Alacak | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13334 E. 2016/4985 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacağın taraflar arasında imzalanan "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin" akdedildiği tarihten önceki döneme isabet ettiği, anılan sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca davacının ödediği bedeli davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.082,05 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1078 E. 2020/2955 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hatanın düzeltilmesi · maddi hata · kesinlik sınırı · zamanaşımı def'i · def'i · hak düşürücü süre · ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi tarafından, davalı tarafın «hak düşürücü süre» ve «zamanaşımı def»'inin yerinde olmadığını, davalı şirketin SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 10.225 Euro ödeme yaptığını, alacağın dava tarihi itibariyle 1 Euro'nun 3.92 TL'den hesabı ile 40.082,00 TL'den 20.000,00 TL'sini dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte 20.082,00 TL'sinin ise «ıslah» tarihi olan 04/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce, temyiz «kesinlik sınırı» konusunda «maddi hata» yapılmış bulunduğundan davacı vekilinin «maddi hatanın düzeltilmesi» talebinin kabulü ile Dairemizin 19.12.2019 tarihli ve 2018/5669 E., 2019/8340 K. sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bu kez davacı vekili tarafından Dairemiz bozma ilamına yönelik olarak «maddi hatanın düzeltilmesi» talebinde bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı, tespit talebinde bulunmayıp «ıslah» ile birlikte 40.610,00 TL’nin tahsilini talep etmiş; mahkemenin davanın kısmen kabulü ile 40.082,00 TL’nin tahsili ve fazlaya ilişkin talebin reddine dair kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmasıyla, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş ve bu karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmasıyla, Dairemizce temyiz kesinlik sınırında «maddi hata» yapılarak mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13334 E. , 2016/4985 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/12/2014
NUMARASI 2014/275-2014/686
Taraflar arasında görülen davada ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2014 tarih ve 2014/275-2014/686 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.05.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ... ile davalı vekili Av. ... ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...'ın özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" akdedildiğini, anılan sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddelerinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını ve devirden önceki faaliyetlerden kaynaklanan sorumluluğun davalı üzerinde bırakıldığını, davalının sözleşme öncesi gerçekleştirdiği işlemler nedeniyle iş kazasından kaynaklı tazminat davasına ilişkin ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/115 Esas-2007/108 Karar sayılı kararına istinaden müvekkilinin 37.082,05 TL ödeme yaptığını ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini, "İhale Şartnamesi ve Hisse Satış Sözleşmesi" hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu alacağın taraflar arasında imzalanan "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin" akdedildiği tarihten önceki döneme isabet ettiği, anılan sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca davacının ödediği bedeli davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.082,05 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.899,07 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.05.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı talebini, 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7. maddesine dayandırmaktadır. Bu madde, "Üçüncü Kişilerin Hak İddiaları" başlığını taşımaktadır.
24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, dosyamızda davalı olan ... ... ... .. .. ile hisselerinin tamamı bu şirkete ait ...Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında yapılmıştır. Bir başka ifade ile, sözleşmenin imzalandığı tarihte ...Elektrik Dağıtım A.Ş'nin %100 hissesi davalı ...'a aittir.
Hisse satış sözleşmesi, alıcı ... Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. ile satıcı T.C. Başbakanlık ... ... arasında yapılmıştır. Hisse satış tarihine kadar, sözleşmede "Şirket" olarak adlandırılan ...Elektrik Dağıtım A.Ş'nin tüm hiseleri kamuya ait olup, bu satışla özelleştirilmiştir.
Dava konusu ödeme 14.05.2009 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihte davacı şirketin hisseleri özelleştirilmediğinden, dava konusu ödeme, davacı şirketin hisselerinin kamuya ait olduğu dönemde yapılmıştır. Dolayısıyla bu ödeme şirket kayıtlarında mevcuttur. Bu nedenle, özelleştirme amacıyla hisse satışı tarihinden önce kayıt altına alındığından, davacı şirkete ait mali tablolarda yer alması gerekir. Davacı şirketin hisselerinin satıldığı tarihteki bilançosuna da yansıdığı ve bu bilançoya göre, davacı şirketin hisse değerinin belirlendiği, hisse satış sözleşmesinin imzalanması ile birlikte, Hisse Satış Sözleşmesi hükümlerine göre, alıcı tarafından, davacı şirketin satış tarihindeki bilançosunun bilindiğinin kabulü gerekir.
Davacı, 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin 7. maddesine istinaden bu davayı açmıştır. Bu tarihte sözleşmeyi yapan her iki şirketin de tüm hisseleri kamuya aittir.
Davalı ise Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9. maddesi ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin 18.6. maddesine göre davacının talepte bulunamayacağını ileri sürmüştür.
Tarafların dayandıkları sözleşme hükümlerinin, kendi görüşlerini teyid eder nitelikte olduğu görülmektedir.
Öncelikle, bu uyuşmazlığın çözümünde, hangi sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi gerekir.
Davacı şirketin hisselerinin satışı, özelleştirme kapsamında yapıldığından, uygulanacak hükümlerin belirlenmesinde ve sözleşmelerin yorumunda, bu husus göz önünde bulundurulmalıdır. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesine göre, özelleştirmenin amacı, bu madde kapsamındaki kamu kuruluşlarına ait payların, "..temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." şeklinde tarif edilmiştir. Buna göre özelleştirmenin amacı, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamaktır. Özelleştirme kapsamındaki hisse satışlarından kaynaklanan ihtilaflarda, yasada belirtilen bu amacın göz önünde bulundurulması gerekir.
Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin hisselerinin özelleştirilmesinden önce yapılan bu ödeme, davalıdan ve kamudan istenemez. Bu talep, 24.07.2006 tarihli sözleşmenin 18.6. maddesi ile 29.12.2010 tarihli Hisse Satış Sözleşmenin "Alıcının Taahhütleri" başlıklı 9.maddesi hükümlerine ve özelleştirmenin amacına aykırıdır. Dolayısıyla davanın reddi gerekir.
Bu nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz..03.05.2016
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215278300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz