Bono/kambiyo senedi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5126 E. 2016/915 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bono/kambiyo senedi↗ kambiyo senedi vasfı↗ protesto↗ imza inkarı↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ bono↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, protesto işleminin yapılmamış olması dava konusu bononun kambiyo senedi vasfı ile işlem görmesini engeller ise de, taraflar arasında imzası inkar edilmemiş belge niteliği olduğundan tarafları bağlayacağı, fiilen söz konusu bonoyu imza ederek ciro edenin davalı olduğu, taraflar arasında dava dışı .... Şirketi'ne davacının 4 parça yerinin davalıya 18.08.2005 tarihinde verilen vekaletname ile satıldığı, ... Şirketi'nin dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 11.08.2005 tarihi itibari ile 594.000 TL'nin davacının hesabına 19.08.2005 tarihinde satışın yapılmasından önce gönderildiği, ancak tapudaki satış işleminin daha sonra toplam 590.000 TL üzerinden yapıldığı, bononun düzenlendiği tarihin ise 10.01.2008 olup, söz konusu satış işleminden çok daha sonra olduğu, buna göre taraflar arasında hukuki ilişkinin 2005 yılında tapudaki satış işlemi ile sonlanmadığı, taraflar arasında sonradan bononun ciro edilmesini gerektirecek bakiye bir alacağın bulunduğunun ve bononun tanzim tarihine kadar bu bakiye alacağın ödenmediğinin kabulü gerektiği, taraflar
arasındaki hukuki ilişkinin 2005 yılında ... Şirketi'nin satıştan önce yaptığı ödeme ile sonlanmış olsaydı davacının vekili olarak hareket eden davalının söz konusu bonoyu davacıya ciro etmemesi gerektiği, bononun içeriğinde nakden yazılı olup söz konusu bakiye borcun para olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.12.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18214 E. 2014/20401 K.
Ortak:bono/kambiyo senedi · kambiyo senedi vasfı · protesto · imza inkarı · kambiyo senedi · ciro · bono
İncelediğiniz karardaMahkemece, «protesto» işleminin yapılmamış olması dava konusu «bononun kambiyo senedi vasfı» ile işlem görmesini engeller ise de, taraflar arasında «imzası inkar» edilmemiş belge niteliği olduğundan tarafları bağlayacağı, fiilen söz konusu bonoyu imza ederek «ciro» edenin davalı olduğu, taraflar arasında dava dışı ....
… in davacının hesabına 19.08.2005 tarihinde satışın yapılmasından önce gönderildiği, ancak tapudaki satış işleminin daha sonra toplam 590.000 TL üzerinden yapıldığı, «bononun» düzenlendiği tarihin ise 10.01.2008 olup, söz konusu satış işleminden çok daha sonra olduğu, buna göre taraflar arasında hukuki ilişkinin 2005 yılında tapudaki satış işlemi ile sonlanmadığı, taraflar arasında sonradan bononun «ciro» edilmesini gerektirecek bakiye bir alacağın bulunduğunun ve bononun tanzim tarihine kadar bu bakiye alacağın ödenmediğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki hu …
Şirketi'nin satıştan önce yaptığı ödeme ile sonlanmış olsaydı davacının vekili olarak hareket eden davalının söz konusu bonoyu davacıya «ciro» etmemesi gerektiği, «bononun» içeriğinde nakden yazılı olup söz konusu bakiye borcun para olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.12.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «protesto» işleminin yapılmamış olması dava konusu «bononun kambiyo senedi vasfı» ile işlem görmesini engeller ise de, taraflar arasında «imzası inkar» edilmemiş belge niteliği olduğundan tarafları bağlayacağı, fiilen söz konusu bonoyu imza ederek «ciro» edenin davalı olduğu, taraflar arasında dava dışı N..
… 'nin davacının hesabına 19.08.2005 tarihinde satışın yapılmasından önce gönderdiği, ancak tapudaki satış işleminin daha sonra toplam 590.000 TL üzerinden yapıldığı, «bononun» düzenlendiği tarihin ise 10.01.2008 olup söz konusu satış işleminden çok daha sonra olduğu, buna göre taraflar arasında hukuki ilişkinin 2005 yılında tapudaki satış işlemi ile sonlanmadığı, taraflar arasında sonradan bononun «ciro» edilmesini gerektirecek bakiye bir alacağın bulunduğunun ve bononun tanzim tarihine kadar bu bakiye alacağın ödenmediğinin kabulü gerektiği, taraflar arasındaki hu …
Şirketi'nin satıştan önce yaptığı ödeme ile sonlanmış olsaydı davacının vekili olarak hareket eden davalının söz konusu bonoyu davacıya «ciro» etmemesi gerektiği, «bononun» içeriğinde nakden yazılı olup söz konusu bakiye borcun para olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade tarihi · zamanaşımı defi · ara karar · muacceliyet · denetime elverişlilik · muvafakat · sebepsiz zenginleşme · alacak davası
Benzer bu karardaHalbuki, mahkemece, davacının 25.01.2012 tarihli dilekçesinin davanın kamilen «ıslahı» mahiyetinde mi yoksa davanın bidayetinde ileri sürülen maddi vakıaların açıklanması niteliğinde mi olduğu konusunda bir değerlendirme yapılması, burada varılacak sonuca göre, davalı vekilinin 05.03.2012 tarihli dilekçesiyle öne sürdüğü «zamanaşımı definin» savunmanın genişletilmesi mahiyetinde bulunup bulunmadığı tartışılarak davacı vekilinin 05.04.2012 «havale» tarihli dilekçesinde davalı yanca savunmanın genişletilmesine «muvafakat» etmediklerini bildirdiği de nazara alınmak suretiyle HMK’nın 141. maddesi göz önünde bulundurularak davalı yanın zamanaşımı definin öncelikle süresinde olup olmadığı ile ilgili bir karar verilmesi, süresinde olduğu kanısına varılması halinde ise 818 sayılı BK’nın 392. maddesine dayalı işbu davada, varlığı iddia olunan alacağın «muacceliyet» tarihi ile bu borca ilişkin olarak verildiği ileri sürülen senedin «vade tarihi» ve BK’nın 114. maddesi gözetilmek suretiyle davalının zamanaşımı defi konusunda «denetime elverişli» bir karar verilmesi gerekirken, ne 24.1.2013 tarihli oturumda verilen «ara» kararında ve ne de gerekçeli kararda tüm bu hususlarda herhangi bir inceleme, tartışma ve değerlendirme yapılmaksızın, üstelik davanın hukuki nitelendirmesinde hat …
Yargılama sırasında, davacı vekilince harcı da yatırılmak suretiyle «ıslah» istemini içerir şekilde sunulan 25.1.2012 tarihli dilekçenin kendisine tebliğini takiben, davalı vekilince sunulan 05.03.2012 tarihli dilekçe ile BK'nın 126/5. maddesi uyarınca «zamanaşımı» definde bulunulmuş; mahkemece, 24.1.2013 tarihli oturumda verilen (1) nolu «ara» karar ile, davanın «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı olduğundan bahisle «zamanaşımı definin» reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise bu hususa hiç değinilmemiştir.
1- Dava, davacı vekilinin 25.1.2012 tarihli dilekçesi içeriği de gözetildiğinde, zaman itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 392. maddesine dayalı olarak ikame edilmiş, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan bir «alacak davası» niteliğindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5126 E. , 2016/915 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08/10/2013 gün ve 2009/727 - 2013/887 sayılı kararı bozan Daire'nin 25/12/2014 gün ve 2013/18214 - 2014/20401 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık yasal hamili bulunduğu keşidecisi ve borçlusu dava dışı kardeşi .... olan 15.02.2008 vadeli 150.000 USD bedelli senedi ciro ederek davacıya verdiğini, gününde ödenmeyen senedin protesto edilmeden takibe konulduğunu, davalının itirazı üzerine takibin iptal edildiğini, borcu doğuran senedin geçerliliğini koruduğunu ve borcun ortadan kalkmadığını ileri sürerek, senet bedeli olan 150.000 USD'nin vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de davaya konu bononun düzenlenmesine neden olan taraflar arasındaki temel ilişkinin davalının müvekkili adına vekaleten üçüncü kişilere yaptığı taşınmaz satış işlemi olduğunu iddia etmiştir.
Davalı vekili, takibin iptaline ilişkin icra hukuk mahkemesi kararının kesinleştiğini, süresinde ödememe protestosu keşide etmediğinden TTK'nın 642. maddesi hükmüne göre davacının müvekkiline karşı müracaat hakkını kaybettiğini, bono dışında bir hakkının bulunduğunu alacaklının kanıtlaması gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında davaya konu borcun doğumuna sebebiyet verecek hiçbir akdi ilişkinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, protesto işleminin yapılmamış olması dava konusu bononun kambiyo senedi vasfı ile işlem görmesini engeller ise de, taraflar arasında imzası inkar edilmemiş belge niteliği olduğundan tarafları bağlayacağı, fiilen söz konusu bonoyu imza ederek ciro edenin davalı olduğu, taraflar arasında dava dışı .... Şirketi'ne davacının 4 parça yerinin davalıya 18.08.2005 tarihinde verilen vekaletname ile satıldığı, ... Şirketi'nin dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 11.08.2005 tarihi itibari ile 594.000 TL'nin davacının hesabına 19.08.2005 tarihinde satışın yapılmasından önce gönderildiği, ancak tapudaki satış işleminin daha sonra toplam 590.000 TL üzerinden yapıldığı, bononun düzenlendiği tarihin ise 10.01.2008 olup, söz konusu satış işleminden çok daha sonra olduğu, buna göre taraflar arasında hukuki ilişkinin 2005 yılında tapudaki satış işlemi ile sonlanmadığı, taraflar arasında sonradan bononun ciro edilmesini gerektirecek bakiye bir alacağın bulunduğunun ve bononun tanzim tarihine kadar bu bakiye alacağın ödenmediğinin kabulü gerektiği, taraflar
arasındaki hukuki ilişkinin 2005 yılında ... Şirketi'nin satıştan önce yaptığı ödeme ile sonlanmış olsaydı davacının vekili olarak hareket eden davalının söz konusu bonoyu davacıya ciro etmemesi gerektiği, bononun içeriğinde nakden yazılı olup söz konusu bakiye borcun para olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.12.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 28/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215291500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz