Şirket organsız değilse ve TMSF yönetimindeyse kayyım atanamaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1489 E. 2020/1371 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)
Davacının nitelemesi: Kayyım Atanması Talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemece kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, yönetim kurulunun görevden alınması genel kurulun yetkisindedir; bu nedenle mahkemece yönetim kayyımı atanması talebi (bu, yönetim kurulunun yetkisinin kaldırılması anlamına geleceğinden) dinlenemez. Ayrıca şirketin yönetim ve denetiminin zaten TMSF tarafından devralınmış olması ve TMSF'nin yönetim kurulunu oluşturma yetkisine sahip bulunması halinde, şirket organsız kabul edilemeyeceğinden kayyım atanmasını gerektiren şartlar oluşmamış sayılır.
Ele alınan sorunlar
Davacı şirkete yönetim kayyımı atanması talebi → ret
İddia: Davalı-karşı davacı vekili, davacı şirketin olağan bir genel kurul ve yönetim organının bulunmadığını, 3 yılı aşkın süredir şirketin olağan yönetiminin tesis edilemediğini, şirketin kar elde etme amacını yitirdiğini, kayyım atanması şartlarının oluşmadığı yönündeki gerekçenin somut olayla uyuşmadığını, TMSF tarafından atanan mevcut yönetimin akıbetine ilişkin işlem dosyasının celp edilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek kayyım atanması talebinin kabulünü istemiştir.
Gerekçe: Anonim şirketler TTK 365 uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur; TTK'da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Yönetim kurulunun görevden alınması ve seçilmesi TTK 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetkidir. Yönetim kayyımı atanması istemi aynı zamanda yönetim kurulunun yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına geldiğinden yasal değildir ve bu talep dinlenemez. Ayrıca, kayyım atanması istenen davacı şirketin İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı ile FETÖ/PDY soruşturması kapsamında yönetimine kayyım atandığı, 674 sayılı KHK ile kayyımlara ait yetkilerin TMSF'ye devredildiği ve şirketin halen TMSF'nin kayyım olarak yönetim ve denetiminde bulunduğu şirketler listesinde olduğu anlaşılmaktadır. 687 sayılı KHK ile değiştirilen 20/1. madde ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/d-2. bendi uyarınca, yönetim ve denetimi TMSF tarafından devralınan şirketlerde yönetim kurulunu oluşturmak TMSF'nin yetkisindedir. Davacı şirkete TMSF tarafından yönetim kurulu atandığı ve şirketin malvarlığı üzerinde iktisadi bütünlük kararı oluşturulduğu anlaşıldığından, şirketin organsız bulunmadığı ve kayyım atanmasını gerektirici hallerin ispat edilemediği yönündeki ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Anonim şirketlerde yönetim kurulunun yetkisinin mahkemece sınırlandırılamayacağı ve TMSF'nin yönetim ve denetimindeki şirketlerin organsız sayılamayacağı, bu nedenle kayyım atanamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer TMSF kayyımlığı altındaki şirketlere yönelik kayyım atanması talepleri için emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kayyımı↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ TMSF kayyımlığı↗ iktisadi bütünlük kararı↗ genel kurul yetkisi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/1489
KARAR NO 2020/1371
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/10/2020 (Ara Karar)
NUMARASI 2020/18 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/12/2020
Kayyım atanması talebinin reddine yönelik 09/10/2020 tarihli ara kararın asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TALEP
Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili; davacı ... ile ... ortaklarına ait ... AŞ arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu,adi ortaklık sözleşmesine konu işin müvekkilinin davacı ...’ya ortak olmasının sebebi olduğunu, müvekkilinin ortaklığa dahil olduğu 2013 yılından beri resmi olarak kar dağıtımı yapılmadığını, ...’nın örtülü kar dağıtımı yaptığını, davacıya kayyım atanmasından sonra proje faaliyetlerinin durduğunu,davacı tarafça haksız fiil sorumluluğuna dayalı dava açılmakla zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, harç muafiyeti talebinin hukuka aykırı olduğunu,Bakırköy 6. ATM'nin 2017/1021 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, müvekkiline yapılan ödemelerin örtülü kar dağıtımı olduğunu, TOKİ ile yapılan gelir paylaşımı sözleşmesi ile elde edilen bir kısım gelirlerin davacı ...’ya kar olarak yansıdığını,kayıtlar incelendiğinde sadece müvekkiline değil, diğer ortaklara da para gönderildiğinin görüleceğini, paraların gönderi sebebinde borç ibaresinin yer almadığını, davanın TMK m.2’ye aykırı olduğunu,davanın şirket tasfiyesi olarak açılması gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/7714 Esas-2018/1804 Karar sayılı 08/03/2018 tarihli ilamında da açıklandığı üzere; T.M.K.'nın 427/4. maddesine göre bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kaldığı ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise yönetim kayyımı atanması gerekli olduğunun belirtildiği, anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olmasının şart olduğu, davalı tarafça davacı şirkete kayyım atanması talep edilmiş ise de, şirketin organsız bulunmadığı ve kayyım atanmasını gerektirici hallerin ispat edilemediği gerekçeleriyle davacı şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl davada davalı-karşı davacı vekili; davacının talepleri ve savunmaları çerçevesinde davacı şirkete yönetici kayyım atanmasının zaruri olduğunu,şirketin olağan bir genel kurul ve yönetim organının olmadığını, 3 yılı aşkın süredir şirketin olağan yönetiminin tesis edilemediğini, şirketin kar elde etme amacını yitirdiğini, kayyım atanması şartlarının oluşmadığı yönündeki gerekçenin somut olay ile uyuşmadığını,bu hususun ticaret sicil kayıtları ile de sabit olduğunu, şirketin TMSF tarafından atanan mevcut yönetiminin ... adına bu işlemleri yürütüyorsa KHK kapsamında mevcut yönetiminin atanması ve görevlendirilmesi ile ilgili işlem dosyasının da TMSF'den celp edilip akıbetine göre karar verilmesi gerekirken bu işlemin de tamamlanmadığını belirterek, kayyım atanması talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Anonim Şirketler TTK'nun 365. Maddesi uyarınca yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunurlar. .6100 sayılı TTK da anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme yoktur. Yönetim Kurulunun görevden alınması, seçilmesi TTK'nun 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetkidir. Yönetim Kayyımı atanması istemi aynı zamanda YK nun yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına geldiğinden yasal olmadığından bu yolda ki talep dinlenemez. Yönetim Kayyımı atanması istenilen davacı şirketin İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/4512 D.iş esas sayılı kararı ile Fetö/PDY soruşturması kapsamında yönetimine kayyım atanan şirketlerin 674 sayılı KHK ile kayyımlara ait tüm yetkilerin TMSF ne devredildiği,şirketin halen TMSF nin kayyım olarak yönetim ve denetiminde olduğu şirketler listesinde olduğu anlaşılmaktadır.
6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KHK nin değiştirilerek kabul edilmesine dair kanunun 687 sayılı KHK ile değiştirilen TMSF nin satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri başlıklı 20/1.maddesinde "19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak fona verilen yetkiler ,bu KHK ile TMSF ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde ,bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığının ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır." hükmünü haizdir.
Fon ;5411 sayılı kanunun 134/d)-2.bendi ile ,...ve şirket ana sözleşmesinde belirlenen yönetim,müdürler ..sayılarıyla bağlı kalmaksızın ..görevden almak ,sayılarını artırmak ,eksiltmekle yetkili kılınmıştır. Yasal düzenlemelere bakıldığında, davacı şirketin yönetim ve denetimi fona intikal eden şirketin yönetim kurulunu oluşturmak TMSF nin yetkisinde bulunmaktadır. Davacı şirkete de TMSF tarafından yönetim kurulu atandığı ve şirketin malvarlığı üzerinde iktisadi bütünlük kararı oluşturulduğu anlaşılmakla ,ilk derece mahkemesinin şirketin organsız bulunmadığı ve kayyım atanmasını gerektirici hallerin ispat edilemediği anlaşılmakla talebin reddine ilişkin ara kararında isabetsizlik görülmemiştir.İleri sürülen istinaf sebebleri yerinde olmadığından asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda H.M.K.'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 24/12/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/172829 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi