Aldatma kastı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15734 E. 2016/6456 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aldatma kastı↗ pay defterine kayıt↗ ifa imkansızlığı↗ aldatma (hile)↗ ticari avans faizi↗ hazirun cetveli↗ sözleşmenin iptali↗ esas sözleşme↗ bedel iadesi↗ karine↗ pay sahipliği↗ sermaye artırımı↗ illiyet bağı↗ hile↗ sözleşmeye aykırılık↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ ifa↗ def'i↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ yargılama gideri↗ yetki↗ geçersizlik↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, her ne kadar pay defterindeki kayıtlar lehine olan kişi bakımından karine niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile hazirun cetvelinde yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle hisse senedi satın aldığı bilirkişi incelemesi ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana sözleşmesine aykırılık teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili temsilcilerince yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket esas sözleşmesinde hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda sermaye artırımında rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde ilan edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir yetki verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan bedelin iadesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkindir.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ... Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisininde bulunduğu sanıklar hakkında ...2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/253 E. sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 13.06.2007 tarihli ilamı ile onanmış, ...2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/121 Esas sayılı dosyasında SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açılmış, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları Yargıtay 7 Ceza Dairesi'nin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış, yine usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz. Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket esas sözleşmesinde hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda sermaye artırımında rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde ilan edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir yetki verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan bedelin iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline akrar verilmiştir.
Ancak, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda açıkça, şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken SPK, TBMM, MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zaman aşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı ve davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin vekalet ücreti, yargılama gideri ve faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6281 E. 2016/2836 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · illiyet bağı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ...
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 101.250 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalı şirketten tahsiline, davalı ... yönünden davanın «husumetten» reddine, geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığına yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı.... yönünden kısmen kabulüne, ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen... raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı,....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı.... yönünden kısmen kabulüne, ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
2- Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 101.250 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalı şirketten tahsiline, davalı ... yönünden davanın «husumetten» reddine, geçerli «ortaklık ilişkisi» bulunmadığına yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1769 E. 2016/166 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · ticari avans faizi · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 53.774,71 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «ticari avans faizi» ile birlikte davalı tahsili ile davacıya ödenmesine, D..
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı Y yönünden kısmen kabulüne, D..
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Yimpaş Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, «hisse devir sözleşmelerinde» bazı kişilerin ortaklık «pay defterinde» gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisininde bulunduğu sanıklar hakkında .....2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaU..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7790 E. 2016/3663 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · illiyet bağı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ...
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne varki; Anonim Ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nun 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» «rüçhan hakkı» kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun da bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle 43.545,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya iadesine diğer taleple …
… an sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı ne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı .........
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ........şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, «hisse devir sözleşmelerinde» bazı kişilerin ortaklık «pay defterinde» gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında .......Asliye Ceza Mah …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaU..'ın da davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne varki; Anonim Ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nun 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» «rüçhan hakkı» kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun da bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle 43.545,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya iadesine diğer taleple …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7790 E. 2016/3663 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · illiyet bağı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ...
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne varki; Anonim Ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nun 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» «rüçhan hakkı» kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun da bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle 43.545,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya iadesine diğer taleple …
… an sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı ne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı .... ...
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rüçhan hakkı · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ... ...'ın da davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, ... ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne varki; Anonim Ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nun 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» «rüçhan hakkı» kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun da bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle 43.545,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya iadesine diğer taleple …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7824 E. 2016/3845 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · ticari avans faizi · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak davacının pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulüne uygun olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket anasözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği, davalı D..
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ..........
U..'a «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın davalı şirket ile arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığına yönelik isteminin reddine, davacıdan tahsil olduğu tespit olunan 9.450 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, D..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaU..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
U.. yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7824 E. 2016/3845 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · ticari avans faizi · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak davacının pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulüne uygun olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket anasözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği, davalı ... ...'a «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın davalı şirket ile arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığına yönelik isteminin reddine, davacıdan tahsil olduğu tespit olunan 9.450 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, ... ... yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı .... ...
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ... ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davacının pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulüne uygun olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulunun bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket anasözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği, davalı ... ...'a «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın davalı şirket ile arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığına yönelik isteminin reddine, davacıdan tahsil olduğu tespit olunan 9.450 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, ... ... yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, ... ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
2- Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1131 E. 2015/13767 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · ticari avans faizi · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · pay sahipliği · sermaye artırımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık «defterlerinin» ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 36.312,04 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «ticari avans faizi» ile birlikte davalı ..........
… tan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığıne var ki, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ..........
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Yimpaş Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, «hisse devir sözleşmelerinde» bazı kişilerin ortaklık «pay defterinde» gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisininde bulunduğu sanıklar hakkında Yozgat 2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaU..'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
U.. yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2706 E. 2016/6459 K.
Ortak:aldatma kastı · pay defterine kayıt · ifa imkansızlığı · ticari avans faizi · hazirun cetveli · sözleşmenin iptali · esas sözleşme · bedel iadesi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, her ne kadar «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle «hisse senedi» satın aldığı «bilirkişi incelemesi» ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili «temsilcilerince» yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, «temsil» olunan hissselerin gerçeği yansıttığı, «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, davacının şirketlere pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alındığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmü ön görülmediği, ortaklık genel kurulunun ve hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı olduğuna dair herhangi bir dava açıldığı veya genel kurulun ve işlemlerin iptal edildiğine dair taraflarca herhangi bir iddia dahi ortaya konmadığı, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili temsilcilerince yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki, Anonim Ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmekte olduğu, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı,yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği,yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, 26.569,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… u alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli «hisse senedi» çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ... ...
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, «temsil» olunan hissselerin gerçeği yansıttığı, «pay defterindeki kayıtlar» lehine olan kişi bakımından «karine» niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, davacının şirketlere pay senedi satın almak suretiyle ortak olduğu, davacıdan nominal değer üzerinden bedel alındığı, ortaklığın primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararının bulunduğu, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmü ön görülmediği, ortaklık genel kurulunun ve hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı olduğuna dair herhangi bir dava açıldığı veya genel kurulun ve işlemlerin iptal edildiğine dair taraflarca herhangi bir iddia dahi ortaya konmadığı, taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana «sözleşmesine aykırılık» teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili temsilcilerince yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli bulunmadığı, ne var ki, Anonim Ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) madddesi uyarınca şirket «esas sözleşmesinde» hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmekte olduğu, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda «sermaye artırımında» rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı,yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde «ilan» edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir «yetki» verilmediği,yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan «bedelin iadesi» gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, 26.569,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
2- Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15734 E. , 2016/6456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/10/2015 tarih ve 2013/871-2015/456 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.06.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin parasını her istediği an geri alabileceği ve para yatırması karşılığında yüksek faiz verileceği garantilerine inanarak ... Grubuna 23/06/2000 tarihinde 50.050 DM yatırdığını ve kendisine 50.000 DM miktarlı ... ...Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. Hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi adlı belge verildiğini, ancak müvekkiline her hangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, 50.000 DM karşılığı 71.925,97 TL' nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ödeme tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek avans faizi ile birlikte iadesine, geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, her ne kadar pay defterindeki kayıtlar lehine olan kişi bakımından karine niteliği taşıması nedeniyle yapılan incelemede pay defteri ile hazirun cetvelinde yer alan kayıtların farklılık göstermediği, ortaklık durumunun ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edildiği kanıtlanamamış ise de davacının davalı şirketten 23.06.2000 tarihinde 50.000 DM bedelle hisse senedi satın aldığı bilirkişi incelemesi ve alınan rapora göre taleple yapılan pay devir işleminin kanuna ve ortaklık ana sözleşmesine aykırılık teşkil etmediği, ortaklık defterlerinin ve genel kurul toplantılarının usulünce olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığını tespite elverişli somut deliller bulunmadığı, bu nedenle de davacının ortaklığın yetkili temsilcilerince yanıltıldığını, yanlış yönlendirildiğini kabule olanak bulunmadığı, ortaklığın pay kazanımını benimseyerek karar gereğini yerine getirdiği, dosyada mevcut SPK raporlarının da tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığı, ne varki anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK.'nun 286 (Yeni TTK.'nun 347) madddesi uyarınca şirket esas sözleşmesinde hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerekmektedir, aksi halde primli hisse senedi çıkarılamayacağı, somut olayda davalı şirketin 14.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda sermaye artırımında rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde ilan edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir yetki verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan bedelin iadesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkindir.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ... Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisininde bulunduğu sanıklar hakkında ...2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/253 E.
sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 13.06.2007 tarihli ilamı ile onanmış, ...2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/121 Esas sayılı dosyasında SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açılmış, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları Yargıtay 7 Ceza Dairesi'nin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış, yine usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz. Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir.
Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda davalılar, davacının şirket ortağı olduğunu ve TTK'nın 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar, mahkemece de bilirkişi raporu alındıktan sonra davacının şirket ortağı olduğu, davacının hileli davranışlarla aldatıldığının tespite elverişli deliller bulunmadığı, anonim ortaklıklarda primli hisse senedi çıkarılabilmesi için TTK'nın 286 (Yeni TTK'nın 347) maddesi uyarınca şirket esas sözleşmesinde hüküm bulunması ya da genel kurul kararının bulunması gerektiği, somut olayda davalı Şirket'in 21.12.1998 tarihinde yapılan genel kurulunda sermaye artırımında rüchan hakkı kullanımında primli hisse çıkarılması yönünde karar verildiği, yönetim kurulununda bu karara dayanarak izahname çıkarıp sirküler yayınladığı, yayınlanan sirkülerde ise talepleri süreyle sınırlı tuttuğu, sirkülerde ilan edilen süre dışına çıkılarak talep alındığı, şirket ana sözleşmesinde yönetim kuruluna her an primli hisse senedi çıkarabilmesi için belirsiz süreli bir yetki verilmediği, yönetim kurulunun genel kurulun verdiği yetkiyi kullandığı, sirkülerde ilan edilen sürenin dışında yeniden primli hisse satışı için genel kurulca yeniden yetkilendirme yapılması gerektiği, yeniden yetkiledirilmenin söz konusu olmadığı, bu durumda davacıya satılan payların nominal bedelden satılması gerektiği halde buna uyulmadığı ve davacıdan fazla alınan bedelin iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ile davalı ...
Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline akrar verilmiştir.
Ancak, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, vaki olay açısından şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği, ancak birikimlerini değerlendirmek isteyen bir kimse ile fon talep eden bir anonim şirket arasındaki ilişkinin kural olarak ortaklık ilişkisi olarak nitelendirilebileceği belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda açıkça, şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlendiğine göre, bu durumda taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken SPK, TBMM, MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zaman aşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı ve davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin vekalet ücreti, yargılama gideri ve faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin vekalet ücreti, yargılama gideri ve faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/226263500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz