6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket feshi davasında taşınmaza tedbirde ölçülülük ilkesi denetimi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1178 E. 2025/1311 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketlerHaklı sebeple fesih

Davacının nitelemesi: İhtiyati tedbire itiraz mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talep edilen davalarda, şirket aktifini oluşturan taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilebilir; bu taşınmazlar doğrudan dava konusu olmasa da tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi ve malvarlığının muhafazası bakımından tedbir kapsamına girebilir. Ancak tedbir konulan taşınmazlar şirketin tüm malvarlığını oluşturuyorsa, ölçülülük ilkesi (elverişlilik, gereklilik, orantılılık) gereğince davacının pay oranı ve alternatif çözümler halinde hak edeceği ayrılma akçesi gözetilmeli; taşınmazların değeri (en azından emlak vergi değeri) tespit edilmeden ve bu inceleme yapılmadan tüm taşınmazlar üzerine tedbir konulmasına karar verilmesi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

Tedbir konulan taşınmazın dava konusu olup olmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, davanın konusunun şirketin feshi olduğunu, taşınmazların doğrudan dava konusu olmadığını, mahkemenin bu genişletici yorumla dava konusu olmayan taşınmazlara tedbir koyduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK 531 ve devamı maddelerinde öngörülen tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi, pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla şirketin envanterindeki malvarlıklarının dava sürecinde muhafazasını, aktifi oluşturan taşınmazların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesini zorunlu kılmaktadır. Mevcut durumun korunması gerekliliği HMK 389'daki düzenlemeye uygundur. Bu nedenle taşınmazın davanın konusu olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir; malvarlığının korunması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilebileceği genel olarak yargı uygulamasında kabul görmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat karşılığı tedbir kararının kural olarak yerindeliği → kabul

Gerekçe: HMK 392 uyarınca ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep resmi belgeye veya kesin bir delile dayanıyorsa yahut koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini belirterek teminatsız da karar verebilir. Somut olayda davanın niteliği ve mevcut delil durumu dikkate alındığında, karşı tarafın zarara uğrama ihtimali gözetilerek teminat karşılığında taşınmazların kaydına tedbir konulması kural olarak yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tüm taşınmazlara tedbir konulmasında ölçülülük (orantılılık) denetimi → kabul

İddia: Davalı vekili, tedbir konulan 6 taşınmazın değeri (yaklaşık 200.000.000 TL) ile talebin orantısız olduğunu, taşınmazların şirketin sermayesi dışındaki malvarlığı olduğunu ve diğer ortağın bağış kararında kişisel menfaati bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İhtiyati tedbir kararlarında ölçülülük ilkesi Anayasal güvence altındadır ve elverişlilik, gereklilik, orantılılık alt ilkelerini barındırır. Başvurulan tedbir amaç bakımından elverişli ve gerekli olmakla birlikte, tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantı bulunmalıdır. Dava dilekçesinde davacının payı %40 olarak belirtilmişken, iptali talep edilen genel kurul hazirun cetvelinde payı %20 olarak gösterilmiş ve davacı bu düşürülmeyi diğer ortağın kandırmasına bağlamıştır. Tedbir konulan taşınmazların değerini belirleyecek objektif veri dosyada mevcut olmayıp, şirketin bu taşınmazlar dışında başkaca malvarlığı olup olmadığı da bilinmemektedir. Eğer bu 6 taşınmaz şirketin tüm malvarlığını teşkil ediyorsa, davacının pay oranı gözetilerek diğer ortağın hakları da dikkate alınmalıdır. Taşınmazların değeri tespit edilmeden, en azından belediye emlak vergi değeri dahi belirlenmeden itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Alternatif çözümlere hükmedilmesi halinde davacının ayrılma akçesinin payı oranında hesaplanacağı gözetilerek, taşınmazların şirketin tüm malvarlığını teşkil edip etmediği araştırılıp davacının muhtemel ayrılma akçesini karşılayabilecek oranda taşınmaz üzerindeki tedbire itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, tüm taşınmazlar bakımından itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat miktarına ilişkin istinaf sebebi → tartışılmadı

İddia: Davalı vekili teminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür (dolaylı olarak, tedbir kaldırılmasını talep ederken teminat hususuna da değinmiştir).

Gerekçe: Teminata ilişkin istinaf nedeni, taşınmazların değeri oranında takdir edileceğinden bu aşamada değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirketin haklı sebeple feshi davalarında, şirket malvarlığını oluşturan taşınmazlara konulan ihtiyati tedbirin ölçülülük ilkesi (özellikle orantılılık) çerçevesinde denetlenmesi ve davacının pay oranı ile alternatif çözümlerdeki muhtemel ayrılma akçesinin gözetilmesi gerektiği yönünden emsal niteliktedir; ancak BAM kararlarının bu değeri bölgesel ve ikna edici olup bağlayıcı içtihat niteliği taşımaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat ölçülülük ilkesi orantılılık haklı sebeple fesih şirketin tasfiyesi ayrılma akçesi teminat

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3HMK 392HMK 353(1)a-6HMK 362(1)-g · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 531

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1178

KARAR NO 2025/1311

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/06/2025 (Ara Karar)

NUMARASI 2025/223 Esas

İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN

İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ EDEN

TALEP İhtiyati Tedbire İtiraz

DAVA TARİHİ 12/03/2025

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2025

İhtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin 26/06/2025 tarihli ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA VE TALEP

Davacı ihtiyati tedbir isteyen vekili; davacının davalı şirketin %40 payının davacıya, % 60'ının ...a ait olduğunu, diğer ortağın vefat eden annesinin eşi olduğunu, annesinin ölümünden sonra 2020 yılında ...ın başka biriyle evlendiğini, iş o tarihten itibaren de müvekkiline yaklaşımının ciddi ölçüde değiştiğini, şirketin 2024 yılına ait 26/10/2024 tarihli genel kurul toplantısının müvekkilinin hiçbir bilgisi ve onayı olmaksızın gerçekleştirildiğini, genel kurulda müvekkili kandırılarak genel kurul kararları alındığını, 3 yıl süreyle görev yapmak üzere ... şirketin yönetim kuruluna seçilmiş gösterildiğini, genel kurulda İstanbul, Pendik ... mahallesi, .. ada, .. parsel, .. pafta b blok ..

nolu; .. blok .. nolu,.. blok .. nolu bağımsız bölüm, d2 blok 9 nolu bağımsız bölüm, d1 blok 6 nolu bağımsız bölüm, .. blok ..olu bağımsız bölümdeki şirkete ait taşınmazların dilerse bir veya birden fazlasını .... Cemiyeti, .. Vakfı'na yahut kamu yararına çalışan başkaca derneklere veya vakıflara şartlı yahut şartsız bağışlanması ve de bağışlanan taşınmazlar üzerinde herhangi bir dernek, vakıf yahut üçüncü tüzel veya gerçek kişi lehine intifa hakkı dahil olmak üzere şartlı yahut şartsız hak tesisi kurulabilmesi ve ayrıca taşınmaz alımı satımı ile intifa hakkı tesisi gerçekleştirmek; bu hususlarda ilgili vakıflar, dernekler, tapu ve diğer kamu idareleri nezdinde gerekli işlemleri yapmak sözleşmeleri imzalamak, ilgili gayrimenkullerin mülkiyetini, çıplak mülkiyetini ve/veya intifa hakkını tapuda devretmek hususlarında yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiğini, müvekkilinin bu genel kurula katılmadığı gibi, genel kurul tutanağını imzalamadığını, genel kurul kararının iptali için İstanbul Anadolu 13.

ATM'nin 2024/984 Esas Sayılı dosyası ile genel kurul kararının iptali davası açıldığını, genel kurul kararı ile şirketin bütün taşınmazlarının bağışlama yetkisinin şirket yetkilisine verilmesi hiçbir şekilde sözleşmeye uygun olmadığını, müvekkilinin iyi niyeti sürekli suistimal edilerek şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, 4 sene evvel de iki tane gayrimenkul elden çıkarıldığı ve ödemesi yapılmadığını,babası tarafından kandırılarak hissesinin %20'ye düşürüldüğünü, önüne konan evrakları babasına olan güvenden dolayı okumadan imzalandığını, şirketin feshine, olmadığı takdirde şirketten çıkmasına karar verilmesini ve şirket taşınmazlarının dava sonuna kadar üçüncü kişilere satışının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İHTİYATİ TEDBİR KARARI

Mahkemece; somut olayda, şirket adına tapuda kayıtlı gayrimenkullerin, şirketin fesih ve tasfiyesi talep edildiğinden, dolaylı olarak davanın konusu olduğu, dava dilekçesi ekindeki deliller değerlendirildiğinde yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini ve ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, davacı yönünden hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğini, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğabileceği kanaatine ulaşıldığından, menfaatler dengesi dikkate alınarak takdiren 1.000.000-TL teminat karşılığı talebin kısmen kabulüne, fakat davalı ortağın yetkisinin kaldırılmasını gerektir ölçüde yaklaşık ispat noktasında yeterli delilin dosyada bu aşamada bulunmadığı kanaatine ulaşılmakla tedbir talebinin kısmen kabulüne;

6 adet taşınmazın dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar 3. şahıslara tapuda devir ve temlikleri ile işbu taşınmazlar üzerine 3. şahıslar lehine ayni hak ve mükellefiyetler tesisinin 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiş, davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına itirazı 26.06.2025 tarihli ara karar ile aynı gerekçeler ile itirazın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davanın konusu şirketin feshine ilişkin olduğunu,uyuşmazlık konusunun doğrudan taşınmazlar olmadığını, dolaylı olarak davanın konusunu oluşturduğu belirtilerek tedbir kararı verildiğini, mahkeme tarafından yapılan bu geniş yorum, hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte; bir davada uyuşmazlık konusunu oluşturmayan taşınmazlara yönelik tedbire hükmedilmesi mümkün olmadığını, gerekçede yaklaşık ispatın hangi gerekçe ile sağlandığına dair hiçbir açıklama yapılmadığını, davacının bizzat katıldığı genel kurul toplantısına dair hazirun cetvelinde imzası olduğunu ve buna rağmen toplantıya katılmadığını iddia ettiğini, taşınmazların kamu yararına çalışan dernek ve vakıflara bağışlanmasına ilişkin genel kurul kararı mevcut olduğunu,diğer ortağın bağış kararında hiçbir kişisel menfaati bulunmadığını, gayrimenkullerin şirketin sermayesi dışındaki malvarlıkları olduğunu,tedbir kararı verilen taşınmazların değeri arasında çok büyük ölçüde orantısızlık mevcut olduğunu, 6 adet taşınmazın, 3 adet triplex, 2 adet dublex, 1 adet dükkan nitelikte taşınmazlar olduğunu, değerlerinin yaklaşık en az 200.000.000-TL olduğunu ileri sürerek itirazın kabulü ile ihtiyati tedbire ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep; anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davada davalıya ait taşınmazın devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.

Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak teminat alınması öngörülmüştür.Somut olayda; davacı tarafından şirketin haklı nedenle feshi talep edilmiştir. Ancak mahkemece alternatif çözümlere de karar verilebilecektir. Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531 ve devam maddelerinde öngörülen tasfiye işlemlerinin, pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla yapılacak işlemlerin gerçekleştirilebilmesi, şirketin envanterinde kayıtlı mal varlıklarının dava sürecinde muhafazasını, davalı şirketin aktifini oluşturan, envanterine kayıtlı mal varlıklarının 3.

şahıslara devrinin önlenmesini zorunlu kılmaktadır.Mevcut durumun korunması gerekliliği, HMK'nın 389. maddesindeki düzenlemeye de uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin, tedbir konulması talep edilen taşınmazın davanın konusu olmadığına dair istinaf sebebi yerinde değildir. Genel olarak yargı uygulamasında mal varlığının korunması cümlesinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kabul görmektedir.Ancak HMK'nın 392 maddesi uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.

Somut olayda, davanın niteliği ile mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemece karşı tarafın zarara uğrama ihtimali gözetilerek teminat karşılığında davalı şirkete ait taşınmazların kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi "kural olarak" yerindedir.Dava dilekçesinde; davacının %40 payı olduğu belirtilmiş ise de iptali talep edilen genel kurul hazırun cetvelinde davacının payı %20 oranda gösterilmiş,yine dava dilekçesinde diğer ortak tarafından %20 ye düşürüldüğü beyan edilmiştir. İhtiyati tedbir aşamasında; taşınmazların değerini belirleyebilecek objektif veri dosyada mevcut değil ise de şirketin ihtiyati tedbir konulan taşınmazlardan başkaca bir malvarlığı olup olmadığı bilinmemektedir.İhtiyati tedbir kararlarında “ölçülülük” ilkesi;

Anayasa ile güvence altına alınan bir ilke olup içinde “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç farklı alt ilkeyi de barındırmaktadır. Başvurulan tedbir, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli ve gerekli olmakla birlikte; başvurulan tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantı olmalıdır. Söz konusu ilke, hayatın her alanında uygulama bulmakta olan genel bir ilkedir. İhtiyati tedbir kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilen 6 adet taşınmaz şirketin tüm malvarlığını teşkil ediyorsa davacının pay oranı gözetilerek diğer ortağın haklarının da dikkate alınması gerekir.

Taşınmazların değerini tesbit yönünden işlem yapılmadan, en azından Belediye Emlak vergi değeri dahi tesbit edilmeden itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Alternatif çözümlere hükmedilmesi halinde davacının ayrılma akçesinin payı oranında hesaplanacağı, taşınmazların tüm malvarlığını teşkil edip etmediği hususu üzerinde durularak davacının muhtemel ayrılma akçesini karşılayabilecek oranda taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmesi gerekirken tüm taşınmazlar bakımından itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Teminata ilişkin istinaf nedeni ise; taşınmazların değeri oranında takdir edileceğinden bu aşamada değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri kısmen yerinde olan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, itirazın yeniden değerlendirilmek üzere dava dosyasının ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmişmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/223 Esas sayılı 26/06/2025 Tarihli ara kararın HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"İhtiyati tedbir kararına itiraz hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Davalı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/09/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/2147 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.