6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesinin feshinde denkleştirme tazminatı koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/397 E. 2022/1787 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin acentenin kusuru olmaksızın ve müvekkilin haklı fesih hâli dışında bir sebeple sona ermesi durumunda; müvekkilin, acentenin kazandırdığı müşteriler sayesinde sözleşme bittikten sonra da önemli menfaat elde etmeye devam ettiğinin acente tarafından ispatlanması ve denkleştirmenin hakkaniyete uygun düşmesi hâlinde acente, TTK 122 ve Sigortacılık Kanunu 23/16 uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilir; sözleşmenin taraflarca öngörülen bildirim süresine uyularak ve gerekçe gösterilmeksizin feshedilmiş olması, davalının haklı fesih sebebini ispat edememesi hâlinde bu hakkı ortadan kaldırmaz.

Ele alınan sorunlar

Denkleştirme (portföy) tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, davacının portföyünü çeşitlendirmemesi nedeniyle denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, fesihten sonra müşterilerin devam edip etmediğinin, müşteri kazanma niteliğinde olup olmadığının ve müvekkilinin önemli menfaat elde edip etmediğinin ayrıca incelenmesi gerektiğini, bu incelemenin yapılmamış olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava, TTK'nın 122. maddesi ile Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin yararlanmaya devam etmesi, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. TTK 122 uyarınca; sözleşmenin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla, müvekkilin acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep hakkını kaybetmiş olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun düşmesi hâllerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesine göre de sözleşme sona erdikten sonra sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirmenin hakkaniyete uygun olması gerekir. Ayrıca portföy tazminatı istenebilmesi için sözleşmenin, müvekkilin haklı bir nedenle feshi dışında bir sebeple sona ermiş olması gerekir. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesi uyarınca üç ay önceden ihtar edilerek herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin feshedildiği, davalının haklı fesih sebebini ispat edemediği anlaşılmıştır. Sigorta şirketinin acentenin portföyünden fesihten sonra da önemli menfaat elde ettiğinin kanıtlanması gerekmekte olup bu hususta ispat yükü davacı acente üzerindedir. Bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından üretilen net prim tutarlarının fesih tarihinden önceki 5 yılda toplam 576.191,99-TL olduğu, 1 yıllık ortalama komisyon tutarının 115.238,40-TL olduğu, davacı acentenin müşterisi olup fesihten sonra da davalı şirketçe poliçe tanzim edilen müşterilere ait poliçelerin 2017 Haziran-Aralık döneminde 216 adet 144.909,67-TL ve 2018 Haziran'a kadar 345 adet 262.935,85-TL tutarında olduğu tespit edilmiştir. Bu suretle davacının davalıya kazandırdığı müşterilerin sözleşmenin feshinden sonra da davalı nezdinde poliçelerini yeniledikleri, davalının bu sayede önemli menfaatler elde ettiği kanıtlanmıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin uzun yıllar devam etmiş olması ve davacının davalının net poliçe üretimine yüksek oranda katkı sağlamış olması karşısında denkleştirme talebinin hakkaniyete de uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, acentelik sözleşmesinin denkleştirme tazminatı koşullarının (müvekkilin önemli menfaat elde etmesi, ispat yükünün acentede olması, haklı fesih hâlinin bulunmaması ve hakkaniyet) somut biçimde nasıl değerlendirileceği açıkça ortaya konmuş olup, sigorta acenteliği ilişkilerinde denkleştirme tazminatı taleplerine emsal oluşturabilecek niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı acentelik sözleşmesinin feshi haklı fesih ispat yükü hakkaniyet

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 122 · 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu — 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 23/16

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/397

KARAR NO 2022/1787

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/10/2019

NUMARASI 2017/1108 Esas - 2019/1001 Karar

DAVA

Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 30.04.2001 yılından itibaren davalının sigorta acentesi olduğunu, davalı tarafça gerekçe gösterilmeden Beyoğlu ... Noterliği 25.01.2017 tarihli ihtarnamesi ile tebliğ tarihinden itibaren 3 ayın bitiminde sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini ve 02.07.2017 tarihinde fesih ilanı yapıldığını, sözleşmenin feshi tarihine kadar müvekkilinin üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, müvekkilinin uzun süren acentelik süresince davalı şirkete yeni müşteriler kazandırarak davalıyı tanıttığını, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, fesih nedeniyle müvekkilinin portföyden yararlanma ve kazanç sağlamadan mahrum kaldığını, davalının ise önemli bir müşteri çevresi ve gelir sağladığını, bu nedenle müvekkilinin portföy tazminatı talep hakkı bulunduğunu belirterek, 10.000-TL denkleştirme tazminatının acenteliğin feshi tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

ISLAH Davacı vekili, 09.10.2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini 105.238,40-TL artırarak 115.238,40-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında 10.11.2009 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin, sözleşmenin 24. maddesine göre 3 ay önceden haber vermek suretiyle, 25.01.2017 tarihli ihtarnameyle sözleşmeye uygun feshedildiğinin ihtar edildiğini, akabinde ise 02.05.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davacının portföy tazminatı talebinin koşullarının gerçekleşmediğini, 5684 sayılı kanunun 23/16 ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; porföy tazminatı istenebilmesi için acentenin müvekkiline müşteri sağlamış olması, sözleşmenin bitiminden sonra da müvekkilin kazanç sağlamaya devam etmesi ve hakkaniyet koşullarının bulunmasının gerektiğini, davacının müvekkiline hiç bir menfaat sağlamadığını, müvekkili şirketin verimsiz acentenin sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, davacının sadece trafik branşında poliçe düzenlemesi nedeniyle çeşitlilik ve verimlilik sağlamadığını, trafik sigortası poliçesine konu teminatlar sabit olduğundan, müşterinin en ucuz teklifi veren sigorta şirketine poliçe düzenlettiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir müşteri çevresi sağlanmadığını, müşteri portföyünün genişlemediğini, ayrıca sözleşmenin 24.c maddesi gereğince acentenin sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 30.04.2001 ve 10.11.2009 tarihli acentelik sözleşmelerinin akdedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesinde, taraflardan her birinin diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman sona erdirebileceğinin belirtildiği, davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 25.01.2017 tarihli ihtarnamesi ile, sözleşmenin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ayın bitiminde feshedileceğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 30.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, yine davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 02.05.2017 tarihli fesih ilanı ile sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin 02.05.2017 tarihli fesih ilanı ile sonlandığı, üretilen net prim tutarlarının fesih tarihi olan 02.05.2017 tarihinden önceki 5 yılı kapsayan (fesih tarihinden sonraki iptaller de dahil olmak üzere) Mayıs 2012 – 2017 döneminde toplam 576.191,99-TL komisyon tutarı bulunduğu, 1 yıllık ortalama komisyon tutarının ise 115.238,40-TL olduğu, davalı tarafından, davacı müşterisi olup fesihten sonra davalı tarafından poliçe tanzim edilen müşterilere ilişkin poliçe dökümlerine göre, 2017 yılı Haziran – Aralık döneminde 216 adet 144.909,67-TL tutarında ve 2018 yılı Haziran dönemine kadar 345 adet 262.935,85-TL tutarında poliçe tanzim edildiği, davacının portföy tazminatının son 5 yıllık komisyon ortalamasının 115.238,40-TL olarak hesaplandığı ve davalının davacının portföyünden yararlanmaya devam ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı istenemeyeceğini, davacının, portföyünü trafik ve kasko poliçelerinden çıkararak çeşitlendirmesi konusunda uyarılmasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak portföyünü bu poliçelerden oluşturmaya devam ettiğini, bu nedenle denkleştirme tazminatı istenemeyeceğini, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, bu kapsamda acentenin müşterilerinin fesihten sonra devam edip etmediğinin, devam edenlerin müşteri kazanma niteliğinde olup olmadığının, acentenin hasar ve prim oranlarının tespiti ile müvekkilinin önemli bir menfaat elde edip etmediğinin tespit edilmesi gerekirken, mahkemece bu konuda itiraz ve taleplerinin dikkate alınmadığını, bu inceleme yapılmış olsaydı acentenin portföyünün fesihten sonra kullanılmadığının, fesihten sonraki poliçelerin herhangi bir acentelerinin tercih edilmesi nedeniyle düzenlenmiş olabileceğinin ve müvekkilinin maddi kazanç elde etmediğinin tespit edilebileceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, 6100 sayılı TTK'nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir.

5684 sayılı yasanın 23/16 maddesine göre de; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Portföy tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekir.Somut olayda; taraflar arasında 30.04.2001 ve 10.11.2009 tarihlerinde süresiz acentelik sözleşmesi akdedildiği, her iki sözleşmenin 24. maddesinde, tarafların her birinin üç ay önceden ihtar etmek koşuluyla sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinin düzenlendiği, bu madde hükmüne dayalı olarak, davalı tarafından 25.01.2017 tarihli ihtarname ile herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin, tebliğ tarihinden itibaren 3 ayın bitiminde sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiği, bu nedenle 02.05.2017 tarihi itibariyle taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin sona erdiği, sözleşmelerin feshinde haklı bir fesih sebebinin bulunduğunun da davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.

Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Bu kapsamda mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davalının ticari defter kayıtlarına göre, davacı tarafından üretilen net prim tutarlarının 2011 yılında 142.145,18-TL, 2012 yılında 816.583,81-TL, 2013 yılında 239.748,92-TL, 2014 yılında 723.409,34-TL, 2015 yılında 946.329,69-TL, 2016 yılında 831.578,24-TL, 2017 yılında ise 264.330,41-TL olarak tespit edildiği, davacının elde ettiği fesih tarihinden önceki 5 yılı kapsayan toplam komisyon tutarının 576.191,99-TL olduğu, buna göre 1 yıllık ortalama komisyon tutarının ise 115.238,40-TL olduğu, davalı tarafından sunulan poliçe dökümlerine göre, davacı acentenin müşterisi olup, fesihten sonra da davalı şirketçe poliçe tanzim müşterilere ait poliçelerin 2017 yılı Haziran-Aralık döneminde 216 adet 144.909,67-TL tutarında ve 2018 yılı Haziran dönemine kadar ise 345 adet 262.935,85-TL tutarında olduğu poliçe tanzim edildiği tespit edilmiştir.

Bu suretle davacının davalıya kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı sigorta şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra da önemli menfaatler elde ettiği kanıtlanmıştır. Taraflar arasındaki acentelik ilişkisi uzun yıllar devam etmiş olup, ticari defter kayıtlarından tespit edildiği üzere, davacının davalı şirketin net poliçe üretimine yüksek oranda katkı sağladığı da açıktır. Bu nedenle davacının denkleştirme talebi hakkaniyete de uygundur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 7.871,94-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.968-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.903,94‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 35,38‬-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/153286 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1221 E. 2024/4768 K. · Onandı

Fesihten sonra yenilenen poliçeler önemli menfaati kanıtlar

Gerekçe özeti

Sigorta acentesinin kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da müvekkil şirket nezdinde poliçelerini yeniledikleri, şirketin kendi sunduğu poliçe dökümleriyle belirlenirse, şirketin fesihten sonra portföyden önemli menfaat elde ettiği koşulu gerçekleşmiş sayılır; acentelik ilişkisinin uzun yıllar sürmüş olması ve acentenin şirketin net poliçe üretimine yüksek oranda katkı sağlamış bulunması hâlinde denkleştirme talebi hakkaniyete de uygundur.

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan gerekçe, denkleştirme tazminatında 'önemli menfaat' koşulunun fesih sonrası poliçe dökümleriyle nasıl ispatlanacağını ve hakkaniyet koşulunun hangi olgularla desteklendiğini göstermesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: denkleştirme (portföy) tazminatı sigorta acenteliği sözleşmesi önemli menfaat koşulu hakkaniyet koşulu poliçe yenileme müşteri portföyü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/1221 E.  ,  2024/4768 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/397 Esas, 2022/1787 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/1108 E., 2019/1001 K.

Taraflar arasındaki denkleştirme tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 30.04.2001 yılından itibaren davalının sigorta acentesi olduğunu, davalı tarafça gerekçe gösterilmeden Beyoğlu 47. Noterliği 25.01.2017 tarihli ihtarnamesi ile tebliğ tarihinden itibaren 3 ayın bitiminde sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini ve 02.07.2017 tarihinde fesih ilanı yapıldığını, sözleşmenin feshi tarihine kadar müvekkilinin üretim yaparak davalı şirkete portföy kazandırdığını, müvekkilinin uzun süren acentelik süresince davalı şirkete yeni müşteriler kazandırarak davalıyı tanıttığını, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, fesih nedeniyle müvekkilinin portföyden yararlanma ve kazanç sağlamadan mahrum kaldığını, davalının ise önemli bir müşteri çevresi ve gelir sağladığını, bu nedenle müvekkilinin portföy tazminatı talep hakkı bulunduğunu belirterek, 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının acenteliğin feshi tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, 09.10.2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini 105.238,40 TL artırarak 115.238,40 TL'ye çıkarmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında 10.11.2009 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin, sözleşmenin 24. maddesine göre 3 ay önceden haber vermek suretiyle, 25.01.2017 tarihli ihtarnameyle sözleşmeye uygun feshedildiğinin ihtar edildiğini, akabinde ise 02.05.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davacının portföy tazminatı talebinin koşullarının gerçekleşmediğini, porföy tazminatı istenebilmesi için acentenin müvekkiline müşteri sağlamış olması, sözleşmenin bitiminden sonra da müvekkilin kazanç sağlamaya devam etmesi ve hakkaniyet koşullarının bulunmasının gerektiğini, davacının müvekkiline hiç bir menfaat sağlamadığını, müvekkili şirketin verimsiz acentenin sözleşmesini haklı olarak feshettiğini, davacının sadece trafik branşında poliçe düzenlemesi nedeniyle çeşitlilik ve verimlilik sağlamadığını, trafik sigortası poliçesine konu teminatlar sabit olduğundan, müşterinin en ucuz teklifi veren sigorta şirketine poliçe düzenlettiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir müşteri çevresi sağlanmadığını, müşteri portföyünün genişlemediğini, ayrıca sözleşmenin 24.c maddesi gereğince acentenin sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 30.04.2001 ve 10.11.2009 tarihli acentelik sözleşmelerinin akdedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesinde, taraflardan her birinin diğer tarafa taahhütlü bir mektupla üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi her zaman sona erdirebileceğinin belirtildiği, davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu 47. Noterliğinin 25.01.2017 tarihli ihtarnamesi ile, sözleşmenin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ayın bitiminde feshedileceğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davacıya 30.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, yine davacı tarafından Beyoğlu 47. Noterliğinin 02.05.2017 tarihli fesih ilanı ile sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiği, taraflar arasındaki ilişkinin 02.05.2017 tarihli fesih ilanı ile sonlandığı, üretilen net prim tutarlarının fesih tarihi olan 02.05.2017 tarihinden önceki 5 yılı kapsayan (fesih tarihinden sonraki iptaller de dahil olmak üzere) Mayıs 2012 – 2017 döneminde toplam 576.191,99 TL komisyon tutarı bulunduğu, 1 yıllık ortalama komisyon tutarının ise 115.238,40 TL olduğu, davalı tarafından, davacı müşterisi olup fesihten sonra davalı tarafından poliçe tanzim edilen müşterilere ilişkin poliçe dökümlerine göre, 2017 yılı Haziran – Aralık döneminde 216 adet 144.909,67 TL tutarında ve 2018 yılı Haziran dönemine kadar 345 adet 262.935,85 TL tutarında poliçe tanzim edildiği, davacının portföy tazminatının son 5 yıllık komisyon ortalamasının 115.238,40 TL olarak hesaplandığı ve davalının davacının portföyünden yararlanmaya devam ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı istenemeyeceğini, davacının, portföyünü trafik ve kasko poliçelerinden çıkararak çeşitlendirmesi konusunda uyarılmasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak portföyünü bu poliçelerden oluşturmaya devam ettiğini, bu nedenle denkleştirme tazminatı istenemeyeceğini, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, bu kapsamda acentenin müşterilerinin fesihten sonra devam edip etmediğinin, devam edenlerin müşteri kazanma niteliğinde olup olmadığının, acentenin hasar ve prim oranlarının tespiti ile müvekkilinin önemli bir menfaat elde edip etmediğinin tespit edilmesi gerekirken, mahkemece bu konuda itiraz ve taleplerinin dikkate alınmadığını, bu inceleme yapılmış olsaydı acentenin portföyünün fesihten sonra kullanılmadığının, fesihten sonraki poliçelerin herhangi bir acentelerinin tercih edilmesi nedeniyle düzenlenmiş olabileceğinin ve müvekkilinin maddi kazanç elde etmediğinin tespit edilebileceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafından davacı müşterisi olup fesihten sonra poliçe tanzim edilen müşterilere ilişkin poliçe dökümleri dosyaya sunulmuş olup 2017 yılı Haziran – Aralık döneminde 216 adet 144.909,67 TL tutarında ve 2018 yılı Haziran dönemine kadar 345 adet 262.935,85 TL tutarında poliçe tanzim edildiği,davacının davalıya kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra da önemli menfaatler elde ettiği, taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin uzun yıllar devam ettiği, ticari defter kayıtlarından tespit edildiği üzere, davacının davalı şirketin net poliçe üretimine yüksek oranda katkı sağladığı, bu nedenle davacının denkleştirme talebinin hakkaniyete de uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23 üncü maddesinin 16 ncı fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.