6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Miras taksim sözleşmesi ile devredilen hisselerin pay defteri kaydı iptali istemi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1157 E. 2020/991 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımı

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Mirasçılar arasında yapılan ve yazılı şekilde düzenlenen rızai taksim sözleşmesi, borç doğurucu bir işlem olup ifa talebi zamanaşımına tabidir; ancak sözleşme fiilen ifa edilmişse (hisselerin devri gerçekleştirilmişse) artık ifadan söz edilemeyeceğinden zamanaşımı ileri sürülemez. Ayrıca, hisse devrine ilişkin yönetim kurulu kararında taksim sözleşmesinin dayanak olarak açıkça gösterilmemiş olması, sözleşme uyarınca gerçekleştirilen devrin geçerliliğini etkilemez; sözleşmenin iptaline dair bir karar bulunmadıkça, tüm mirasçıların katılımıyla yapılan taksim sözleşmesi hükümleri geçerliliğini korur.

Ele alınan sorunlar

Miras taksim sözleşmesinden doğan ifa talebinin zamanaşımına uğradığı iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, icra edilmeyen miras taksim sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Rızai taksim sözleşmesi hukuksal niteliği itibariyle borç doğurucu bir işlemdir ve ifa isteme hakkı doğurur; borç ilişkisinden doğan ifayı talep hakkı belli bir sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrar. TBK'da taksim sözleşmelerinden doğan borçlar için özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden 10 yıllık zamanaşımına tabidir (BK 125/TBK 146). Somut olayda rızai taksim sözleşmesi şirket hisseleri bakımından 14 Nisan 2004 tarihinde yerine getirilmiştir; zamanaşımı ancak sözleşmenin ifasının istenmesi halinde gözönüne alınabilir. Sözleşme ifa edildiğinden zamanaşımına uğradığından söz edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu kararında taksim sözleşmesine dayanak gösterilmemesinin devri geçersiz kılıp kılmadığı → ret

Gerekçe: TMK 676/3 uyarınca taksim sözleşmesi yazılı şekle bağlı tutulmuş, geçersizlik hususunda ise TMK 680 uyarınca Borçlar Kanunu'nun geçersizliğe ilişkin hükümleri taksim sözleşmelerinde de uygulanır. Anonim şirketin senede bağlanmamış paylarının devri alacağın temliki hükümlerine tabidir. Hisse devri için alınan yönetim kurulu kararında taksim sözleşmesinin gösterilmemiş olması, yapılan devrin geçersizliğine yol açmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi davasının taksim sözleşmesini geçersiz kılıp kılmadığı → ret

Gerekçe: Davacı tarafından bir taşınmaz için elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi amacıyla açılan davanın, ortaklığın giderilmesi davası açılması gerektiği gerekçesiyle reddedildiği; bu davanın miras taksim sözleşmesini geçersiz kılmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Pay defteri kaydının iptali ve davacı adına tescil talebi → ret

İddia: Davacı vekili, dava konusu hisselerin veraset ilamına aykırı şekilde davalı adına pay defterine kaydedildiğini ileri sürerek kaydın iptali ile hisselerin yarısının müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

Gerekçe: Tüm mirasçıların katılımı ile yapılan taksim sözleşmesinde dava konusu şirket hisselerinin davalıya verildiği, taksim sözleşmesinin iptaline karar verilmediği gözetildiğinde, rızai taksim sözleşmesi nedeniyle davalıya temlik edilen şirket hisselerinin davacı adına tesciline ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rızai taksim sözleşmelerinden doğan ifa talebinin, sözleşme fiilen ifa edildikten sonra zamanaşımı ileri sürülerek geri alınamayacağı ve yönetim kurulu kararında taksim sözleşmesine açıkça dayanılmamasının devri geçersiz kılmayacağı yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Rızai taksim sözleşmesinden doğan ifa talebi, TBK'da özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir (BK 125/TBK 146); ancak zamanaşımı ancak sözleşmenin ifasının istenmesi halinde gözönüne alınabilir, sözleşme ifa edilmişse zamanaşımından söz edilemez.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rızai taksim sözleşmesi miras taksimi zamanaşımı alacağın temliki pay defteri kaydı yazılı şekil şartı geçersizlik

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 676/3TMK 680 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 146 · BK — BK 125

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1157

KARAR NO 2020/991

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/03/2020

NUMARASI 2019/627 Esas 2020/164 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/10/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin babası ... vefatından sonra davalı şirketin yönetim kurulunun 08/04/2004 tarihinde Kadıköy 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2004/131 Esas ve 2004/122 Karar sayılı veraset ilamı gereği muris hisselerinin davalı ... adına yazılmasına ve adı geçeni YK üyeliği'ne getirdiğini, 18/10/2006 tarihli genel kurul toplantısında 1800 hissenin tamamının ... tarafından temsil edildiğini,hisselerin tamamı hiçbir devir ve temlik işlemi olmaksızın veraset ilamına aykırı şekilde davalı ... adına pay defterine kaydedildiğini, davalı adına kaydedilen 1800 hissenin yarısı olan 900 hissenin müvekkili adına tescili gerektiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 1800 hissenin 3.kişilere devrinin engellenmesi için hisselerin üzerine tedbir konulmasına, davalı ...

adına pay defterinde kaydı görünen 900 payın pay defterindeki kaydının iptali ile müvekkili adına aidiyetine, tesciline ve kaydının yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1- Davalı ... vekili; murisin mirasçıları olarak davacı ile müvekkili kaldığını, TMK 611/1 maddesi gereğince ... mirasçılarının 1/2'şer payla davacı ile müvekkilinin olduğunu, akabinde davacı ile müvekkilinin "Düzenleme Şeklinde Rızai Taksim Sözleşmesi" ile mirasın paylaşımı konusunda anlaştıklarını, ... maliki olduğu davalı şirketteki 1800/4000 adet payının tamamının müvekkiline ait olması konusunda anlaşmaya vardıklarını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

2- Davalı ... A.Ş. vekili; ticaret siciline sunulan mevcut evraklar hali hazırda mevcut ortaklık yapısı ile uyum gösterdiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı ...'ın ve davacının Kadıköy .... Noterliğinin 29.04.2004 tarihli ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde rızai taksim sözleşmesinin 2.maddesi ile şirket hisselerinin ...'a ait olduğunun kararlaştırıldığı, 2004 yılından sonra düzenleme şeklinde yapılan bu sözleşmenin sahteliği iddiası ile herhangi bir dava açılmadığı, bu durumda yasanın aradığı temlik için yazılı şekil şartının yerine getirildiği, davalı şirketteki ... hisselerinin davalı ...'a geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalı ...'ın taksim sözleşmesini kardeş olmanın verdiği güven sayesinde müvekkiline imzalattığını, taraflar arasında İst.

3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1117 esas sayılı dosyası ile elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında bu durumun açıkça görüldüğünü, bu davada davalının taksim sözleşmesinin hükümlerine aykırı iddialarda bulunurken huzurdaki davada iddialarına taksim sözleşmesini dayanak ettiğini, hisse kaydının veraset ilamına göre yapıldığını,miras taksim sözleşmelerinin hükümleri icra edilmediğinde zamanaşımına tabi olduğunu, icra edilmeyen sözleşmenin zamanaşımına uğradığını, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı , ile davalı kardeşi ..., Kadıköy .... Noterliğinin 29.04.2004 tarihli ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde mirasın rızaen taksimine ilişkin sözleşme yapmışlar ,sözleşmenin 2.maddesi ile davaya konu edilen şirket hisselerin tamamının ...'a ait olduğunu kararlaştırılmıştır. Akabinde ;14 nisan 2004 tarihli yönetim kurulu kararında açıkça yazılmasa da miras taksim sözleşmesi gereği muris hisselerinin tamamı davalı adına kaydı sağlandığı ve dava tarihine kadar bu konuda uyuşmazlık çıkmadığı anlaşılmaktadır. Rızai Taksim Sözleşmesi hukuksal niteliği itibariyle bir borç doğurucu işlemdir ve ifa isteme hakkı doğurur, borç ilişkisinden doğan ifayı talep hakkı ise belli bir sürenin geçmesi nedeniyle zaman aşımına uğrar.TBK da taksim sözleşmelerinden doğan borçlar için kanunda özel bir zaman aşımı öngörülmediğinden 10 yıllık zaman aşımına tabidir (BK.125 /TBK mad 146).

Somut olayda rızai taksim sözleşmesinin şirket hisseleri bakımından 14 nisan 2004 tarihinde yerine getirildiği ,zamanaşımının ancak rızai taksim sözleşmesinin ifasının istenmesi halinde gözönüne alınabileceği, sözleşmenin ifa edilmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığından sözedilemeyeceği,bu sebeble davacı vekilinin miras taksim sözleşmesinin zamanaşımına uğradığı yolunda ki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.TMK 676/3 maddesi uyarınca taksim sözleşmesi yazılı şekle bağlı tutulmuş ve geçersizlik de aynı kanunun 680.maddesinde"BK nun geçersizliğe ilişkin hükümlerinin ,taksim sözleşmelerinde de uygulanacağı" düzenlenmiştir.Anonim şirketin senede bağlanmamış paylarının devri alacağın temliki hükümlerine tabidir.Davacı tarafından bir taşınmaz için elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürülmesi için açılan davanın ortaklığın giderilmesi davası açılması nedeniyle reddedildiği ,bu davanın miras taksim sözleşmesini geçersiz kılmadığı, hisse devri için alınan yönetim kurulu kararında taksim sözleşmesinin gösterilmemiş olması yapılan devrin geçersizliğine yol açmayacaktır.Tüm mirasçıların katılımı ile yapılan taksim sözleşmesinde dava konusu şirket hisselerinin davalıya verildiği , taksim sözleşmesinin iptaline karar verilmediği gözetildiğin de ,rızai taksim sözleşmesi nedeniyle davalıya temlik edilen şirket hisselerinin davacı adına tesciline ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Açıklanan sebeblerle istinaf sebebleri yerinde olmayan davacı vekilininbaşvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/10/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/165165 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7795 E. 2022/3789 K. · Onandı

Rızai taksim sözleşmesiyle bir mirasçıya özgülenen paylar geçerli devredilmiştir; pay defterine kayıt açıklayıcıdır

Gerekçe özeti

Miras yoluyla intikal eden şirket paylarının, tüm mirasçıların katıldığı düzenleme şeklindeki rızai taksim sözleşmesiyle bir mirasçıya özgülenmesi, temlik için gerekli yazılı şekil şartını yerine getiren geçerli bir devirdir; pay defterine kayıt kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Taksim sözleşmesinin sahteliği/iptali dava edilmedikçe, temlik edilen payların diğer mirasçı adına tescili istenemez.

Emsal değeri

Rızai taksim sözleşmesiyle bir mirasçıya özgülenen payların geçerli devredildiği ve pay defterine kaydın kurucu değil açıklayıcı olduğu yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: rızai taksim sözleşmesi pay devri / temlik pay defterine kayıt (açıklayıcı nitelik) yazılı şekil şartı mirasçılık

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/7795 E.  ,  2022/3789 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.03.2020 tarih ve 2019/627 E. - 2020/164 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.10.2020 tarih ve 2020/1157 E. - 2020/991 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ve davalı ...'ın babaları olan ...'ın 19.11.2003 tarihinde öldüğünü, annelerinin de 2013 yılında vefat ettiğini, vefat etmeden önce de mirası reddettiğini, bu nedenle geriye yalnızca davacı ve davalı şahsın mirasçı olarak kaldığını, ancak babalarının hissedar olduğu davalı şirketteki tüm hisselerin davalı şahıs adına pay defterine işlendiğini, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin 08.04.2004 tarihinde toplanarak babalarının veraset ilamı gereği davalı gerçek kişiyi yönetim kurulu üyeliğine getirdiklerini, 18.10.2006 tarihli genel kurul toplantısında da 1800 hissenin tamamının davalı şahıs tarafından temsil edildiğini, halbuki yarı hisse olan 900 adet hissenin davacı adına kaydedilmesinin gerektiğini, bu nedenle davalı ...

adına kayıtlı pay defterinde kaydı görünen 900 payın pay defterindeki kaydının iptali ile davacı adına tescil ve kaydının yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, babalarının ölümüyle geriye mirasçı olarak davacı ve davalının kaldığını, ancak ...6. Noterliği'nin 29.04.2004 tarih ve 13981 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki rızai taksim sözleşmesi ile murisleri ...'dan intikal eden mirasın paylaşımı konusunda anlaşıldığını, sözleşmenin 2. maddesine göre davalı şirketin 1800/4000 hissesinin tamamının davalıya ait olacağının kararlaştırıldığını, payların bu nedenle davalı adına kaydedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'ın ve davacının babası ...'ın Profil Boru A.Ş.'deki senede bağlanmamış 1.800 adet payının ...6. Noterliği'nin 29.04.2004 tarihli 13981 yevmiye nolu düzenleme şeklinde rızai taksim sözleşmesinin 2. maddesi ile tamamının ...'a ait olduğunun kararlaştırıldığı, 2004 yılından sonra düzenleme şeklinde yapılan bu sözleşmenin sahteliği iddiası ile herhangi bir davanın açılmış olmadığı, bu durumda yasanın aradığı temlik için yazılı şekil şartının fazlası ile yerine getirildiği, davalı şirketteki ... hisseleri davalı ... adına bu sözleşme ile geçmiş bulunduğu, hisselerin pay defterine kaydının kurucu unsur olmayıp sadece açıklayıcı bir unsur olduğu, bu nedenle ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, tüm mirasçıların katılımı ile yapılan taksim sözleşmesinde dava konusu şirket hisselerinin davalıya verildiği, taksim sözleşmesinin iptaline karar verilmediği gözetildiğinde, rızai taksim sözleşmesi nedeniyle davalıya temlik edilen şirket hisselerinin davacı adına tesciline ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.