6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşme aslı ibraz edilemeyince imza inkarı ispatlanamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/128 E. 2022/1210 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kefalete Dayalı Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir sözleşmedeki imza davalı tarafça inkar edilmiş ve sözleşmenin aslı incelenmek üzere dosyaya sunulamamışsa, imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükü sözleşmeye dayanan tarafta olup, sözleşme aslı ibraz edilmeden teknik imza incelemesi yapılamayacağından ve kredinin borçluya aktarıldığına ilişkin başka bir delil de bulunmuyorsa, iddia ispatlanamamış sayılır ve kefalete dayalı alacak talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davalıya ait olup olmadığının ispatı → ret

İddia: Davacı vekili, sözleşme aslının dosyaya sunulmamış olmasının iddiaların ispat edilemediği anlamına gelmeyeceğini, yazılı sözleşme olmasa dahi kredinin kullandırılıp borçlunun hesabına aktarılması halinde ticari kredi sözleşmesinin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek kredi ekstrelerinden hesaba aktarım yapıldığının tespit edilebileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükü temlik alan davacı üzerindedir. Davacı, öncelikle genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalıya ait olduğunu ve taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunduğunu kanıtlamak zorundadır. Yargılama sırasında bankaya yazılan müzekkere cevabında sözleşmenin aslı ve evrakların temlik alan şirkete verildiği belirtilmiş, temlik alan davacı tarafından ise sözleşme aslının bulunamadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından sözleşme aslı sunulmadığından, davalı tarafça inkar edilen imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı teknik olarak tespit edilememiştir. Ayrıca davalının şahsi hesabına kredi aktarımı yapıldığına ilişkin bir delil de sunulmamıştır. Bu durumda davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla sorumluluğu ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşme aslının dosyaya sunulamaması nedeniyle imza inkarına ilişkin teknik incelemenin yapılamadığı durumlarda ispat yükünün alacaklıda olduğu ve bu yükün yerine getirilememesi halinde davanın reddedileceği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel olarak ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali müşterek borçlu müteselsil kefil imza inkarı ispat yükü genel kredi sözleşmesi temlik

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/128

KARAR NO 2022/1210

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/10/2019

NUMARASI 2017/803 Esas - 2019/890 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; temlik eden ... Bank A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının anılan sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kefalet limitinin 100.000-Euro olduğunu, müşteri tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi neticesinde temlik eden banka tarafından Beyoğlu ... Noterliği'nin 02/12/2008 tarih ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin keşide edilerek toplamda 100.000-Euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, takip konusu alacağın Beyoğlu ... Noterliği'nin 10/11/2010 tarih ve ... yevmiye sayılı temliknamesi ile müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmeyen borç nedeni ile davalı aleyhine İstanbul ...

İcra Dairesi'nin 2016/15865... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin temlik eden bankaya sözleşme, teminat mektubu ya da kefalete dayalı olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan genel kredi sözleşmesindeki imza ve el yazısının müvekkiline ait olmadığını, sözleşmenin her sayfasında imza bulunmadığını, sözleşmede yazılı adresin müvekkiline ait olmadığı gibi, bu adrese göre çıkartılan ihtarname tebliğinin de usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının, davalıya ait olması halinde sözleşmede yazılı adresin davalının adresi olup olmadığının, bu adrese çıkartılan ihtarname tebliğinin usulüne uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, takibe dayanak genel kredi sözleşmesi aslını dosyaya ibraz etmesi için davacı tarafa ihtar şerhi içerir kesin süreler verilmesine rağmen genel kredi sözleşmesi aslının dosyaya ibraz edilmediğinden teknik inceleme yaptırılamadığı, genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğu hususunda ispat yükü davacı tarafta olup, davacının genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, temlik alan davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşme aslının dosyaya sunulmamış olmasının taraflarınca ileri sürülen iddiaların ispat edilemediği anlamına gelmediğini, taraflar arasında yazılı bir kredi sözleşmesi bulunmasa dahi banka tarafından kredinin kullandırılması ve borçlunun hesabın aktarılması halinde artık ticari kredi sözleşmesinin varlığını kabul etmek gerekeceği, bu yöndeki Yargıtay kararları ile davanın ispatı için sözleşme aslının dosyaya ibraz edilmesine gerek olmadığı hususunun ortaya konulduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdi halinde kredi ekstrelerine bakılarak bankadan borçlunun hesabına kredi aktarımı yapılacağının tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında imzalanan, davalının kefili olduğu 19/04/2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında düzenlenen ve nakde çevrildiği belirtilen 17/04/2007 tarihli 100.000-Euro'luk teminat mektubu bedelinin davalıdan kefil sıfatıyla tahsili talep edilmekte olup, dava konusu genel kredi sözleşmesinde bulunan müşterek borçlu müteselsil kefil imzası davalı tarafından inkar edilmiştir. Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı, davalının kefalete dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükü temlik alan davacı üzerindedir. İspat yükü üzerinde bulunan davacı, öncelikle genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalıya ait olduğunu ve taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunduğunu kanıtlamak zorundadır. Yargılama sırasında bankaya yazılan müzekkere cevabında sözleşmenin aslı ve evrakların temlik alan şirkete verildiği belirtilmiş, temlik alan davacı tarafından sözleşmenin aslının bulunamadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından sözleşme aslı sunulmadığından sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı tespit edilememiştir. Diğer taraftan davalının şahsi hesabına kredi aktarımı yapıldığına ilişkin bir delil de sunulmamıştır.

Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla sorumluluğu ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TLharcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından sarf edilen 8,50-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.15/09/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/160959 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6596 E. 2024/2774 K. · Onandı

Kefalet imzasının kefile ait olduğunu ispat yükü alacaklıdadır

Gerekçe özeti

İmzası inkâr edilen genel kredi sözleşmesine dayanılarak kefil aleyhine başlatılan takibe ilişkin itirazın iptali davasında, sözleşmedeki yazı ve imzanın kefile ait olduğunu ispat yükü alacaklıdadır. Sözleşme aslının ibrazı için ihtar şerhi içeren kesin süre verilmesine rağmen asıl ibraz edilmez ve bu nedenle imza üzerinde teknik inceleme yaptırılamazsa, kefilin sorumluluğu ispatlanamamış sayılır ve dava reddedilir.

Emsal değeri

İmzası inkâr edilen kredi sözleşmesine dayalı kefalet alacaklarında ispat yükünün alacaklıda olduğu ve sözleşme aslının kesin süreye rağmen ibraz edilmemesinin ispatsızlık sonucunu doğurduğu yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: müşterek borçlu müteselsil kefalet genel kredi sözleşmesi imza inkârı ispat yükü kesin süre belge aslının ibrazı alacağın temliki itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/6596 E.  ,  2024/2774 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/128 Esas, 2022/1210 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/803 E., 2019/890 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, temlik eden .... Bank A.Ş. ile dava dışı ... Dış Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının anılan sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kefalet limitinin 100.000,00 euro olduğunu, müşteri tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi neticesinde temlik eden banka tarafından hesap kat ihtarnamesinin keşide edilerek toplamda 100.000,00 euro borcun ödenmesinin talep edildiğini, takip konusu alacağın müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, süresinde ödenmeyen borç nedeni ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temlik eden bankaya sözleşme, teminat mektubu ya da kefalete dayalı olarak hiçbir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan genel kredi sözleşmesindeki imza ve el yazısının müvekkiline ait olmadığını, sözleşmenin her sayfasında imza bulunmadığını, sözleşmede yazılı adresin müvekkiline ait olmadığı gibi, bu adrese göre çıkartılan ihtarname tebliğinin de usulüne uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın çözümü için takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki yazı ve imzaların davalıya ait olup olmadığının, davalıya ait olması halinde sözleşmede yazılı adresin davalının adresi olup olmadığının, bu adrese çıkartılan ihtarname tebliğinin usulüne uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, takibe dayanak genel kredi sözleşmesi aslını dosyaya ibraz etmesi için davacı tarafa ihtar şerhi içerir kesin süreler verilmesine rağmen genel kredi sözleşmesi aslının dosyaya ibraz edilmediğinden teknik inceleme yaptırılamadığı, genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğu hususunda ispat yükü davacı tarafta olup, davacının genel kredi sözleşmesinde yer alan yazı ve imzanın davalıya ait olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, temlik alan davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispat edilememesi nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, sözleşme aslının dosyaya sunulmamış olmasının taraflarınca ileri sürülen iddiaların ispat edilemediği anlamına gelmediğini, taraflar arasında yazılı bir kredi sözleşmesi bulunmasa dahi banka tarafından kredinin kullandırılması ve borçlunun hesabın aktarılması halinde artık ticari kredi sözleşmesinin varlığını kabul etmek gerekeceği, bu yöndeki Yargıtay kararları ile davanın ispatı için sözleşme aslının dosyaya ibraz edilmesine gerek olmadığı hususunun ortaya konulduğunu, dosyanın bilirkişiye tevdi halinde kredi ekstrelerine bakılarak bankadan borçlunun hesabına kredi aktarımı yapılacağının tespit edilebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla sorumluluğu ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı, davalının kefalete dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı ... Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ... Yönetim A.Ş.'ye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.