Bağımsız yüklenici sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydının geçerliliği ve cezai şart
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1235 E. 2021/16 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bağımsız müteahhitlik/danışmanlık sözleşmelerinde, taraflar arasındaki ilişki hizmet akdi niteliğinde olmadığından TBK'nın hizmet akdine ilişkin hükümleri (çalışma hürriyeti sınırlaması dahil) uygulanamaz; ancak sözleşme serbestisi kapsamında belirli süre ve yer sınırlaması içeren rekabet yasağı kaydı geçerlidir ve ihlali halinde cezai şart talep edilebilir. Cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılamayı gerektirdiği durumlarda, alacak önceden belirlenebilirlik/hesap edilebilirlik vasfı taşımadığından likit nitelikte sayılmaz ve bu nedenle icra inkar tazminatı talebi reddedilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Sözleşmedeki rekabet yasağı (haksız rekabet) kaydının niteliği ve geçerliliği → ret
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin çalıştığı işin niteliği itibarıyla rekabet yasağı kapsamında yer alamayacağını, bu nedenle sözleşmedeki düzenlemenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin niteliği itibarıyla taraflar arasında işveren-çalışan ilişkisi değil, bağımsız müteahhitlik ilişkisi kurulmuştur; gayrimenkul danışmanı, franchise alanın acentesi, personeli veya çalışanı değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin TBK'nın hizmet akdine ilişkin hükümlerini uygulaması hatalıdır. Ancak taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin hükümler içeren sözleşme yapılması sözleşme serbestisi kapsamında mümkün ve geçerlidir. Bağımsız yüklenici ilişkisinde, sözleşmenin sona ermesinden itibaren belirli süre ve yer sınırlaması içinde benzer/rakip iş yapılmayacağına ilişkin taahhüdün çalışma hürriyetine aykırı olduğu yönündeki değerlendirme doğru değildir; sözleşme hükmünün geçerliliği kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şartın talep edilebilirliği (rekabet yasağının ihlali) → ret
İddia: Davalı vekili, cezai şartın sebebi olan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin yargılamayı gerektirdiğini ve cezai şart miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe: TBK'nın 180/1. maddesi uyarınca alacaklı hiçbir zarara uğramasa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Davalı, belirlenen alanda davacıya karşı sözleşmeyle işten ayrıldıktan sonra iki yıl süreyle aynı işi yaparak rakip olmamayı üstlenmiş, ancak bu süre içinde işten ayrıldıktan hemen sonra aynı binada aynı iş alanında ofis açmıştır ve bu husus ihtilaf konusu değildir. Bu nedenle davacının ihlal nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı talep etme hakkı doğmuştur. Davalı vekilinin cezai şart koşullarının mevcut olmadığına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şart alacağının likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatının koşulları → kabul
İddia: Davalı vekili, inkar tazminatı talebinin koşullarının oluştuğu yönündeki değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini, cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılamayı gerektirmesi ve miktarın fahiş olması nedeniyle alacağın likit olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davaya konu talep tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yargılamayı gerektirdiğinden, tazminat alacağı önceden belirlenebilirlik ve hesap edilebilirlik vasfı taşımadığından likit alacak niteliği taşımamaktadır. Buna göre icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu yanlışlık, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi kapsamında, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadan yeniden esas hakkında karar verilmesini gerektiren bir husustur.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
Bağımsız yüklenici/müteahhitlik ilişkisi kapsamındaki rekabet yasağı kayıtlarının hizmet akdine ilişkin sınırlamalara değil sözleşme serbestisine tabi olduğu ve cezai şart alacağının koşullarının yargılamayı gerektirdiği hallerde likit sayılamayacağı yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı↗ cezai şart↗ bağımsız müteahhitlik sözleşmesi↗ hizmet akdi↗ likit alacak↗ icra inkar tazminatı↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/1235
KARAR NO 2021/16
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/07/2020
NUMARASI 2018/366 Esas-2020/412 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2021
Davanın kısmen kabulüne yönelik hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili,müvekkili ile davalı arasında 16/10/2015 tarihinde ... Gayrimenkul Danışmanlığı (Bağımsız Müteahhit) sözleşmesinin imza edildiğini,sözleşmenin 7-e haksız rekabet ve cezai şart maddesinin -sözleşmenin taraflarca sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde gayrimenkul danışmanı işbu sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer bir işi ya da rekabet halinde olan bir işi,bir başka şekilde bağlı işi, bu sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları veya sözleşme sona ermeden önce hizmet verdiği ofisin çevresinde yarı çapı on (10) km olan alan dahilinde yapamayacaktır.- hükmünü içerdiğini,buna rağmen davalının 17/07/2017 tarihli ve 9368 sayılı sicil gazetesinde de tespit edildiği üzere,işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği binada ofis açtığını ve gayrimenkul danışmanı olarak faaliyet göstermeye başladığını, davalıya 10/08/2017 tarihli ...
yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek, haksız rekabete aykırı eylem ve işlemlerine son vermesi, sözleşmedeki taahhüdün ihlali sebebiyle de cezai şartın ödenmesinin talep edildiğini, davalı aleyhine Küçükçekmece ... icra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını,borçlu tarafından itiraz edilmesi ile icra takibinin durduğunu; itirazın iptaline ve icra takibin devamına,icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin çalıştığı işin gayrimenkul danışmanlığı olduğunu, niteliği itibarıyla rekabet yasağı kapsamında yer almayacağını, rekabet yasağının getirilmesindeki amacın işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçtiğini, üretim sırrı kavramının işletmeyle ilgili sınırlı bir çevre tarafından bilinen, başkaları tarafından kolaylıkla öğrenilmeyecek, saklı kalmasında işverenin haklı bir menfaatinin bulunduğu olgular olarak tanımlanmasının mümkün olduğunu, gayrimenkul sektöründe çalışmanın aleni yapıldığını, gizli/sır kalacak bir özelliğinin bulunmadığını, ayrıca davacının ...
gibi bir dünya markasını temsil etmesi nedeniyle portföyüne herkesçe ulaşılıyor olması karşısında işçilerine bu yönde bir sözleşme hükmü getirmesinin rekabet yasağının gerekçesine aykırılık teşkil edeceğini,işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olmayacağının hükme bağlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, sözleşmenin cezai şart maddesinde sözleşmenin taraflarca sona erdirilmesinden itibaren 2 yıl içinde, davalının sözleşme sona ermeden önce hizmet verdiği ofisin yarı çapı 10 km olan alanda ve ilçe sınırlarında benzer bir iş ya da rekabet halinde olan bir iş yapamayacağı,ihlali halinde 20.000-usd cezai şart ödeneceği kaydı bulunduğu, davalının 16/03/2017 tarihi itibariyle görevinden ayrıldığı ve 17/07/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinden anlaşıldığı üzere davacı ile aynı binada ofis açtığı, sözleşmedeki haksız rekabet kaydı süre, yer ve işlerin türü yönündeki sınırlamalar nedeniyle TBK md. 445/1 hükmünde öngörülen sınırlamalara uygun olup, haksız rekabet kaydının geçerli olduğu,yapılan mali incelemede tespit edildiği üzere tarafların satış gelirleri karşılaştırıldığında davacının satışlarında 2016 yılı baz alındığında azalmanın mevcut olduğu, davacının haksız rekabet nedeniyle cezai şart talep etmesi için aranan şartların mevcut olduğu,20.000-usd cezai şartın fahiş olduğu, %50 oranında indirime tabi tutularak davanın 10.000-usd asıl alacak 114,15 TL ihtarname gideri ve 25,70-usd işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazla talebin tenkis nedeniyle reddine,7.229,80- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; müvekkilinin çalıştığı işin gayrimenkul danışmanlığı olup, niteliği itibariyle rekabet yasağı kapsamında yer alamayacağından sözleşmede yer alan düzenlemenin geçersiz olduğunu, gayrimenkul sektöründe çalışmanın aleni yapıldığını,yani davacıyla çalıştığı dönemde başkaca kişilere kesmiş olduğu faturaların da bulunduğunu, bilirkişilerin değerlendirebileceği faturalar ve vergi kayıtları konusundaki itirazlarının bilirkişilerce hiç incelenmediğini,müvekkilinin 2017 ve 2018 yıllarında ... Gayrimenkulden 2.000-TL gelir elde ettiği yönündeki tespitinin dahi yanlış olduğunu, ... gayrimenkulün davacının firması olduğunu ve müvekkilinin davacı da çalışırken kesilen bir fatura olduğunu,inkar tazminatı talebinin koşullarının yerine geldiği konusundaki değerlendirmeyi kabul etmenin mümkün olmadığını, cezai şartın sebebi olan rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin olup olmadığı konusunun yargılamayı gerektirmesi, cezai şart miktarının fahiş olması gibi sebeplerle likit olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple inkar tazminatı şartları oluşmadığından kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davanın tarafları arasında imzalanan gayrımenkul danışmanlığı (bağımsız müteahhit) sözleşmesinin 1.sayfasında tarif edildiği üzere tarafların sözleşme çerçevesinde mutabık kalınan birliği oluştururken işveren-çalışan ilişkisi değil bağımsız bir müteahhit ilişkisi kurduğu ,gayrımenkul danışmanının franchise alanın acentesi,personeli çalışanı olmadığı düzenlenmiştir.Buna göre ilk derece mahkemesinin TBK nun hizmet akdine ilişkin hükümlerin uygulanması doğru olmamıştır. Ancak; taraflar arasında rekabet etmemeye ilişkin hükümler bulunan sözleşme yapılması sözleşme serbestisi dahilinde mümkün ve geçerli olup somut olaya benzer bir durumda Yargıtay 11.HD nin 2015-13197 esas ,2016/1134 karar ve 8.2.2016 tarihli ilamında;
"Taraflar arasındaki sözleşme göz önüne alındığında, davalının sözleşme ile üstlendiği işi bağımsız yüklenici olarak yapacağı, bu bağlamda davalının davacının yanında çalışan bir kişi olarak kabulüne imkan bulunmadığı açık olup, aralarındaki ilişkinin hizmet akdi olarak değerlendirilme olanağı yoktur. Taraflar arasında bağıtlanan sözleşme ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde, davalının sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde ...franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapamayacağını açıkça kabul etmesi karşısında bu sözleşme hükmünün çalışma hürriyetine aykırı olduğu yönündeki değerlendirme doğru görülmemiştir.Mahkemece, ilgili sözleşme hükmünün geçerli olduğu kabul edilip, işin esasına girilerek, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği değerlendirilmek suretiyle, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken" denilmiştir.
TBK nun 180/1.maddesinde ;alacaklı hiç bir zarara uğramasa bile ,kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Somut olayda ; davalı belirlenen alanda ,davacıya sözleşme ile işten ayrıldıktan sonra iki yıl süre ile aynı işi yaparak rakip olmamayı üstlenmiştir.Ancak yasak süre içerisinde işten ayrıldıktan hemen sonra aynı binada aynı iş alanında ofis açtığı ihtilaf konusu değildir.Davacının ihlal nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı talep etme hakkı doğmuştur. Davalı vekilinin cezai şart koşulları mevcut olmadığına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davaya konu talep tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ,yargılamayı gerektirdiğinden,tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik ,hesap edilebilirlik vasfı dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.(Yargıtay 11 H.D.nin 2007/3767 esas 2008/5874 karar sayılı ve 1.5.2008 tarihli ilamıda bu yöndedir.
) Buna göre icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.Hükümdeki bu yanlışlık, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında karar verilir; hükmü kapsamındadır.Davalı vekilinin icra inkar tazminatı hükmedilmesine ilişkin istinaf nedeni yerinde görüldüğünden hükmün kaldırılmasına ,itirazın kısmen iptaline koşulları olmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2020 Tarih 2018/366 Esas 2020/412 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile davalının; Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan takibe davalının itirazının 10.000-usd asıl alacak 114,15- TL ihtarname gideri ve 25,70-usd işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Koşulları bulunmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 2.456,29-TL karar harcından icra ve mahkeme veznesine yatırılan toplam 1.234,67-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.221,62-TL'nin davalıdan tahsiliyle hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen 1.270,57-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından ödenen 2.100-TL bilirkişi ücreti ve 197,80-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.297,80-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 5.393,70-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 614,10-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davacı tarafından yapılan 17,25-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.
12/01/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/162050 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi