6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentenin takipte borçlu olmayıp izafeten yer alması, menfi tespit davasında aktif husumet yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/295 E. 2020/296 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: İcra Takibinden Sonra Açılan (İİK 72) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İcra takibinde borçluya izafeten acente sıfatıyla yer alan kişinin, kendisine hatalı olarak uygulanan haciz işlemlerinden kurtulmak amacıyla İİK 72 uyarınca menfi tespit davası açma hakkı bulunmaz; çünkü menfi tespit davasını açma hakkı, takipte asaleten borçlu sıfatına haiz gerçek veya tüzel kişiye aittir. Acentenin sorumluluğu vekilin sorumluluğuna benzediğinden, aracılık ettiği sözleşmeden kaynaklanan borçtan şahsen sorumlu tutulamaz ve bu nedenle malvarlığına uygulanan haciz işlemine karşı hukuki çare, şikayet yolu olup, menfi tespit davası açma yoluyla aktif husumet kurulamaz.

Ele alınan sorunlar

Acentenin icra takibinde borçlu sıfatı olmadan menfi tespit davası açabilmesi (aktif husumet) → ret

İddia: Davacı vekili, müvekkilinin takip borçlusunun acentesi olduğunu, kendisine uygulanan haciz işlemlerinden kurtulmak için menfi tespit davası açtığını, taraf ehliyetinin sadece takipte yer alan kişilerle sınırlandırılmasının hak arama hürriyetinin ihlali olduğunu, mahkemenin hukuki yarar bulunup bulunmadığını irdelemeden karar verdiğini ve aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 105. maddesinin birinci bendine göre acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir; ikinci bende göre bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Alacaklı tarafından yurt dışı taşıma şirketine izafeten acente aleyhine icra takibi başlatıldığı, takipte acente sıfatıyla yer alındığından şahsi sorumluluğun bulunmadığı, acentenin sorumluluğunun vekilin sorumluluğu gibi olması nedeniyle borçtan şahsi sorumluluğun doğmayacağı ve şahsi mallarına haciz uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Ancak davalı-alacaklı vekilinin haciz isteğinin kabul edilerek davacının malvarlığına haciz uygulanmış olması, İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluyla çözülmüş ve hacizlerin fekkine karar verilmiş, bu karar istinafta da onanmıştır. İİK 72. maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davacı olma sıfatı, icra takibinde borçlu olarak gözüken gerçek veya tüzel kişiye aittir. Davacı acente, takipte şahsen borçlu sıfatına haiz olmadığından, hakkında uygulanan hatalı haciz işlemi gerekçe gösterilerek menfi tespit davası açamaz. Somut olayda davaya konu icra takibinde asıl borçlu davacı acente olmayıp dava dışı şirketler olduğundan, bu davayı açma hakkı da borçlu şirketlere aittir; icra takibinde asaleten borçlu sıfatı bulunmayan davacının bu davada aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Acentenin takipte borçlu sıfatı olmaksızın izafeten yer alması halinde İİK 72 uyarınca menfi tespit davası açamayacağı ve bu davayı açma hakkının asaleten borçlu şirkete ait olduğu yönündeki tespit, acente-müvekkil ilişkisinden kaynaklanan icra takiplerinde aktif husumet meselesi açısından emsal niteliğindedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
İİK 72 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, takipte asaleten borçlu sıfatı bulunmayan kişinin aktif dava ehliyeti (husumeti) bulunmadığından dava reddedilmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası aktif husumet acente İİK 72 TTK 105 icra takibi haczin fekki

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İ.İ.K. 72 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 105

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/295

KARAR NO 2020/296

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/04/2019

NUMARASI 2017/1191 Esas 2019/376 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/03/2020

Davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin uluslararası taşımacılık yapan bir çok şirketin acentesi olduğunu, ... Ltd. Şti'nin Türkiye'deki taşıma işlerini organize ettiğini, davalının adı geçen borçludan olan alacağının tahsili amacıyla İst.Anadolu .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında müvekkili ... izafeten taraf göstererek icra takibi başlattığını, davalının borçluymuş gibi hukuka aykırı olarak haciz işlemleri yaptığını, ... plakalı aracı trafikten men ettirdiğini,İcra Hukuk Mahkemesinde haczin fekkine ilişkin dava açıldığını,icra dosyası incelendiğinde borçlu olarak ... Ltd. ve .... Ltd. Şirketlerine izafeten ... Tic. Ltd. Şti. gösterildiğinin tespit edileceğini, böyle bir durumda acente olan müvekkilinin hukuken borçlu olarak kabulünün mümkün olmadığını, İst.Anadolu ....

İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava dışı sigortalının müvekkil şirket nezdinde nakliyat emtia sigortası ile sigortalı olup, İran’dan Türkiye’ye taşıması yapılan sigortalıya ait emtianın dava dışı .... Ltd. Ve .... Ltd.'nin sorumluluğu altında yapılan taşıma esnasında meydana gelen trafik kazası sonucu zayi olduğunu, kaza nedeni ile dava dışı sigortalıya hasar bedeli olarak 6.821,47-euro ödeme yapıldığını, bu nedenle davacıya acenta sıfatıyla rücu ihtarı gönderildiğini, cevap verilmediğinden yetkili olması sebebi ile takip başlatılarak kesinleştiğini, davacı adına kayıtlı araç kaydı üzerine haciz ve yakalama şerhi işlenmesi talep edildiğini, belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, İ.İ.K.nun 72. maddesine göre icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasında davacı olma sıfatı icra takibinde borçlu olarak gözüken gerçek veya tüzel kişiye ait olduğu ,davacının takipte şahsen borçlu sıfatının olmadığı ,davacı acentenin borçlulara izafeten takipde yer aldığı, davacının menfi tespit davası açması için aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkilinin takip borçlusunun acentesi olduğunu,müvekkilinin kendisine karşı uygulanan haciz işlemlerinden kurtulmak için menfi tespit davası açtığını, taraf ehliyetinin sadece takipte yer alan kişilerle sınırlamanın hak arama hürriyetinin açık ihlali olduğunu, mahkemenin müvekkilinin menfi tespit davası açmasında güncel hukuki yararının olup olmadığını irdelemeden karar verdiğini, davalı tarafın yaptığı tüm işlemlerde müvekkili şirketin borçlu olduğu iddiası ile hareket ettiğini, bu durumun dahi menfi tespit davası açmakta haklı olduğunun ispatı olduğunu, müvekkili şirketin davayı açmasında aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğunu belirterek , kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava hukuki niteliği itibariyle; İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. Takip talebinde, ....Co. Ltd. Şti. ve .... Ltd. Şti. 'ye izafeten acentesi sıfatıyla davacının taraf gösterildiği anlaşılmaktadır.TTK'nun 105. maddesinin birinci bendi ile; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir." Aynı maddenin ikinci bendi ile de; "Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir..." hükümleri öngörülmüştür.Alacaklı tarafından yurt dışı taşıma şirketine izafeten acente aleyhine icra takibi başlatıldığı,takipte acente sıfatıyla yer aldığından şahsi sorumluluğu bulunmadığı, acentenin sorumluluğu vekilin sorumluluğu gibi olması nedeniyle borçtan şahsi sorumluluğunun doğmayacağından şahsi mallarına haciz uygulanamaz.Ancak davalı-alacaklı vekilinin haciz isteğinin kabul edilerek davacının malvarlığına haciz uygulanmış ise de davacı tarafça yapılan şikayet sonucunda ;İst.Anadolu 13.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/200 esas 2017/930 karar sayılı dosyasında davanın kabulüne, tüm hacizlerin fekkine karar verilmiş, verilen kararın istinafı üzerine İst.

BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 2018-702 esas 2018-1573 karar sayılı ilamında: "Takip talebinde acente borçlu sıfatı ile yer almadığı, borçlulara izafeten yer aldığı, İcra dosyasında borçlu olmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. İ.İ.K.nun 72. maddesine göre icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasında davacı olma sıfatı icra takibinde borçlu olarak gözüken gerçek veya tüzel kişiye aittir. Davacının takipte şahsen borçlu sıfatının olmadığı anlaşıldığından ,davacı acentenin hakkında uygulanan hatalı haciz işlemi gerekçe gösterilerek menfi tesbit davası açılamaz. Somut olayda davaya konu icra takibinde asıl borçlu davacı acente olmayıp davadışı şirketler olduğu anlaşılmakla , bu davayı açma hakkı da borçlu şirketlere ait olmakla icra takibinde asaleten borçlu sıfatı bulunmayan davacının bu davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş davacı vekilinin hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 10,- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/03/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171363 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.