Yönetim kurulu kararının yokluk/butlan iddiasıyla iptali istemi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1484 E. 2021/781 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Anasözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararı aleyhine iptal davası açılmış olması, o kararın uygulanmasını durdurmaz; genel kurul kararları iptal edilinceye kadar geçerliliklerini korur ve bu geçerlilik süresince yönetim kurulu toplantı/karar nisabı değiştirilmiş anasözleşme hükmüne göre belirlenir. Ayrıca bir yönetim kurulu kararının butlanla malul sayılabilmesi için TTK 391'de sayılan sebeplerden (nisap yokluğu, tutanağa geçirilmeme, imza yokluğu, eşitlik ilkesine aykırılık, şirketin temel yapısına aykırılık, vazgeçilmez pay sahibi haklarının ihlali, devredilemez yetkilerin devri) birinin somut olarak gerçekleşmiş olması gerekir; içerik itibariyle genel kurula çağrıdan ibaret bir karar, bu sebeplerden hiçbirini taşımıyorsa butlanla malul sayılamaz.
Ele alınan sorunlar
Yönetim kurulu toplantı nisabının anasözleşme değişikliği karşısında belirlenmesi → ret
İddia: Davacı, 13.02.2019 tarihli yönetim kurulu toplantısına davet edilmediğini, kararın yoklukla malul olduğunu ve kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirketin kuruluş anasözleşmesinin 11. maddesinde yönetim kurulunun en az üç kişiden oluşacağı, 16. maddesinde toplantı yeter sayısının yarıdan bir fazlası olarak belirlendiği; ancak 15.04.2019 tarihli genel kurulda anasözleşme değiştirilerek yönetim kurulu toplantılarına TTK 390. madde hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu anasözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararı aleyhine ayrı bir dava açılmış olsa da, genel kurul kararları iptal edilinceye kadar geçerliliklerini koruyacağından, üç kişilik yönetim kurulunun 2 kişi ile toplanıp karar alabileceği kabul edilmelidir. Bu çerçevede yönetim kurulu anasözleşmedeki nisaba uygun olarak toplanıp karar almıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetim kurulu kararının yokluk/butlan sebepleri yönünden değerlendirilmesi → ret
İddia: Davacı, kararın yoklukla malul olduğunu ve iptalinin gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK'da yönetim kurulu kararlarının yoklukla maluliyeti hakkında düzenleme bulunmamakla birlikte; toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmaksızın alınan kararlar, tutanağa geçirilmeyen kararlar, imzalanmamış kararlar, eşitlik ilkesine aykırı kararlar, anonim şirketin temel yapısına aykırı kararlar, pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarını ihlal eden veya bu hakların kullanımını kısıtlayan/güçleştiren kararlar ile organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararların TTK 391 gereğince batıl olduğunun tespitinin istenebileceği yerleşik uygulamalarla benimsenmiştir. Somut olayda şeklen geçerli bulunan yönetim kurulu kararının içerik itibariyle genel kurula çağrıya ilişkin olduğu ve kanunda gösterilen butlan sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Anasözleşme değişikliğine karşı iptal davası açılmış olmasının, değişikliğin genel kurul kararı iptal edilinceye kadar uygulanmasını engellemeyeceği ve bu süreçte yönetim kurulu nisabının değiştirilmiş anasözleşmeye göre belirleneceği yönündeki değerlendirme, benzer anasözleşme değişikliği ihtilaflarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu kararının butlanı↗ yönetim kurulu toplantı ve karar nisabı↗ anasözleşme değişikliği↗ genel kurul kararının geçerliliğinin korunması↗ TTK 391 batıl kararlar↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/1484
KARAR NO 2021/781
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/09/2020
NUMARASI 2020/172 Esas 2020/382 Karar
DAVA
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2021
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davacının davalı şirketin %44 ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu,davalı şirketin yönetim kurulu başkanlığının hileli bir şekilde ... tarafından ele geçirildiğini,davalı şirketin ana sözleşme değişikliği usulsüz işlemlerle gerçekleştirildiği,davalı şirketin 2020/02 karar nolu 2017/2018 olağan genel kurul gündemli, yönetim kurulu toplantısında davacının davet edilmeyerek kararlar alındığını, yönetim kurulu kararının var olması için yönetim kurulunun yasanın aradığı şekilde toplanması ve karar alması gerektiğini,yönetim kurulu üyelerinin biri veya birkaçı toplantıya çağrılmadan yönetim kurulu yapılıp karar alınmışsa,alınan kararların yasal olarak yok hükmünde olduğunu,davalı şirketin gerçekte hangi tarihte yapıldığı dahi belli olmayan ve 2020/02 karar nolu 13.02.2019 tarihli 2017/2018 yılı olağan genel kurul toplantısı gündemli yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili,davacının şirketteki imza yetkisini sürekli kötüye kullandığını,noter vasıtası ile şirketin temsili konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi hususunun ihtar edildiğini, ihtara rağmen davacının imza vermeye yanaşmaması üzerine şirketin daha fazla zarar görmemesi,personelin ise daha fazla mağdur olmaması için ...'in kendi hesaplarından tüm ödemeleri gerçekleştirdiği, davacının imza yetkisini kötüye kullanması şirketin zararına sebep olması nedeni ile diğer ortak tarafından şirket ana sözleşmesinde temsile ilişkin düzenlemenin değiştirilmesi amaçlanarak genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik yönetim kurulu kararı almaya çalışıldığını, ancak oy birliği şartı olması ve davacının imza vermemesi sebebi ile karar alınamadığını yönetim kurulu toplantılarının hiç birine bilinçli olarak katılmadığını ve işbu davaya konu yönetim kurulu toplantısına da katılmadığını,yönetim kurulunda alınan tek kararın genel kurul toplantısına çağrı olduğunu, davacının da genel kurul toplantısına katıldığı hususu gönönünde bulundurulduğunda davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davalı şirketin yönetim kurulu davacı dahil 3 kişi olup, TTK 330/1 maddesi gereğince toplantı nisabının 2 kişi olması, yönetim kurulu toplantı nisabının bulunduğu, yönetim kurulunda davacı tarafın herhangi bir hakkının ihlaline ilişkin karar alınmadığı, alınan karar uyarınca davacının genel kurul toplantısına katılmış olması nedeni ile Yönetim Kurulu toplantısının yokluk ve butlanla malul olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının 2020/02 karar nolu yönetim kuruluna davet edilmediğini, yoklukla malul kararın 18.02.2020 tarihinde tebliğ edilip 20.02.2020 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, 13.02.2020 tarihli genel kurul gündemli yönetim kurulu kararının kanuna esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı Anonim Şirketin 13.02.2019 tarihli genel kurul toplantısı gündemli yönetim kurulu kararının iptaline ilişkindir. Anonim şirketler ile ilgili olarak yönetim kurulu toplantıları hakkında TTK 390 maddesinde, batıl kararlar 391 maddesinde düzenlenmiştir. TTK'da yönetim kurulu kararlarının yoklukla maluliyeti hakkında bir düzenleme yoktur ancak toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmaksızın alınan kararlar, tutanak altına alınmamış kararlar ve kararların imzalanmamış olması halinde ve kararların eşitlik ilkesine aykırı olması, Anonim Şirketin temel yapısına aykırı olması, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan yada güçleştiren kararlar, organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlarda TTK 391 maddesi gereğince yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitinin talep edilebileceği (11.HD 2019/5126-2020/2588) yerleşik Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiştir.
Davalı şirketin kuruluşunda ; anasözleşmesinin 11.maddesinde şirket yönetim kurulu üyelerinin en az üç kişiden oluşacağı, temsilin de sözleşmenin 16.maddesinde toplantı yeter sayısının yarıdan 1 fazlası olarak belirlendiği ,ancak 15.4.2019 tarihli genel kurulda ; anasözleşmenin değiştirilerek yönetim kurulu toplantılarına ilişkin olarak TTK nun 390.madde hükümlerinin uygulanacağı hükmü getirilmiştir.Anasözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul toplantısı aleyhine İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/318 esas sayılı dosyasında dava açılmış ise de ; genel kurul kararları iptal edilinceye kadar geçerliliklerini koruyacağından üç kişilik yönetim kurulunun 2 kişi ile toplanıp karar alabileceğinin kabulü gerekir.
Yönetim Kurulu anasözleşmedeki nisaba uygun olarak toplanıp karar alınmış bulunduğu , şeklen geçerli bulunan yönetim kurulu kararının içerik itibariyle çağrıya ilişkin olup, kanunda gösterilen butlan sebebleri bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL harçtan davacı tarafından yatırılan peşin harcın mahsubuna ,bakiye 4.90-TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/05/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/163892 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi