6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Gemi tahliyesinde hasar: taşıma sırasında oluştuğu kanıtlanan zarardan liman işletmecisi sorumlu tutulamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/708 E. 2022/1701 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Gerekçe özeti

Deniz taşımasında hasarlı teslimden doğan rücu davalarında, hasarın gemiden tahliye sırasında mı yoksa deniz taşıması aşamasında mı meydana geldiği, geminin limana yanaşmasını takiben düzenlenen ve gemi/armatör temsilcisi tarafından imzalanan ilk hasar tutanağına göre belirlenir; bu tutanakta hasarın gemi içinde oluştuğu tespit edilmiş ve sigortalının kendi düzenlediği hasar tutanağı/ihbar formlarıyla da doğrulanmışsa, hasarın liman işletmecisinin sorumluluğunda oluştuğu ispatlanamadığından liman işletmecisine rücu talebi reddedilir. Ayrıca, yemin teklifine konu edilecek vakıa karşı tarafı sahte belge kullanma gibi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak nitelikteyse (HMK m.226/1-c), mahkemenin bu vakıa hakkında yemin teklif hakkını hatırlatmaması usule aykırılık oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Hasarın gemi tahliyesi mi yoksa deniz taşıması aşamasında mı meydana geldiği ve davalının sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, hasarın gemi yolculuğu sırasında meydana gelebilecek nitelikte olmadığını, hasarın gemiden tahliye sırasında oluştuğunu ve davalının nezaret ilişkisi nedeniyle tahliye ve depolama sırasındaki tüm zararlardan asli olarak sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunun eksik incelemeyle düzenlendiğini ve ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 02/10/2016 tarihinde 'gemi tahliye' açıklamasıyla geminin armatörü temsilcisi ile birlikte imzalanan hasar raporunda 28 adet aracın gemiden hasarlı olarak indiği tutanak altına alınmıştır. Bu tutanak, geminin limana yanaşmasını takip eden tahliye/boşaltma aşamasında düzenlenmiş olup, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini göstermektedir. Bu husus, sigortalı tarafça düzenlenen 05/10/2016 tarihli hasar tutanağı ve ihbar formlarında da hasarın gemi içerisinde oluştuğunun yazılı olmasıyla doğrulanmaktadır. Araçların dahili taşımaya teslimi sırasında düzenlenen sonraki tutanaklar ve ekspertiz raporu, hasarın liman sahasında oluştuğunu belirtse de, bu belgeler geminin tahliyesi anındaki ilk tespiti değiştirmemektedir. Hasarın liman işletmecisi olan davalının sorumluluğunda meydana geldiği davacı tarafından ispatlanamadığından, davanın reddi isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yemin deliline dayanılmasına karşın mahkemece yemin teklif hakkının hatırlatılmaması → ret

İddia: Davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen mahkemece yemin teklif etme hakkının kendilerine hatırlatılmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK m.226/1-c uyarınca, yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin teklif edilemez. Somut olayda yemin teklifine konu edilebilecek vakıa, davalının dayandığı 02/10/2016 tarihli gemi tahliye raporunun gerçeğe aykırı düzenlendiğini ve sahteliğini gündeme getirecek niteliktedir; bu husus davalıyı sahte belge kullanma suçundan (TCK m.207/2) ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına maruz bırakabileceğinden, bu vakıa hakkında yemin teklif edilemez. Bu nedenle mahkemenin yemin teklif hakkını hatırlatmamış olması isabetsizlik oluşturmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, hasarın hangi taşıma aşamasında oluştuğuna ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu ve tahliye anında düzenlenen ilk tutanağın esas alınması gerektiği yönündeki değerlendirmesi ile yemin teklifinin ceza soruşturması/kovuşturmasına yol açabilecek vakıalarda hatırlatılamayacağına ilişkin tespiti, benzer rücuen tazminat davalarında bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuen tazminat nakliyat emtia sigortası halefiyet ispat yükü gemi tahliye raporu yemin deliline dayanma yemin teklif hakkı HMK m.226/1-c sahte belge kullanma

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 226/1-c · 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) — TCK 207/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/708

KARAR NO 2022/1701

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/03/2020

NUMARASI 2019/230 Esas 2020/80 Karar

DAVA

Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/12/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı sigorta şirketi nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından ithal edilen araçların davalı sorumluluğunda ... adlı gemiden tahliyesi sırasında hasarlanması sonucu ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, huzurdaki davanın gemi tahliye işlemini fiili olarak gerçekleştiren ... A.Ş'ye ihbarını talep ettiklerinini, taşıma konusu araçlarda oluşan hasarın davalı şirket tarafından gerçekleştirilen tahliye işlemi sırasında değil denizyolu taşıması sırasında gemide oluştuğunun gemi tahliye raporuyla sabit olduğunu, 03/10/2016 tarihinde davalı şirket tarafından işletilen Safiport Derince Limanı'nda gerçekleştirilen gemiden karaya tahliye işlemine başlanılmadan önce ''...'' gemisinde bulunan her bir aracın, denizyolu taşıması aşamasında gemide hasar alıp almadığına ilişkin tespit yapıldığını, gemi tahliye raporu ile tespitin raporlandığını, hasarların davalı şirket tarafından işletilen Derince Limanı'nda gerçekleştirilen tahliye işlemleri sırasında değil, taşıma sırasında gemide meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, söz konusu araçların gemiden tahliyesi esnasında hasarlı olduğunun tespit edilerek tutanak altına alındığı, araçların 03.10.2016 tarihinde limandan alıcı ... yapılacak dahili taşıması için ... A.Ş. firmasına teslimi aşamasında, dahili taşımayı yapacak olan anılan taşıyıcı firma tarafından da 23 adet araç için hasar tespit tutanağı düzenlendiği, ... Ltd. Şti. tarafından hazırlanan 11.11.2016 tarihli kesin ekspertiz raporunda yurtdışından satın alınan araçların ara nakliyelerinin gerçekleştirilmesi için liman tarafından nakliyeci firmaya teslim edilmesi sırasında tespit edilen hasar için rücu imkanı bulunduğunun ifade edildiği, ancak bilirkişi raporlarıyla da ifade edildiği üzere, söz konusu araçların gemiden tahliye hizmetinin davalı tarafından verildiğine ilişkin delil niteliğinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, geminin limana yanaşmasını takiben 02.10.2016 tarihinde gerçekleşen araç tahliye/boşaltma aşamasında bir kısım binek araçların gemiden hasarlı olarak limana indiğine ilişkin tespit ile taşıma hasar raporu düzenlendiği, araçların gemide hasarlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili ; dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı halde mahkemece yemin teklif etme haklarının kendilerine hatırlatılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, hasarın gemi yolculuğu sırasında meydana gelebilecek nitelikte bir hasar olmadığı hususunun bilirkişi raporunda göz ardı edildiğini, somut olaydaki gibi hafif nitelikteki hasarların gemi yolculuğu sırasında gelmesinin mümkün olmadığını, bunun gibi durumlarda diğer araçlarının da hasar göreceğini, bilirkişi raporunda tahliye raporunun tekrar edildiğini, sigortalı araçların tahliye işlemini ihbar olunan gerçekleştirmiş olsa dahi, davalı tarafından nezaret ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle tahliye ve depolama işlemleri sırasında meydana gelebilecek tüm zararlardan asli olarak davalının sorumlu olduğunu, hasardan sonra düzenlenen ekspertiz raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; nakliyat emtia sigorta poliçesine uyarınca, deniz taşımasında hasarlı teslimden doğan zarar nedeniyle, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin, davalı liman işletmeciliğinden rücuen tazmini istemine ilişkindir. Dava konusu taşımanın deniz yolu ile Busan Port/ Güney Kore'den Derince/ Türkiye'ye gerçekleştiği, taşınan emtiadan 21 adet aracın hasarlandığı, davacı tarafından sigorta poliçesi gereği sigortalısına 15/11/2016 ve 02/01/2017 tarihlerinde toplamda 15.765,10-TL ödendiği, davacı tarafından hasarın araçların gemiden tahliyesi sırasında meydana geldiğinin iddia edildiği, davacının dava dışı sigortalısının haklarına halef olarak, araçların tahliyesinden sorumlu olduğundan bahisle davalıya rücu ettiği, davalı ise hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğinini belirterek hasardan sorumlu olmadığını savunduğu anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık, hasarın hangi aşamada meydana geldiği, hasar nedeniyle davalı tarafın kusurunun ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Sigortalıya ait araçların taşındığı ... isimli gemi, davalıya ait limana tahliye edilmiştir. 02/10/2016 tarihinde "gemi tahliye" açıklamasıyla ... A.Ş. ile geminin armatörü ... Ltd./... kaşesiyle imzalanan hasar raporunda şasi noları belirtilen 28 adet aracın hasarlı olduğu tutanak altına alınmıştır. Araçların 03/10/2016 tarihinde limandan alıcı sigortalıya yapılacak dahili taşıma için ... A.Ş. firmasına teslimi aşamasında, bu firma tarafından ... A.Ş. ile birlikte düzenlenen tutanakta 23 adet araçta hasar bulunduğu belirtilmiştir. Ekpertiz incelemesinde ise bu araçların 21 adetinde hasar tespit edilmiş olup hasarın liman sahasında davalının sorumluluğunda hasarlandığı bildirilmiştir.

Diğer taraftan hasarlı araçlarla ilgili sigortalı şirket tarafından düzenlenen 05/10/2016 tarihli hasar tutanağı ve ihbar formlarında hasarın gemi içerisinde geldiği yazılıdır.Her ne kadar davacı, sigortalıya ait araçlardaki hasarların gemiden tahliye sırasında meydana geldiğini ve hasardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmekte ise de, geminin limana yanaşmasını takiben 02.10.2016 tarihinde gerçekleşen araç tahliye/boşaltma aşamasında 28 adet aracın gemiden hasarlı olarak limana indiğine ilişkin düzenlenen ve gemiyi temsilen müdürlenip imzalanan aynı tarihli tutanakla hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiği anlaşılmakta olup, bu husus sigortalı tarafından düzenlenen 05/10/2016 tarihli hasar tutanağı ve ihbar formları ile de doğrulanmaktadır.

Bunun dışında davacı tarafça, mahkemece yemin delilinin hatırlatılmaması istinaf nedeni olarak ileri sürülmüştür. Yemine konu olamayacak vakıaların düzenlendiği 226. maddesinde yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin teklif edilemeyeceği düzenlenmiştir (HMK m.226/1-c).Somut olayda da yemin teklifine konu edilebilecek vakıa, davalının dayandığı ve delil olarak ileri sürdüğü 02/10/2016 tarihli gemi tahliye raporunun gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini ve sahteliğini gündeme getirecek nitelikte olup sahte belge kullanma suçundan (TCK m.207/2) dolayı davalıyı ceza soruşturmasına ya da kovuşturmasına maruz bırakabileceğinden aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Bu durumda hasarın liman işletmecisi olan davalının sorumluluğunda meydana geldiği ispatlanamadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 26,75-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/154116 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.