6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Anonim şirketin haklı sebeple feshinde sermaye kaybı ve organsızlık

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/602 E. 2021/645 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Haklı Sebeple Fesih mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İki ortaklı anonim şirkette ortaklar arasında derin ve süregelen anlaşmazlıklar bulunması, şirketin sermayesini tamamen kaybederek borca batık duruma gelmesi ve organsız kalması (yönetim kurulu ve genel kurulun toplanamaması) nedeniyle şirketin amacına ulaşmasının imkansız hale gelmesi durumunda, şirketin devamında ekonomik veya rasyonel bir fayda bulunmadığı takdirde TTK 531 uyarınca alternatif çözüm yerine şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesi haklı bulunur.

Ele alınan sorunlar

Şirketin haklı sebeple feshi koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının iddialarını ispat edemediğini, davanın kabulünün hatalı olduğunu, davacının kasıtlı olarak şirketi organsız bıraktığını, amacının şirketi feshe zorlayıp marka tescilini hükümsüz kılmak olduğunu, mahkeme kararının tek başına bilirkişi kök raporuna dayandığını ve bu rapora itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 531. maddesine göre haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri şirketin feshini isteyebilir; mahkeme fesih yerine payın gerçek değeri ödenerek çıkarılmaya veya duruma uygun düşen başka bir çözüme de karar verebilir. Şirket ortaklarından objektif olarak ortaklığa devam etmelerinin beklenemeyeceği durumlarda haklı sebep vardır; bu ölçütler çoğunluk gücünün kötüye kullanılması, şirketin amacına ulaşmasının tehlikeye düşmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi ve ortaklığın devamının objektif olarak çekilmez hale gelmesidir. Fesih en son çare olmalı; menfaat dengesi kurulmalı, şirketin devamının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağı kanaatine varılırsa fesih yerine alternatif çözüme karar verilmelidir. Somut olayda iki ortaklı davalı şirkette taraflar eşit oranda pay sahibidir; şirket öz sermayesini tamamen kaybetmiş, kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık durumdadır; 2016 yılından itibaren hiçbir gelir elde edilmemiştir; TTK 376/2 gereğince gereken işlemler yapılmamıştır; davacının katılmaması nedeniyle yönetim kurulu kararı alınamamış, genel kurul da yapılamamış ve şirket organsız kalmıştır; taraflar arasında birden fazla dava (kişilik haklarına saldırı, menfi tespit, marka hükümsüzlüğü) derdesttir. Bu tespitler doğrultusunda ortaklar arasındaki anlaşmazlık ve açılan davalar, sermayenin tamamen kaybı ve organsızlık nedeniyle şirketin amacına ulaşmasının imkansız hale geldiği; davacının da kusurlu olduğu ancak dosya kapsamındaki delillere göre tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Şirketin feshi haklı sebeplere dayandığı gibi, devamında ekonomik veya rasyonel açıdan bir fayda da bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bilirkişi raporuna yönelik itirazlar bakımından, davanın niteliği gereği bilirkişi raporu tek delil olmadığından, mevcut deliller kapsamında şirketin borca batıklığının tespiti karşısında itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir. Fesih davasına karşı ileri sürülen alacak talepleri bu davanın konusunu oluşturmadığından, mahkemenin bu taleplere ilişkin karar vermemesi hata veya eksiklik olarak görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İki ortaklı anonim şirkette ortaklar arasındaki çözümsüz anlaşmazlık, sermaye kaybı ve organsızlığın birlikte bulunması halinde, fesih yerine alternatif çözüm imkanının (ör. payın gerçek değeri ödenerek çıkarma) bulunmaması durumunda şirketin feshine karar verilebileceği yönünden emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Anonim şirketin haklı sebeple feshi Şirketin organsız kalması Sermayenin tamamen kaybı / borca batıklık Alternatif çözüm imkanının bulunmaması Eşit kusur

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 531TTK 376/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 326

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/602

KARAR NO 2021/645

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/03/2019

NUMARASI 2016/720 Esas 2019/254 Karar

DAVA

Şirketin Fesih ve Tasfiyesi

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/04/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin müvekkilinin tasarladığı mücevherlerin satışını yaptığını, müvekkilinin adını da taşıyan "..." markasının ait olduğu şirketin 50.000- TL sermaye ile kurulduğunu, şirketin değerinin 500.000- TL olduğunu ve 100 paya ayrıldığını, payların % 50'sinin müvekkiline, diğer % 50'sinin ise ...'a ait olduğunu, müvekkilinin şirkete olan katkılarına rağmen diğer ortak tarafından fiilen şirket işlerinden uzaklaştırıldığını, müvekkili ile diğer ortak arasında çözümü mümkün olmayan ihtilaflar yaşandığını, bu anlaşmazlıkların ise iki ortaktan ibaret şirketin amacına ulaşmasını imkansız hale getirdiğini, müvekkilinin şirkete ürün temin eden üçüncü kişilere teminat olarak verilmek üzere imzaladığı 200.000-USD bedelli hatır senedinin müvekkiline karşı icra takibine konulduğunu, davalıya çekilen ihtarnamelerden de sonuç alınamayınca müvekkilinin davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini,genel kurulun da toplanamaması sonucunda şirketin organsız kaldığını, bu durumun da TTK'nın 530.

maddesi gereğince şirketin feshini gerektirdiğini belirterek, davalı şirketin feshine ve tasfiyesine, aksi halde davacının ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının haklı nedenle şirketin feshini talep edebileceği hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, hem davacı hem de ...'un müvekkili şirkette yönetim kurulu üyesi olduklarını, ana sözleşme ile de şirketi temsil ve ilzam yetkisinin ...’a verildiğini, ...'un hem ... markasının yaratıcısı hem de gerek markanın gerekse şirketin tüm finansmanını sağlayan kişi olduğunu, müvekkili şirketin ise hem ... markasının hem de Jewelry 34 markasının tek sahibi olduğunu, davacının ... markasını haksız kullanımı nedeniyle İstanbul 2. FSH Mahkemesinde hakkında dava açtıklarını, tümüyle ... tarafından ödenen paralar ile yaratılan markaya sahip olmak amacı ile hareket eden davacının, markayı hukuka aykırı kullanmaya başladığını,davacının şirketin kuruluşunda şirkete olan sermaye borcunu ...'un ödediğini, şirketi organsız bırakmak saiki ile üyelikten istifa ettiğini ticaret siciline bildiren, bu arada babası adına kurdurduğu şirket vasıtası ile de “...” markası için tescil başvurusunda bulunan davacının, bu davayı açmakta hiçbir hukuki menfaati bulnmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı şirket iki ortaklı olup, davacının ve diğer ortağın %50'şer oranında pay sahibi oldukları, yönetim kurulu başkan yardımcısı olan davacının istifası nedeniyle davalı şirketin yönetim kurulunun toplanamadığı ve karar alınamadığı, davacının %50 oranında pay sahibi olarak dava hakkının bulunduğu, her iki ortağın birbiri ile anlaşamadığı, şirket faaliyetlerinin yürütülemediği, şirketin amacına ulaşmasının olanaksız hale geldiği, sermayesini tamamen yitirdiği, genel kurulda karar alınamaz bir sürece girildiği, bunun sonucu olarak şirketin feshini haklı kılan sebeplerin somut olayda gerçekleştiği, TTK'nın 531. maddesi hükmüne göre, şirketi feshetmek yerine, pay sahibinin payının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen alternatif başka bir çözüme karar verilebileceği, ancak yapılan inceleme sonucunda davalı şirketin sermayesini tamamen yitirdiği, borca batık durumda olduğu belirlendiğinden, herhangi bir ortaklıktan çıkma payı alma durumunun söz konusu olamayacağı, başkaca alternatif bir çözümün mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacı iddialarını ispat edememiş olmasına rağmen davanın kabulünün hatalı olduğunu, davacının, kasıtlı olarak müvekkili şirketi organsız bıraktığını, amacının şirketi feshe zorlayıp marka tescilini hükümsüz kılmak olduğunu, buna ek olarak davacının şirketin mülkiyetindeki ... markasını kullanmak sureti ile Kuruçeşme sahilinde ... markası ile bir kuyumcu dükkanı açtığını, bilirkişi raporunun şirketin borca batık olduğunu tespit ettiğini, ancak bu rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, zira şirketin en büyük ve tek borçlusunun şirketin yönetim kurulu üyesi ve hissedarı ve bütün ticari faaliyetini finanse eden ortağı dava dışı ... olduğunu, mahkeme kararının tek başına bilirkişinin kök raporuna dayandığını, bilirkişi kök raporunda ise şirketin borca batık olduğu haricinde tespitte bulunulmadığını, şirketin şuan temsilinin gerçekleşememesinin davacının kusuru olduğunu, dava kabul edilse dahi bütün masrafların ve ödenmemiş sermaye paylarının davacı tarafça karşılanmasına hükmedilmesi gerektiğini, hatalı ve eksik değerlendirme ile verilen kararın ortadan kaldırılarak, davacının kusurlu olduğunun tespiti ile vekalet ücreti, tasfiye giderleri ve sermayenin %50'sinin davacı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesine göre; “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir”. Şirket ortaklarından objektif olarak şirketin ortağı olmaya devam etmelerinin beklenemeyeceği durumlarda haklı sebebin varlığından söz edilebilir.

Haklı sebepleri belirlemek için kullanılacak temel ölçütler; çoğunluk gücünün kötüye kullanılması, şirketin amacına ulaşmasının tehlikeye düşmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi ve şirketin devamının objektif olarak çekilmez hale gelmesi olarak sayılabilir. Fesih davasında anonim şirketin feshine karar verilebilmesi için, ileri sürülen sebeplerin haklı olmasının yanında, ileri sürülen sebeplerin şirketin feshini gerektirecek ağırlık ve nitelikte olması da gerekir. Fesih, en son çare olmalı; fesih kararı, sadece pay sahiplerini değil, ekonomik bir bütünlük olarak işletmenin tamamını, çalışanlarını ve şirketle ilişki içerisindeki üçüncü kişileri de etkileyeceğinden, bunların hepsinin menfaatleri dikkate alınarak bir menfaat dengesi kurulmalıdır.

Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen, şirketin devamının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat getirildiği takdirde ise, mahkemece fesih yerine duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilecektir. Somut olayda; iki ortaklı olan davalı şirkette, davacı ile diğer pay sahibi dava dışı ...'un eşit oranda paydaş oldukları, dava dışı ...'un yönetim kurulu başkanı, davacının ise başkan yardımcısı olduğu, davalı şirketin öz sermayesini tamamen kaybetmiş olup, kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, şirketin 2016 yılından itibaren hiçbir gelir elde etmediği, şirketin sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinden çok daha fazla olmak üzere tamamının kaybedilmiş olmasına rağmen, TTK'nın 376/2.

maddesi gereğince hiçbir işlem yapılmamış olduğu, davacının katılmaması nedeniyle şirket tarafından yönetim kurulu kararı alınamaması sonucunda genel kurul da yapılamadığı, bu anlamda şirketin organsız kaldığı, dava dışı şirket ortağının davacı hakkındaki sosyal medya paylaşımı nedeniyle kişilik haklarına saldırı iddiasıyla davacı tarafından İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/475 esas sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğu, davacı tarafından dava dışı şirket ortağı ... aleyhine hatır senedi olduğu iddiasıyla 200.000-USD bedelli bonoya ilişkin olarak İstanbul 2. ATM'nin 2016/856 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı, yine davalı şirkete ait ... markasına ilişkin olarak markanın hükümsüzlüğünün tespiti ile markaya yönelik tecavüzün önlenmesi istemiyle aynı taraflar arasında dava ve karşı davanın İstanbul 2.

FSH Hukuk Mahkemesinin 2016/153 esasına kayıtlı davanın görülmekte olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki tespitler doğrultusunda; iki ortaklı şirketin ortakları arasında anlaşmazlık ve açılan davalar sonucunda uyuşmazlıklar bulunduğu, şirketin sermayesinin tamamen kaybı ve organsız kalması nedeniyle şirketin amacına ulaşmasının artık imkansız hale geldiği, davacının katılmaması nedeniyle şirket yönetim kurulunun toplanamaması nedeniyle davacı da kusurlu olsa da, dosya kapsamında toplanan delillere göre şirketin feshine neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla; şirketin feshinin haklı sebeplere dayanması yanında, devamında da ekonomik veya rasyonel açıdan bir fayda bulunmadığı görülmekle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davalı vekilince bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmemesi istinaf nedeni olarak ileri sürülmüşse de; davanın niteliği gereği bilirkişi raporu tek delil olmadığı gibi, mevcut deliller kapsamı ile şirketin borca batıklığının tespiti karşısında gösterilen itiraz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Öte yandan davacı davasında haklı görüldüğünden HMK'nın 326. maddesi uyarınca yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden davalının sorumlu tutulmasın da isabetsizlik yoktur.Fesih davasına karşı ileri sürülen alacak talepleri de bu davanın konusunu teşkil etmediği nden mahkemenin bu taleplere ilişkin bir karar verilmemesi hat/eksiklik olarak görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davacı tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.29/04/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/162760 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.