Yat bağlama hizmetinde vedia sözleşmesi ve pasif husumet
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/115 E. 2022/1212 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Davacının nitelemesi: Tekne Bağlama Hizmeti Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Deniz ticareti
Gerekçe özeti
Bir tekne çekek yeri işletmecisinin, teknenin muhafaza ve gözetimi karşılığında ücret aldığı bağlama sözleşmesi, TBK'nın saklama (vedia) sözleşmesi hükümlerine tabidir; saklama sözleşmesinde saklatanın malın yasal sahibi olması şartı bulunmadığından, teknenin resmi sahibi olmasa da yetki belgesi, sigorta poliçesi gibi belgelerde tekneyle ilişkisi sabit olan kişi, bağlama hizmeti bedelinden sorumlu tutulabilir ve bu kişiye karşı pasif husumet yokluğundan ret kararı verilemez; davanın esasına girilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Tekne bağlama sözleşmesinin hukuki niteliği ve davalının pasif husumeti → kabul
İddia: Davacı vekili; taraflar arasında vedia sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin davalı tarafından teslim edilen yatı saklamakla yükümlü olduğunu, davalının ise aldığı hizmetin karşılığını ödemesi gerektiğini, davalının bizzat el yazısıyla düzenlediği belgelerde tekneden 'sahibi olduğum teknem' şeklinde bahsettiğini, davalının tekne yetkilisi ve kaptanı olarak hizmet aldığını belirterek pasif husumet yokluğundan verilen ret kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Davacı tarafından işletilen yat çekek yerinde tekne bağlama hizmeti verilmesine ilişkin sözleşme, işletmeciye belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle TBK'nın 561 vd. maddeleri hükümlerine tabi bir saklama (vedia) sözleşmesi olarak nitelendirilir. Saklama sözleşmesinde saklatanın malın sahibi olması sözleşmenin geçerliliği için zorunlu değildir. Dava konusu teknenin yasal sahibinin başka bir şirket olduğu ihtilafsız olmakla birlikte, davalı tarafından düzenlenen yetki belgelerinde davalının tekneden kendi teknesi olarak söz ettiği, sigorta poliçelerinde sigorta ettiren sıfatıyla yer aldığı ve yatın bulunduğu yerin marina olarak gösterildiği görülmüştür. Sözleşmenin tarafı olabilmek için yatın maliki olma şartı bulunmadığından, yat bağlama hizmetinin davalıya verildiği sabit olup, mahkemece davanın esasına girilmesi gerekirken pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacak hesabına esas faturaların okunaksız olması nedeniyle esasa girilememesi → kabul
Gerekçe: Alacağın dayanağı olarak gösterilen faturalar okunaksız olup hesaplama yapmaya yeterli bilgi bulunmamaktadır. Mahkemece, faturaların okunabilen suretlerinin ibrazı sağlanıp, davacının verdiği hizmetin karşılığının ve hak ettiği ücretin hesaplattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yat/tekne çekek yeri işletmecileri ile tekne ilgilileri arasındaki bağlama hizmeti sözleşmelerinin TBK'daki vedia (saklama) sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu ve bu tür sözleşmelerde tarafın teknenin yasal maliki olmasının zorunlu olmadığı yönündeki tespit, benzer uyuşmazlıklarda pasif husumet değerlendirmesi açısından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet (dava konusu tekneye bağlama hizmeti verilen kişinin, teknenin yasal maliki olmasa da sözleşmenin tarafı sayılabileceği ve bu nedenle husumetin kendisine yöneltilebileceği)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vedia sözleşmesi↗ saklama sözleşmesi↗ pasif husumet↗ itirazın iptali↗ yat bağlama sözleşmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/115
KARAR NO 2022/1212
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/07/2018
NUMARASI 2018/43 Esas - 2018/307 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022
Davanın pasif husumet yokluğundan reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile ... isimli yata ilişkin 06/11/2010 başlangıç tarihli yat bağlama sözleşmesi ve 15/05/2011 tarihli yat çekme / atma sözleşmesinin imzalandığını, davalı ...'nin şirket kurucu beyanından anlaşılacağı üzere ... Ltd Şti 'nin bir adet hisseye sahip pay sahibi şirket müdürü olduğunu, ayrıca davalının resmi belge ile ... isimli teknenin kaptanı olarak tayin edildiğini, davalının yata ilişkin borçtan şirket müdürü,yetkili vekil, kaptan sıfatı ile sorumlu olduğunu, hizmet anlaşmasına göre bağlama hizmeti ve sair diğer hizmetlerin verildiğini, bunlara ilişkin ödenmeyen faturalara yönelik alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibinin yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkiline %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
Mahkemece, davacı şirket tarafından yat bağlama ve çekme sözleşmesi gereğince ... isimli yata verilen bağlama hizmeti ile diğer hizmet bedellerinin ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla ... ve ... Ltd'ye karşı icra takibi başlatıldığı, itirazın davalı ... tarafından yapıldığı ve davalı şirkete ödeme emrinin tebliğ edilmediği, dosyadaki mevcut yetki belgesinde ... Ltd şirketini temsilen ... tarafından yata ilişkin bir kısım işlemleri yapmak, kaptan olarak görev yapmak üzere ... ve ...'ın atandığı, sigorta poliçesinde sigortalının ... Ltd, sigorta ettirenin ... olduğu, yetki belgesinde tekne kaptanı olarak davalı ... gösterilmiş ise de talep edilen hizmet bedellerine ilişkin dönem açısından teknenin sahibi olmadığı ve tekne kaptanı olarak yetki belgesinde gösterilmesinin davalının sorumlu tutulmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; taraflar arasında vedia sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı tarafından teslim edilen yatı saklamakla ve korumakla yükümlü olduğunu, davalının ise aldığı hizmetin karşılığını ödemesi gerektiğini, davalının bizzat el yazısını taşıyan belgelerde bahsi geçen tekneden "sahibi olduğum teknem" şeklinde bahsettiğini, 06/11/2010 tarihinden itibaren yat bağlama sözleşmesi, 15/11/2011 tarihinden itibaren yat çekme ve atma sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkili şirketten tekne yetkilisi olarak hizmet aldığını, fakat bu hizmetlerin karşılığını ödemediğini, davalının aynı zamanda teknenin kaptanı olduğunu, taraflar arasındaki tüm ilişkinin değil takibe dayanak faturaların esas alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, tekne bağlama sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturalardan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalıya ait tekneye 11/01/2017-07/06/2017 tarihleri arasında bağlama hizmeti verildiğini ileri sürmüş,davalının teknenin sahibi olmadığı, tekne kaptanı olarak yetki belgesinde gösterilmesinin borçlardan dolayı davalının sorumlu tutulmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Somut olayda, davacı ile davalı arasında davacı tarafından işletilen yat çekek yerine tekne bağlama konusunda sözleşme bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, bu yat çekek yerinin işletmecisine belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle hukuken TBK’nın 561 vd.
maddeleri hükümlerine tabi olan bir saklama (vedia) sözleşmesi olarak nitelendirilebilecektir (Yargıtay 11. HD'nin 27/06/2014 tarihli 2013/5115 E. 2014/12279 K. Sayılı kararı)Saklama sözleşmesinde saklatanın malın sahibi olması sözleşmenin geçerliliği için zorunlu değildir. Dava konusu teknenin yasal olarak sahibinin ... Ltd olduğu hususu ihtilafsız olmakla birlikte; davalı tarafından düzenlenen yetki belgelerinde davalının dava konusu tekneden kendi teknesi olarak söz ettiği, sigorta poliçelerinde sigorta ettiren sıfatı ile yer aldığı,yatın bulunduğu yerin Pendik Marina olarak gösterildiği görülmüştür. Yukarıda belirtildiği üzere, davalının sözleşmenin tarafı olması için yatın maliki olması şart olmayıp, yat bağlama hizmetinin davalıya verildiği sabittir.
Bu durumda mahkemece davanın esasına girilmesi gerekirken, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bununla birlikte alacağın dayanağı olarak gösterilen faturalar okunaksız olup hesaplama yapmaya yeterli bilgi bulunmamaktadır.Mahkemece, faturaların okunabilen suretlerinin ibrazı sağlanıp, davacının verdiği hizmetin karşılığının ve hak ettiği ücretin hesaplattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmekle başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/43 Esas - 2018/307 Karar sayılı 19/07/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı tarafça yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/09/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/160939 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi