Çekle ödemeyi kabul eden alacaklının sonradan kur farkı isteyemeyeceği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/114 E. 2022/1214 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Alacaklının döviz cinsinden kararlaştırılmış bir bedel için, borçlunun Türk Lirası üzerinden düzenlediği çekleri ödeme aracı olarak kabul etmesi ve bu çek bedellerinin ödenmesi halinde, alacaklı bu aşamadan sonra ayrıca kur farkı talep edemez; taraflar arasında çeklerin tahsil tarihindeki kurun esas alınacağına dair açık bir anlaşma bulunmadıkça sonuç değişmez.
Ele alınan sorunlar
Çekle ödemeyi kabul eden alacaklının kur farkı talep edip edemeyeceği → ret
İddia: Davacı vekili, taraflar arasında USD cinsinden anlaşma bulunduğunu, faturaların davalının ticari defterlerine bu şekilde işlendiğini, TBK m.99 uyarınca ödeme günündeki kurun esas alınması gerektiğini, çekin bir ödeme aracı olup ifa uğruna tevdi edildiğini, çeklerin TL cinsinden olmasının sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Ayrıca davacı vekilinin taraflar arasında tahsil günü kurunun esas alınacağına dair bir anlaşma bulunduğu ve bunun davalıya yazılı olarak bildirildiği yönündeki iddiası incelenen mail yazışmalarında da doğrulanmamış, çeklerin tahsil tarihindeki kurun esas alınacağına dair açık bir anlaşma bulunmadığı görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Döviz cinsinden bir bedelin TL üzerinden düzenlenen çekle ödenmesinin kabul edilmesi halinde, alacaklının sonradan kur farkı talep edemeyeceğine ilişkin değerlendirme, benzer nitelikteki çekle ifa ve kur farkı uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir; kararda bu yaklaşımın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarıyla da örtüştüğü belirtilmiştir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı↗ itirazın iptali↗ çekle ifa↗ döviz cinsinden alacak↗ ödeme vasıtası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/114
KARAR NO 2022/1214
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/11/2019
NUMARASI 2018/479 Esas - 2019/454 Karar
DAVA
Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. ile müvekkili şirket arasında davalının 3000 kilogramlık yükünün Shenzen limanından alınıp Ambarlı Limanı'na taşınması hususunda fiyat istemesi üzerine icap-kabul şeklinde ticari sözleşme kurulduğunu, söz konusu sözleşme ile taahhüt edilen taşımacılık hizmetlerinin müvekkili tarafından sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirildiğini ve müvekkili şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığı ödemelerin 60 gün vadeli çekler ile yapıldığını, çeklerin ödeme günü kuru üzerinden yapılan hesaplamada doğan kur farkına ilişkin borcun tüm şifahi talep ve uyarılara rağmen ödenmemesi üzerine taraflarınca İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile borçluya karşı takibe geçildiğini, ancak davalı borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine yapmış olduğu haksız itiraz nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek davalının icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafın iddia ettiği gibi taraflar arasında arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davalının yapacağı hizmete karşılık müvekkili şirket ile anlaşılan bedel üzerinden çek verildiğini, çekin ödendiğini, ticari hayatta bu şekilde ödemeler yapıldığını, davacının hangi çek olduğunu ve çek miktarını belirtmediğini, istemiş olduğu bedele esas olan çeki belirlemediğini, alacağın kaynağına esas olan çekten bahsedilmediğini, taraflar arasında davacının iddiasını ispat edecek yazılı sözleşme olmadığını, davacının bir takım yazışmalardan bahsederek ispat yoluna gittiğini, yazışmaların taraflar arasında bu hususta anlaşma bulunduğu anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin yazışmaları kabul ettiğine dair hiçbir belge ve cevabın olmadığını belirterek davanın reddine, müvekkiline %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların USD cinsinden olması nedeniyle kur farkı istenebileceği, ancak dava konusu uyuşmazlıkta davalının 60 gün vadeli çekle ödemede bulunduğu, çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında USD cinsinden anlaşma bulunduğu ve müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalarının davalının ticari defterlerine işlendiğini, bu hususun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, TBK m.99 uyarınca ödeme günündeki kurun baz alınması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından ödeme günündeki kur baz alınarak USD bakiyeden düşüm yapıldığını, çekin bir ödeme aracı olduğunu ve ifa uğruna tevdi edildiğini, çeklerin Türk Lirası cinsinden olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4906 E. 2019/6175 K. Sayılı kararının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kur farkından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, faturaların USD üzerinden düzenlendiğini, taraflar arasında çeklerin tahsil günü geçerli olan döviz kurunun esas alınacağı hususunda anlaşma bulunduğunu, ancak çek bedellerinin ödenmesine rağmen kur farkından kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini belirterek kur farkından kaynaklanan cari hesap alacağının icra yolu ile tahsilini talep etmektedir. Davalı vekili ise, davacı ile anlaşılan bedel üzerinden davacıya çek verildiğini, çek bedellerinin ödendiğini, çeklerin tahsil günündeki kur üzerinden ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davada davacı tarafça taşıma işinin yerine getirildiği ve navlun bedelinin USD üzerinden üzerinden düzenlendiği, davalı tarafından davacıya Türk Lirası üzerinden düzenlenen çeklerin verildiği ve çek bedellerinin ödendiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Somut olayda ihtilaf, davalı tarafın çek ile ödeme yapması nedeniyle davacı tarafça kur farkının talep edilip edilemeyeceği hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir.
Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay'ın bu konuya içtihatları da yerleşik hale gelmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K.; 19/04/2022 tarih 2020/7585 E. 2022/3142 K. Sayılı içtihatları). Davacı vekili taraflar arasında tahsil günü kurunun esas alınacağına dair anlaşma bulunduğunu, bu hususun davalıya yazılı olarak bildirildiğini belirtmekte ise de anılan mail yazışmaları incelendiğinde taraflar arasında çeklerin tahsil tarihindeki kurun esas alınacağına dair açık bir anlaşma da bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 335,20-TL’den mahsubuna; 254,50-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/09/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/160937 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi