Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1402 E. 2015/7259 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin feshi↗ basiretli tacir↗ cezai şart↗ tacir↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2 yıllık olduğu ve sözleşmenin 7/5 maddesinde yıllık ortalama 1073 konut ve 14 dükkanın aidatlarının banka aracılığı ile ödenmesinin düzenlendiği, davacı bankanın Türkiye'nin önde gelen büyük bankalarından biri olduğu, imzaladığı sözleşmenin içeriğini ve sözleşme şartlarını basiretli bir tacir olarak düzgün bir şekilde kayda alması gerektiği, sözleşmede davalıya yüklenen edimin açıkça yıllık ortalama olarak belirtildiği, sözleşme süresinin 1 yıldan fazla olması sebebi ile belirtilen bu düzenlemenin yıllık ortalama olarak kastedildiği, açıkça yıllık ortalama olarak yapılmış bir düzenlemenin aylık ortalama şeklinde algılanamayacağı, yine bizzat davacı şirketin kayıtlarında yapılan incelemede henüz sözleşmedeki 1 yıllık süre dahi dolmadan ilk 6 aylık süre içerisinde davalı tarafından 1516 adet aidatın davacı bankaya yatırılmış olduğu, bu itibarla davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, davacı tarafın cezai şart talebinin uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6756 E. 2014/13501 K.
Ortak:sözleşmenin feshi · cezai şart · tacir · dava sebebi · cy/cy kaydı · Cezai Şart
İncelediğiniz kararda… nmesinin düzenlendiği, davacı bankanın Türkiye'nin önde gelen büyük bankalarından biri olduğu, imzaladığı sözleşmenin içeriğini ve sözleşme şartlarını basiretli bir «tacir» olarak düzgün bir şekilde «kayda» alması gerektiği, sözleşmede davalıya yüklenen edimin açıkça yıllık ortalama olarak belirtildiği, sözleşme süresinin 1 yıldan fazla olması «sebebi» ile belirtilen bu düzenlemenin yıllık ortalama olarak kastedildiği, açıkça yıllık ortalama olarak yapılmış bir düzenlemenin aylık ortalama şeklinde algılanamayacağı, yine bizzat davacı şirketin kayıtlarında yapılan incelemede henüz sözleşmedeki 1 yıllık süre dahi dolmadan ilk 6 aylık süre içerisinde davalı tarafından 1516 adet aidatın davacı bankaya yatırılmış olduğu, bu itibarla davacı tarafın «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu, davacı tarafın «cezai şart» talebinin uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuş …
Benzer bu kararda… nmesinin düzenlendiği, davacı bankanın Türkiye'nin önde gelen büyük bankalarından biri olduğu, imzaladığı sözleşmenin içeriğini ve sözleşme şartlarını basiretli bir «tacir» olarak düzgün bir şekilde «kayda» alması gerektiği, sözleşmede davalıya yüklenen edimin açıkça yıllık ortalama olarak belirtildiği, sözleşme süresinin 1 yıldan fazla olması «sebebi» ile belirtilen bu düzenlemenin yıllık ortalama olarak kastedildiği, açıkça yıllık ortalama olarak yapılmış bir düzenlemenin aylık ortalama şeklinde algılanamayacağı, yine bizzat davacı şirketin kayıtlarında yapılan incelemede henüz sözleşmedeki 1 yıllık süre dahi dolmadan ilk 6 aylık süre içerisinde davalı tarafından 1516 adet aidatın davacı bankaya yatırılmış olduğu, bu itibarla davacı tarafın «sözleşmeyi feshinin» haksız olduğu, davacı tarafın «cezai şart» talebinin uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sözleşmenin haklı feshi» nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin haklı feshi · yenileme · protokol · taahhütname
Benzer bu kararda… imatına istinaden davacı bankanın belirleyeceği koşullarda ödenmesi amacıyla düzenlendiği, 10. maddesinde de işbu sözleşmenin iki yıl süreyle yürürlükte kalacağı ve «protokolün» bir sonraki yıl için de yürürlükte kalabilmesi için taraflar arasında anlaşmaya varılarak «yenilenmesi» gerektiği düzenlenmiştir.
Dava, «sözleşmenin haklı feshi» nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan «cezai şart» alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalı Site Yönetimi'nin taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7/5. maddesine göre «taahhüt» ettiği tutarda aidat miktarının davacı bankaya yatırılmadığını iddia etmiş, mahkemece de sözleşmenin anılan maddesinde, davalının yıllık ortalama 1073 konut ve 14 …
Sözleşmenin, anılan bu maddeleri birlikte yorumlandığında, davalı site yönetiminin, sözleşmenin 7/5. maddesine göre bir yılda her ay ortalama 1073 konut ve 14 dükkanın aidatlarının davacı bankaya yatırılmasını «taahhüt» ettiğinin kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1402 E. , 2015/7259 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticare Mahkemesi’nce verilen 13/11/2012 gün ve 2011/370-2012/209 sayılı kararı bozan Daire’nin 10/09/2014 gün ve 2013/6756-2014/13501 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı site yönetimi arasında 20/08/2010 tarihinde Tahsilat Protokolü imzalandığını, davalı yanın bu protokol ile yıllık ortalama 1073 adet konut ve 14 dükkanın site aidatının, protokolün yürürlük tarihinden itibaren 2 yıl boyunca müvekkili bankaya yatırılmasını taahhüt ettiğini ancak taahhüt ettiği miktarda konut aidatının davacı bankada toplanmasını sağlayamadığını, taraflar arasında imzalanan protokolün 8. maddesine göre, davalı yönetimin taahhütlerini yerine getirmediği takdirde 35.000 TL ödemeyi kabul ettiğini, protokolün davacı tarafından feshedildiğinin davalı site yönetimine bildirildiğini ileri sürerek protokolde kararlaştırılan cezai şartın şimdilik 10.000 TL'sinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki protokole konu konutların 2010 yılı temmuz ayından itibaren teslimine başlanıldığını, 2010 yılı ağustos ayından itibaren sitede oturulmaya başlandığını, sitedeki doluluk oranının %40-50 civarında olduğunu, protokolün davacı banka tarafından hazırlandığını, protokolün içeriği ile ilgili her hangi bir katkıları ve taleplerinin olmadığını, davaya konu konutlarda insanların yavaş yavaş oturmaya başladıklarını, davacı bankanın bu durumu bilmesine rağmen sözleşmeyi feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2 yıllık olduğu ve sözleşmenin 7/5 maddesinde yıllık ortalama 1073 konut ve 14 dükkanın aidatlarının banka aracılığı ile ödenmesinin düzenlendiği, davacı bankanın Türkiye'nin önde gelen büyük bankalarından biri olduğu, imzaladığı sözleşmenin içeriğini ve sözleşme şartlarını basiretli bir tacir olarak düzgün bir şekilde kayda alması gerektiği, sözleşmede davalıya yüklenen edimin açıkça yıllık ortalama olarak belirtildiği, sözleşme süresinin 1 yıldan fazla olması sebebi ile belirtilen bu düzenlemenin yıllık ortalama olarak kastedildiği, açıkça yıllık ortalama olarak yapılmış bir düzenlemenin aylık ortalama şeklinde algılanamayacağı, yine bizzat davacı şirketin kayıtlarında yapılan incelemede henüz sözleşmedeki 1 yıllık süre dahi dolmadan ilk 6 aylık süre içerisinde davalı tarafından 1516 adet aidatın davacı bankaya yatırılmış olduğu, bu itibarla davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, davacı tarafın cezai şart talebinin uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 29/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170692300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz