Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15261 E. 2016/1662 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kamu alacağı↗ bankacılık sözleşmesi↗ müteselsil sorumluluk↗ alacak davası↗ işlemiş faiz↗ protokol↗ vekalet ücreti↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan protokoller uyarınca maaş ödemesinde bulunan bankaların anılan protokol hükümleri kapsamında sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, diğer yandan Maliye Bakanlığınca yapılan düzenlemenin tarafları bağladığının kabulü halinde bile, bu düzenlemeye uygun olarak saymanlıkça onaylı ele geçecek net tutarları gösteren listelerin davacı kurum tarafından davalı bankalara gönderilmediği, davalı bankalarca da bu hususta bir talep de bulunulmadığı, davalı ...'nun maaş mutemetliği yaptığı, Ocak 2004-Eylül 2010 tarihleri arasında gerek maaş ödemeleri ve gerekse döner sermaye, ve döner sermaye ek ödemeleri ile kendisi ve başka personel için yaptığı usulsüz tahakkuklar sonucu toplam 119.046,93 TL tutarında ana para kamu zararına sebep olduğu ve kamu zararının 3.562,45 TL sini denetimler esnasında işlemiş faizi ile birlikte 4.697,11 TL olarak saymanlık hesabına yatırdığı buna göre adı geçen davalıdan tahsili gereken kamu alacağı ana para tutarının 115.484,48 TL olması gerektiği, keza davalı bankaların oluşan kamu zararından sorumlu tutulmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı bankalar yönünden yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı ... vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava; bankacılık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olup, davacı taraf her iki davalı banka ile ayrı ayrı imzaladığı sözleşme ve protokollere dayalı olarak 3. kişiye yapılan haksız ödemelerin davalı gerçek kişi ile ayrı ayrı bankalardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ancak her iki davalı banka aleyhine farklı tutarlarda dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davalı bankalar hakkında açılan ve yerinde görülmeyen davanın reddine, yargılamada kendini vekilleri ile temsil ettiren davalı bankalar lehine tek ve nispi olarak takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak; somut olayda davalı bankalar arasında zarardan kaynaklanan müteselsil bir sorumluluk olmadığı için, davalı ... yararına anılan davalı açısından reddedilen meblağ üzerinden ayrı vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken anılan husus gözetilmeden diğer davalı banka ile birlikte tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ... lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3071 E. 2020/1168 K.
Ortak:protokol · vekalet ücreti · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «protokoller» uyarınca maaş ödemesinde bulunan bankaların anılan protokol hükümleri kapsamında sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, diğer yandan Maliye Bakanlığınca yapılan düzenlemenin tarafları bağladığının kabulü halinde bile, bu düzenlemeye uygun olarak saymanlıkça onaylı ele geçecek net tutarları gösteren listelerin davacı kurum tarafından davalı bankalara gönderilmediği, davalı bankalarca da bu hususta bir talep de bulunulmadığı, davalı ...'nun maaş mutemetliği yaptığı, Ocak 2004-Eylül 2010 tarihleri arasında gerek maaş ödemeleri ve gerekse döner sermaye, ve döner sermaye ek ödemeleri ile kendisi ve başka personel için yaptığı usulsüz tahakkuklar sonucu toplam 119.046,93 TL tutarında ana para kamu zararına sebep olduğu ve kamu zararının 3.562,45 TL sini denetimler esnasında «işlemiş faizi» ile birlikte 4.697,11 TL olarak saymanlık hesabına yatırdığı buna göre adı geçen davalıdan tahsili gereken «kamu alacağı» ana para tutarının 115.484,48 TL olması gerektiği, keza davalı bankaların oluşan kamu zararından sorumlu tutulmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı …
2- Davalı ... vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava; «bankacılık sözleşmesinden» kaynaklanan «alacak davası» olup, davacı taraf her iki davalı banka ile ayrı ayrı imzaladığı sözleşme ve «protokollere» dayalı olarak 3. kişiye yapılan haksız ödemelerin davalı gerçek kişi ile ayrı ayrı bankalardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ancak her iki dava …
Mahkemece yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davalı bankalar hakkında açılan ve yerinde görülmeyen davanın reddine, yargılamada kendini vekilleri ile «temsil» ettiren davalı bankalar lehine tek ve nispi olarak takdir edilen «vekalet ücretinin» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… temyiz edilmediği, öte yandan diğer davalılar Türkiye Halk Bankası ve Türkiye ...Bankası yönüyle davanın reddine yönelik verilen önceki kararın Dairemizce yalnızca «vekalet ücreti» yönüyle bozma konusu yapılmış olması da nazara alınarak taraflar arasında imzalanan «protokoller» uyarınca maaş ödemesinde bulunan bankaların anılan protokol hükümleri kapsamında sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, diğer yandan Maliye Bakanlığınca yapılan düz …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · başvurma harcı · mükerrerlik
Benzer bu kararda2- Mahkemece hüküm bölümünün 5. paragrafında verilen ilk kararın temyizi sırasında davalı ...Bankası tarafından ödenen temyiz yoluna «başvurma harcının» davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine karar verilmişse de, Dairemizin 17.02.2016 tarih 2015/15261 E. - 2016/1662 K. sayılı ilamının sonuç kısmında kararın davalı ...Bankası lehine bozulmasıyla birlikte bu davalının ödediği temyiz harcının kendisine isteği halinde iadesine de karar verildiği gözetildiğinde, davacı taraftan «mükerrer tahsilata» neden olacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmişse de anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yenid …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5311 E. 2023/130 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:damga vergisi · cari hesap alacağı · irsaliye · hakkın kötüye kullanılması · cari hesap · muacceliyet · satım sözleşmesi · icra takibine itiraz
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan alım «satım sözleşmesi» nedeni ile tanzim edilen faturaya dayalı «cari hesap alacağına» istinaden başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
… eri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip tarihi itibari ile alacak miktarının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, takip konusu yapılan faturaların ve «fatura» konusu malların usulüne uygun olarak idareye «teslim» edildiğini, faturalar ve içeriğine yönelik herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, ihtilafın takip tarihinde, faturaların vadesinin gelip gelmediği noktasında olduğunu, davalının muayene ve kabulü yapılarak teslim alınmış ürünlere ait faturaları döner sermaye saymanlık müdürlüğüne özellikle geç intikal ettirerek kanun tarafından kendisine verilen bu «hakkı kötüye kullandığını», ödeme gününün hesabında başlangıç tarihi olarak malın teslimi veya fatura tarihinin esas alınması gerektiğini, bilirkişinin raporunda her bir faturayı ve «irsaliyeyi» tetkik ettiğini, dava ve takip konusu yapılan tüm faturaların, fatura ve irsaliye tarihi dikkate alındığında takip tarihi itibari ile «muaccel» olduğunu, fatura konusu mallar eksiksiz muayene ve kabul edilmiş iken ortalama 90 gün sonra saymanlık kayıtlarına alınmasının idarenin sebepsiz yere faturaları bek …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;taraflar arasındaki sözleşmenin 12.2.3.maddesinde «fatura» karşılığı ödemelerin davalının döner sermaye saymanlığına intikalinden sonra 210 gün ötelenebileceği, Saymanlık Müdürlüğünün nakit durumuna göre sürenin uzayıp kısalabileceğinin kararlaştırıldığı, davacı sözleşmenin 12. maddesinin davalı tarafından kötü niyetle uygulandığını ısrarla vurgulamış ise de «tacir» olan davacının basiretli davranması gerektiği. faturanın saymanlığa intikalinin sözleşme hükmü olduğu, faturaların geç intikal ettirildiği yönünde davacının davalıya herhangi bir «ihtarının» bulunmadığı, anılan maddeye müdahale edilemeyeceği «vadenin» tekrar belirlenemeyeceği, takibe ekli «cari hesap» ile bu hesaba esas 13 adet faturanın döner saymanlığa kayıt tarihlerine göre vadeleri dolan ama ödenmeyen 5 adet fatura üzerinden yapılan hesaplamaya göre mahkemece verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davalı vekili kararda «damga vergisi» düşülmeden brüt tutarlar üzerinden karar oluşturulması gerektiğini belirtmiş ise de bu durumun hükmün «infazına» etkisi olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkras …
İcra Müdürlüğünün 2014/6217 E. sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın takip tarihi itibari ile «muaccel» bulunan 311.574,48 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren bu miktara «yasal faiz» işletilmesine, davalının takip ve dava tarihinden sonra 13.03.2015 tarihinde ödediği 169.933,27 TL, 01.04.2015 tarihinde ödediği 77.119,73 TL, 06.04.2015 tarihinde ödediği 64.742,37 TL'nin ana para ve faizden düşülerek takibin devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, takip tarihi itibarıyla haksız itiraz edilen 311.747,48 TL'nin %20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15261 E. , 2016/1662 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2014 tarih ve 2014/351-2014/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 10/02/2011 tarih ve 6434 sayılı yazısı üzerine ...Müfettişi ...tarafından düzenlenen 04/01/2011 tarihli ve 61/02 sayılı Tazmin raporunda İl Özel İdaresi Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesinde 01/01/2004 -15/09/2010 tarihleri arasında mutemet olarak görevli VHKİ ... tarafından bilgisayar ortamında düzenlenen bordro tahakkuklarında yapılan usulsüz tahakkuk fazlalıkları ile ödeme listelerinin personelin hesabına geçirilmek üzere bankaya e-mail yoluyla gönderilmesi aşamasında kendi hesabına yönlendirmesi suretiyle usulsüzlük yapıldığını, bu usulsüzlükler sonucu 115,484,48 TL kamu zararının oluştuğunu, hastane ile arasında “Maaş Ödeme Protokolü” bulunan T.......
Şubesi ve T. ...Şubesinin de ödemeleri saymanlıklarca onaylı tahakkuk listelerine göre yapmaları gerekirken mutemetçe gönderilen e-mail listelerine göre ödeme yapmaları nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla davanın kabulüne, toplam 115.484,48 TL lik kamu zararı alacağının 107.717,89 TL sinin mutemet ... ile birlikte T. ... A.Ş. den, 7.766,59 TL sinin ise yine mutemet ... ile birlikte T. ...A.Ş'den işlemiş ve işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacı ile aralarında düzenlenen ve maaş ödemelerine ilkin protokoller uyraınca söz konusu zarardan sorumluluklarının bulunmadığını savunarak, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Davalı ..., zararı ödemek için herhangi bir ödeme gücünün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan protokoller uyarınca maaş ödemesinde bulunan bankaların anılan protokol hükümleri kapsamında sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, diğer yandan Maliye Bakanlığınca yapılan düzenlemenin tarafları bağladığının kabulü halinde bile, bu düzenlemeye uygun olarak saymanlıkça onaylı ele geçecek net tutarları gösteren listelerin davacı kurum tarafından davalı bankalara gönderilmediği, davalı bankalarca da bu hususta bir talep de bulunulmadığı, davalı ...'nun maaş mutemetliği yaptığı, Ocak 2004-Eylül 2010 tarihleri arasında gerek maaş ödemeleri ve gerekse döner sermaye, ve döner sermaye ek ödemeleri ile kendisi ve başka personel için yaptığı usulsüz tahakkuklar sonucu toplam 119.046,93 TL tutarında ana para kamu zararına sebep olduğu ve kamu zararının 3.562,45 TL sini denetimler esnasında işlemiş faizi ile birlikte 4.697,11 TL olarak saymanlık hesabına yatırdığı buna göre adı geçen davalıdan tahsili gereken kamu alacağı ana para tutarının 115.484,48 TL olması gerektiği, keza davalı bankaların oluşan kamu zararından sorumlu tutulmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı ...
yönünden kabulüne, davalı bankalar yönünden yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı ... vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava; bankacılık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olup, davacı taraf her iki davalı banka ile ayrı ayrı imzaladığı sözleşme ve protokollere dayalı olarak 3. kişiye yapılan haksız ödemelerin davalı gerçek kişi ile ayrı ayrı bankalardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ancak her iki davalı banka aleyhine farklı tutarlarda dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davalı bankalar hakkında açılan ve yerinde görülmeyen davanın reddine, yargılamada kendini vekilleri ile temsil ettiren davalı bankalar lehine tek ve nispi olarak takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak; somut olayda davalı bankalar arasında zarardan kaynaklanan müteselsil bir sorumluluk olmadığı için, davalı ... yararına anılan davalı açısından reddedilen meblağ üzerinden ayrı vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken anılan husus gözetilmeden diğer davalı banka ile birlikte tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı ... lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...na iadesine, 17/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/223737000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz