Inançlı işlem
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5444 E. 2016/2996 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
inançlı işlem↗ gabin↗ rayiç değer↗ muvazaa↗ reeskont faizi↗ protokol↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacıların kredi borcunun yeniden yapılandırılması için davalı ile 27.06.2007 tarihli protokol yaptıkları, borcun teminatı olarak davacı şirkete ait taşınmazın 1.750.000 USD bedelle davalıya devredildiği, bu miktarın piyasa rayiç değerinin çok altında olduğu, taraflar arasında düzenlenen protokole göre gabin ve muvazaa şartlarının mevcut olmadığı, ancak anılan protokolün inançlı işlem niteliğinde bulunduğu, davalının protokolü feshetmesinin haklı bir nedeninin bulunmadığı, taşınmazın dava tarihinde değerinin 9.854.948,22 TL olduğu, davalıya devir bedeli olan 1.750.000 USD’nin mahsubu ile davacının 7.151.198,32 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan bedelin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.11.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacılar vekilinin sunmuş olduğu ödeme belgelerinin mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulduğu taktirde değerlendirilebilecek olmasına göre, davacılar vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Taşınmazın iadesi | Bedel tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17220 E. 2014/17868 K.
Ortak:inançlı işlem · gabin · rayiç değer · muvazaa · reeskont faizi · protokol · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacıların kredi borcunun yeniden yapılandırılması için davalı ile 27.06.2007 tarihli «protokol» yaptıkları, borcun «teminatı» olarak davacı şirkete ait taşınmazın 1.750.000 USD bedelle davalıya devredildiği, bu miktarın piyasa «rayiç değerinin» çok altında olduğu, taraflar arasında düzenlenen protokole göre «gabin» ve «muvazaa» şartlarının mevcut olmadığı, ancak anılan protokolün «inançlı işlem» niteliğinde bulunduğu, davalının protokolü feshetmesinin haklı bir nedeninin bulunmadığı, taşınmazın dava tarihinde değerinin 9.854.948,22 TL olduğu, davalıya devir bedeli olan 1.750.000 USD’nin mahsubu ile davacının 7.151.198,32 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan bedelin «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.11.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların kredi borcunun yeniden yapılandırılması için davalı ile 27.06.2007 tarihli «protokol» yaptıkları, borcun «teminatı» olarak davacı şirkete ait taşınmazın 1.750.000 USD bedelle davalıya devredildiği, bu miktarın piyasa «rayiç değerinin» çok altında olduğu, taraflar arasında düzenlenen protokole göre «gabin» ve «muvazaa» şartlarının mevcut olmadığı, ancak anılan protokolün «inançlı işlem» niteliğinde bulunduğu, davalının protokolü feshetmesinin haklı bir nedeninin bulunmadığı, taşınmazın dava tarihinde değerinin 9.854.948,22 TL olduğu, davalıya devir bedeli olan 1.750.000 USD’nin mahsubu ile davacının 7.151.198,32 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan bedelin «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan 27.06.2007 tarihli sözleşmenin «geçersizliği» ve sözleşmeye göre davalıya devredilen taşınmazın iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «inançlı işlem» niteliğindeki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, taşınmazın değerinin çok altında davalı tarafından devralındığı, bu nedenle «rayiç değer» ile aradaki farktan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ancak, her ne kadar mahkemece, 27.06.2007 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği kabul edilmiş ise de, «sözleşmenin feshine» ilişkin 18.12.2009 tarihli «ihtarda», davacıların 27.06.2007 tarihli «protokol» ve eki olan «taahhütleri» yerine getirmedikleri ve kredi taksitlerini vadesinde ödemedikleri belirtilmiş olup, buna göre mahkemece taraflar arasında düzenlenen protokolün tüm hükümleri değerlendirilerek kredi taksitlerinin vadesinde ödenip ödenmediğinin, sözleşmenin 5.2. maddesinde yer alan aylık 2.000,00 USD kira bedeli ile diğer yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin, dolayısı ile davacı tarafın sözleşme hükümlerine aykırı hareket edip etmediğinin belirlenmek suretiyle sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tesbiti gerekmekte olup, şayet, mahkemece sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği tesbit edilirse bu durumda feshe ilişkin sözleşmenin 12. maddesinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · ihtar · geçersizlik · taahhütname · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak, her ne kadar mahkemece, 27.06.2007 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği kabul edilmiş ise de, «sözleşmenin feshine» ilişkin 18.12.2009 tarihli «ihtarda», davacıların 27.06.2007 tarihli «protokol» ve eki olan «taahhütleri» yerine getirmedikleri ve kredi taksitlerini vadesinde ödemedikleri belirtilmiş olup, buna göre mahkemece taraflar arasında düzenlenen protokolün tüm hükümleri değerlendirilerek kredi taksitlerinin vadesinde ödenip ödenmediğinin, sözleşmenin 5.2. maddesinde yer alan aylık 2.000,00 USD kira bedeli ile diğer yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin, dolayısı ile davacı tarafın sözleşme hükümlerine aykırı hareket edip etmediğinin belirlenmek suretiyle sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tesbiti gerekmekte olup, şayet, mahkemece sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği tesbit edilirse bu durumda feshe ilişkin sözleşmenin 12. maddesinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1- Dava, taraflar arasında yapılan 27.06.2007 tarihli sözleşmenin «geçersizliği» ve sözleşmeye göre davalıya devredilen taşınmazın iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece «inançlı işlem» niteliğindeki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, taşınmazın değerinin çok altında davalı tarafından devralındığı, bu nedenle «rayiç değer» ile aradaki farktan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5444 E. , 2016/2996 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/06/2013 gün ve 2011/150-2013/1008 sayılı kararı bozan Daire’nin 18/11/2014 gün ve 2013/17220-2014/17868 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan kredi kullandığını, diğer müvekkillerinin ise bu kredinin kefilleri olduğunu, şirketin mali durumunun müsait olmaması nedeniyle kredi borçlarının zamanında ödenemediğini, davalı tarafından müvekkili şirket hakkında icra takipleri yapıldığını, borcun tasfiyesi için davalı ile 27.06.2007 tarihinde protokol yapılmak zorunda kalındığını ve protokole göre; müvekkilinin borcunun 1.537.354 USD olduğunun ve borcun ödenmesi halinde iade edilmek üzere müvekkili şirkete ait fabrikanın ve arsasının 1.750.000 USD bedelle davalı bankaya devredilmesinin, borcun vadesinde ödenmemesi halinde ise taşınmazın mülkiyetinin davalıda kalacağının kararlaştırıldığını, protokole göre müvekkili şirketin taşınmazı davalıya devrettiğini, fabrikanın çalışabilmesi için davalı tarafından sözlü olarak verilmesi vaadedilen 3.000.000 USD kredinin verilmediğini ve fabrikanın istenen nitelikte çalıştırılamaması nedeniyle borcun vadesinde ödenemediğini, davalı tarafından 18.12.2009 tarihinde taraflar arasında düzenlenen 27.06.2007 tarihli protokolün feshedildiğinin ve kredi borcunun muaccel olduğunun ihtar edilerek davaya konu taşınmazın satışa çıkarıldığını, oysa 27.06.2007 tarihli protokolün müvekkilinin müzayaka halinde olması nedeniyle geçersiz olduğunu, ayrıca taşınmazın gerçek değerinin davalıya devir bedelinin çok üzerinde olduğunu ileri sürerek, taraflar arasında düzenlenen 27.6.2007 tarihli protokolün geçersizliğinin tesbitini ve taşınmazın müvekkiline iadesini, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın değerinin tesbit edilerek müvekkilinin davalıya olan kredi borçlarının mahsubu ile bakiye alacağın davalıdan tahsilini buna göre ıslah ile artırılmış olarak 7.151.198,32 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gabin iddiasının hak düşürücü sürede ileri sürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıların kredi borcunun yeniden yapılandırılması için davalı ile 27.06.2007 tarihli protokol yaptıkları, borcun teminatı olarak davacı şirkete ait taşınmazın 1.750.000 USD bedelle davalıya devredildiği, bu miktarın piyasa rayiç değerinin çok altında olduğu, taraflar arasında düzenlenen protokole göre gabin ve muvazaa şartlarının mevcut olmadığı, ancak anılan protokolün inançlı işlem niteliğinde bulunduğu, davalının protokolü feshetmesinin haklı bir nedeninin bulunmadığı, taşınmazın dava tarihinde değerinin 9.854.948,22 TL olduğu, davalıya devir bedeli olan 1.750.000 USD’nin mahsubu ile davacının 7.151.198,32 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan bedelin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.11.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacılar vekilinin sunmuş olduğu ödeme belgelerinin mahkemece Dairemizin bozma kararına uyulduğu taktirde değerlendirilebilecek olmasına göre, davacılar vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 17/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/217950600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz