Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2007/7547 E. 2008/10251 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfaat dengesi↗ mükerrerlik↗ kazanılmış hak↗ ticaret unvanı↗ yenileme↗ marka hakkına tecavüz↗ taşıyıcı↗ ticaret sicili↗ terkin↗ taşıyan↗ haksız rekabet↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin ticaret unvanını ilk olarak 06.08.1974 tarihinde tescil ettirdiği, davacının "Ü... E..." markasını 10.08.1989 tarihinde, davalının "E... Şekerli Maddeler Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti." markasını 27.01.1994 tarihinde tescil ettirdiği, bu durumda davacı şirketin WE..." ayırt edici unsurunu içeren marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu, davalının ticaret unvanının daha eski tarihli olmasının, kendisi adına tescilli markaların terkin edilmemesi için yeterli bir neden oluşturmadığı gerekçesiyle, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kabulüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyada mevcut ticaret sicili belgelerine göre davalı şirket, yapılan nev'i değişikliği sonucunda 1974 tarihinde kurulan E... Şekerli Maddeler Gıda San. ve Tic. Koli. Şti. ve daha sonraki Koli. Şti.'nin devamı niteliğindedir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle davalının "E..." ibaresini kullanımının sadece ticaret unvanı ile sınırlı olduğu ve işaret üzerinde markalar hukuku bakımından korunmaya değer bir üstün hakkı bulunmadığı kabul edilmiş ise de, mahkemenin bu görüşü isabetli bulunmamaktadır. Şöyle ki;
Davalı şirket, davacı markalarındaki ürünlerle benzer mallar için tescil ettirdiği 1992/133769 "E..." ve 1992/140948 sayılı WE... + taç şekli" asıl unsurlu markalarını 25.03.1994 tarihinde iptal ettirmiş ve ardından 1994/ 149512 sayılı ME... + taç şekli" markasını tescil ettirmiştir. Ayrıca dosyaya sunulan 1978 ve sonraki tarihli faturalar ve 1984 tarihli fiyat tarifelerine göre de, davalı şirket ticaret unvanı ile birlikte "Ece + taç şekli" işaretini ticari faaliyetlerinde kullandığı gibi ürün çeşitlerini "E... Süt, E... Kaymak, E... Şeko, E... Tatsun, E... Sütten..." olarak belirtmek suretiyle; gerek WE..." ibaresini ve gerekse özgün yazım biçimi ve şekli ile "Ece + taç şekli" işaretini 1978-1994 tarihleri arasında tescilsiz ve daha sonraki tarihlerde ise tescilli marka olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı şirket de UE..." ibaresi üzerinde marka hakkı sahibidir. Öte yandan, davacı şirket "E..." ibaresini ilk kez 1989 tarihinde *Ü... E..." olarak ve 1996 tarihinde WE..." olarak tescil ettirmiştir. Yine, dava konusu 2000/28457 sayılı "E... + taç şekli + E...lady" ve 2000/28458 sayılı WE... + taç şekli + E...toff" işaretlerinden oluşan davalı markalarından sonra davacı adına tescil edilen 2001/10845 sayılı "Ü... […].. + şekil" markası da mevcuttur.
Her ne kadar, dava konusu markaların davalının önceki "Ece + taç şekli" markasından bağımsız yeni birer marka olmaları nedeniyle uyuşmazlığın sadece dava konusu markalar gözönüne alınarak çözümlenmesi gerekeceği düşünülse de, aynı sektörde faaliyet gösteren taraflar adına mükerrer olarak tescilli olduğu anlaşılan WE..." ibaresi üzerinde taraflarca kazanılmış hakların niteliği ve menfaatler dengesi de gözetilerek bir çözüme ulaşılması gerekmektedir.
556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b bentleri uyarınca, tescilli markayı oluşturan işaretin aynısı veya benzerinin sonradan bir başkası adına tescili mümkün değildir. Ancak, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da WE..." ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunmaktadır ve önceki tarihli markalarının tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde taraflar yararına kazanılmış hak gerçekleşmiştir.
O halde, davalının "E... + taç şekli" işaretini de içeren dava konusu 2000/28457 ve 2000/28458 sayılı markalarını davacının tescilli "E..." ibareli markalarına yakınlaştırarak (benzeştirerek) ilişkilendirme ihtimalini de içeren iltibas tehlikesi ve haksız yararlanma amacını taşıyıp taşımadığının ya da dava konusu markaların seri marka niteliğinde olup olmadıklarının tartışılması gerekir.
Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Yukarıdaki açıklama ve davalının daha önceki kullanımları da gözönüne alındığında; davalının başlangıçta tescilsiz ve 1994 tarihinden itibaren de tescilli olarak özgün biçimiyle uzun süredir kullandığı markasındaki "E... + taç şekli" asli unsurunu herhangi bir değişikliğe uğratmaksızın ancak, yanına "E...lady" ve ME...toff" ibarelerini eklemek suretiyle tescil ettirdiği dava konusu markaların seri marka niteliğinde oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü, dava konusu markalardaki WE..." ibaresi davacı markalarının da asli unsurunu oluşturmakla birlikte, davalı özellikle çok önceden beri kullandığı WE... + taç şekli" markasındaki özgün biçimi değiştirmeden dava konusu markalara da taşıyarak işletmesel köken anlamında dava konusu markalar ile arasındaki bağlantıyı oluşturmuştur.
Tarafların "E..." asli unsuruna sahip önceki tarihli mükerrer markalarının varlığı ve hükümsüz kılınmadığı müddetçe her ikisinin de birbirlerinin mükerrer markalarını kullanmaktan men edemeyecek olmaları gözönüne alındığında, iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde tescil olunan dava konusu seri markaların KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması kazanılmış haklar ilkesine uygun düşmeyeceği gibi taraflar arasındaki menfaatler dengesini de zedeler.
Aksi düşünüldüğünde, başlangıçta karşı çıkılmaması sonucunda farklı işletmeler adına tescil edilmiş ve uzun süredir varlığını sürdüren mükerrer markaların varlığı halinde, işaretler arasında benzeştirme, yakınlaştırma (iltibas tehlikesi) amacını taşımayan seri markaların daha sonraki tarihlerde heşr iki işletme adına da tescili mümkün olamayacaktır. Oysa, bir işletme ile özdeşleşmiş markanın zaman içindeki değişiklik ve gelişmelere uyum sağlaması ve asıl unsuru korunarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi zorunlu ve gerekli olabilir.
Dava konusu seri markalarda korunan "E... + taç şekli" asli unsuru ile birlikte yer alan "E.Jady" ve wE...toff" ibarelerinin de, davacı markaları ile yakınlaştırma, benzeştirme yoluyla iltibas tehlikesine ve bu suretle haksız yarar sağlamaya yol açmadığı anlaşıldığından; tarafların markalarında mükerrer olarak yer alan "E..." ibaresinin varlığından dolayı somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b bendindeki yasal koşulların oluştuğundan söz edilemeyecektir.
O halde, marka hükümsüzlüğüne yönelik davanın da reddine karar verilmesi gerektiği halde, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1736 E. 2021/1837 K.
Ortak:kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da WE..." ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunmaktadır ve önceki tarihli markalarının tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde taraflar yararına «kazanılmış hak» gerçekleşmiştir.
Benzer bu kararda… 01., 02., 03., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 18., 19., 21., 22., 23., 25., 26., 27., 29., 30., 31., 32., 36., 37., 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45. sınıflara «dahil» mal ve hizmetlerin, kısmi red kararına mesnet gösterilen “taç” ibaresini haiz markaların kapsamlarındaki 01., 02., 03., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 18., 19., 21., 22., 23., 25., 26., 27., 29., 30., 31., 32., 36., 37., 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45. sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden bir ayniyet olduğu, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesinde öngörülen “aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer marka” olma kriterlerinin her ikisinin birden sağlandığı, dava konusu başvurunun KHK'nın 7/1-b maddesi gereği kısmen reddi yönünde verilen YİDK kararının, iptali koşullarının gerçekleşmediği, 556 sayılı KHK’nın 8/1/b maddesi çerçevesinde taraf markalarının 28. sınıf yönünden aynı / aynı tür emtiaları kapsadıklarının görüldükleri, dava konusu başvurunun kapsamından çıkarılan 35. sınıf hizmetler yönünden ise davalıların markalarının kapsamlarındaki mallar ile benzer/ilişkili hizmetler olduğu, davacı markası kapsamından çıkarılan 30., 07., 08., 11., 21., sınıf ile sınırlandırılmış satış hizmetlerini kapsayan 35.06. alt grup hizmetler açısından benzerliğin bulunduğu, markalar arasında, davaya konu marka başvurusunun 28. ve 35. sınıftaki çekişme konusu mallar ve hizmetler açısından, hitap edilen tüketici nezdinde, KHK 'nın 8/1-b maddesi anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunduğu, davacıya ait önceki tarihli tescilli markaların kapsamının genel olarak 16 / 20 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 /35 / 37 / 38 / 41. sınıflarda olduğu ve «kazanılmış hak» iddiasına konu edilen sınıflarda yer aldığı, davacının önceki tarihli tescilli markalarının kapsamında kısmen reddedilen sınıfta yer alan mal veya hizmetlerin bulu …
Davacı yan, daha önceden adına tescil edilmiş olan ve dava dilekçesinin deliller kısmında tek tek belirttiği “Taç” esas unsurlu markalarının başvuru markası bakımından «kazanılmış hak» teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
Davacı vekili, rapora itirazında, bilirkişilerin «kazanılmış hak» iddiaları bakımından sadece 2 markayı incelediklerini ancak iddialarının bu iki markayla sınırlı olmadığını, önceki tarihli markaların mal ve hizmet dökümü yapılar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda… 01., 02., 03., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 18., 19., 21., 22., 23., 25., 26., 27., 29., 30., 31., 32., 36., 37., 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45. sınıflara «dahil» mal ve hizmetlerin, kısmi red kararına mesnet gösterilen “taç” ibaresini haiz markaların kapsamlarındaki 01., 02., 03., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 18., 19., 21., 22., 23., 25., 26., 27., 29., 30., 31., 32., 36., 37., 39., 40., 41., 42., 43., 44., 45. sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden bir ayniyet olduğu, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesinde öngörülen “aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer marka” olma kriterlerinin her ikisinin birden sağlandığı, dava konusu başvurunun KHK'nın 7/1-b maddesi gereği kısmen reddi yönünde verilen YİDK kararının, iptali koşullarının gerçekleşmediği, 556 sayılı KHK’nın 8/1/b maddesi çerçevesinde taraf markalarının 28. sınıf yönünden aynı / aynı tür emtiaları kapsadıklarının görüldükleri, dava konusu başvurunun kapsamından çıkarılan 35. sınıf hizmetler yönünden ise davalıların markalarının kapsamlarındaki mallar ile benzer/ilişkili hizmetler olduğu, davacı markası kapsamından çıkarılan 30., 07., 08., 11., 21., sınıf ile sınırlandırılmış satış hizmetlerini kapsayan 35.06. alt grup hizmetler açısından benzerliğin bulunduğu, markalar arasında, davaya konu marka başvurusunun 28. ve 35. sınıftaki çekişme konusu mallar ve hizmetler açısından, hitap edilen tüketici nezdinde, KHK 'nın 8/1-b maddesi anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunduğu, davacıya ait önceki tarihli tescilli markaların kapsamının genel olarak 16 / 20 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 /35 / 37 / 38 / 41. sınıflarda olduğu ve «kazanılmış hak» iddiasına konu edilen sınıflarda yer aldığı, davacının önceki tarihli tescilli markalarının kapsamında kısmen reddedilen sınıfta yer alan mal veya hizmetlerin bulu …
Bu itibarla, mahkemece, «kazanılmış hak» iddiasının, bu iddiaya mesnet tutulan tüm markaların mal ve hizmet dökümü yapılmak ve Dairemizin 2007/7547 Esas- 2008/10251 Karar sayılı Ece Lady/Ece Toff kararında ortaya konulan ilkeler gözetilmek suretiyle incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1198 E. 2019/5734 K.
Ortak:kazanılmış hak · yenileme · iltibas
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da WE..." ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunmaktadır ve önceki tarihli markalarının tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde taraflar yararına «kazanılmış hak» gerçekleşmiştir.
O halde, davalının "E... + taç şekli" işaretini de içeren dava konusu 2000/28457 ve 2000/28458 sayılı markalarını davacının tescilli "E..." ibareli markalarına yakınlaştırarak (benzeştirerek) ilişkilendirme ihtimalini de içeren «iltibas» tehlikesi ve haksız yararlanma amacını «taşıyıp» taşımadığının ya da dava konusu markaların seri marka niteliğinde olup olmadıklarının tartışılması gerekir.
… markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye «yenilenmiş» bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını …
Benzer bu karardaBu durum «kazanılmış hak» ilkesinin bir gereği olmakla birlikte, seri marka yaratılırken 3. kişilerin önceden tescilli markalarına yanaşarak yakınlaştırma veya benzeştirme yoluyla «iltibas» tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açmamak gerekir.
Mahkemece, idida, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu, ancak davacının önceki tarihli markası nedeniyle dava konusu başvuru açısından kazanılmış hakkının olduğu, bu sebeple YİDK kararının isabetli olmadığı ve iptal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Dava, TPMK YİDK kararının iptal istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının marka başvurusu ile davalının redde mesnet gösterdiği markası arasında 556 sayılı KHK 8/1-b. bendi anlamında «iltibas» bulunduğu ancak,davacının önceki tarihli markası nedeniyle kazanılmış hakkı bulunduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptaline dair verilen karar Dairemizce onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ziya
Benzer bu karardaDavacı tarafın «kazanılmış hak» iddiasının dayanağını oluşturan 2003/15278 sayılı markasının “kuş şekli” “TRC” “candiani” olmak üzere üç ayrı ayırt edici unsuru bulunmakta iken dava konusu 2013/04562 sayılı yeni marka başvurusu “candiani denim made in italy 1938+şekil” ibaresinden oluşmakta ve diğer iki ana unsur olmaksızın yalnızca “candiani” ibaresini taşıması sebebiyle seri marka oluşturmaktan «ziyade» davalı adına tescilli “candıa” markasına yanaştığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7781 E. 2012/14694 K.
Ortak:mükerrerlik · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… i." markasını 27.01.1994 tarihinde tescil ettirdiği, bu durumda davacı şirketin WE..." ayırt edici unsurunu içeren marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu, davalının «ticaret unvanının» daha eski tarihli olmasının, kendisi adına tescilli markaların «terkin» edilmemesi için yeterli bir neden oluşturmadığı gerekçesiyle, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kabulüne, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve önlenmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
… a olmaları nedeniyle uyuşmazlığın sadece dava konusu markalar gözönüne alınarak çözümlenmesi gerekeceği düşünülse de, aynı sektörde faaliyet gösteren taraflar adına «mükerrer» olarak tescilli olduğu anlaşılan WE..." ibaresi üzerinde taraflarca kazanılmış hakların niteliği ve «menfaatler dengesi» de gözetilerek bir çözüme ulaşılması gerekmektedir.
Tarafların "E..." asli unsuruna sahip önceki tarihli «mükerrer» markalarının varlığı ve hükümsüz kılınmadığı müddetçe her ikisinin de birbirlerinin mükerrer markalarını kullanmaktan men edemeyecek olmaları gözönüne alındığında, «iltibas» tehlikesi yaratmayacak şekilde tescil olunan dava konusu seri markaların KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması kazanılmış haklar ilkesine uygun düşmeyece …
Benzer bu kararda… 994 yılından itibaren de tescilli marka olarak kullandığı, davalının 1989 yılında asıl unsuru "....." ibareli markasını tescil ettirdiği, bu ibarenin taraflar adına «mükerrer» tescilli oldukları ve kazanılmış haklarının bulunduğu, davacının 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi yönünden hükümsüzlük talebinin 5 yıllık süreden sonra olduğu, dava …
2) Dava, uzun süre kullanmaması nedeniyle davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve kullanmaya başladığında ise davacının tescilli markalarındaki yazı karakteriyle kullandığı iddiasıyla «haksız rekabetin» tespitine ilişkindir.
Mahkemece, koşulları oluşmadığından hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, dava dilekçesindeki «haksız rekabete» ilişkin taleple ilgili olarak araştırma ve değerlendirme yapılmaması, bu talep hakkında olumlu «olumsuz» karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece, koşulları oluşmadığından hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, dava dilekçesindeki «haksız rekabete» ilişkin taleple ilgili olarak araştırma ve değerlendirme yapılmaması, bu talep hakkında olumlu «olumsuz» karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2269 E. 2020/16 K.
Ortak:kazanılmış hak · yenileme · taşıyan · iltibas
İncelediğiniz karardaAncak, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da WE..." ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunmaktadır ve önceki tarihli markalarının tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde taraflar yararına «kazanılmış hak» gerçekleşmiştir.
O halde, davalının "E... + taç şekli" işaretini de içeren dava konusu 2000/28457 ve 2000/28458 sayılı markalarını davacının tescilli "E..." ibareli markalarına yakınlaştırarak (benzeştirerek) ilişkilendirme ihtimalini de içeren «iltibas» tehlikesi ve haksız yararlanma amacını «taşıyıp» taşımadığının ya da dava konusu markaların seri marka niteliğinde olup olmadıklarının tartışılması gerekir.
… markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye «yenilenmiş» bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını …
Benzer bu kararda… ın benzer, birbirleri ile ilişkili ve bağlantılı olduğu bu açıdan davacının başvuru kapsamındaki 25. sınıftaki mallar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki «iltibas» - ilişkilendirme koşulunun oluştuğu, bu kısım yönünden YİDK kararı yerinde ve doğru olduğu, önceye dayalı hak ve «kazanılmış hak» açısından 25. sınıf yönünden önceye dayalı kullanım hakkının kanıtlanmadığı, diğer yönden davacıya ait 2000/24569 sayılı markaya yönelik hükümsüzlük istemli açılan dava tarihinin 04/02/2014 olduğu, davacı tarafça da 24/12/2014 tarihinde aynı ibareyi ön plana çıkartacak şekilde ve hükümsüzlüğe konu markanın emtia sınıfını da «taşıyan» bir başvuruda bulunmuş olması, kendi aleyhine açılmış hükümsüzlük davasının sonucunu bertaraf etmek niyet ve iradesini taşıdığı kanaatine varılarak 556 sayılı KHK' …
Bu durum «kazanılmış hak» ilkesinin bir gereği olmakla birlikte, seri marka yaratılırken 3. kişilerin önceden tescilli markalarına yanaşarak yakınlaştırma veya benzeştirme yoluyla «iltibas» tehlikesine ve haksız yarar sağlamaya yol açmamak gerekir.
… markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye «yenilenmiş» bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · kötü niyet · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, ilk derece mahkemesince, «müktesep hak» iddiasının, özellikle önceki markanın fiilen kullanılmadığı iddiası yönünden, Dairemizin yukarıda zikredilen ECE LADY/ECE TOFF kararında ortaya konulan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esast …
… ön plana çıkaracak şekilde ve aynı emtialar için davaya konu marka başvurusunu yaptığı belirtilerek, marka başvurusunun kötü niyetli olduğu sonucuna ulaşılmışsa da, «kötü niyete» ilişkin başka bir emare olmaksızın, salt, hükümsüzlük davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusu başvurunun kötü niyetli olduğunu kabul için yeter …
Ayrıca, mahkemece «kötü niyete» dayanak yapılan hükümsüzlük davası markanın tescilli olduğu sınıflarda kullanılmadığı iddiasına dayalıdır.
Bu durumda, yasal dayanağını kaybetmiş olan bir davanın «kötü niyet» iddiaları bakımından dikkate alınması da mümkün olmayıp, aksi yöndeki mahkeme kabulü isabetli görülememiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2007/7547 E., 2008/10251 K.
11. Hukuk Dairesi 2007/7547 E., 2008/10251 K.
HÜKÜMSÜZLÜK
TESCİLLİ MARKA
KAZANILMIŞ HAK
556 S. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KA... [ Madde 55 ]
556 S. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KA... [ Madde 7 ]
556 S. MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KA... [ Madde 8 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Konya Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce verilen 27.11.2006 tarih ve 2004/483-2006/317 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete ait "Ü... E...", "E..." ve WÜ... S... E...+Şekil" ibareli tescilli markalarla iltibas yaratacak derecede benzer olan "E... T..." ve "E... L..." markalarını kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabet ve müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin tespit ve önlenmesini, davalı markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin "E..." ibaresini 1974 yılından itibaren ticaret unvanı olarak kullandığını, 1987 tarihinde de marka olarak tescili için başvuruda bulunduklarını, ancak ME..." isimli başka bir marka gerekçe gösterilerek başvurunun reddedildiğini, 1992 tarihinde ise "E..." ibaresinin şahıs markası olarak müvekkili adına tescil edildiğini, dava konusu "E... T..." ve "E... L..." markalarının tescil tarihinin ise 25.12.2000 olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin ticaret unvanını ilk olarak 06.08.1974 tarihinde tescil ettirdiği, davacının "Ü... E..." markasını 10.08.1989 tarihinde, davalının "E... Şekerli Maddeler Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti." markasını 27.01.1994 tarihinde tescil ettirdiği, bu durumda davacı şirketin WE..." ayırt edici unsurunu içeren marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu, davalının ticaret unvanının daha eski tarihli olmasının, kendisi adına tescilli markaların terkin edilmemesi için yeterli bir neden oluşturmadığı gerekçesiyle, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kabulüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyada mevcut ticaret sicili belgelerine göre davalı şirket, yapılan nev'i değişikliği sonucunda 1974 tarihinde kurulan E... Şekerli Maddeler Gıda San. ve Tic. Koli. Şti. ve daha sonraki Koli. Şti.'nin devamı niteliğindedir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle davalının "E..." ibaresini kullanımının sadece ticaret unvanı ile sınırlı olduğu ve işaret üzerinde markalar hukuku bakımından korunmaya değer bir üstün hakkı bulunmadığı kabul edilmiş ise de, mahkemenin bu görüşü isabetli bulunmamaktadır. Şöyle ki;
Davalı şirket, davacı markalarındaki ürünlerle benzer mallar için tescil ettirdiği 1992/133769 "E..." ve 1992/140948 sayılı WE... + taç şekli" asıl unsurlu markalarını 25.03.1994 tarihinde iptal ettirmiş ve ardından 1994/ 149512 sayılı ME... + taç şekli" markasını tescil ettirmiştir. Ayrıca dosyaya sunulan 1978 ve sonraki tarihli faturalar ve 1984 tarihli fiyat tarifelerine göre de, davalı şirket ticaret unvanı ile birlikte "Ece + taç şekli" işaretini ticari faaliyetlerinde kullandığı gibi ürün çeşitlerini "E... Süt, E... Kaymak, E... Şeko, E... Tatsun, E... Sütten..." olarak belirtmek suretiyle; gerek WE..." ibaresini ve gerekse özgün yazım biçimi ve şekli ile "Ece + taç şekli" işaretini 1978-1994 tarihleri arasında tescilsiz ve daha sonraki tarihlerde ise tescilli marka olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı şirket de UE..." ibaresi üzerinde marka hakkı sahibidir. Öte yandan, davacı şirket "E..." ibaresini ilk kez 1989 tarihinde *Ü... E..." olarak ve 1996 tarihinde WE..." olarak tescil ettirmiştir. Yine, dava konusu 2000/28457 sayılı "E... + taç şekli + E...lady" ve 2000/28458 sayılı WE... + taç şekli + E...toff" işaretlerinden oluşan davalı markalarından sonra davacı adına tescil edilen 2001/10845 sayılı "Ü... […].. + şekil" markası da mevcuttur.
Her ne kadar, dava konusu markaların davalının önceki "Ece + taç şekli" markasından bağımsız yeni birer marka olmaları nedeniyle uyuşmazlığın sadece dava konusu markalar gözönüne alınarak çözümlenmesi gerekeceği düşünülse de, aynı sektörde faaliyet gösteren taraflar adına mükerrer olarak tescilli olduğu anlaşılan WE..." ibaresi üzerinde taraflarca kazanılmış hakların niteliği ve menfaatler dengesi de gözetilerek bir çözüme ulaşılması gerekmektedir.
556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b bentleri uyarınca, tescilli markayı oluşturan işaretin aynısı veya benzerinin sonradan bir başkası adına tescili mümkün değildir. Ancak, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da WE..." ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunmaktadır ve önceki tarihli markalarının tescil veya kullanımıyla ilgili olarak dava tarihine kadar aralarında bir uyuşmazlık çıkartılmamak suretiyle söz konusu ibare üzerinde taraflar yararına kazanılmış hak gerçekleşmiştir.
O halde, davalının "E... + taç şekli" işaretini de içeren dava konusu 2000/28457 ve 2000/28458 sayılı markalarını davacının tescilli "E..." ibareli markalarına yakınlaştırarak (benzeştirerek) ilişkilendirme ihtimalini de içeren iltibas tehlikesi ve haksız yararlanma amacını taşıyıp taşımadığının ya da dava konusu markaların seri marka niteliğinde olup olmadıklarının tartışılması gerekir.
Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte;
seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Yukarıdaki açıklama ve davalının daha önceki kullanımları da gözönüne alındığında; davalının başlangıçta tescilsiz ve 1994 tarihinden itibaren de tescilli olarak özgün biçimiyle uzun süredir kullandığı markasındaki "E... + taç şekli" asli unsurunu herhangi bir değişikliğe uğratmaksızın ancak, yanına "E...lady" ve ME...toff" ibarelerini eklemek suretiyle tescil ettirdiği dava konusu markaların seri marka niteliğinde oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü, dava konusu markalardaki WE..." ibaresi davacı markalarının da asli unsurunu oluşturmakla birlikte, davalı özellikle çok önceden beri kullandığı WE... + taç şekli" markasındaki özgün biçimi değiştirmeden dava konusu markalara da taşıyarak işletmesel köken anlamında dava konusu markalar ile arasındaki bağlantıyı oluşturmuştur.
Tarafların "E..." asli unsuruna sahip önceki tarihli mükerrer markalarının varlığı ve hükümsüz kılınmadığı müddetçe her ikisinin de birbirlerinin mükerrer markalarını kullanmaktan men edemeyecek olmaları gözönüne alındığında, iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde tescil olunan dava konusu seri markaların KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması kazanılmış haklar ilkesine uygun düşmeyeceği gibi taraflar arasındaki menfaatler dengesini de zedeler.
Aksi düşünüldüğünde, başlangıçta karşı çıkılmaması sonucunda farklı işletmeler adına tescil edilmiş ve uzun süredir varlığını sürdüren mükerrer markaların varlığı halinde, işaretler arasında benzeştirme, yakınlaştırma (iltibas tehlikesi) amacını taşımayan seri markaların daha sonraki tarihlerde heşr iki işletme adına da tescili mümkün olamayacaktır. Oysa, bir işletme ile özdeşleşmiş markanın zaman içindeki değişiklik ve gelişmelere uyum sağlaması ve asıl unsuru korunarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi zorunlu ve gerekli olabilir.
Dava konusu seri markalarda korunan "E... + taç şekli" asli unsuru ile birlikte yer alan "E.Jady" ve wE...toff" ibarelerinin de, davacı markaları ile yakınlaştırma, benzeştirme yoluyla iltibas tehlikesine ve bu suretle haksız yarar sağlamaya yol açmadığı anlaşıldığından; tarafların markalarında mükerrer olarak yer alan "E..." ibaresinin varlığından dolayı somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 8/1-b bendindeki yasal koşulların oluştuğundan söz edilemeyecektir.
O halde, marka hükümsüzlüğüne yönelik davanın da reddine karar verilmesi gerektiği halde, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16720300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz