundan KDV'si ve ticari temerrüt faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

2.Davalı/birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında zaman zaman iş araçları, damperli araç satın alındığını, müvekkilinin davalıdan almayı düşündüğü 10 adet damper treyler için 100.000,00 USD tutarında avans ödemesi yapıldığını, müvekkilinin araçları almaktan vazgeçmesi üzerine avansın davalı uhdesinde kaldığını, davalının talep edilmesine rağmen söz konusu avansı iade etmediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı/birleşen davacı ... ...Ltd. Şti. vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı tarafın davaya konu ihtilafa ilişkin olarak husumeti sadece davalı şirkete yöneltmesinin hukuken doğru bulunmadığını, zira davacının davasına dayanak yaptığı 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin Tanzanya firması AGURE Investment Limited firmasının da davalı ile birlikte sözleşmenin tarafı olduğunu, bayilik sözleşmesinin ilk giriş cümlesinde "işbu anlaşma 15 Nisan 2015 tarihinde aşağıdaki 3 firma arasında imzalanmıştır" şeklinde bulunduğunu, davalı şirketin, davacının iddia ettiği gibi her ay 20 araç yıl bazında ise minimum 350 araç satın alma zorunluluğuna yönelik davacıya karşı bir taahhüdünün bulunmadığını, zira davalının, fabrika ile satıcı arasında aracılık yaptığını, yapılacak satış miktarını bilebilecek ve öngörebilecek durumda bulunmadığını, bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediğini, davacının, dava dilekçesi ekinde 3 no.lu delil olarak ibraz ettiği 23.06.2015 tarih, 2015/167 Ref no.lu 30 araç siparişine yönelik sözleşme ve 22.07.2015 tarih, 2015/173 Ref no.lu, 170 adet araç siparişine yönelik sözleşme incelendiğinde;

bu sözleşmelerin davacı tarafından düzenlendiği ve sözleşmelerde davalı şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığının görüleceğini, söz konusu siparişlerin kesin sipariş olması ve sözleşmelerin geçerli olması için davalı tarafından imza ve kaşe ile onaylanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde bulunduğunu, delil listeleri ekinde sunulacak olan araç satışına ilişkin 06.11.2015 ve 14.01.2016 tarihli sözleşmelerinde görüleceği üzere sözleşmenin taraflarca karşılıklı imzalanarak siparişin tamamlandığını, davacının dava dilekçesindeki beyanlarının çelişkiler içerdiğini ayrıca davacının iddiasının aksine elindeki 74 adet aracın özel imalat niteliğinin bulunmadığını, davacının oldukça geniş bir pazarı olan araçları piyasa rayiç değerinden satmak yerine daha yüksek olan daha önce davalıya sattığı 24 adet araç rakamından davalıya satmaya çalıştığı savunarak asıl davanın reddini istemiştir.

2. Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı vekili tarafından her ne kadar 10 damper treyler için yapılan avans ödemesi olduğunu bildirilmiş ise de bu iddiaların asılsız olduğunu, taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 15 Nisan 2015 tarihli bayilik anlaşması imzalandığını, işbu bayilik sözleşmesinin konusunun müvekkili şirket tarafından yapılan ticari araçların ve yedek parçaların davalı şirket tarafından, satış yetkisi verilen ülkelerde satışının yapılması olduğunu, bayilik anlaşmasına göre de davacı şirketin avans ödemesi yaptığını, ancak davalı şirketin müvekkili tarafından yapılan araçları teslim almadığını, buna ilişkin davacı şirket ile müvekkil şirket arasında İstanbul Anadolu 6.

Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/107 E. sayılı dosyası ile açılan davanın devam ettiğini, davacı şirket her ne kadar müvekkil şirketten alacağı olduğunu iddia etse de asıl müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı bulunduğunu, davacı şirketle ile müvekkil şirket arasında yapılan bayilik sözleşmesi gereği müvekkili şirketin araç yapımını başlattığını ve devam ettiğini ancak davacı şirket sözleşmeye uymayıp yapımını istediği araçları teslim almadığını, bu nedenle de müvekkili şirketin mağdur olup zarara uğradığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1. Asıl davada; davalı vekilince her ne kadar bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmediği savunulmuş ise de bayilik sözleşmesindeki imzaların inkar edilmediği, bu nedenle değerlendirmenin bayilik sözleşmesi çerçevesinde yapıldığı, tarafların ticari defterleri üzerinden yapılan incelemeyle; davacı tarafça davaya konu araçlara ilişkin faturaların iptal edildiği, bu nedenle faturaların defterlere kayıt edilmediği, 24 adet, davalıya teslim edilip bedelinin tahsil edildiğinde ihtilaf bulunmayan araca ilişkin faturanın kayıtlı olduğu, davalı yönünden de davaya konu araçlara ilişkin faturaların defterlerinde kayıtlı olmadığının belirlendiği, davacı taraf iddiasının, yapılan 74 araca ilişkin üretimin, taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmede belirlenen yıllık ve aylık sipariş sayılarına ve davalı taraftan mail ile gelen siparişlere istinaden yapıldığı yönünde olduğu, davalı tarafça ise, sözleşmede bir alım taahhüdünün öngörülmediği, kesin siparişlerin yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, nitekim teslimi ve ödemesi yapılan 24 adet araca ilişkin prosedürün o şekilde gerçekleştiği, 2015/167 ve 2015/173 referans no.lu araç siparişlerinde davalı imzası da olmadığı, o sayıda bir siparişlerinin de olmadığının savunulduğu, her iki tarafın da aynı sözleşme hükümlerine dayandığı ancak sözleşme hükümlerini farklı yorumladığı, siparişlere ilişkin sözleşmenin 7 nci maddesinin tetkikinde, kesin siparişler ibaresinin kullanılmış olması, yine 7 nci maddede "bayi sözleşme gereği, taahhüt ettiği yıllık satın alma adetlerini Öztreylerden satın almak zorundadır" ibaresi;

buna karşın sözleşmenin 35 inci maddesi gereği ayrılmaz parçası sayılan "Ek-B: Satış hedefleri" başlığında minumum sipariş adeti toplam: 350 adet/yıl şeklinde düzenlenmiş iken yedek parçalar başlığında yedek parçasıyla ilgili stok talebine ilişkin taahhüt ettiğine dair ibareye yer verildiğinin görüldüğü, anılan düzenleme ve sürecin uygulanmasına ilişkin dosyaya sunulan kayıtlardan, yedek parça bahsinde açıkça taahhüt ibaresine yer verilmişken, araçlar bahsinde bir taahhüt ibaresine yer verilmemiş olmasından dolayı, taraflarca mutabakata varılmış bir taahhüt değil, bir hedef adedinin belirlendiği, siparişlerin taraflarca imzalanmış sipariş formuyla teyit edilerek üretime geçildiği, davacı tarafça dilekçesine eklenen 2015/173 referans ve 2015/167 referans numaralı sözleşme başlıklı belgede davalı taraf imza ve kaşesinin bulunmadığı, 170 + 30 adet toplamda 200 adet araca ilişkin sipariş konusunda tarafların anlaştığının kabul edilemeyeceği, nitekim davacı tarafça da bu sayıda üretimin ispat olunamadığı, bu itibarla davalı tarafça sipariş edilmeyen ve teslim de alınmayan 74 adet araca ilişkin bedellerinin tahsilinin de talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.

2. Birleşen davada; davaya konu takibin, 04.12.2015 tarihli 50.000,00 USD avans ödemesi, 14.01.2016 tarihli 13.000,00 USD avans ödemesi, 14.01.2016 tarihli 28.000,00 USD avans ödemesi ve 14.01.2016 tarihli 9.000,00 USD avans ödemelerinden kaynaklanan cari hesap alacağı açıklamasıyla başlatıldığı ve 14.01.2016 tarihli 9.000,00 USD tutarlı, 13.000,00 USD tutarlı, 28.000,00 USD tutarlı havalelerde "10 damper treyler ön ödeme" açıklaması bulunduğu, 04.12.2015 tarihli 50.000,00 USD tutarlı havalede "cari hesaba istinaden" açıklamasına yer verildiği tespit edilerek, davacının davalı şirketten almayı düşündüğü 10 adet damper treyler araç ile ilgili davalıya 100.000,00 USD avans ödemesi yapıldığı, kesin siparişin verilmediği ve araçları almaktan vazgeçmeleri nedeniyle ödenen 100.000,00 USD'nin iadesinin gerektiği gerekçesi ile anılan ödemelere ilişkin taraf defterlerinin incelenmesi neticesinde toplam 100.000,00 USD ödemenin her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça da anılan tutarın davacıya borç şeklinde kayıtlarına işlendiği ve her iki tarafın, takip tutarı olan 100.000,00 USD'yi defterlerine işlenmiş olması, taraf kayıtlarından ödemenin avans mahiyetinde yapıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının takibe vaki itirazının iptaline, davacı lehine 69.672,00 TL icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; bayinin üretici menfaatlerini koruma yükümlülüğünün ilkinin bilgi vermek olduğunu, müvekkili şirketi yanlış ve eksik yönlendirerek zarara uğrattığını, sevkiyat yapıldıktan sonra atılan mailleri dosyaya sunduklarını, bu maillerin müvekkili şirket çalışanı ...Bey'e gönderildiğini, mailde yazılan adetler hesaplandığında iddialarını doğruladıklarını, maillerin davalı şirket yetkilisi ... tarafından atıldığını, elektronik sözleşmelerin klasik sözleşmelerden farkı olmadığını, tek farkın elektronik ortamda hazırlamak olduğunu, bu sözleşmelerinde diğer sözleşmelerle aynı değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sipariş sözleşmelerinin de elektronik ortamda mail aracılığıyla yapıldığını, birleşen davanın konusu olan davalı şirket tarafından yapılan 274.210,90 TL ödemenin alınan sipariş avansı olduğunu, bu durumun davalı şirketin sipariş verdiğini ispatladığını, bilirkişilerin mailleri incelemeyerek eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, birleşen dava yönünden;

taraflar arasında 10 adet damper treyler yapımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, aralarında 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesine göre avans ödemesi yaptığını, karşı tarafın alacağı olmadığını, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını, icra takibinde fahiş faize de itiraz ettikleri halde bu konuda inceleme yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı/birleşen davacı ... ...Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; mahkeme tarafından davacının davasını yabancı para alacağı talepli ve +KDV talep edildiğini dikkate almadığını, vekalet ücretine ilişkin yapılan hesaplamada dava tarihindeki kur oranı ve KDV tutarı eklenmeden yanlış hesaplama yapıldığını, dava tarihiyle karar tarihi arasındaki dolar kur farkının 2,174‬ TL olduğunu, yapılan hesaplamalarda 140.108,18 TL nispi vekâlet ücreti olması gerektiğini, mahkemenin hesaplamasında bu tutarın 102.927,09 TL olduğunu, arasında 37.181,00 TL gibi ciddi bir fark olduğundan müvekkilinin zarara uğradığını, birleşen dava yönünden; davalıya avans olarak yaptığı ödemelerin iadesi için davalı aleyhine cari hesap alacağına ilişkin 100.000,00 USD yabancı para alacağına ilişkin ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafça borca itiraz edildiğinden takibin durduğunu, takip tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapıldığını, karar tarihindeki kur baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, aradaki farktan dolayı hesaplanan icra inkâr tazminatı ve vekalet ücretinin eksik hesaplandığından mağduriyet yaşadıklarını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı/birleşen davacı vekilince asıl ve birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürülen tüm istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı- birleşen dava davalısı ... şirketi tarafından üretilen ticari araç ve yedek parçaların; bir kısım afrika ülkelerine satışının, Türkiye uyruklu davalı şirket ile birlikte dava dışı Tanzanya uyruklu Agure Investment Limited isimli şirket (Bayi = ... ... Ltd. Şti. & Agure Investment Limited) bayi tarafından yapılması hususunda 5 yıl süreli 15.04.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 6.1 maddesinde, bayiinin pazar payı satış hedefini tutturması gereği, 6.2 nci maddesinde, bayinin tüm satış, sipariş ve sevkiyat planlamalarını davacı ile paylaşacağı, 7.1 inci maddesinde, davacıya geçilen kesin siparişlerden geri dönülemeyeceği/değiştirilemeyeceği, 7.2 nci maddesinde tüm kesin sipariş ibaresinin kullanıldığı, 7.3 üncü maddesinde, taahhüt ettiği satın alma adetlerini davacıdan alma zorunluluğu, 21 inci maddesinde davacı tarafından alınan siparişler ibaresinin kullanıldığı, 32 nci maddesinde uyarıların (tüm bildirim, istek, muvafakat, feragat vb) İngilizce, elden teslimli/iadeli taahhütlü posta ile veya e-posta ile iletileceği, Ek B'de, bayinin araç alım satış hedefinin her yılın son ayı gelecek yılın belirleneceği, bayi tarafından konfirme edilmiş (onaylanmış) sevkiyatın her ay için 20 adet sal dorse olduğu, damper yarı römork treyler için bu adetin 5 olduğu (4/5 adet Kenya için), ilave sipariş için karşılıklı görüşme yapılacağı, toplamda yıl bazında 350 adet araç satışının hedeflendiği ve orijinal yedek parça taahhüdünün de 2015 yılı açısından 50.000,00 USD olduğu, Ek A'da ilave yeni araç için karşılıklı toplantı gerektiği, Ek C'de Ek B'ye atıfla minimum stokla başlamanın 2015-2016 için taşıma taahhüdü olarak araç stokunun 20-50 adet, yedek parça 20.000,00 USD olduğu, Ek D'de, araçlarda kesin sipariş ödemesinin %30, sevkıyat sonrası ödemenin %70 oranında olacağı, yedek parça açısında peşin ödeme olacağı, bayi tarafından davacıya sözleşme avansının 1.000.000,00 USD olarak verileceği, Ek E'de aylık siparişlerin 3 ay önceden kesin sipariş olarak geçilmesi gerektiği ve yedek parça yönünden toplantı ile listenin hazırlanacağının kararlaştırıldığı, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından sunulan ve inkar edilmeyen e-mail yazışmalarından, tarafların sözleşmenin 32 nci maddesine uygun şekilde e-mail yolu ile iletişime geçtiği, tarafların beyanlarından ve tarafların ticari kayıtları ile defterlerinden, 24 adet aracın asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı tarafından asıl dava davacısı-birleşen dava davalısından alındığı ve bedellerinin ödendiğinin sabit olduğu, uyuşmazlığın;

davalı-birleşen dava davalısının 74 adet araca ilişkin satın alma taahhüdünün bulunup bulunmadığı, kesin siparişin verilip verilmediği, araçların davacı-birleşen dava davalısı tarafından üretilip üretilmediği, araçların davalı-birleşen dava davacısına teslime hazır hale getirilip getirilmediği, davalı-birleşen dava davacısının bu araçlara ilişkin sipariş ön ödemesini (avans) davacı-birleşen dava davalısına yapıp yapmadığı, birleşen davada davalı- birleşen dava davacısının avans ödemelerinin sözleşme avansı mı yoksa sipariş avansına mı ilişkin olduğu, iadesinin gerekip gerekmediğine noktasında toplandığı, birleşen dava dosyasında; davacı 10 adet damperli treyler satışı ön ödemesi olarak yatırdığı paranın iadesini isterken asıl davada davacı 22.06.2015, 22.07.2015 tarihli sözleşmeler ile davalının sipariş verdiğini iddia ettiği araç siparişi nedeniyle ürettiği ancak davalı tarafından teslim alınmayan 74 adet araç bedelini talep ettiği, davalının imzasız sözleşmelerin kendisini bağlamayacağını savunduğu, 05.10.2015- 17.10.2015 tarihli e-mailler 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olup üretilen araçların tamamının gemiye yükleneceği mealinde olduğu, 24 adet aracın üretimde olduğu beyan edilmiş, 24 adet aracın satın alındığı da anlaşılmakla, Ekim 2015'te yapılan e-mail yazışmalarından davacının dava konusu yaptığı 74 adet araç bakımından kesin sipariş verildiğine ilişkin içerikte bulunmadığının tespit edildiği, satışı tamamlanan iki ayrı sözleşme davalı tarafından örnek olmak üzere sunulmuş olup, sözleşmelerin her iki yan temsilcileri tarafından imzalandığı ve satış sözleşmesi olarak tanzim edildiğinin belirlendiği, buna göre asıl davada davacı vekilinin sözleşmede yazılı 350 araç siparişin kesin sipariş olduğu,74 adet aracın kesin sipariş üzerine imal edildiğine, bedelinin ödenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, bayilik sözleşmesinde öngörülen miktar kadar sipariş verilmemesinin, sözleşmenin ihlali olarak kabul edilebilecek ise de davacının bu yola başvurup sözleşmeyi fesih yoluna gitmediği, asıl davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı, davacı/birleşen davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince;

bu husustaki sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak yabancı para olarak başlatılan icra takibinde %10,5 oranında avans faizi talep edildiği, Mahkeme tarafından da aynı oranda faize hükmedilmiş ise de bunun doğru olmadığı, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı/birleşen davacı ......Ltd. Şti. vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekilinin başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı/birleşen davalı .....A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın yanlış tanımlandığını, gerekçede, dosya içeriğine uygun düşmeyen, çelişkili ve maddi vakıaya aykırı tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini, gerekçede, bir taraftan imzasız sipariş sözleşmelerinin davalıyı bağlamayacağı vurgulanırken, diğer yandan 16 Eylül 2015 ile 22 Ekim 2015 tarihleri arasında e-posta yoluyla verilen (6) adet siparişle ilgili maillerden sadece 05.10.2015 ve 17.10.2015 tarihli mailleri dikkate almak suretiyle, dosya içeriğine aykırı yorumla 05.11.2015 tarihinde 24 adet aracın gemiye yüklemesinin yapıldığı kabul edilerek gerçeğe aykırı hüküm kurulduğunu, zira bu maillerden 24 adet aracın 5 Kasım 2015 tarihinde gemiye yüklendiği sonucu çıkmadığını, Mahkeme kararında, dayanaksız bir yorumla bu sonuca ulaşıldığını, 24 adet sipariş edilip üretilerek 26 Ağustos 2015 tarihinde davalı ...

şirketi adına ...'ye teslim edildiği hususunun, taraflar arasında tartışma konusu olmadığını, buna dair belgenin de dosyada olduğunu, kararda, maillerden sadece ikisinin farklı yorumla kabul edilerek, diğerlerinin görmezden gelinmesi hatalı olduğunu, gerekçenin devamında, satışı tamamlanan iki sözleşmenin davalı ... tarafından örnek olarak sunulduğu ve sözleşmelerin her iki yan tarafından imzalandığı belirtilmekle beraber, esasen müvekkil lehine olan bu iki sözleşmenin içeriğinin de göz ardı edildiğini, bu iki sözleşmenin, bizzat davalı vekilince sunulduğunu, müvekkili şirket lehine alacak doğuran bir sözleşme olduğu halde, kararda bu hususa değinilmediğini, bu sözleşmelerden 6.11.2015 tarihli olanının, adedi 19.000,00 USD olan 10 adet treyler kesin siparişi karşılığı 190.000,00 USD tutarında olup, bunun sözleşme gereği siparişle birlikte ödenmesi gereken %30 peşinata yakın olan 50.000,00 USD ödemenin 04.12.2015 tarihinde yapıldığı;

14. 01.2016 tarihli 10 adet treylerin, adedi 20.000,00 USD olmak üzere toplam 200.000,00 USD tutarında olup, yine %30 peşinata yakın tutardaki 50.000,00 USD ödemenin sözleşme tarihinde yapıldığının dosya kapsamındaki makbuzlardan görüleceğini, Mahkemece de benimsendiği üzere bayilik sözleşmesinin taraflarca imzalanarak kurulduğu, ilk 24 adet siparişin teslimatının yapılarak parasının ödendiğinde taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, uyuşmazlığın, 74 adet sipariş verilip verilmediğinin tespitinde düğümlendiğini, bu konuda, İstinaf aşamasında dosyaya sunulan uzman görüşündeki tespitlerin önemli olduğunu ve haklılıklarını teyit ettiğini, uzman görüşünde de belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları dikkate alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemeden farklı olarak bu e-postalar dikkate alınmışsa da, yazışmalar hatalı değerlendirilerek, taraflar arasında daha önce teslim edildiğine ve parasının ödendiğine ilişkin ihtilafın bulunmadığı 24 adet araç ile ilgili yazışmalar şeklinde değerlendirildiğini, zira bu 24 aracın;

dosya kapsamında yer alan ve ... Ltd. kaşesi ve teslim alanın imzası bulunan "Araç Teslim Tutanağı" başlıklı belgeye göre 26.08.2015 tarihinde teslim edilerek tamamlandığını, halbuki mail yazışmalarının, bu tarihten sonraki 9, 10, 11. aylara ait olduğunu, yeni sipariş olmasa idi, teslimatın yapıldığı tarihten sonra taraflar arasında sipariş, teslim, üretimle ilgili yazışmanın yapılmaması gerektiğini, Mahkemece, gözden kaçırılan bir diğer hususun ise, müvekkilinin kendisine sipariş edilen 74 adet aracın üretimini tamamlayarak teslime hazır hale getirmesi olduğunu, davalı şirketin 10.08.2007 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tek başına temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünün, ... olduğu, müvekkili şirket ile yapılan tüm e-posta yazışmalarının, [e-posta] mail adresi üzerinden, bu şahsın adıyla yapıldığı, nitekim davalı şirket tarafından müvekkil şirkete yapılan ödemelere ait dekontların da yine bu mail adresinden ve ...

adıyla gönderildiğini, bu bakımdan, davalı şirket adına müvekkil şirketin mail adresine gelen e-postaların davalı şirketi bağlayacağını, hukukumuzda elektronik haberleşmenin delil olarak kabul edildiğini, e-posta içeriklerinden anlaşılacağı üzere 74 adet araç siparişinin verildiğini, müvekkilinin üretimi tamamlayarak Gebze 16. Noterliğinin 24 Ekim 2016 gün ve 05288 sayılı ihtarnamesi ile karşı tarafa araçları teslime hazır olduğu bildirdiğini, araçların teslim alınması ve bedellerinin ödenmesinin ihtar edilerek davalı tarafın temerrüde düşürüldüğünü, temerrüde düşen davalı olduğu halde davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, e-posta yazışmaları incelendiğinde, davalı tarafından davaya konu ettikleri 74 adet aracın siparişinin verildiğinin açıkça anlaşıldığını, birleşen dava yönünden, taraflar arasında akdedilmiş, 06.11.2015 tarihli kaşeli imzalı sözleşme gereği 50.000,00 USD 04.12.2015 tarihinde, 14.01.2016 tarihli diğer sözleşme için ise sözleşme tarihinde 50.000,00 USD avans ödemesi yapıldığını, sipariş edilen 20 adet treylerin toplam bedelinin 390.000,00 USD olduğunu, siparişin %30'una yakın olan 100.000,00 USD peşinat/avans olarak ödendiğini, ancak davacı şirketin bunu kabul etmekle birlikte, siparişten vazgeçildiğini ve siparişin kesin olmadığını ileri sürdüğünü, iş bu satış sözleşmesinin, bizzat davacı vekili tarafından dosyaya sunulduğunu ve ikrar edildiğini, davacının bu sözleşmeye rağmen kesin sipariş geçilmediğini ileri sürmesinin çelişkili olduğunu, müvekkil şirket vekilince, her ne kadar itirazın iptali davasına cevap dilekçesinde, 10 adet damper sipariş sözleşmesine değil, ana bayilik sözleşmesine dayanmakta ise de, bu durum, sözleşmenin dava açıldıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra davacı vekili tarafından 13.07.2017 tarihli delil listesi ekinde dosyaya sunulmasından kaynaklandığını, esasen, 10+10 olmak üzere 20 adet araç siparişine ilişkin bu sözleşmeler de, yine asıl ana bayilik sözleşmesi kapsamında olup, kesin sipariş sözleşmeleri olduğunu, alıcının, satış bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlü olduğunu, bu bakımdan davacı şirketin, ödediği iki adet kesin sipariş sözleşmesine ait 100.000,00 USD avansın yanında 290.000,00 USD'yi de satıcı davacı/karşı davalıya ödemekle yükümlü olduğunu, taraflar arasında akdedilen 20 adet treyler satışını içeren iki sözleşmede, alıcı tarafa herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönme hakkı tanınmadığını, keza davacının sözleşmeden dönmesi için haklı bir sebep de bulunmadığını, hal böyle olmasına rağmen birleşen davanın kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl dava bakımından sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı tazminat, birleşen dava bakımından ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 141 ve 357 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davacı/birleşen davalı vekili istinaf aşamasında verdiği 17.01.2022 tarihli dilekçeyle, her ne kadar davalı/birleşen davacının, birleşen davaya konu 10 adet damper treyleri 06.11.2015 ve 14.01.2016 tarihli kesin sipariş sözleşmeleriyle müvekkilinden sipariş ettiğini, davaya konu avans ödemesini de bu siparişlere istinaden yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre kesin siparişler nedeniyle ödenen avansın talep edilemeyeceğini, bizzat karşı tarafça sunulan bu sözleşmelere itibar edilmesi gerektiğini savunmuş ise de davacı/birleşen davalı yanın dilekçeler teatisinde ve tüm ilk derece yargılaması süreci boyunca yukarıda zikredilen savunmasının tam aksine birleşen davaya konu siparişlerin verilmediğini, taraflar arasında 10 adet damper treyler alımına dair bir sözleşme veya sipariş bulunmadığını savunduğu ve 6100 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah müstesna olmak üzere dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunmanın genişletilip değiştirilmesinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun'un 357 inci maddesinin birinci fıkrasına göre de istinaf aşamasında, Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenilemeyeceği gözetildiğinde davalı vekilince istinaf aşamasında verilen 17.01.2022 tarihli dilekçeyle ileri sürelen savunmaya itibar edilmesinin mümkün olmamasına göre davacı/birleşen davalı vekilince birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürülen tüm temyiz itirazları yerinde olmayıp birleşen davaya ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.

2. Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi gelince, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının, sipariş edildiği ihtilafsız olan 24 araç dışında davacıdan 74 adet daha araç sipariş edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

3. Davalı yan, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre geçerli bir siparişin söz konusu olabilmesi için siparişin yazılı olarak geçilmesi ve taraflarca imzalanması gerektiğini, taraflar arasındaki uygulamanın da bu yönde geliştiğini, müvekkilince davacıya belirtilen şekilde verilmiş bir sipariş bulunmadığını savunmuştur. Ancak bayilik sözleşmesinin 7 nci maddesinde, bayi tarafından dağıtıcıya kesin sipariş geçilmesiyle birlikte dağıtıcının siparişleri temin edip bayiye teslim edeceğinden bahsedilmiş ise de siparişin hangi yöntem ve şekille geçileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Nitekim davalı tarafından sipariş edildiği ve davacı tarafından da üretilerek davalıya teslim edildiği itilafsız olan 24 adet saldorsenin siparişine ilişkin tarafların imzasını taşıyan herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır.

Sözleşmeyle siparişin hangi yöntemle geçileceğinin açıkça belirlenmediği ve tarafların harici olarak geçilen siparişi kabul ettikleri gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre siparişin yazılı veya sözlü olarak veyahut diğer herhangi bir yöntemle bağlayıcı bir şekilde geçilebileceğinin kabulü gerekir.

4. Davacı vekili, davalının, ihtilaf konusu 74 adet araç siparişini müvekkiline gönderdiği maillerle geçtiğini iddia etmiş olup uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dosya arasında bulunan ve taraflar arasında Temmuz 2015 ila Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılan e-posta yazışmalarının incelenmesi gerekmektedir. Sözü edilen e posta yazışmalarından, davacının, davalının siparişi üzerine 24 adet saldorse üretip davalı yanca inkar edilmeyen 26.08.2015 tarihli teslim belgesiyle davalıya teslim ettiği, taraflar arasındaki iletişimin araçların tesliminden sonra da sürdüğü, davacı şirket çalışanı... tarafından davalı şirket çalışanı ...'a gönderilen 16.09.2015 tarihli e postayla, an itibariyle 20.

aracın üretimde olduğu, 6 setlik sevkıyatın belirtilen tarihte hazır olacağının bildirildiği, davalı şirket yetkilisi ...'ya ait e posta hesabından yukarıdaki e postaya cevap olarak...'e gönderilen 17.09.2015 tarihli e postayla; 8 set (40 adet) de gönderilebileceği, üretime devam edilmesi gerektiği sınır olmadığının belirtildiği, keza davalı şirket yetkilisi ...'ya ait e posta hesabından 30.09.2015 tarihinde davacıya gönderilen e postayla geminin 12 set olarak yükleme yapma olasılığının olduğunun belirtildiği görülmektedir.

5. Belirtilen yazışmalardan sonra davacı şirket çalışanı... tarafından davalı şirket yetkilisi ...'ya gönderilen 05.10.2015 tarihli e-postayla, stoklarında bulunan 24 adet platform treylerin sevkıyatının ne zaman gerçekleşeceğinin sorulduğu, ...'ya ait e-posta adresinden aynı tarihte gönderilen cevabi e-postayla, "sevkıyat için gemi bekliyoruz. Üretilmiş olan ve üretilenler dahil haftaya çarşamba 14.10.2015 gününe kadar. Bu arada toplam set sayısı 10 olarak göndermeyi hedefliyorum..." şeklinde cevap verildiği, ...'ya ait hesaptan davacı şirket çalışanlarına gönderilen 22.10.2015 tarihli e postayla ise yüklemesi yapılacak olan 24 adet araçla ilgili geminin hava muhalefetinden dolayı 05.11.2015 gününe ertelendiğinin belirtildiği görülmektedir.

6. Davacı, 24 adet saldorsenin 26.08.2015 tarihinde davalıya teslim edildiğini, yukarıda zikredilen ve 8, 10 ve 12 setlik sevkıyat planlarından bahsedilen mail yazışmaların ise bu tarihten sonra olduğunu, davalı yanca iddia edildiği gibi sadece 24 adet araç sipariş edilmiş olması halinde söz konusu yazışmaların yapılmayacağını, yukarıda zikredilen maillerle davalının müvekkilinden 74 adetten çok daha fazla araç sipariş ettiğini ispatladıklarını ileri sürmüş davalı ise yukarıda zikredilen maillerden davacının iddia ettiği gibi bir anlam çıkmadığını, siparişin 24 adetle sınırlı olduğunu, maillerden anlaşılan tek hususun müvekkilince sipariş edilen 24 aracın davacı yanca ancak 05.10.2015 tarihinde hazır edildiği olduğunu savunmuştur.

7. Davacı maillerde geçen 8, 10 ve 12 set ifadelerinin her birinin ayrı bir sipariş olduğunu, başka bir deyişle, davalının 17.09.2015 tarihli maille 8 set, 30.09.2015 tarihli maille 12 set, 14.10.2015 tarihli maille ise 10 set olmak üzere toplam 30 set sipariş verdiğini iddia etmekte ise de bu sayıların ayrı bir sipariş olmadığı, davalının davacıya hazır edilecek araç sayılarına ve geminin uygunluk durumu ve kapasitesine göre en iyi ihtimalleri bildirdiği anlaşılmaktadır. Ancak yine yukarıda zikredilen maillerden taraflar arasındaki ilişkinin davalı yanca iddia edildiği gibi 24 adet aracın siparişinden ibaret olmadığı, tarafların daha fazla sayıda araç göndermeyi hedefledikleri de anlaşılmaktadır.

8. Bölge Adliye Mahkemesince, 05.10.2015-17.10.2015 tarihli maillerin 05.11.2015'de gemiye yüklemesi yapılan 24 adet araç alımına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamından 26.08.2015 tarihli belgeyle davalıya teslim edilen 24 adet aracın hangi tarihte gemiye yüklenerek sevk edildiği anlaşılamamaktadır. 24 aracın yukarıda özetlenen maillerden önceki bir tarihte sevk edildiğinin tespit edilmesi halinde davalının davacıdan en azından bir sonraki sevkıyat tarihine kadar hazır edebileceği miktarda ayrı bir sipariş verdiğinin kabulü gerekecektir.

9. Sipariş edildiği hususunda ihtilaf bulunmayan 24 adet aracın yukarıda zikredilen maillerde 05.11.2015 tarihine ertelendiği belirtilen sevkiyatla gönderildiğinin başka bir deyişle davacının 05.11.2015 tarihine kadar sadece yukarıda sözü edilen 24 adet aracı Tanzanya'ya gönderilmek üzere hazır edebildiğinin tespiti halinde ise, yukarıda özetlenen mail yazışmalarında geçen, "8 set (40 adet) de gönderilebileceği, üretime devam edilmesi gerektiği sınır olmadığı", "geminin 12 set olarak yükleme yapma olasılığının bulunduğu", "sevkıyatın toplam 10 set olarak yapılmasının planlandığı" gibi ifadelerin davalının davacıdan daha fazla araç sipariş ettiği anlamına gelip gelmeyeceğinin 6098 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi de gözetilerek tartışılması gerekecektir.

Sözü edilen bu ifadelerin sipariş olarak değerlendirilemeyeceğinin tespiti halinde ise taraflar arasında süresiz bayilik sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki ilişkinin 24 adet aracın satışından ve tek bir sevkiyattan ibaret olmadığı gözetilerek bu ifadelerin davalı tarafından daha fazla araç alınacağı taahhüt edilerek davacıyı üretime teşvik anlamına gelip gelmediğinin, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve sözü edilen mail yazışmaları karşısında davacının davalıya satılmak üzere daha fazla sayıda araç üretmesinin haklı olup olmadığının ve yine belirtilen hususlar karşısında davalının üretilen araçları almayı kabul etmemesinin haklı olup olmadığının tartışılması gerekecektir. Ancak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince yukarıda 8 numaralı bentte belirtilen husus tereddüte mahal vermeyecek şekilde aydınlatmadığı gibi bu bentte belirtilen hususlar hakkında da herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

10. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda 8 numaralı bentte belirtilen husus aydınlığa kavuşturulduktan sonra taraflar arasında mail yazışmaları incelenip bilirkişi incelemesi de yaptırılarak 8 ve 9 numaralı benttlerde belirtilen hususlar hakkında değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş asıl davada verilen hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı/birleşen davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davaya ilişkin olarak verilen hükmün ONAMASINA,

2.Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava bakımından BOZULMASINA,

3.Bozma sebebine göre Davacı/birleşen davalı vekilinin asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.