Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/10058 E. 2016/4878 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil değerlendirmesi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu "..." markasını 9. sınıfta tescil ettirdiği tarihten itibaren fiilen kullandığı, davacının tescil tarihinden önce anılan markayı 556 sayılı KHK'nın 8/III. maddesi anlamında bilinir hale getirdiğini ispatlayamadığı, üstün hak sahibi olmadığı, taraflara ait markaların farklı emtia ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı adına tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup davacı sair iddialarının yanında davalının, dava konusu markayı kullanmadığını da ileri sürmüş, davalı ise markayı kullandığını savunarak buna ilişkin bir kısım deliller ibraz etmiştir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davalının, dava konusu markayı kullanıp kullanmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece davalının sunduğu deliller değerlendirilerek 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi kapsamında dava konusu markayı kullanıp kullanmadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının markayı 9. sınıfta tescil ettirdiği 31.08.2006 tarihinden itibaren kullandığı şeklindeki soyut gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10802 E. 2016/5494 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz kararda2- Dava, davalı adına tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup davacı sair iddialarının yanında davalının, dava konusu markayı kullanmadığını da ileri sürmüş, davalı ise markayı kullandığını savunarak buna ilişkin bir kısım deliller «ibraz» etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, talebe konu çekler yönünden Ticaret Sicil Gazetesi'nde 3 kez gerekli «ilanın» yapıldığı, yasal 3 aylık bekleme süresi içerisinde çeklerin bankaya «ibraz» edildiği, bu nedenle iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Şubesi'nin ... no'lu hesabına ait ... no'lu 30/03/2013 keşide tarihli, «keşide yeri» ... ve «keşidecisi» ... olan 2.500,00 TL bedelli çekin bankaya «ibraz» edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığından mahkemece, bu «çek» yönünden iptal kararı verilmesi gerekirken; «çekin ibraz» edildiği ve «çek hamilinin» bilinir hale geldiği bu nedenle iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Çek iptali istemlerinde, yargılama sırasında «çek hamilinin» ortaya çıkması durumunda, mahkemece «çek iptali» isteminde bulunan talep edene, mevcut çek hamiline karşı «çek istirdadı davası» açması için süre verilmeli ve istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığı düşünülerek esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına»; açılmaması halinde ise, çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yargılama sırasında ilgili bankalara «ibraz» olunan üç adet çek yönünden yazılı gerekçeyle doğrudan talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek istirdadı davası · çek istirdadı · çekin ibrazı · keşide yeri · çek hamili · istirdat davası · çek iptali · hamil
Benzer bu kararda2- Çek iptali istemlerinde, yargılama sırasında «çek hamilinin» ortaya çıkması durumunda, mahkemece «çek iptali» isteminde bulunan talep edene, mevcut çek hamiline karşı «çek istirdadı davası» açması için süre verilmeli ve istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığı düşünülerek esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına»; açılmaması halinde ise, çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, yargılama sırasında ilgili bankalara «ibraz» olunan üç adet çek yönünden yazılı gerekçeyle doğrudan talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Şubesi'nin ... no'lu hesabına ait ... no'lu 30/03/2013 keşide tarihli, «keşide yeri» ... ve «keşidecisi» ... olan 2.500,00 TL bedelli çekin bankaya «ibraz» edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığından mahkemece, bu «çek» yönünden iptal kararı verilmesi gerekirken; «çekin ibraz» edildiği ve «çek hamilinin» bilinir hale geldiği bu nedenle iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/10058 E. , 2016/4878 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/10/2014 tarih ve 2013/107-2014/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2008/69313 sayılı "..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, üstün hakkın da müvekkiline ait bulunduğunu, aynı ibare davalı adına da tescilli ise de davalının bu markayı kötüniyetle aldığını, kullanmadığı bu markayı satarak para kazanmayı amaçladığını ileri sürerek davalıya ait "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, müvekkiline devrini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 5 yıllık zamanaşımı süresinde açılmayan davanın reddini istediklerini, müvekkilinin tescilli sınıfı ile davacının iştigal alanının ilgisinin bulunmadığını, "..." ibaresinin müvekkilince kullanıldığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu "..." markasını 9. sınıfta tescil ettirdiği tarihten itibaren fiilen kullandığı, davacının tescil tarihinden önce anılan markayı 556 sayılı KHK'nın 8/III. maddesi anlamında bilinir hale getirdiğini ispatlayamadığı, üstün hak sahibi olmadığı, taraflara ait markaların farklı emtia ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı adına tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup davacı sair iddialarının yanında davalının, dava konusu markayı kullanmadığını da ileri sürmüş, davalı ise markayı kullandığını savunarak buna ilişkin bir kısım deliller ibraz etmiştir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davalının, dava konusu markayı kullanıp kullanmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece davalının sunduğu deliller değerlendirilerek 556 sayılı KHK'nın 14'üncü maddesi kapsamında dava konusu markayı kullanıp kullanmadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının markayı 9. sınıfta tescil ettirdiği 31.08.2006 tarihinden itibaren kullandığı şeklindeki soyut gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/216395700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz