Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15224 E. 2016/422 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun nakli↗ üçüncü kişi↗ tbk 99↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ protokol↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 30.07.2005 tarihli 4.800,00 TL bedelli senet ile 30.08.2005 vade tarihli 4.850,00 TL bedelli senetlerin, senet alacaklısı davacı yedinde iken davalı ...'in davacı vekiline 10.500,00 TL meblağlı.... tarafından ödenecek senet ibraz ettiği, davacı vekilinin bu senedi kabul ettiği, böylelikle 6098 sayılı TBK'nın 196. (818 sayılı BK'nın 174.) maddesinde düzenlenen borcun naklinin gerçekleşmiş olduğu, davacının dava dışı.... tarafından düzenlenen senedi kabul etmiş olmakla artık davalılara karşı talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda özetlendiği gibi, dava konusu borcun üçüncü kişiye naklinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 174. maddesi uyarınca, borcun nakli ancak taraflar arasında yapılacak bir sözleşme ile mümkündür. Somut olayda, borcun nakli sözleşmesi yapıldığına dair herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı gibi, salt protokole tabi alacağın, ödenmesi amacıyla verilen bonoların bir başka keşideci tarafından düzenlenen bono ile değiştirilmesi borcun nakli olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olmakla, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2019/461/2020/4448
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/461 E. 2020/4448 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1521 E. 2019/7401 K.
Ortak:borcun nakli · üçüncü kişi · keşideci · protokol
İncelediğiniz karardaSomut olayda, «borcun nakli» sözleşmesi yapıldığına dair herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı gibi, salt «protokole» tabi alacağın, ödenmesi amacıyla verilen bonoların bir başka «keşideci» tarafından düzenlenen «bono» ile değiştirilmesi borcun nakli olarak kabulü mümkün değildir.
Mahkemece, 30.07.2005 tarihli 4.800,00 TL bedelli senet ile 30.08.2005 «vade» tarihli 4.850,00 TL bedelli senetlerin, senet alacaklısı davacı yedinde iken davalı ...'in davacı vekiline 10.500,00 TL meblağlı.... tarafından ödenecek senet «ibraz» ettiği, davacı vekilinin bu senedi kabul ettiği, böylelikle 6098 sayılı TBK'nın 196. (818 sayılı BK'nın 174.) maddesinde düzenlenen «borcun naklinin» gerçekleşmiş olduğu, davacının dava dışı.... tarafından düzenlenen senedi kabul etmiş olmakla artık davalılara karşı talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesi …
Mahkemece, yukarıda özetlendiği gibi, dava konusu borcun «üçüncü kişiye» naklinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, «protokol» ile borcun 3. kişiye devredilmiş olması ve alacaklının 3. kişiden alacağını talep etmesi gerektiği, taraflar arasında senetlerin «kambiyo vasfını» yitirdikleri gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, tarafların düzenlediği protokol başlıklı sözleşmede...'nun davaya konu bonoların düzenleyicilerinin borcuna katıldığı, fakat bonoların «kambiyo senedi» olmasına rağmen «kambiyo senedi vasfı» taşımayan adi yazılı bir sözleşme ile borca katıldığı, kambiyo senetlerinden doğan borcun aynen devam ettiği ve sözleşmenin kambiyo senetlerinden doğan borçların bütün olarak...'na nakledilmesi (üstlenilmesi) anlamını taşımadığı, zira kambiyo senetlerinden doğan borcun devam ettiği, bu borcun yerine protokolden doğan borcun geçmediği ve geçemeyeceği bu durumda dava konusu «ıslah» ile alacak davasına dönüşen takibe konu senetlerden dolayı davalının «keşideci» sıfatıyla borcunun devam ettiği,davalının maddi anlamda borcun sona erdiğine veya bulunmadığına yönelik bir savunması bulunmadığı yalnızca «zamanaşımı defii» ve «borcun nakli» savunmasında bulunulduğu ,dosya kapsamı delillere göre davanın kabul edilmesi gerekirken protokole yanlış anlam verilerek borcun nakledildiği şeklindeki kabul ile …
Uyuşmazlık, «protokolün» «borcun nakli» mi yoksa «borca katılma» mahiyetinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, 09.03.2007 tarihli «protokolün» 1. maddesinde ''...senedi ...'ya...'nun ödemesi hususunda taraflar anlaşmışlardır.'' 2. maddesinde ''..., senetlerin... tarafından ödenmesini, ... da... senetleri ödemeyi kabul etmektedir.'' 3. maddesinde '' Bu şekilde ...'ya hisse devrinden doğan alacağı nedeniyle verilmiş senetler ödenmiş olacak. ...... da ...o aya ait 60.000 USD bedelli senedi ...'ya ödeyip...'' şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında «borca katılma» değil, «borcun nakli» iradesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borca katılma · borçtan kurtulma · kambiyo vasfı · kambiyo senedi vasfı · borcun ifası · zamanaşımı defi · borcun üstlenilmesi · kambiyo senedi
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, «protokol» ile borcun 3. kişiye devredilmiş olması ve alacaklının 3. kişiden alacağını talep etmesi gerektiği, taraflar arasında senetlerin «kambiyo vasfını» yitirdikleri gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, tarafların düzenlediği protokol başlıklı sözleşmede...'nun davaya konu bonoların düzenleyicilerinin borcuna katıldığı, fakat bonoların «kambiyo senedi» olmasına rağmen «kambiyo senedi vasfı» taşımayan adi yazılı bir sözleşme ile borca katıldığı, kambiyo senetlerinden doğan borcun aynen devam ettiği ve sözleşmenin kambiyo senetlerinden doğan borçların bütün olarak...'na nakledilmesi (üstlenilmesi) anlamını taşımadığı, zira kambiyo senetlerinden doğan borcun devam ettiği, bu borcun yerine protokolden doğan borcun geçmediği ve geçemeyeceği bu durumda dava konusu «ıslah» ile alacak davasına dönüşen takibe konu senetlerden dolayı davalının «keşideci» sıfatıyla borcunun devam ettiği,davalının maddi anlamda borcun sona erdiğine veya bulunmadığına yönelik bir savunması bulunmadığı yalnızca «zamanaşımı defii» ve «borcun nakli» savunmasında bulunulduğu ,dosya kapsamı delillere göre davanın kabul edilmesi gerekirken protokole yanlış anlam verilerek borcun nakledildiği şeklindeki kabul ile …
Böyle bir sözleşme ile eski borçlu «borçtan kurtulur» ve «borcu üstlenen» 3. kişi borç altına girer.
Uyuşmazlık, «protokolün» «borcun nakli» mi yoksa «borca katılma» mahiyetinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Karşılıklı olarak icap ve kabul beyanından sonra «borcun nakli» gerçekleşir ve yukarda açıklandığı üzere borçlu «borçtan kurtulur».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15224 E. , 2016/422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/10/2013 tarih ve 2008/93-2013/521 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkiline ait işyerinin kiracısı olduklarını, belediye tarafından işyerinin kaldırılması sebebiyle taraflar arasında işletme ilişkisinin sona erdiğini, davalılarla imzalanan protokol gereğince kamu ve vergi borçlarından davalılar sorumlu olduğu halde borcu ödemediklerinden müvekkili tarafından ödeme yapılmak zorunda kalındığını, bilahare davalılarla 08.06.2005 tarihli bir başka protokol imzalanarak davalılardan bonolar alındığını, davalı ...'ün 30.07.2005 ve 30.08.2005 vade tarihli bonolar yerine, borçlusu...., alacaklısı ... olan 05.08.2005 vade tarihli bonoyu verdiğini, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine senet borçlusu hakkında icra takibi başlatıldığını ancak böyle bir şahsın olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek 9.650,00 TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davacı ile aralarında ticari ilişki olduğunu, davacının talebi ve yönlendirmesi ile işyerinde kullanılan tüm eşyaların dava dışı....'a satıldığını, yine davacının talebi doğrultusunda eşyaların bedeline mukabil olarak davacının vekili ...'ın alacaklısı olduğu senedin düzenlenerek kardeşi davalı ... tarafından davacıya teslim edildiğini, davacının işyerinde kullanılmakta olan eşyaları....'a sattığını, böylelikle borçlarının alacaklı tarafın muvafakati ile....'a temlik edildiğini, davacıya borçları olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, 30.07.2005 tarihli 4.800,00 TL bedelli senet ile 30.08.2005 vade tarihli 4.850,00 TL bedelli senetlerin, senet alacaklısı davacı yedinde iken davalı ...'in davacı vekiline 10.500,00 TL meblağlı.... tarafından ödenecek senet ibraz ettiği, davacı vekilinin bu senedi kabul ettiği, böylelikle 6098 sayılı TBK'nın 196. (818 sayılı BK'nın 174.) maddesinde düzenlenen borcun naklinin gerçekleşmiş olduğu, davacının dava dışı.... tarafından düzenlenen senedi kabul etmiş olmakla artık davalılara karşı talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda özetlendiği gibi, dava konusu borcun üçüncü kişiye naklinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 174. maddesi uyarınca, borcun nakli ancak taraflar arasında yapılacak bir sözleşme ile mümkündür. Somut olayda, borcun nakli sözleşmesi yapıldığına dair herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı gibi, salt protokole tabi alacağın, ödenmesi amacıyla verilen bonoların bir başka keşideci tarafından düzenlenen bono ile değiştirilmesi borcun nakli olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olmakla, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216586400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz