İtrazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1526 E. 2016/4239 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
likit alacak↗ hmk 297↗ faiz başlangıç tarihi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ temerrüt tarihi↗ müteselsil kefil↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ kefil↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri sonucunda oluşan borçların 18/02/2004 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi ile yapılandırıldığı, bu sözleşmeye davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi uyarınca davalıların borcunun belirlenmesi gerektiği, sözleşmeye göre takip tarihi itibariyle davalıların takip dosyasına 13.804.568 USD asıl alacak, olmak üzere toplam 20.630.295 USD alacağa yönelik itirazlarının haklı bir nedene dayanmadığı, alacağın finansal yeniden yapılandırma sözleşmesine bağlı kredi alacağına yönelik olduğundan likit bir alacak olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların icra dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptaline ve asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bilirkişiden asıl ve ek rapor alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporu seçenekli olarak düzenlenmiş ve taraflar arasındaki sözleşmesinin yorumlanmasının, temerrüt tarihinin belirlenmesinin, 818 sayılı BK'nın 84. maddesinin değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle farklı kabullere göre farklı sonuçlar bulunmuştur. Mahkemece, ek bilirkişi raporununun son seçeneğine itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de buna dair hiçbir hukuki gerekçe gösterilmemiş, neden bu seçeneğe itibar edildiği ve neden diğer seçeneklere itibar edilmediği belirtilmemiştir. İtibar edilen seçeneğe göre davanın kabulü halinde, 818 sayılı BK'nın 84. maddesine aykırı olacak şekilde kısmi ödemeler asıl borca mahsup edilmiş olacak ve ayrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.6.3. maddesinde belirtilen faiz başlangıç tarihi ile libor faiz oranı hesabına da itibar edilmemiş olunacaktır. Bu durumda, mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi gereğince hükmü izlemeye elverişli gerekçeli karar oluşturulmak üzere, taraflar arasındaki sözleşmelerin bütün maddeleri irdelenip, bilirkişinin takdirini mahkemeye bıraktığı seçeneklerden hangisine ne surette itibar edildiği gösterilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10672 E. 2012/2762 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yoksun kalınan kâr · ikrar · muvafakat · ıslah · taşıyan · maddi tazminat · haksız rekabet · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının davacı şirkete ait amblemleri «taşıyan» ancak davacı şirkete ait olmayan ürünleri sattığı, davalı şirket «temsilcisinin» 2005/201 değişik iş dosyasındaki «ikrarı» ile belirlendiği gerekçesiyle, davalının «haksız rekabetinin» önlenmesine, 8.809 maddi ve davalı tarafın eyleminin mahiyeti ve ağırlık derecesi ile eylemin tarihi ve tarafların ekonomik durumuna göre 3.000 TL manevi tazminatı …
556 sayılı KHK'nın 66'ıncı maddesinde marka hakkının ihlali halinde «yoksun kalınan» kazancın temini için talep edilebilecek tazminat talebi 3 ayrı seçenek halinde belirtilmiş olup, davacı marka hakkı sahibi başlangıçtaki tercihi itibariyle bunlardan lisans bedeline ilişkin ( c ) bendine dayalı talepte bulunduğuna göre, karşı tarafın «muvafakati» olmaksızın bu talebini değiştiremeyeceği gibi «ıslah» sureti ile de söz konusu tazminata dair 66'ıncı maddesindeki seçeneklerden bir diğerine dayanılmadığından, artık mahkemece 556 sayılı KHK’nun 66/1- ( c ) bendi yani lisans bedeli dışında bir başka tazminat seçeneğine dayalı olarak «maddi tazminata» hükmedilemez.
2-Ancak davacı vekili 18/03/2008 tarihli celsede 556 KHK.'nın 66/c bendi uyarınca istedikleri tazminat talebinden vazgeçtiklerini, bunun yerine aynı maddenin a,b ve c bentlerine göre yapılacak inceleme sonucunda müvekkilinin lehine olacak tazminata hükmedilmesini istemiş, davalı tarafça bu taleplere «muvafakat» edilmemiştir.
Bu bakımından davalı vekilinin «maddi tazminata» yönelik temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1526 E. , 2016/4239 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.07.2013 tarih ve 2011/499-2013/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı ... ve .... arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını ve bu şirketlere kredi kullandırıldığını, davalıların ise bu kredi sözleşmelerini ve 18/02/2004 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçluların kredinin geri ödenmesi ve finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi şartlarına uymaması üzerine asıl borçlularla birlikte borcun müteselsil kefili olan davalılara ihtarname keşide edilerek borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, alacağın tahsili amacına yönelik olarak davalı borçlular aleyhine 05/02/2010 tarihinde 16.271.925,00 USD asıl alacak olmak üzere toplam 23.903.660,09 USD karşılığı ...
İcra Müdürlüğü'nün 2010/2613 Esas sayılı takip dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, davalıların bu takibe haksız ve yersiz olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalıların icra dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla devamına, ve alacağın %40'ından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Diğer davalılar vekili; müvekkillerinin davacı ile asıl borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine taraf olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
-/-
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri sonucunda oluşan borçların 18/02/2004 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi ile yapılandırıldığı, bu sözleşmeye davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi uyarınca davalıların borcunun belirlenmesi gerektiği, sözleşmeye göre takip tarihi itibariyle davalıların takip dosyasına 13.804.568 USD asıl alacak, olmak üzere toplam 20.630.295 USD alacağa yönelik itirazlarının haklı bir nedene dayanmadığı, alacağın finansal yeniden yapılandırma sözleşmesine bağlı kredi alacağına yönelik olduğundan likit bir alacak olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıların icra dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptaline ve asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, bilirkişiden asıl ve ek rapor alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporu seçenekli olarak düzenlenmiş ve taraflar arasındaki sözleşmesinin yorumlanmasının, temerrüt tarihinin belirlenmesinin, 818 sayılı BK'nın 84. maddesinin değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu gerekçesiyle farklı kabullere göre farklı sonuçlar bulunmuştur. Mahkemece, ek bilirkişi raporununun son seçeneğine itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de buna dair hiçbir hukuki gerekçe gösterilmemiş, neden bu seçeneğe itibar edildiği ve neden diğer seçeneklere itibar edilmediği belirtilmemiştir.
İtibar edilen seçeneğe göre davanın kabulü halinde, 818 sayılı BK'nın 84. maddesine aykırı olacak şekilde kısmi ödemeler asıl borca mahsup edilmiş olacak ve ayrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.6.3. maddesinde belirtilen faiz başlangıç tarihi ile libor faiz oranı hesabına da itibar edilmemiş olunacaktır. Bu durumda, mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi gereğince hükmü izlemeye elverişli gerekçeli karar oluşturulmak üzere, taraflar arasındaki sözleşmelerin bütün maddeleri irdelenip, bilirkişinin takdirini mahkemeye bıraktığı seçeneklerden hangisine ne surette itibar edildiği gösterilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/220195400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz