6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şartın fahiş olması ve tenkis

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2284 E. 2022/773 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Rekabet Yasağından Kaynaklanan Cezai Şart mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işverenin önemli bir zarara somut olarak uğraması gerekmez; işçinin önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni (rakip) işyerinde kullanmasının işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin bulunması yeterlidir. Kısmi dava olarak açılan cezai şart alacağında, hâkimin TBK 182/3 uyarınca re'sen yapacağı fahiş cezai şart tenkisi, sözleşmede kararlaştırılan toplam tutar üzerinden değil, davada talep edilen kısmi miktar üzerinden yapılabilir.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve ihlal koşullarının varlığı → ret

İddia: Davalı vekili, rekabet yasağı kaydının müvekkilinin çalışma hürriyetini kısıtladığını, müvekkilinin davacı şirkete ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, hiçbir bütçe ya da genel kurul toplantısına katılmadığını, eğitim almadığını, bu nedenle cezai şart koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 444 ve devamı maddeleri uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için işverenin haklı nedenle feshi veya işçinin haksız feshi, işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış olması ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içinde rakip işyerinde çalışmaya başlaması veya benzer faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin bulunması yeterlidir; somut bir zarar gerekmez. Davalının davacı şirkette makine mühendisi Test ve Validasyon Müdürü olarak çalıştığı, bu kapsamda motor geliştirme alanına erişim imkânı bulunduğu, yeni işyerinde de aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede belirlenen 12 aylık süre makul kabul edilmiş, Marmara bölgesi ibaresiyle coğrafi alanda belirsizlik bulunmakla birlikte davalının ayrıldıktan sonra çalıştığı şirketin de İstanbul'da faaliyet göstermesi nedeniyle aynı ilde rekabet yasağının geçerli olduğu kabul edilmiştir. Davalı vekilinin TBK 420 gereğince yalnızca işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu yönündeki iddiası, yerleşik Yargıtay Daire kararları gereğince iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmediği gerekçesiyle, ayrıksı emsale itibar edilmeksizin reddedilmiştir. Önceki işyerinde edinilen bilgilerin yeni işyerinde kullanılmasının işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşıması, cezai şart talebi için yeterli görülmüştür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şartın fahiş olması nedeniyle TBK 182/3 uyarınca re'sen tenkis → ret

İddia: Davacı vekili, tenkisin toplam sözleşme bedeli (son brüt ücretin 12 katı) üzerinden değil, dava konusu yapılan kısmi talep tutarı üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hâkim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Fahişlik değerlendirilirken tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti, borca aykırılıktan sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınır; hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalının işten ayrıldığındaki aylık ücreti göz önüne alındığında, talep edilen tutarın yaklaşık 2,5 aylık ücretine tekabül etmesi nedeniyle fahiş olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafça sözleşmedeki cezai şartın tamamı talep edilmeyip dava kısmi dava olarak açıldığından, kısmi davada talep olunan miktar üzerinden tenkis yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır; tenkisin toplam sözleşme bedeli üzerinden yapılması gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rekabet yasağı sözleşmesinde cezai şart talebi için somut zararın gerekmediği, zarar verme ihtimalinin yeterli olduğu ve kısmi davada TBK 182/3 uyarınca fahiş cezai şartın tenkisinin toplam sözleşme bedeli değil, talep edilen kısmi miktar üzerinden yapılabileceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart TBK 444 TBK 182/3 re'sen tenkis kısmi dava önemli zarar ihtimali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 182/3TBK 420

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2284

KARAR NO 2022/773

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/07/2019

NUMARASI 2018/785 Esas - 2019/785 Karar

DAVA

Tazminat (Rekabet Yasağından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/05/2022

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirketin motor üretimi alanında faaliyet gösterdiğini ,davalının iş sözleşmesi gereğince davalının 11/05/2015 tarihinde "Test ve Validasyon Müdürü" olarak çalışmakta iken 19/01/2017 tarihinde istifa etmesi nedeniyle iş akdinin 27/01/2017 tarihinde sona erdiğini, iş sözleşmesinin 2.2. maddesine göre işçinin kendi isteği ile işten ayrılması veya işverenin farklı nedenle feshi halinde işverenin önemli bir zarar uğraması ihtimali bulunduğundan 2 yıl süre ile Marmara Bölgesinde iş tanımına uyan işlerde ve motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir işletmede faaliyet gösteremeyeceği, 10. maddesinde de feshi izleyen 12 ay boyunca Marmara Bölgesinde herhangi bir ticari işletmede çalışmayacağı, aksi halde son brüt ücretin 12 aylık tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını,sözleşmeye aykırı şekilde davalının aynı alanda faaliyet gösteren ...

Tic A.Ş de benzer görevi alması nedeniyle sözleşmeyi ihlal ettiğini, Savunma Sanayi İcra Komitesince müvekkili ile olan sözleşmenin sona erdirilmesinden sonra 28/10/2016 tarihinde ... A.Ş ile yeni nesil hafif zırhlı araçta paletli konfigrasyonda kullanılması planlanan güç grubunun tasarımı, geliştirilmesi, prototip üretimi konusunda sözleşme imzalandığını, davacının rekabet yasağından kurtulmak için şirketin İzmir'deki iş yerinde çalışmaya başlamasına rağmen mesaisini İstanbul- Esenler'de bulunan iş yerinde sürdürdüğünü ileri sürerek şimdilik 30.000-TL cezai şart bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, rekabet yasağına ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının müşteri çevresi ticari veya üretim sırlarına vakıf olması ve bu sırları kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının müvekkilinin uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki yeni işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını yeni şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanma ması halinde işçiden cezai şart talep edilmeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalının önceki iş vereni davacı ile sonraki iş vereni şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin fesih edilerek dava dışı ... A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının cezai şart alacağının bulunduğu ve rekabet yasağı sözleşmesinin makul olup geçerli olduğu, sözleşmede haksız rekabet halinde son brüt ücretinin 12 katı kadar ceza öngörülmüş ise de, cezanın fahiş olması halinde Hakim tarafından re'sen değerlendirme yapılarak cezai şartın makul bir seviyeye indirilmesinin zorunlu olduğu, TBK'nın 182.

maddesi gereğince Hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indireceği, somut olayda tarafların ekonomik ve sosyal durumu, sözleşme ile sınırlandırılan hakkın Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınan çalışma özgürlüğüne ve çalışma hakkı birlikte değerlendirilerek davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000-TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline fazla istemin reddine, tenkis nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti ve yargı gideri takdirine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işden, 19.01.2017 tarihinde istifa ettiğini, davalının 13.02.2017 tarihinde ...C Şirketi'nde işe başladığını,her iki şirketin SSM ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı son brüt ücretin 15.198,69-TL olduğunu, SSM ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve cezai şart bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini,kararın kaldırılarak, davanın kabulünü,aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden tenkis yapılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; mahkemenin sözleşmelerin hukuki geçerliliğini incelemeden hüküm verdiğini, rekabet yasağı kaydının müvekkilinin çalışma hürriyetini kısıtladığını, müvekkilinin özel uzmanlık çalışma alanlarına konu işyerlerinin sadece Marmara bölgesinde yer aldığını,müvekkilinin davacı şirkete ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, hiçbir bütçe ya da genel kurul toplantısına katılmadığını, davacı şirketin müvekkilini yetiştirmediğini ve hiçbir eğitim vermediğini, müvekkilinin zaten 'Kıdemli Uzman Mühendis' olduğunu, davacının Savunma Sanayi Müsteşarlığıyla imzaladığı ... Projesi'nin iptal edildiğini, bu sebeple müvekkilinin projeye ilişkin tasarım ve geliştirme faaliyetinde bulunmadığını, müvekkilinin proje bazlı çalıştığını, proje hangi şirkette olursa olsun çalışabileceğini, davacı şirketten proje sona erdiği için ayrıldığını, davacının müvekkilini istifaya zorlamak için iş alanına girmeyen işlerde görevlendirdiğini,her iki firmanın kazandığı ihalelerin teknik detaylarının farklı olduğunu,kararın kaldırılarak, davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda; makine mühendisi davalının 11.05.2015 tarihli iş sözleşmesi ile davacı şirkette "Test ve Validasyon Müdürü" olarak çalışmaya başladığı, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin IX. özel şartlar kısmının 10. maddesinde, "Çalışan, iş sözleşmesinin feshini izleyen 12 (on iki) ay boyunca Marmara bölgesinde bulunan il sınırları içinde işverenin faaliyet sahasında çalışan her hangi bir ticari işletmede/ şirkette görev almamayı kabul ve taahhüt eder.''hükmünü haizdir.Davalının 19.01.2017 tarihli istifa dilekçesiyle 27.01.2017 tarihi itibarı ile İş Kanunu m.25 gereği işten ayrıldığı, akabinde davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı ...

firmasında çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede belirlenen 12 aylık sürenin makul olduğu taktir edilmekle, sözleşmede; "... Marmara bölgesi... " denilmek suretiyle yasağın uygulanacağı coğrafi alan bakımından bir belirsizlik bulunduğu ve yasağın geniş çevre için belirlendiği anlaşılmakta ise de, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı şirket yine İstanbul ilinde faaliyet gösterdiğinden aynı ilde rekabet yasağının geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı vekili, TBK’nın 420. maddesi gereğince; hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu hükmünün geçersiz olduğunu ileri sürmüşse de, somut olaya emsal sayılabilecek Yargıtay 11.HD kararında "somut olayda, davacı “hizmet sözleşmesine” dayanarak değil TBK’nın 444.

maddesi ve devamında düzenlenen “rekabet yasağı sözleşmesine/ şartına” dayalı olarak talepte bulunmaktadır. Yerleşik Daire kararları gereğince iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir.(Yargıtay 11.HD'nin 2019/4833 Esas- 2020/3179 Karar sayılı 24.06.2020 tarihli ilamı) Yargı uygulamasında bu görüş genel olarak kabul gördüğünden ayrıksı emsal karara itibar edilmemiştir. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.

Tanık beyanları ve dosya kapsamından; davalının, davacıya ait iş yerinde makine mühendisi Test ve Validasyon Müdürü olarak çalıştığı, bu kapsamda davacı şirketin motor geliştirme alanına erişim imkanı bulunduğu,yeni işyerinde de aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır.Davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir. Bu sebeple cezai şart koşullarının mevcut olmadığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır.

Davalı işten ayrıldığında SGK kayıtlarına göre aylık 12.918,47-TL ücret aldığı geçimini sağladığı ücretinden 2,5 aylık ücretine tekabül eden 30.000-TL cezai şart isteği fahiş sayılmalıdır. Davacı tarafça sözleşmedeki cezai şart tutarının tamamı talep edilmemiş olup, eldeki dava kısmi dava olarak açılmış olup ;kararlaştırılan cezai şart tutarının tamamı talep edilmemiş olsa da kısmi davada talep olunan miktarda fahiş bulunarak tenkis yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Davacı vekilinin toplam miktar üzerinden tenkis yapılması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle,taraf vekillerinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 301,40‬-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 220,70-TL harcın davacıya iadesine, Davalıdan alınması gereken 1.024,65‬-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 301,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 723,25‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca sarf edilen istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

26/05/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/230119 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5283 E. 2024/1524 K. · Onandı

Rekabet yasağının ihlalinde cezai şart ve tenkis

Gerekçe özeti

İşçinin, önceki işverenin üretim/geliştirme alanına erişim sağlayan bir görevde çalışıp aynı işi rakip işletmede sürdürmesi hâlinde, edinilen bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verebilme ihtimali cezai şart talebi için yeterlidir; zararın fiilen gerçekleşmesi aranmaz. Buna karşılık cezai şart, işçinin son ücretine oranla fahiş ise tenkis edilir ve dava kısmi dava olarak açılıp kararlaştırılan tutarın tamamı talep edilmemiş olsa dahi tenkis, talep olunan miktar üzerinden yapılabilir. Temyize konu miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir.

Emsal değeri

Rekabet yasağında zarar ihtimalinin yeterli sayılması ve kısmi davada talep edilen cezai şartın tenkis edilebilmesi yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: rekabet yasağı cezai şart tenkis kısmi dava zarar ihtimali temyiz kesinlik sınırı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/5283 E.  ,  2024/1524 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2284 Esas, 2022/773 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/785 E., 2019/785 K.

Taraflar arasındaki cezai şart alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan toplam miktar 15.000,00 TL'dir. Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair kararı 26.05.2022 tarihli olup, davalı vekilince temyiz edilen miktar 2022 yılı kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin motor üretimi alanında faaliyet gösterdiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde "Test ve Validasyon Müdürü" olarak başladığı işinden istifa etmesi nedeniyle iş akdinin 27.01.2017 tarihinde sona erdiğini, 13.02.2017 tarihinde iş sözleşmesinin 2.2 nci maddesine göre işçinin kendi isteği ile işten ayrılması veya işverenin farklı nedenle feshi halinde işverenin önemli bir zarar uğraması ihtimali bulunduğundan 2 yıl süre ile Marmara Bölgesinde iş tanımına uyan işlerde ve motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir işletmede faaliyet gösteremeyeceği, 10 uncu maddesine göre de feshi izleyen 12 ay boyunca Marmara Bölgesinde herhangi bir ticari işletmede çalışmayacağı, aksi halde son brüt ücretin 12 aylık tutarında cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye aykırı şekilde davalının aynı alanda faaliyet gösteren BMC Otomotiv San.

ve Tic. A.Ş.'de benzer görevi alması nedeniyle sözleşmeyi ihlal ettiğini, Savunma Sanayi İcra Komitesinin müvekkili ile olan sözleşmesinin sona erdirilmesinden sonra, 28.10.2016 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş. ile ... nesil hafif zırhlı araçta paletli konfigrasyonda kullanılması planlanan güç grubunun tasarımı, geliştirilmesi, prototip üretimi konusunda sözleşme görüşmelerine başlanması kararı alındığını, akabinde sözleşme imzalandığını, davacının rekabet yasağından kurtulmak için şirketin İzmir'deki işyerinde çalışmaya başlamasına rağmen mesaisini İstanbul Esenler'de bulunan işyerinde sürdürdüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 182.384,28 TL'lik cezai şart alacağının şimdilik 30.000,00 TL'sinin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle müvekkilinin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını, rekabet yasağına ilişkin düzenleme yapılabilmesi için müvekkilinin davacının müşteri çevresi ticari veya üretim sırlarına vakıf olması ve bu sırların kullanılması halinde önemli bir zararın meydana gelmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, bütçe veya genel kurul toplantılarına katılmadığını, eğitim almadığını, davacının, müvekkilini uzmanlığından yararlanmak için işe aldığını, davacının projeyi gerçekleştirmemesi nedeniyle projenin iptal edildiğini, kaldı ki ... işinde çalıştığı şirketin davacı ile aynı alanda çalışmadığını ...

şirketin savunma sanayi alanında faaliyet gösterirken davacının tarım makineleri alanında çalıştığını, zararın ispatlanmaması halinde işçiden cezai şart talep edilmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davalının önceki işvereni davacı ile sonraki işvereni şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, özellikle savunma sanayi alanında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından bir kısım üretim ve ARGE işinin davacıya verilmesi daha sonra sözleşmenin fesih edilerek dava dışı BMC Otomotiv A.Ş. ile sözleşme yapılması ve davalının her iki işletmede aynı işleri yapması nedeniyle davacının cezai şart talebinde bulunabileceği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu, sözleşmede haksız rekabet halinde son brüt ücretinin 12 ... kadar ceza öngörülmüş ise de, davacı tarafından talep edilen miktarın fahiş olduğu gerekçesi ile takdiren 15.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne bu miktar alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, tenkis nedeniyle davalı lehine vekâlet ücreti ve yargı gideri takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının 11.05.2015 tarihinde başladığı işten, 19.01.2017 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, 13.02.2017 tarihinde BMC Otomotiv A.Ş.'de işe başladığını, her iki şirketin Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalelerine teklif verdiğini, çalışmalarını İstanbul'da gerçekleştirerek rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının müvekkili şirketten aldığı son brüt ücretin 15.198,69 TL olduğunu, Savunma Sanayi Müşteşarlığı ihalesinde edindiği bilgiler sayesinde rakip şirkette çalışma imkanı bulduğunu, rekabet yasağını ve cezai şart bedelini ödeyeceğini bilerek rakip şirkette işe başladığını, söz konusu ihaleyi rakip şirketin kazanmasıyla müvekkili şirketin milyonlar kaybettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü, aksi halde tüm alacak miktarı üzerinden tenkis yapılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin sözleşmelerin hukuki geçerliliğini incelemeden hüküm verdiğini, rekabet yasağı kaydının müvekkilinin çalışma hürriyetini kısıtladığını, müvekkilinin ... uzmanlık çalışma alanlarına konu işyerlerinin sadece Marmara bölgesinde yer aldığını, müvekkilinin davacı şirkete ait ticari sırlara ulaşabilecek bir pozisyonda çalışmadığını, hiçbir bütçe ya da genel kurul toplantısına katılmadığını, davacı şirketin müvekkilini yetiştirmediğini ve hiçbir eğitim vermediğini, müvekkilinin zaten 'Kıdemli Uzman Mühendis' olduğunu, davacının Savunma Sanayi Müsteşarlığıyla imzaladığı ... Tankı Projesi'nin iptal edildiğini, bu sebeple müvekkilinin projeye ilişkin tasarım ve geliştirme faaliyetinde bulunmadığını, müvekkilinin proje bazlı çalıştığını, proje hangi şirkette olursa olsun çalışabileceğini, davacı şirketten proje sona erdiği için ayrıldığını, davacının müvekkilini istifaya zorlamak için iş alanına girmeyen işlerde görevlendirdiğini, her iki firmanın kazandığı ihalelerin teknik detaylarının farklı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacıya ait iş yerinde makine mühendisi Test ve Validasyon Müdürü olarak çalıştığı, bu kapsamda davacı şirketin motor geliştirme alanına erişim imkanı bulunduğu, ... işyerinde de aynı işi yaptığı, davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri ... işyerinde kullanmasının, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşıdığı, zarar ihtimalinin varlığının cezai şart talebi için yeterli olduğu, davalının işten ayrıldığında SGK kayıtlarına göre aylık 12.918,47 TL ücret aldığı, geçimini sağladığı ücretinden 2,5 aylık ücretine tekabül eden 30.000,00 TL cezai şart isteğinin fahiş sayılması gerektiği, eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı, kararlaştırılan cezai şart tutarının tamamı talep edilmemiş olsa da kısmi davada talep olunan miktarın fahiş bulunarak tenkis yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, işçinin rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 420 nci maddesi, 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A.Davalı Temyizi Yönünden

Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B.Davacı Temyizi Yönünden

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.