Mal mukabili satışta konşimentosuz teslim ile bedel tahsili arasında illiyet yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/16 E. 2022/1206 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Mal mukabili ödeme şeklinde yapılan satışlarda, alıcı bedelini ödemeden malı gümrükten çekme imkânına sahip olduğundan satıcı bedeli geç veya hiç tahsil edememe riskini üstlenir; bu ödeme şeklinde taşıyanın konşimento aslı ibraz edilmeksizin emtiayı alıcısına teslim etmesi ile alıcının mal bedelini ödememesi arasında illiyet bağı bulunmadığından, taşıyıcının bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ve ödenmeyen mal bedelinden sorumlu tutulması mümkün değildir.
Ele alınan sorunlar
Davalı taşıyıcının konşimento asılları ibraz edilmeksizin emtiayı teslim etmesi nedeniyle mal bedelinden sorumlu olup olmadığı → ret
İddia: Davacı vekili; konşimento asıllarının davacıda bulunması nedeniyle malın zilyetliği ve sahipliğinin davacıya ait olduğunu, davalının konşimentoyu elinde tutandan başkasına teslim etmesinin ağır kusur teşkil ettiğini, taşıyanın konşimentodan doğan gönderilene teslim borcunu yerine getirmediğini, bu kusur nedeniyle mahrum kalınan bedelden davalının sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu olayda emtiaya ilişkin gümrük beyannamesinde ödeme şeklinin mal mukabili olarak kayıtlı olduğu, faturanın ödeme detayları bölümünde bedelin %30'unun avans, %70'inin konşimento kopyasının ibrazında ödeneceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Mal mukabili ödeme şeklinde ihracatçı emtiayı sevk eder, bedelini ise sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder; konşimento ve ihracat evrakları alıcı adına düzenlenip mal çekiminde kullanılacak evraklar alıcıya gönderilir, dolayısıyla alıcı bedelini ödemeden malları gümrükten çekme imkânına sahiptir ve satıcı bedeli geç veya hiç tahsil edememe riskiyle karşı karşıyadır. Bu kapsamda davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcısına tesliminin, emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır; davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkân ve ihtimali mevcuttur. Bu nedenle davalının konşimento aslını teslim almaksızın malları teslimi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü mümkün olmayıp, alıcısından tahsil edilemeyen mal bedelinden davalı taşıyıcının sorumlu tutulması mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Mahkeme ve görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin karara etkisi → ret
İddia: Davacı vekili; dosyadaki raporlar arasında fahiş çelişki bulunduğunu, bu çelişki giderilmeksizin ve itirazları gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mahkemece ve görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunsa da, hukuki niteleme hakime ait olduğundan, ilk derece mahkemesince görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesinde hukuka aykırılık yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Mal mukabili ödeme şeklinde yapılan satışlarda taşıyanın konşimento aslı olmaksızın emtiayı teslim etmesinin, alıcıdan tahsil edilemeyen mal bedeli ile illiyet bağı kurmadığına ve taşıyıcının bu nedenle sorumlu tutulamayacağına ilişkin değerlendirme, benzer mal mukabili taşıma uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mal mukabili ödeme↗ konşimento↗ itirazın iptali↗ gemi ve yük alacaklılığı↗ illiyet bağı↗ taşıyanın sorumluluğu↗ bilirkişi raporu çelişkisi↗ hukuki niteleme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/16
KARAR NO 2022/1206
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/06/2019
NUMARASI 2018/137 Esas - 2019/274 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2022
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili firmanın yurtdışında mukim ... firmasına 31.03.2016 tarihli faturaya konu bir kısım emtianın satışını yaptığını, müvekkili ile karşı tarafın anlaşması gereği taşıma işlemi müşteriye ait olacağından, müşteri tarafından müvekkili firmaya yönlendirildiğini ve 03.04.2016 tarihli konşimento ile davalı şirketin yükü teslim alarak tanzim ettiği 3 adet konşimento aslını da müvekkiline teslim ettiğini, davalı taşıyanın ancak konşimento ibrazında malı teslim ile yükümlü olduğunu, ancak davalının konşimento asılları olmaksızın malları alıcıya teslim ettiğini, bu nedenle ağır kusurlu olduğunu, bu güne kadar mal bedelinin alıcı firma tarafından ödenmediğini, davalının kusurlu davranışıyla müvekkilinin zararına neden olduğunu, bunun üzerine davalı aleyhine Küçükçekmece ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından düzenlenmiş olan 31.03.2016 tarihli fatura incelendiğinde, ödeme detayları (payment details- terms of payment) bölümünde dava konusu fatura bedelinin %30'unun ön ödemeli, %70'inin konşimento kopyasının ibrazında ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, davacı iddialarının aksine fatura üzerinde yazılı olduğu üzere Brezilya kökenli ithalatçı firmanın emtiayı teslim almasının konşimento orjinalinin değil, kopyasının ibrazıyla mümkün olacağını, davacının dava konusu olan fatura bedelinin %30 miktarı olan bedeli ön ödeme-avans olarak peşin aldığını, buna rağmen müvekkilinden fatura bedelinin tamamının talep edilmesinin haksız olduğunu, davacının, dava konusu bedele dayalı ihracat işlemini ”mal mukabili” olarak yaptığını, bu teslim şeklinde mal bedelinin malın tesliminden sonra ödenmesi nedeniyle, alıcının mal bedelini ödememesinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Brezilya gümrük mevzuatı uyarınca alıcının, davacı tarafından adına düzenlenmiş ve davacı delilleri arasında olan fatura veya muadili bir belge ile ithal ettiği emtiayı teslim alma olanağına ve hakkına sahip olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı vekilinin emtianın yük alıcısına konişmento asılları olmaksızın teslimi dolayısıyla yükün zayi hükmünde olduğundan bahisle, emtia bedeli kadar olan zararının tazminini talep ettiği, her ne kadar aldırılan bilirkişi raporunda emtia bedeli dava dışı şirketten tahsil edilemediğinden, davalı taşıyanın malın piyasa değeri ile sorumlu olduğu yolunda kanaat bildirilmiş ise de; görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu görüldüğü, dava konusu olayda davacının ihracat işlemini mal mukabili olarak yaptığı, bu ödeme şeklinde ihracatçının, bedelini almadan malı alıcısına gönderdiği, mal mukabili ödemede ihracatçının zamanında malın bedelini alamamak veya hiç alamamak gibi risklerle karşı karşıya olduğu, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 2010/15103 esas, 2012/5643 karar sayılı kararı incelendiğinde de görüleceği üzere, bu kararda konişmento ibraz edilmeksizin eşyanın taşıyan tarafından teslim edilmesinde taşıyana karşı tazminat isteminin yöneltilip yöneltilemeyeceğinin ödeme şeklinin vesaik mukabili yahut mal mukabili olmasına göre farklı farklı şekilde irdelendiği, kararda davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimalinin mevcudiyeti karşısında, davalının salt bu eylemi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü ile sonuca gidilmesinin hatalı görüldüğü, nitekim alıcının konişmento aslını taşıyana sunması ile mal bedelini ödemesi arasında illiyet bağının mevcut olmadığının ifade edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; yapılan satışın mal mukabili olmayıp konşimento mukabili olduğunu, proforma faturada da %30 peşin, %70 konişmento karşılığı yazdığını, ancak mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını, mahkemenin dayanak yaptığı Yargıtay kararının yanlış yorumlandığını, konişmento kıymetli evrak niteliğini haiz bir senet olup, düzenlendiği andan itibaren malı temsil etmekte, konişmento aslı kimde ise malın sahibinin konişmentoyu elinde tutan kişiye ait olduğu anlamına geldiğini, konişmento asılları müvekkilinde olduğuna göre, malın zilyetliği ve sahipliği müvekkiline ait olup, davalı taşıyıcının konişmentoyu elinde tutandan başkasına malı teslim etmesinin hukuken ağır kusur teşkil ettiğini, konişmento ile yapılan taşımalarda taşıyanın yükümlülüklerinin, yükün taşınmak üzere teslim alındığına dair bir beyan ve ikrarını ve yolculuk sonucunda varma limanında senedin yasal hamiline teslim taahhüdünü kapsadığını, ancak uyuşmazlığa konu olayda davalı şirketin konişmento ibraz edilmeden yükü teslim ettiğini, bu nedenle konişmentodan doğan gönderilene teslim borcunu yerine getirmediğini, davalı şirketin kusur ve hatası ile müvekkilinin mahrum kaldığı bedelden sorumlu tutulması gerektiğini, dosyada mübrez raporlar arasında fahiş çelişki bulunmakla birlikte bu çelişki giderilmeksizin ve itirazları gözetilmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin mal bedelini alıcıdan tahsil etme olanağının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, mal mukabili teslim şekline konu emtianın, alıcısına davalı taşıyıcı tarafından konşimento ibraz edilmeksizin teslimi nedeniyle, alıcıdan tahsil edilemeyen mal bedelinin davalıdan tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından Brezilya'da mukim alıcısına ihraç edilen malların davalı tarafından deniz yoluyla taşındığı, konşimento asılları davacı firmada olmasına ve kendisine alıcı tarafından ibraz edilmemesine rağmen malların davalı taşıyıcı tarafından alıcısına teslim edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın ödeme detayları bölümünde, fatura bedelinin %30'unun avans, %70'inin ise konşimento kopyasının ibrazında ödeneceğinin belirtildiği, emtiaya ilişkin gümrük beyannamesinde teslim şeklinin FOB, ödeme şeklinin ise mal mukabili olarak kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mal mukabili ödeme şeklinde; ihracatçı, sözleşmeye uygun şekilde emtiayı sevk eder, bedelini ise yine kararlaştırıldığı üzere, daha sonraki vadelerde tahsil etmeyi kabul eder. Konşimento ve ihracat evrakları alıcı adına düzenlenir ve mal çekiminde kullanılacak evraklar da alıcıya gönderilir. Dolayısıyla alıcı bedelini ödemeden malları gümrükten çekme imkanına sahiptir. Satıcı ise mal bedelini teslimden sonra tahsil etmektedir. Bu teslim şeklinde bedelini ödemeden malları gümrükten çekeceği için alıcı avantajlı konumda olup, satıcı ise mal bedelini geç veya hiç tahsil edememe riskiyle karşı karşıyadır. Bu kapsamda somut olayda, davalının mal mukabili satış sonrasında konişmento aslını teslim almaksızın davaya konu emtiayı alıcısına tesliminin emtia bedelinin tahsili ile herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.
Davalı taşıyanın konişmento aslını teslim almaksızın emtiayı alıcıya teslimi halinde dahi, alıcının mal bedelini ödememe imkan ve ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle davalının konşimento aslını teslim almaksızın malları teslimi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabulü mümkün olmayıp, alıcısından tahsil edilemeyen mal bedelinden davalı taşıyıcının sorumlu tutulması mümkün değildir. Mahkemece ve görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunsa da, hukuki niteleme hakime ait olduğundan, ilk derece mahkemesince görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Somut olaya emsal olabilecek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/10489 esas 2018/2489 karar sayılı ilamında da;
"... 6762 sayılı TTK'nin 1102 ile 1108. maddelerinde malın gerçek sahiplerine tesliminin sağlanması amaçlanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da emtianın taşıyıcı tarafından konişmentoda gösterilen gönderilene teslim edilmesi, davacının düzenlediği satış faturasının davalı gönderilene hitaben düzenlenmesi, gönderilen tarafından mal bedelinin kısmen davacıya ödenmesi ve taşıyıcıya satılan mal bedelinin tahsilinin sağlanması yönünde bir görev verildiğinin veya yükün bir başka alıcıya teslim edilmesi gerektiğinin iddia ve ispat edilememiş olmasına göre, davalı taşıyıcının ödenmeyen mal bedelinden hangi eylemi nedeniyle ve ne şekilde sorumlu olduğu açıklanmaksızın yazılı şekilde davalı taşıyıcının da ödenmeyen emtia bedelinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
..." denilmiştir. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/09/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/160936 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi