Kaldıraçlı alım satım sözleşmesinde tüketici-yatırımcı ayrımı ve görev
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/655 E. 2020/585 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
sermaye piyasası
Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 18/19/46/57 (tüketici) — Sınır Cetveli / Negatif Alan
Gerekçe özeti
Bir aracı kurum ile müşterisi arasında akdedilen kaldıraçlı alım satım işlemleri aracılık çerçeve sözleşmesi, kanunda açıkça düzenlenmese de bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olup, müşterinin tüketici (ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden kişi) konumunda bulunması halinde bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlık tüketici işlemi sayılır ve görevli mahkeme, diğer kanunlarda ticari dava yönünde düzenleme bulunması bu sonucu değiştirmeksizin, Tüketici Mahkemesidir.
Ele alınan sorunlar
Kaldıraçlı alım satım sözleşmesinden kaynaklanan davada görevli mahkemenin tespiti → ret
İddia: Davalı vekili, uyuşmazlığın bir aracı kurum ile müşterisi arasındaki sözleşmeden kaynaklandığını, davacının tüketim saikiyle değil yatırım/kazanç saikiyle hareket eden yatırımcı konumunda olduğunu, davalı şirketin finansal kurum olması nedeniyle TTK 4/1 uyarınca mutlak ticari dava söz konusu olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: HMK 115/1 uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır; HMK 114/1-c uyarınca mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. TTK 4. madde uyarınca bir davanın ticari dava sayılması için tarafların ticari işletmesiyle ilgili olması veya kanunlarda Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli kılınmış olması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket eden kişi olarak; 3/1-ı maddesinde tüketici işlemi, bankacılık ve benzeri sözleşmeler dahil olmak üzere ticari/mesleki amaçla hareket eden kişilerle tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Kanun koyucu bu hükümle tüketicinin taraf olduğu bankacılık sözleşmelerini tüketici işlemi kabul etmiştir. Aynı Kanun'un 73/1 maddesinde tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise taraflardan birinin tüketici olduğu işlemlerde diğer kanunlarda düzenleme bulunmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Kaldıraçlı alım satım işlemleri aracılık çerçeve sözleşmesi, kanunda açıkça yazılmasa da bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olup Yargıtay uygulamasında da bankacılık sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. Davalının yatırımcı, davacının tüketici konumunda olması nedeniyle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğu ve bu davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kaldıraçlı alım satım işlemleri sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda, müşterinin tüketici konumunda olması halinde görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Kaldıraçlı alım satım işlemleri aracılık çerçeve sözleşmesinden kaynaklanan davalarda, müşteri tüketici konumundaysa görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.
- Dava şartı
- Mahkemenin görevli olması (HMK 114/1-c)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
görev dava şartı↗ tüketici işlemi↗ kaldıraçlı alım satım işlemleri aracılık çerçeve sözleşmesi↗ bankacılık sözleşmesi↗ mutlak ticari dava↗ usulden ret↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/655
KARAR NO 2020/585
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/09/2018
NUMARASI 2015/1172 Esas 2018/803 Karar
DAVA
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/06/2020
Görevsizliğe ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı şirket arasında ... sözleşme numarası ile 05/05/2014 tarihinde akdolunan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi aracı kılınarak müvekkilin sözleşmeye hukuka ve hakkaniyete aykırı biçimde yönlendirilmesi sonucu oluşan doğrudan ve dolaylı maddi zararın tespiti ile bu zararın doğumu tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davanın niteliği dikkate alınarak öncelikle, müvekkil ile davalı arasında akdolunan 05/05/2014 tarihli Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi aracı kılınarak müvekkilin iradesi dışında işlem yapmaya zorlanmasını, ikna edilmesi ile davalı tarafından sözleşmeye, hukuka ve hakkaniyete aykırı biçimde yönlendirilmesi ile oluşan maddi zararın tespitini, şimdilik 40.000,-TL ile sınırlı olmak ve yargılama sırasında bilirkişi incelemesi ile tespit olunacak maddi zararın doğumu 09/01/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin itirazın kabul edilerek, koşullarını sağlamadığı halde kısmi dava ve zaman aşımı müesseselerini işlemez hale getirecek şekilde açılan işbu belirsiz alacak davasının, hukuki menfaat yokluğu nedeniyle, Yargıtay kararında da belirtildiği gibi ek süre verilmesine gerek olmadan reddini, usule ilişkin red talebinin yerinde görülmemesi halinde davacının dilekçesinde yer alan iddiaların doğru olmaması hususu göz önünde bulundurularak dayanaktan yoksun olan bu davanın reddini, bütün dava giderlerinin yasal faizi ile birlikte karşı taraftan alınarak tarafına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin, tüketici işlemi kapsamında kaldığı ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/90 Esas ve 2016/6987 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu gerekçesiyle açılan davanın HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kaldıraçlı alım satım işlemleri konusundaki uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olacaklarına ilişkin karar aldığını, ihtilafın bir aracı kurum ile müşterisi arasında imzalanmış bir sözleşmeden kaynaklandığını, ancak; müşterinin tüketim saiki ile değil, yatırım saiki ile hareket ettiğini, davacının tüketici değil yatırımcı konumunda olup, kazanç elde etme saiki ile hareket ettiğini, Yargıtay Genel Kurulu kararında görev konusunda sözleşmenin taraflarının pozisyonları ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketin finansal kurum olduğunu, TTK 4.maddesinin 1.bendi uyarınca mutlak ticari dava olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılarak dosyanın esastan görülmek üzere mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Aracılık Çerçeve Sözleşmelerinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. HMK’nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
28. 05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkıııdaki Kanununu 3/1-k Maddesinde Tüketici " Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1- ı-bendinde ise Tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu bankacılık sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir.
Aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. ... (...) kanunda açıkça yazılmasa da bankacılık sözleşmesi benzeri bir sözleşme niteliğinde olup Yargıtay uygulamasında da bankacılık sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir.(Yargıtay 11 HD nin 2017/692 E.-1393 K. ,2017/6 E.-4020 K. sayılı emsal kararları da bu yoldadır.) Davalının yatırımcı, davacının tüketici konumunda olması nedeniyle, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun ve bu davaya bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunun kabulü gerekmiştir.
Bu durumda mahkemece davada Tüketici Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinini istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsup edilmesine başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/06/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171114 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi