Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16837 E. 2015/3653 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter ibrazı↗ el koyma↗ şikayet↗ kesin süre↗ tbk 99↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekiline 20/12/2013 tarihli celsede delillerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin verilen süre içerisinde dosyaya ticari defterlerini sunmadığı dosyanın bu haliyle bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre, davacının maddi yönden zarara uğradığına ilişkin tespit yapılamadığı gibi, davalıların üretmiş olduğu ürünlerin davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tesbit ve men’i ile tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, davacı şirket, adına tescilli marka ve logosunun taklitlerinin davalı şirket tarafından kullanılarak üretim ve satış yapıldığı iddiası ile şikayette bulunmuş, şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında yapılan arama ve el koyma işlemi neticesinde ele geçirilen ürünlerle ilgili bilirkişi raporu alınmış ve eylemi gerçekleştiren gerçek kişiler aleyhine ceza davası açılmıştır. Şikayete konu edilen eylemler, temyize konu hukuk davasının konusu olan eylemler olup, Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.10.2011 tarih, 2011/134 E, 2011/111 K. sayılı ve 02.10.2012 tarih, 2012/593 E, 2012/971 K. sayılı kesinleşen ilamlarıyla uyuşmazlık konusu eylemlerin, 556 KHK kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirlenmiştir. Bu durumda, TBK'nın 74. maddesi gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçelerle marka hakkına tecavüze yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Ayrıca, mahkemece davacının iki haftalık kesin süre içerisinde ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle maddi zarara uğradığına ilişkin tespitin yapılamadığı gerekçesine de yer verilmek suretiyle davanın redine karar verilmiş ise de, davacı kesin süre içerisinde sebeplerini açıklayarak ticari defterlerinin mahallinde incelenmesini talep etmiş olup, 27.12.2013 tarihli dilekçe üzerinde mahkeme yazı işleri müdürünün havalesi bulunmaktadır. Bu durumda söz konusu dilekçedeki talep konusunda bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markaya tecavüzün tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9130 E. 2023/349 K.
Ortak:ticari defter ibrazı · el koyma · şikayet · kesin süre · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · ihtar · maddi ve manevi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekiline 20/12/2013 tarihli celsede delillerini sunmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, kesin sürenin sonuçlarının «ihtar» edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin verilen süre içerisinde dosyaya «ticari defterlerini» sunmadığı dosyanın bu haliyle bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre, davacının maddi yönden zarara uğradığına ilişkin tespit yapılamadığı gibi, davalıların üretmiş olduğu ürünlerin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı şirket, adına tescilli marka ve logosunun taklitlerinin davalı şirket tarafından kullanılarak üretim ve satış yapıldığı iddiası ile «şikayette» bulunmuş, şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında yapılan arama ve el «koyma» işlemi neticesinde ele geçirilen ürünlerle ilgili bilirkişi raporu alınmış ve eylemi gerçekleştiren gerçek kişiler aleyhine ceza davası açılmıştır.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.10.2011 tarih, 2011/134 E, 2011/111 K. sayılı ve 02.10.2012 tarih, 2012/593 E, 2012/971 K. sayılı kesinleşen ilamlarıyla «uyuşmazlık konusu» eylemlerin, 556 KHK kapsamında «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu belirlenmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2011 tarih, 2011/134 E, 2011/111 K. sayılı ve 02.10.2012 tarih, 2012/593 E., 2012/971 K. sayılı kesinleşen ilamlarıyla «uyuşmazlık konusu» eylemlerin, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) kapsamında «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçelerle marka hakkına tecavüze yönelik davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, Mahkemece davacının iki haftalık «kesin süre» içerisinde «ticari defterlerini ibraz» etmediği, bu nedenle maddi zarara uğradığına ilişkin tespitin yapılamadığı gerekçesiyle davanın redine karar verilmiş ise de davacının kesin süre içerisinde sebepl …
Mahkemece 17.06.2014 tarihli ve 2011/685 E., 2014/460 K. sayılı karar ile davacı vekiline 20.12.2013 tarihli celsede delillerini sunmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, kesin sürenin sonuçlarının «ihtar» edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin verilen süre içerisinde dosyaya «ticari defterlerini» sunmadığı, dosyanın bu haliyle bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre davacının maddi yönden zarara uğradığına ilişkin tespit yapılamadığı gibi davalıların üretmiş olduğu ürünlerin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
… 53 K. sayılı kararıyla, davacı şirketçe, adına tescilli marka ve logosunun taklitlerinin davalı şirket tarafından kullanılarak üretim ve satış yapıldığı iddiası ile «şikayette» bulunduğu, şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında yapılan arama ve el «koyma» işlemi neticesinde ele geçirilen ürünlerle ilgili bilirkişi raporu alınıp, eylemi gerçekleştiren gerçek kişiler aleyhine ceza davası açıldığı, şikayete konu edilen …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · ticari defter incelemesi · yoksun kalınan kâr · ek mehil · vekalet ücreti takdiri · müktesep hak · ihtisas mahkemesi · ticari dava niteliği
Benzer bu karardaMahkemenin vereceği «ara» karar doğrultusunda «ticari defterlerimizin ibraz» ederiz aksi halde «ticari defterlerimizin incelenmesi» için bilirkişilere yerinde yetkisi verilsin.” şeklinde beyanda bulunduğu, sonraki celse tutanaklarında ise verilen süreye rağmen beyanda bulunmadığı anlaşılmışsa da davalı vekilinin önceki beyanında yerinde inceleme talep ettiği gözardı edilerek uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere yerinde inceleme talebi konusunda, defterlerin bulunduğu adresi bildirmesi konusunda ihtiratlı «kesin mehil» verilerek sonucuna göre inceleme gerekirken, yalnızca davacı defterlerine dayanılarak inceleme yapılması doğru olmadığı gibi «maddi tazminatın» matematiksel olarak tespitinin mümkün olmadığı durumda hakim tarafından takdiren maddi tazminata hükmedilebileceğini emreden yazılı kanun hükmü gözetilmeksizin «eksik inceleme» ve yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 28.10.2015 tarih 2015/282 E., 2015/943 K. sayılı karar ile davanın «ticari nitelikte» olduğu, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulunun 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile Gebze'de Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup, 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olmakla, davada göreve ilişkin dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin 2016/8370 E., 2016/7350 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden «görevli» olan «ihtisas» mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Maddi tazminat miktarı tespit edilemiyorsa mahkemece takdir edilmesi gerektiğini, ceza dosyasında dahi 8.585,40 TL «yoksun kalınan» kazanç tespiti yapıldığını, 3.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16837 E. , 2015/3653 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2014 tarih ve 2011/685-2014/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkiline ait "..." ve "..." ibareli markaları izinsiz kullandıklarını, davalıların eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL itibar kaybından doğan zararı olmak üzere toplam 101.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsili ile, dava konusu marka hakkına tecavüz eylemlerinin durdurulması için taklit malların bulundukları yerde el konulmasına, hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafın ihtarı ile hem marka başvurusundan hem de imalattan vazgeçtiklerini, bu nedenle haksız rekabetin söz konusu olmadığını, sonrasında da herhangi bir üretimin yapılmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını ve davanın zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekiline 20/12/2013 tarihli celsede delillerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin verilen süre içerisinde dosyaya ticari defterlerini sunmadığı dosyanın bu haliyle bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre, davacının maddi yönden zarara uğradığına ilişkin tespit yapılamadığı gibi, davalıların üretmiş olduğu ürünlerin davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tesbit ve men’i ile tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, davacı şirket, adına tescilli marka ve logosunun taklitlerinin davalı şirket tarafından kullanılarak üretim ve satış yapıldığı iddiası ile şikayette bulunmuş, şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında yapılan arama ve el koyma işlemi neticesinde ele geçirilen ürünlerle ilgili bilirkişi raporu alınmış ve eylemi gerçekleştiren gerçek kişiler aleyhine ceza davası açılmıştır. Şikayete konu edilen eylemler, temyize konu hukuk davasının konusu olan eylemler olup, Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.10.2011 tarih, 2011/134 E, 2011/111 K. sayılı ve 02.10.2012 tarih, 2012/593 E, 2012/971 K. sayılı kesinleşen ilamlarıyla uyuşmazlık konusu eylemlerin, 556 KHK kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, TBK'nın 74. maddesi gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçelerle marka hakkına tecavüze yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Ayrıca, mahkemece davacının iki haftalık kesin süre içerisinde ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle maddi zarara uğradığına ilişkin tespitin yapılamadığı gerekçesine de yer verilmek suretiyle davanın redine karar verilmiş ise de, davacı kesin süre içerisinde sebeplerini açıklayarak ticari defterlerinin mahallinde incelenmesini talep etmiş olup, 27.12.2013 tarihli dilekçe üzerinde mahkeme yazı işleri müdürünün havalesi bulunmaktadır. Bu durumda söz konusu dilekçedeki talep konusunda bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/170444000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz