Rücuen tazminat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/8659 E. 2016/4020 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yazılı yargılama usulü↗ basit yargılama usulü↗ makine kırılması sigortası↗ sözlü yargılama↗ ilk itiraz↗ tahkikat↗ ön inceleme duruşması↗ emredici hüküm↗ kira sözleşmesi↗ rücuen tazminat↗ hak düşürücü süre↗ sulh hukuk mahkemesi↗ görevsizlik kararı↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ hasar↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan ve davalının kiraladığı vincin hasara uğradığı, toplam hasarın 89.000 Euro olarak tespit edildiği ve söz konusu hasarın meydana gelmesinde davalının %70 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davalının kusuru oranında davanın kabulü ile 62.300 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, makine kırılması sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, kendisi tarafından sigortalanan kule vincin kira sözleşmesine dayalı olarak davalının kullanımında olduğunu, davalının kira sözleşmesi ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle hasarın oluştuğunu ileri sürmüş, mahkemece de yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 4/1-a ve 316/1-a maddeleri uyarınca dava konusu uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabidir.
6100 sayılı HMK'da yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.
6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir.
Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (HMK'nın 320/2).
Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c. 1). Bununla birlikte işin niteliğine göre hakimin bir aydan sonraya duruşma günü verip ikiden fazla duruşma yapması da mümkün kılınmıştır.
HMK'nın 321/1.fıkrasında ise “Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez” hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder.
Somut olayda dava, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış, bu mahkemenin yetkisizlik kararı üzerine dosya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş, bu mahkemece verilen görevsizlik kararı ile de dosya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gelmiş ve ön inceleme duruşması 09.04.2014 tarihinde yapılmıştır. Ancak söz konusu duruşmada, yukarıda açıklandığı biçimde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmemiş, anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılmamış ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanmamıştır. Bu itibarla mahkemece, yasanın emredici hükmüne uygun biçimde ön inceleme duruşmasının usulüne uygun yapılmadan tahkikat aşamasına geçilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14796 E. 2015/9746 K.
Ortak:yazılı yargılama usulü · basit yargılama usulü · sözlü yargılama · ilk itiraz · tahkikat · ön inceleme duruşması · hak düşürücü süre · sulh · dava şartı · hak düşürücü süre · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaDaha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve «ilk itirazlarla» «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve «tahkikat» işlemleri de basitleştirilmiştir.
6100 sayılı HMK'da «yazılı yargılama usulü» ayrıntılı olarak düzenlenmiş, «basit yargılama usulü» ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Burada da, mahkeme dava şartları ve «ilk itirazların» varlığını inceleyerek, «hak düşürücü süreler» ve «zamanaşımı» süreleri hakkında tarafları dinler.
Benzer bu karardaDaha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve «ilk itirazlarla» «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı» hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve «tahkikat» işlemleri de basitleştirilmiştir.
6100 sayılı HMK'da «yazılı yargılama usulü» ayrıntılı olarak düzenlenmiş, «basit yargılama usulü» ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Burada da, mahkeme dava şartları ve «ilk itirazların» varlığını inceleyerek, «hak düşürücü süreler» ve «zamanaşımı» süreleri hakkında tarafları dinler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:devir yasağı · nispi karar harcı · tashih · dürüstlük kuralına aykırılık · tahsilde tekerrür olmaması · şirket merkezi mahkemesi · tahsilde tekerrür · yetki itirazı
Benzer bu karardaS..'tan olan alacağının tamamının 30/06/2012 tarihi itibariyle «muaccel» hale geldiği, yargılama sırasında yapılan 2.000.000,00 USD(4.280.000,00 TL) ödemenin «mahsup» edilmesi gerektiği kanaatiyle 54.355.500,00 TL'nin «temerrüt tarihi» olan 18/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece 14.07.2014 tarihli «tashih» kararı ile hüküm fıkrasında «nispi harcın» davacıya iadesine ilişkin bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından hüküm kısmına "Davacı tarafından yatırılan 1.001.347,80 TL nispi harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine" ibaresinin eklenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, HMK'nın 14/2 maddesi uyarınca hisse devir alacağına konu «şirket merkezlerinin» çoğunluğu Antalya'da olduğundan davalı A..
S.. vekilinin «yetki itirazının» yerinde görülmediği, 30/11/2011 tarihli ortaklıktan ayrılma sözleşmesinin taraflarının M..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1105 E. 2014/2727 K.
Ortak:basit yargılama usulü · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · sulh · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK'da «yazılı yargılama usulü» ayrıntılı olarak düzenlenmiş, «basit yargılama usulü» ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları «sulhe» teşvik eder.
Tarafların «sulh» olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır.
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece, basit yargılama usulüne tabi olan «ihtiyati haciz» talebi ile ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu yönünde açık düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkemenin HMK'nın 114/1-c maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ihtiyati haciz · iş mahkemesi görev alanı · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece, basit yargılama usulüne tabi olan «ihtiyati haciz» talebi ile ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu yönünde açık düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkemenin HMK'nın 114/1-c maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere, gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir “iş” niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14228 E. 2016/172 K.
Ortak:basit yargılama usulü · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · sulh · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda6100 sayılı HMK'da «yazılı yargılama usulü» ayrıntılı olarak düzenlenmiş, «basit yargılama usulü» ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları «sulhe» teşvik eder.
Tarafların «sulh» olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır.
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK'nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» ötürü reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · ihtiyati haciz · usulden reddi · iş mahkemesi görev alanı · haciz · görevli mahkeme
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK'nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir "iş" niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
Mahkemece, ihtiyati haczin basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden Sulh Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile talebin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/8659 E. , 2016/4020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/05/2015 tarih ve 2014/167-2015/898 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.04.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından makine kırılması sigorta poliçesi ile sigortalanan ve davalının kiralayarak kullandığı kule vincin, 19.08.2011 tarihinde devrilerek hasara uğradığını, hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini, kira sözleşmesinde operatör temini, zemin güvenliği, çalışma emniyeti, vinç ve ekipmanının bakımı, tamiri, montajı, demontajı, güvenliği, inşaat emniyeti, koruma önlemleri alma yükümlülüklerinin davalının sorumluluğu altında olduğunun düzenlendiğini, davalının bu yükümlülüklerine aykırı davranışının hasara yol açtığını ve hasardan davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 110.600 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacının ödediği bedeli müvekkiline rücu hakkının bulunmadığını, söz konusu vincin ekonomik ömrünü tamamladığı halde sigortalı şirketin vincin çalışır vaziyette olduğuna dair yanıltıcı beyanları üzerine kira sözlemesinin düzenlendiğini, hasara yol açan kazanın meydana gelmesindeki kusurun sigortalı firmada olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan ve davalının kiraladığı vincin hasara uğradığı, toplam hasarın 89.000 Euro olarak tespit edildiği ve söz konusu hasarın meydana gelmesinde davalının %70 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davalının kusuru oranında davanın kabulü ile 62.300 Euro'nun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, makine kırılması sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, kendisi tarafından sigortalanan kule vincin kira sözleşmesine dayalı olarak davalının kullanımında olduğunu, davalının kira sözleşmesi ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle hasarın oluştuğunu ileri sürmüş, mahkemece de yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 4/1-a ve 316/1-a maddeleri uyarınca dava konusu uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabidir.
6100 sayılı HMK'da yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1).
Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür.
6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir.
Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (HMK'nın 320/2).
Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c.
1) . Bununla birlikte işin niteliğine göre hakimin bir aydan sonraya duruşma günü verip ikiden fazla duruşma yapması da mümkün kılınmıştır.
HMK'nın 321/1.fıkrasında ise “Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez” hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder.
Somut olayda dava, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış, bu mahkemenin yetkisizlik kararı üzerine dosya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş, bu mahkemece verilen görevsizlik kararı ile de dosya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gelmiş ve ön inceleme duruşması 09.04.2014 tarihinde yapılmıştır. Ancak söz konusu duruşmada, yukarıda açıklandığı biçimde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tespit edilmemiş, anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılmamış ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanmamıştır. Bu itibarla mahkemece, yasanın emredici hükmüne uygun biçimde ön inceleme duruşmasının usulüne uygun yapılmadan tahkikat aşamasına geçilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/220369500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz