Ttk 445
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/378 E. 2015/13510 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 445↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ emredici hüküm↗ ortaklar kurulu kararı↗ limited şirket↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 10 Nisan 2012 günlü ortaklar genel kurul toplantısına davacı da dahil tüm ortaklar katıldığı, ancak davacının muhalif kaldığı, ancak ortaklar genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünü veya iptal edilebilirliğini gerektirir nedenlerin bulunmadığı, gündem maddelerinin müzakere edilip edilmediği, davacıya geç tebliğ edildiği hususları şirketin kendi iç ilişkisi olduğu, kaldı ki davacının gündem maddelerinin müzakere edilmediği iddiasının ispata muhtaç olduğu, 29.03.2013 tarihli olağan ortaklar toplantısında alınan kararların iptali talebi yönünden ise, davacının taleplerinde haklı olmadığı, toplantının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı, % 84 pay sahibi ortaklar tarafından kabul edildiği, bu toplantıya davacının davet edildiği, her ne kadar 414. ve 416.maddelere aykırı hareket edildiği ve toplantının yasanın 409.maddesine uygun yerde toplanmadığı iddia edilmiş ve bilirkişi tarafında tespitler yapılmış ise de; bu hükümlerin emredici nitelikte olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, 29/03/2013 tarihli limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi uyarınca bu davanın genel kurul tarihinden itibaren 3 ay içinde açılması gerekirken, davanın, davacının haberdar olduğu 29/03/2013 tarihli genel kuruldan 6 ay sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, hükmün sonucu itibariyle doğru bulunmasına göre, asıl davaya ilişkin hükmün değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Birleşen davaya yönelik yapılan incelemeye gelince, mahkemece alınan bilirkişi raporunda 2008, 2009 ve 2010 yıllarından gelen bilançoların gerçeği yansıtmadığı, bunun 2011 yılı bilançosuna da yansıdığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda bu durumun 10/04/2012 tarihli toplantıda alınan hesapların ibrasına yönelik kararlara etkisinin olmayacağı belirlenmiş ise de, bunun gerekçesine yer verilmemiştir. Bu itibarla mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen bu husus tartışılmaksızın ve bilançoların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir araştırma yapılmaksızın anılan gerekçe ile hüküm kurulması doğru bulunmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/405 E. 2017/142 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gündeme bağlılık ilkesi · hakkın kötüye kullanılması · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · yenileme · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iddiasının taşınmazla ilgili «hakkın kötüye kullanılması» olmadığı gibi sadece gündemde yer almadığı «sebebine» dayanmakta olup, 18.03.2015 tarihli toplantının gündem maddelerinin ilanında şirket arsası için yapılmış inşaat sözleşmesinin «son» durumun müzakereye açılması kapsamında mevcut «yetkinin» «yenileceğinin» de işin münderecatından anlaşıldığı, davacının iddiasının haklı bir gerekçeye dayanmadığı, ayrıca davalı şirket dışında diğer ortaklara karşı «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle,davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Davacının davalı şirkete yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, “«gündeme bağlılık” ilkesi» gereği görüşülecek konunun önceden tespit edilip gündeme açıkça yazılması gereklidir.
Ayrıca davalı şirket taşınmazına ilişkin daha önceki «olağan genel kurul» toplantısında «yetki» verilmiş olması, sonradan verilen yetkiye ilişkin alınan kararın iptaline engel teşkil etmeyeceğinden mahkemenin bu yöndeki gerekçesi de yerinde olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/378 E. , 2015/13510 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... ..ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 14/10/2014
NUMARASI 2013/283-2014/488
Taraflar arasında görülen davada ... .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2014 tarih ve 2013/283-2014/488 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/12/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Kamil tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirketin % 16 paylı ortağı olduğunu, şirketin müdürü sıfatıyla şirketin yönetimini ve işlerin devamını yürütmekle görevli olan davalı ... ...'ın şirketin kuruluş amacına aykırı işler yapması nedeniyle ortaklar genel kurulunun ivedi biçimde yapılması talebinde bulunduğunu, bunun üzerine ortaklar kurulu toplantılarının çağrı yöntemine ve yapılma biçimine açıkça aykırı biçimde limited şirket merkezi dışında bir adreste toplantı yapılacağı çağrısının müvekkiline 29/03/2013 günü ulaştığını, müvekkilinin bu toplantının şirket merkezi dışında yapılacak olması ve çağrının yönetim kurulu tarafından yapılmamış olması ile bildirimin iki hafta önce yapılmamış olması nedeniyle bu toplantıya katılmama iradesinin telgraf ile bildirildiği, bu tarihte yapılan toplantı tutanağının müvekkiline verilmediğini, yapılmış ise alınan kararların özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı ve eşit işlem başlıklı TTK maddelerine aykırı bulunduğundan iptali gerektiği, yapılmamış ise bu toplantının yapılabilmesi için şirkete yönetim kayyumu atanmasına ve toplantının mahkeme kararı ile yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen 2012/406 esas sayılı davada da, toplantı kağıdının geç tebliğ edildiğini, gündem maddelerinin müzakere edilmediğini ileri sürerek şirketin 10 Nisan 2012 tarihli olağan ortaklar kurul toplantısında alınan kararlardan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6.
maddelerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davaların reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 10 Nisan 2012 günlü ortaklar genel kurul toplantısına davacı da dahil tüm ortaklar katıldığı, ancak davacının muhalif kaldığı, ancak ortaklar genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünü veya iptal edilebilirliğini gerektirir nedenlerin bulunmadığı, gündem maddelerinin müzakere edilip edilmediği, davacıya geç tebliğ edildiği hususları şirketin kendi iç ilişkisi olduğu, kaldı ki davacının gündem maddelerinin müzakere edilmediği iddiasının ispata muhtaç olduğu, 29.03.2013 tarihli olağan ortaklar toplantısında alınan kararların iptali talebi yönünden ise, davacının taleplerinde haklı olmadığı, toplantının usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı, % 84 pay sahibi ortaklar tarafından kabul edildiği, bu toplantıya davacının davet edildiği, her ne kadar 414.
ve 416.maddelere aykırı hareket edildiği ve toplantının yasanın 409.maddesine uygun yerde toplanmadığı iddia edilmiş ve bilirkişi tarafında tespitler yapılmış ise de; bu hükümlerin emredici nitelikte olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, 29/03/2013 tarihli limited şirket ortaklar kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi uyarınca bu davanın genel kurul tarihinden itibaren 3 ay içinde açılması gerekirken, davanın, davacının haberdar olduğu 29/03/2013 tarihli genel kuruldan 6 ay sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, hükmün sonucu itibariyle doğru bulunmasına göre, asıl davaya ilişkin hükmün değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Birleşen davaya yönelik yapılan incelemeye gelince, mahkemece alınan bilirkişi raporunda 2008, 2009 ve 2010 yıllarından gelen bilançoların gerçeği yansıtmadığı, bunun 2011 yılı bilançosuna da yansıdığı belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda bu durumun 10/04/2012 tarihli toplantıda alınan hesapların ibrasına yönelik kararlara etkisinin olmayacağı belirlenmiş ise de, bunun gerekçesine yer verilmemiştir. Bu itibarla mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen bu husus tartışılmaksızın ve bilançoların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir araştırma yapılmaksızın anılan gerekçe ile hüküm kurulması doğru bulunmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin asıl davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan asıl davaya ilişkin hükmün yukarıda anılan gerekçeyle ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazının kabulü ile birleşen davaya yönelik hükmün yukarıda yazılı nedenle birleşen dava davacısı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin birleşen davada davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacıdan alınmasına, 15/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/155861600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz