Uzun süre geçtikten sonra istenen tedbirde acil zarar koşulu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1486 E. 2021/606 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)
Gerekçe özeti
İhtiyati tedbir talebinde, HMK 389/1 kapsamındaki gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar koşulunun somut olarak gerçekleştiğinin gösterilmesi gerekir; dava konusu işlemin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra dava açılmış ve buna rağmen tedbir talep edilmişse, aradan geçen zaman bu süre boyunca ivedi koruma ihtiyacının bulunmadığını gösterebileceğinden, salt haklı çıkma ihtimaline dayalı genel zarar endişesi tedbir kararı için yeterli kabul edilmez.
Ele alınan sorunlar
İhtiyati tedbir koşullarının (gecikme sebebiyle sakınca/ciddi zarar) somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği → ret
İddia: Davacı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda kendisi lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, dava sonucunda haklı çıkması muhtemel olduğunu, hisselerin üçüncü şahıslara devredilmesi, şirketin içinin boşaltılması ve mal varlığının eksiltilmesi suretiyle lehine verilecek hükmün uygulanmasının imkansız hale gelmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek tedbir kararının kaldırılıp davalı şirketin ticaret sicil kayıtları üzerine tedbir konulmasını talep etmiştir.
Gerekçe: HMK 389/1 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/3 gereğince tedbir talep eden taraf, dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacının iddiasına dayanak yaptığı hisse devir sözleşmesi 14.12.2000 tarihinde yapılmış olup, eldeki dava devir tarihinden 16 yıl sonra 05.01.2016 tarihinde açılmıştır. Davacı haklı çıkması halinde muhtemel zararların oluşacağını ileri sürmüş olsa da, aradan geçen zaman gözetildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin mevcut olmadığı, davacının ivedi koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İhtiyati tedbir talebinin, dava konusu işlem ile dava açılışı arasında geçen uzun sürenin ivedi koruma ihtiyacının bulunmadığını gösterebileceği ve bu durumda HMK 389/1'deki gecikme sebebiyle sakınca/ciddi zarar koşulunun somut olarak ispatlanamadığı yönünden bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ gecikme sebebiyle sakınca↗ ciddi zarar↗ hisse devri↗ sahtecilik iddiası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/1486
KARAR NO 2021/606
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/10/2020 (Ara Karar)
NUMARASI 2020/114 Esas
TALEP İhtiyati Tedbbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/04/2021
İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik 21/10/2020 tarihli ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile birlikte,davalı şirketin kuruluş aşamasında 5.000.000.000TL (yeni para birimi ile 5.000-TL) sermayeye sahip olarak kurulan şirketin 500.000TL (Yeni para birimi ile 500-TL) lik % 10 hisse sahibi iken , şirketten uzak kaldığı dönemde , davacının hisesinin tamamının davalı ...'a sahte imza ile devredildiğini belirterek sahtecilikle yapılan devrin iptaline, kar payı alacağından 10.000-TL nin ait olduğu dönemden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, dava sonuna kadar her türlü devir ve mal kaçırma işlemlerine engel olunması için şirket kayıtları üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, talep olunan alacağın zamanaşımına uğradığını,davalı ... davanın konusu itibarı ile husumet yöneltilemeyeceğini,sahtecilik iddiası ile yapılan başvurunun sonucunun beklenmesi gerektiğini,işlemi gerçekleştiren noter ve ilgililerin davaya dahil edilmesi gerektiğini , yapılan hisse devrinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini davacının pay devrini dava dışı platformlarda ikrar ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 2016/6 E-2017/613 K. sayılı karar ile hisse devri sözleşmesi 14.12.2009 tarihinde yapılmış olup, dava 05.01.2016 tarihinde açıldığından davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi ile Dairemizin 2017/726E 2018/478 K sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay 11.H.D 2018/3912E-2019/6188K sayılı kararı ile sahtelik iddiası için öngörülmüş bir zamanaşamı süresi söz konusu olmadığından zamanaşımı nedeni ile davanın reddi kararı yerinde olmadığından ve davada noter tarafından onaylanan sözleşmedeki imzanın sahteliği iddia edilmiş olmasına göre HMK 208/son maddesi gereğince ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyide taraf göstermek sureti ile açılacak davada incelenip karara bağlanması gerektiği gerekçesi ile bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir,İlk derece mahkemesince dosya yeniden esasa kaydedilmiş ve işlemi yapan Noter hakkında açılan İstanbul 16.ATM 2020//584 E-2020/579 K.
Sayılı dosyası işbu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından 20.10.2020 tarihli duruşmada tedbir talebini yinelemiş, mahkemece dosya kapsamına göre tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesini gerektirecek yeni bir bilgi ve belge bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda kendileri lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu,dava sonucunda haklı çıkması muhtemel olan davacının sahtecilikle devredilen hisselerinin yeniden üçüncü şahıslara devredilmesi ,şirketin içinin boşaltılması , mal varlığının eksiltilmesi ve dava sonucunda lehine verilecek hükmün uygulanmasının imkansız hale gelmesi kuvvetle muhtemel olduğundan ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararının reddine dair kararın kaldırılması ile davalı şirketin devir ve mal kaçırma işlemlerine engel olunmak üzere davalı şirketin ticaret sicil kayıtları üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; sahte olduğu iddia edilen hisse devir sözleşmesi gereğince hisselerin devri işleminin iptali ile talep edilen kar payına ilişkindir.İlk derece mahkemesince, Yargıtay bozma ilamına uyularak ,dava konusu hisse devrini yapan Noter hakkında HMK 208/son maddesi ile İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/584 E sayılı dosyası ile dava açılmış ve işbu dava ile birleştirilmiştir.HMK'nın 389/1. maddesi , "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda davacının iddiasına dayanak yaptığı hisse devir sözleşmesi ile ilgili devir İstanbul ....Noterliğinin ...
yevmiye numarası ile 14.12.2000 tarihinde yapılmıştır.Eldeki dava 05.01.2016 tarihinde devir tarihinden 16 yıl sonra açılmıştır.Davacı tarafından her ne kadar haklı çıkması halinde muhtemel zararların oluşacağı iddiası ile tedbir talebinde bulunulmuş ise de ,aradan geçen zaman gözetildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin mevcut olmadığı , davacının ivedi koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı anlaşılmakla,istinaf sebebleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/04/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/160279 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi