6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari tellallık sözleşmesinde prim alacağı ve haksız rekabet nedeniyle tazminat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/213 E. 2022/825 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TazminatdiğerKesinlik belirsiz

★ EmsalZamanaşımı

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Davacının nitelemesi: Karşı Dava: Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sözleşme süresi sona ermiş olsa da taraflar arasında fiilen devam eden ticari ilişki çerçevesinde tarafların birbirine karşı yükümlülükleri, sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanma şekline göre yorumlanır; sözleşmede açıkça öngörülmeyen ek ödeme veya bildirim yükümlülükleri, tarafların fiili uygulaması aksini göstermedikçe kabul edilmez. Ayrıca, bir tarafın üçüncü kişilere gönderdiği ihtarnamede, fiilen devam eden bir ticari ilişkinin varlığına rağmen karşı tarafla sözleşme/yetki ilişkisi bulunmadığı imasında bulunulması ve bunun muhatapta karşı tarafın kötü niyetli olduğu algısı yaratması, eTTK 57/1 uyarınca gereksiz yere incitici beyan niteliğinde haksız rekabet teşkil eder.

Ele alınan sorunlar

Asıl davada zamanaşımı def'i → ret

İddia: Davalı-karşı davacı, davacının talebinin 1, 3 ve 5 yıllık zamanaşımı süreleri yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki sözleşme 01/08/2003 tarihinde sona ermiş, ancak ticari ilişki 22/09/2005 tarihine kadar fiilen devam etmiştir. Davacının talebi protokole dayandırdığı prim alacağına ilişkin olup dava BK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir; bu nedenle zamanaşımına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl davada davalının yetkisiz para tahsilatı iddiası ve maddi zarar → ret

İddia: Davacı-karşı davalı, davalının pazarlama yetkisi dışında sigorta şirketlerinden yetkisiz para tahsilatı yaptığını, tahsil ettiği primleri kendisine aktarmadığını ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Protokol ile davacı pazarlama yetkisini davalıya vermiş olup, davalının tahsil ettiği tüm primleri davacıya aktaracağına ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Davalının işlevi davacının ürününün pazarlanmasıdır; mini onarım hizmeti hasar hâlinde verilmekte, davacı bu hizmetin bedelini davalıdan almaktadır. Sigorta şirketi, sigortalı, davacı ve davalı arasında devam eden bir organizasyon ilişkisi bulunmakta olup, davacı kendi hizmetinin bedelini aldığına göre davalının sigorta şirketinden aldığı ücretlerin bir kısmını daha talep etme hakkı yoktur; aksinin kabulü davalının bu organizasyonda gelir elde etmeden yer aldığının kabulüne yol açar. Bu çerçevede bilirkişi raporlarındaki zarar hesaplarının hukuki bir kıymeti bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı davada süresiz ileri sürülen zamanaşımı defi → tartışılmadı

Gerekçe: Karşı davaya cevap dilekçesinin süresinde olmadığı gözetilerek süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı definin reddine karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı davada sözleşme sonrası verilmeyen hizmet nedeniyle maddi zarar iddiası → ret

İddia: Karşı davacı, sözleşme sona erdikten sonra karşı davalı tarafından verilmeyen ancak sigorta şirketlerine taahhüt edilen onarım hizmetinin başka hizmet sağlayıcılardan temin edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Karşı davacı, karşı davalıdan almadığı hizmeti başkalarından almak zorunda kaldığını ve bu nedenle daha fazla bedel ödediğini ileri sürmemiş; üçüncü kişilerden daha fazla bir bedelle hizmet sağlandığı veya bu nedenle kazanç kaybına uğranıldığı belirlenememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı davada ihtarnamelerin haksız rekabet (gereksiz yere incitici beyan) oluşturup oluşturmadığı → kabul

İddia: Karşı davacı, karşı davalının dava dışı sigorta şirketlerine gönderdiği ihtarnamelerde kendisi hakkında yanıltıcı ve güven sarsıcı ifadelerde bulunarak haksız rekabette bulunduğunu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sözleşmeleri feshettiğini ve maddi-manevi zarara uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Gereksiz yere incitici beyan, içeriği doğru olsa bile ölçüsüz biçimde ve amacını aşarak kişi veya faaliyetleri hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır; amacın aşılmasıyla gerçek dahi olsa açıklama gerçeğe ters hâle gelir. Bir açıklamanın yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekline göre belirlenir. Karşı davalının dava dışı sigorta şirketlerine gönderdiği ihtarnamelerde, protokolün süresi bitmesine rağmen taraflarca fiilen uygulanmaya devam edilen bir ticari ilişki mevcut olduğu halde, karşı davacı ile aralarında sözleşme bulunmadığı imasında bulunulmuş ve bu durum muhatap sigorta şirketi tarafından karşı davacının yetkisi olmadan sözleşme imzaladığı ve kendilerini aldattığı şeklinde algılanmıştır. Bu ihtarlar, eTTK 57/1. madde uyarınca başkalarının faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek fiilini oluşturmaktadır; dolayısıyla karşı davalının eylemi haksız rekabet teşkil etmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat miktarının belirlenmesi → kısmi kabul

Gerekçe: Karşı davacı, haksız rekabet eylemleri ve taahhüt edilen hizmetin verilmemesi nedeniyle iki ayrı maddi tazminat talebini ayrıştırmadığından, talebin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü gerekir. Karşı davalının eTTK 57/1 maddesine uygun eylemi haksız rekabet teşkil ettiğinden ve ... Sigorta AŞ tarafından sözleşmenin feshedildiği gözetilerek 5.000-TL maddi zarara uğranıldığının kabulü gerekir. Haksız rekabet eylemi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan maddi zarar yanında manevi zarara da uğranıldığının kabulü gerekir ve 20.000-TL manevi tazminatın bu zararı giderebileceği kanaatine varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İhtarname içeriğinin, gerçek olsa da amacını aşarak fiilen devam eden ticari ilişkinin varlığını gizleyip karşı tarafın kötü niyetli olduğu algısını yaratması hâlinde eTTK 57/1 (gereksiz yere incitici beyan) kapsamında haksız rekabet oluşturacağına ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir; ayrıca sözleşme süresi bitmesine rağmen fiilen uygulanmaya devam edilen ticari ilişkide tarafların yükümlülüklerinin fiili uygulamaya göre yorumlanması gerektiğine dair değerlendirme de emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Ticari tellallık sözleşmesine dayanan prim alacağı talebi BK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari tellallık sözleşmesi zamanaşımı defi haksız rekabet gereksiz yere incitici beyan maddi tazminat manevi tazminat eTTK 57/1 kısmi dava

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — eTTK 100eTTK 57/1eTTK 55/(1)-a-1 · BK — BK 125 · 6103 Sayılı Kanun — 6103 Sayılı Kanun 2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/213

KARAR NO 2022/825

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/02/2019

NUMARASI 2014/316 Esas 2019/214 Karar

DAVA

Tazminat

KARŞI DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/06/2022

Asıl ve karşı davanın reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti.'nin merkezi ABD'de bulunan ... Ltd. Şti'nin Türkiye Mümessili ve Ana lisansörü olduğunu, 19/07/2002 tarihinde "mini hasar hizmetlerinin" pazarlanması gayesiyle davalı ... A.Ş. ile münhasırlık içeren "... İşbirliği Protokolü"nün imzalandığını, protokolde davalı ... Hiz. A.Ş.'nin müvekkili lehine münhasıran mini hasar hizmetlerinin pazarlama hizmetini yürüteceğini, davalıya para tahsilatı yetkisi verilmemesine rağmen davalının müvekkili adına para tahsilatı yaptığını, davalı ... A.Ş.'nin kasko poliçeleri kapsamında mini onarımlar için kendisine başvuruda bulunan müşterileri davacı ... Tic. Ltd. Şti.'ne bildirmediğinin tespiti üzerine dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne ihtarname çekildiğini, verilen şifahi cevapta kasko poliçelerinde mini hasar onarımının bulunduğunun beyan edildiğini, dolayısıyla dava dışı birlik ...

Sigorta A.Ş.'nin 2002-2006 yıllarına ait sigorta poliçelerinin incelenmesinin neticesinde ... Markasına ait mini onarım hizmetlerine de yer verildiğinin görüleceği, dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne davacı ...Ltd. Şti. tarafından satılmadığı ve para tahsilatı da yapılmadığı anlaşılan işlerle ilgili olarak davalı ... A.Ş.'nin yetkisiz para tahsilatı yaptığını,tahsilatları müvekkiline bildirmediğini, aynı şekilde dava dışı ... Sigorta A.Ş.'nin 2002-2006 yıllarına ait poliçeleri de incelendiğinde davacıya ait hizmetlerin kasko poliçeleri kapsamında satıldığının anlaşılacağını, davalı tarafından sigorta şirketlerine satılan ve yetkisiz şekilde tahsilat yapılan hizmetlerden dolayı davacının zarara uğradığını ve tazmini için bu davayı açtıklarını, davacının uğradığı 80.000-TL'lik maddi zararın kısmi dava olarak 7.500-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili 15/05/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; 6100 Sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden önce açtıkları alacak davasını belirsiz alacak davasına dönüştürdüklerini, bedel artırım talebini içeren ıslah dilekçelerini sunmak ve eksik harcı yatırmak üzere süre verilmesini talep etmiştir.

ASIL DAVADA CEVAP

Davalı vekili, dava konusu 19/07/2002 tarihli sözleşmenin 01/08/2003 tarihi itibariyle kendiliğinden son bulduğunu, bu tarihten sonraki ilişkilerin sözleşme kapsamı dışında kaldığını, davacı tarafın talebinin 5 yıllık zamanaşımı süresi yönünden, 1 ve 3 yıllık zamanaşımı süreleri yönünden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra da her bir hizmet için fatura karşılığı ödeme yapmak suretiyle ticari ilişkinin devam ettiğini, davacının hizmet alanı ile ilgili olarak kendisine müracaat eden veya kendisinin organize ettiği her bir müşteri için davalının davacıdan hizmet talep ettiğini, karşılığını ödediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacının hizmet paketleri konusunda aktif pazarlama yapmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmenin 5.

paragrafının davacı tarafça açıkca kabul edildiğini, taahhüt altına girenin davacı şirket olduğunu, davalı şirketin sözleşme konusunu münhasıran davacı şirkete yönlendirme zorunluluğunun bulunmadığını, davalı şirketin hizmet paketlerinin satışında serbestçe hareket edebileceğine ilişkin hükmün yoruma ihtiyaç bırakmadığını, davacının tazminat talebinin açıklayabilmesi için öncelikle zararın varlığını kanıtlaması gerektiğini, davalı şirketin dava dilekçesinde iddia edilen şekilde sigorta şirketleri ile olan ilişkisi nedeniyle davacıya karşı hiçbir taahhüdünün bulunmadığını, gerek sözleşmeye gerekse de taraflar arasındaki ilişkiye göre davalı şirketin davacı şirkete müşterilerini açıklama tüm müşterilerine mini hasar hizmetini yönlendirme zorunluluğu olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.

KARŞI DAVA

Davalı- karşı davacı vekili, taraflar arasında 19/07/2002 tarihinde imzalanan sözleşme ile 01/08/2002 tarihinde başlayıp 01/08/2003 tarihinde son bulan ve bu tarihten sonra da 2005 senesine kadar fiilen devam eden ticari ilişkide, davalı- karşı davacı şirketin davacı-karşı davalı şirkete yönlendireceği müşterilerine mini hasar hizmeti verileceğini, verilen her hizmet karşılığında fatura karşılığı ödeme yapılacağını, 01/08/2003 tarihli sözleşme konusu ilişki 2005 yılına kadar sözlü mutabakat uyarınca devam ettiğini, taraflar arasında ilk baştan beri var olan fiili uygulama davacı- karşı davalının verdiği bir hizmeti faturalandırması, karşı davacının da fatura bedelini ödemesi gerektiğini, davacının ,davalı- karşı davacı şirketin asistan hizmeti verdiği ...

Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ne yaptığı girişimleri neticesinde, sigorta şirketleri davalı- karşı davacı ile olan sözleşmelerini feshettiklerini, davacı- karşı davalının ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye Ankara ... Noterliği'nden 07/07/2005 tarih, ... ve ... yevmiye sayılı ihtarnameler gönderdiğini, ihtarnamenin sözleşmeye dayanmadığını, davacı- karşı davalı şirketin hizmet vermek zorunda olduğu ancak yapmadığı bütün hizmetleri davalı- karşı davacının yapmak zorunda kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile karşı davanın kabulü ile belirsiz alacak davası ile 10.000-TL maddi, 50.000-TL manevi tazminatın karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi işletilerek karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVADA CEVAP

Davacı- karşı davalı vekili, verdiği cevap süresinde olmadığından HMK m.128 kapsamında iddia olunan vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, tarafların zaman aşımı def'i, taraflar arasındaki ilişkinin 2005 yılına kadar devam ettiğinin tarafların kabulünde olduğu ve sözleşmeden kaynaklı ihtilafta zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi reddedilmiştir. Asıl davada; davalı- karşı davacı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra da her bir hizmet için fatura karşılığı ödeme yapmak suretiyle ticari ilişkinin devam ettiği, davacının hizmet alanı ile ilgili olarak kendisine müracaat eden veya kendisinin organize ettiği her bir müşteri için davalının davacıdan hizmet talep ettiği, karşılığını ödediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacının hizmet paketleri konusunda aktif pazarlama yapmayacağını kabul ve taahhüt ettiği, davalı şirketin sözleşme konusu hizmeti münhasıran davacı şirkete yönlendirme zorunluluğunun bulunmadığı, davalı şirketin dava dilekçesinde iddia edilen şekilde sigorta şirketleri ile olan ilişkisi nedeniyle davacıya karşı hiçbir taahhüdünün bulunmadığı, gerek sözleşmeye gerekse de taraflar arasındaki ilişkiye göre davalı şirketin davacı şirkete müşterilerini açıklama tüm müşterilerine mini hasar hizmetini yönlendirme zorunluluğu olmadığı ve maddi zarar iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine karar verilmiştir.

Karşı dava yönünden; ... şirketinin 19/07/2002 tarihli protokolün 2. ve 6. maddesinde yer alan taahhüt ve yükümlülüklerini ihlal ettiği ve bu ihlal nedeniyle ve ...'in ... tarafından verilmesi gerektiği halde verilmemiş onarım hizmeti nedeniyle kendisinin bu hizmetleri yapmasından dolayı yaptığı giderlerden kaynaklı uğradığı maddi zararını ispatlayamadığından yine davacı tarafın dava dışı sigorta şirketlerine yönelik çektiği ihtarnamelerin veya salt sözleşmeye aykırı hareketin tek başına davalı- karşı davacının ticari itibarını zedeleyeceği anlamına gelmeyeceğinden ve davalı-karşı davacı tarafın davacı- karşı davalının eyleminden dolayı maddi zarara uğradığının ispatlanamadığı,taraflar arasındaki protokol kapsamında davacı- karşı davalı tarafın davalı- karşı davacı şirketin ticari itibarını zedeleyecek nitelikte bir eyleminin bulunmaması ve davalı- karşı davacı şirketin manevi zararının ve manevi tazminat koşullarının oluştuğuna dair dosya kapsamı itibariyle yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı/ karşı davalı vekili; müvekkilinin 11 yıldır hakkına erişemediğini, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini,gerekçede yer alan değerlendirmelerin dosyaya giren tüm bilirkişi raporlarındaki belirlemelerin tam aksine olduğunu, 08/09/2011 tarihli bilirkişi raporunun iddialarını net bir şekilde tespit ettiğini, davalı şirket, davacı şirket tarafından verilen mini onarım hizmetinin pazarlamasını yürüttüğünden, aralarındaki anlaşma doğrultusunda, sigorta şirketlerinden aldığı primi, müvekkiline aktarması gerektiğinin tespit edildiğini, sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin hizmet karşılığı olduğunu, hizmetin ise müvekkili tarafından verildiğinin tartışmasız olduğunu, elde edilecek gelirin miktarı ve büyüklüğü belli olmadığından davalı / karşı davacı şirkete ödenecek komisyon miktarı (Tellaliye) protokol'ün imzalandığı tarihte belirlenmediğini, hangi sigorta şirketleri ile ''...

Mini Hasar servisi'' ürünü ile ilgili sözleşme yapılacağı anlaşıldıktan sonra ve ancak sigorta şirketi ile anlaşma imzalamadan hemen önce, yapılması uygun olacak, ek protokollerle komisyon (tellaliye) ücretinin belirlenmesinin TTK 103 madde kapsamında kararlaştırıldığını, davalı/karşı davacının protokolün 6.maddesini ihlal ederek tahsil ettiği primleri müvekkili şirkete aktarmadığını, müvekkilinin bilgisi olmadan bir takım sözleşmeler imzaladığını, davalı tarafından sunulan 17 adet faturanın müvekkiline ödenen toplam tutarı göstermediğini, bunların belirli mini hasar teminat kapsamının üstüne çıkan, limit aşımı miktarlarına istinaden kesilen faturalar olduğunu, davalı şirketin, yetkisi olmadan ve müvekkilinin adını kullanarak üçüncü kişiler ile yaptığı sözleşmelerden haksız olarak gelir elde ettiğini, karşı davanın reddine yönelik ilamın onanmasını, asıl davanın reddine yönelik ilamın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı/ karşı davacı vekili; asıl dava yönünden esas yönünden haksız ve mesnetsiz bulunan davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, karşı dava yönünden karşı davalının gerçek dışı ve yersiz itham ve isnatlarda bulunduğunu, haksız rekabet teşkil eden kötüniyetli eylemlerini devam ettirdiğini, bunun sonucunda müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde olduğu her iki sigorta şirketinin de sözleşmeleri feshettiğini, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını,karşı davalının müvekkili şirketi haberdar etmeden doğrudan bazı sigorta şirketlerine aktif pazarlama yaptığını, oysaki 19/07/2002 tarihli protokolde hizmet paketleri konusunda aktif pazarlama yapmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, manevi tazminata ilişkin vekalet ücretinin hatalı olduğunu, hükmedilmesi halinde maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, asıl dava yönünden davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine, karşı dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl Dava; taraflar arasındaki ticari tellallık sözleşmesi uyarınca; davalının, dava dışı sigorta şirketlerinden para tahsil yetkisi olmadığı halde, kasko poliçe başvurularını alıp davacıya bildirmediği ve davacıya ödenmesi gereken paraları tahsil ettiğine dair davacı iddiası ile; davacının 800.000-TL maddi zararının 7.500-TL'sinin kısmi dava olarak dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazmini istemine ilişkindir. Karşı Dava; karşı davacı tarafından dava dışı sigorta şirketlerine verilen, davacıdan alınan mini hasar hizmetleri lisans tanıtımı, pazarlaması işlemleri ile birlikte karşı davacının sözleşme haricinde asistanslık destek yardım işlerinin, hizmet verilen dava dışı sigorta şirketlerine karşı davalı tarafından gönderilen ihtarnameler neticesinde sona erdirilmesi, karşı davalının aktif pazarlama yapması sonucunda kazançtan mahrum kaldıkları ve haksız rekabetin bulunduğu iddiası ile;

haksız rekabetin tesbiti ile 10.000-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tazmini istemi ile, ticari itibarın zedelendiği iddiası ile;

50. 000-TL manevi tazminatın tahsiline ilişkindir. Taraflar arasındaki 19.07.2002 tarihli 1 yıllık sözleşmenin 01.08.2003 tarihinde sona erdiği ancak taraflar arasındaki ticari faaliyet sürecinin 22.09.2005 de sona erdiği gözetilerek ve asıl ve karşı dava tarihleri göz önüne alındığında uyuşmazlığın çözümü, 6103 Sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca 6762 sayılı eTTK hükümleri ile 818 sayılı eBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sözleşmenin kurulduğu tarih itibarı ile yürürlükte bulunan eTTK'nın 100'ncü maddesinde ticaret işleri tellallıgı, "Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır.

Davacı- karşı davalının ana lisansörü ve mümessili olduğu ... & ... markası hizmetlerinden mini hasar hizmetlerinin, dava dışı ... Sigorta AŞ ve ... (...) Sigorta AŞ'ye tanıtımı ve pazarlanmasının 19.07.2002- 01.08.2003 tarihli sözleşme ile davalı- karşı davacı tarafından üstlenildiği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 22.09.2005 tarihine kadar fiilen devam ettiği çekişmesizdir. Davalı- karşı davacı tarafından, müşterilere adı geçen sigorta şirketlerince düzenlenen kasko sigorta poliçelerinde risk gerçekleştiğinde ... markası ile sunulan mini hasar onarım hizmetinin sağlanacağı taahhüt edilmiştir.Davacının talebi dosyaya sunulan protokole dayandırdığı prim alacağına ilişkin olup, dava BK'nın 125.maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğundan davalı karşı davacı vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Taraflar arasında ki ticari ilişkinin , davalı tarafından sigorta şirketlerine pazarlaması yapılan davacıya ait hizmet paketinin düzenlenen poliçe bazında tahakkuk eden priminin davalı tarafından tahsil edildiği, davacının hizmet bedelinin de davacıya (onarım bedelleri) davalı tarafından ödendiği ,taraflarca sözleşme hükümlerinin bu şekilde yorumlanıp uygulandığı; davacının verdiği onarım hizmetinin bedelini davalıdan aldığı da şüphesizdir. Asıl davada; davacı taraf her ne kadar davalı tarafın yetkisi olmadığı halde davacı adına para tahsili yaptığını bu nedenle zarara uğradığını iddia etmiş ise de; protokl ile davacı, pazarlama yetkisini davalıya verdiği açık olup, davalının dava dışı kişilerden tahsil ettiği bütün primleri davacıya aktaracağı hususunda bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır.

Davalı- karşı davacının işlevi davacının ürününün pazarlanması olup, poliçede hasar halinde verileceği taahhüt edilen mini onarım hizmetinin her poliçede verilmesi sözkonusu olmayıp hasarın gerçekleştiği hallerde davacıdan mini onarım hizmeti alındığı anlaşılmaktadır.Onarım hizmeti veren davacının hizmet verdiği hallerde bedelini alacağı ve aldığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Onarım hizmeti vermediği hallerde de bir ücret talep ediyorsa işin doğası gereği , bunun sözleşmede açıkça kararlaştırılması gerekmektedir. Davalı-karşı davacı hasar hallerinde hasara uğrayan araçlara mini onarım hizmeti vereceğini sigorta şirketine taahhüt etmiş,sigorta şirketi de hasar halinde mini onarım hizmetinin poliçeye dahil olduğunu sigortalı müşterisine taahhüt etmişlerdir.Davalı şirket, sigorta şirketlerine davacının aracılığı ve taahhüdüyle hizmeti vermiş,davacı-karşı davalıya aldığı hizmetin bedelini bu bedelden karşılayarak ödemiş, böylelikle sigorta şirketi ,sigortalı ,davacı ve davalı arasında devam eden bir organizasyon gerektiren bir ilişki sağlanmıştır.Davacı ;

davalıya karşı taahhüt ettiği hizmetin bedelini de aldığına göre sigorta şirketinden davalının aldığı ücretlerin bir kısmını daha talep hakkının bulunmadığı açıktır. Aksinin kabulü davalı-karşı davacının gelir elde etmeden bu organizasyonda yer aldığının kabulüne yol açacaktır.Davacının da verdiği onarım hizmetinin karşılığını aldığı ,daha çok müşteri kitlesine ulaşmayı amaçlayarak bu organizasyona dahil olduğu anlaşılmaktadır.Ticari ilişki ve protokol hükmü değerlendirildiğinde bilirkişi raporlarında yapılan zarar hesaplarının da hukuki bir kıymeti bulunmamaktadır. Bilirkişilerce yapılan hesaplamaların da çelişki teşkil ettiğinden söz edilemeyeceğinden davacı -karşı davalı vekilinin asıl davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Karşı davada; karşı davacı tarafından sözleşme sonlandıktan sonra karşı davalı tarafından verilmeyen ancak sigorta şirketlerine taahhüdü bulunduğundan başka hizmet verenlerden temin edilen onarım hizmeti nedeniyle uğradığı zararını tazmini ile davacının pazarlama yasağını ihlal etmesi iddiasına dayalı maddi tazminat talep edilmiştir. Karşı davacı;karşı davalıdan almadığı başkalarından almak zorunda kaldığı hizmetin bedelini ödediğini ileri sürmemektedir. Karşı davacı tarafından ;karşı davalının üçüncü kişilerden daha fazla bir bedelle bu hizmetin sağlandığı, davacının ihlali nedeniyle kazanç kaybına uğradığı ise belirlenememiştir. Karşı davada; karşı davaya cevap dilekçesinin süresinde olmadığı gözetilerek süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı defiinin reddine karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.

Karşı davacı ;karşı davalının sigorta şirketlerine çektiği ihtarnameler nedeniyle sözleşmelerin fesih edildiğini ,maddi ve manevi zarara uğradığını da ileri sürmüştür.Gereksiz yere incitici beyan, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır.

Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması halinde açıklama; TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. Bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (YHGK'nın 2017/2475Esas- 2021/246Karar sayılı 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).

Haksız rekabet iddiaları bakımından karşı davalı tarafından üçüncü şahıs sigorta şirketlerine gönderilen ihtarnameler içeriğinin gereksiz yere incitici beyan olup olmadığının üzerinde durulmalıdır. Somut olayda, karşı davacı, karşı davalının kendi müşterilerine gönderdiği bildirimlerde kendisi hakkında yanıltıcı ve güven sarsıcı ifadelerde bulunduğunu böylece haksız rekabette bulunduğunu iddia etmiştir. Karşı davalının, dava dışı sigorta şirketlerine gönderdiği7 temmuz 2005 tarihli ihtarnamelerde kasko poliçelerinde yer alan ... Mini Hasar Servisi'nin poliçe teminatı kapsamına alınabilmesi için kendisi ile doğrudan imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını,anılan servis hizmetlerinin alınması için karşı davacı ile sözleşme imzalanıp imzalanmadığının ,imzalanmış ise hangi şart ve sürelerle imzalandığı,ne miktar ödeme yapıldığı hususlarında bilgi istendiği,aksi halde uğradıkları ve uğrayacağı zararların tazmini talebinde bulunacağını bildirmiştir.

Bu ihtarnameden sonra ... Sigorta AŞ ;2 ağustos 2005 tarihli ihtar ile ; mini onarım hizmeti taahhüt edildiği halde verilmediğinden sözleşmenin fesih edildiği, ... tarafından teşide edilen 7.7.2005 tarihli ihtarın ekli gönderildiği,ihtarnamede muhatabın lisansı olmadan şirketimizle sözleşme imzaladığını ,kendilerini aldattığını gösterdiği belirtilerek ,tebliğden itibaren 3 gün içinde lisansınızın olup olmadığının bildirilmesini istenildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere davacı tarafından keşide edilen ihtarname muhatabı sigorta şirketi tarafından karşı davacının yetkisi olmadan kendileriyle sözleşme imzalandığı , aldatıldıkları yönünde algılanmıştır.Oysa ki protokolün süresi bitmesine rağmen taraflarca uygulanmaya devam edilen bir ticari ilişki mevcut olduğu halde ,karşı davalı keşide ettiği ihtarlar ile , sigorta şirketlerine karşı davacı ile aralarında sözleşme olmadığı imasında bulunduğu, ihtarnamelerde kasko poliçelerinde yer alan ...

'nin poliçe teminatı kapsamına alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğu belirlenmiştir. Karşı davalının keşide ettiği ihtarlar ile karşı davacının faaliyetleri hakkında eTTK 57/1.maddesi uyarınca başkalarını veya onların emtiasını ,iş mahsullerini ,faaliyetleri yahut ticari işlerini yanlış,yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek fiilini teşkil ettiği sonucuna varılmaktadır. Karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte; taahhüt edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı,bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığı ise belirlenememiştir.Karşı davacı haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunmuş ,iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmamış olduğundan maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü gerekir.

Karşı davalının eTTK 57/1 maddesine uygun eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerektiğinden , ... Sigorta AŞ tarafından karşı davacının sözleşmesinin fesih edildiği gözönüne alınarak 5.000-TL maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Karşı davalının haksız rekabet eylemi sabit olduğundan ,karşı davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki haksız rekabet nedeniyle karşı davacının maddi zararı yanında manevi zarara uğradığının da kabulü gerekir.karşı davacı yararına hükmedilecek 20.000-TL manevi zararı giderebileceği kanatine varıldığından karşı davanın manevi tazminat bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı -karşı davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden reddine , davalı- karşı davacı vekilinin haksız rekabet nedeni ile maddi tazminat ile manevi tazminat talebine ilişkin istinaf nedeni bu şekli ile yerinde görülmüş ancak hata/ eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak;

karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/316 Esas 2019/214 Karar sayılı ve 19.02.2019 tarihli hükmünün, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "A-Asıl Davanın reddine, B-Karşı Davada; maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne;

5. 000-TL maddi tazminatın karşı dava tarihi olan 06.03.2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davacı/karşı davalı ... ltd....den tahsiliyle karşı davacı-davalı ...AŞ ye ödenmesine,fazlaya dair maddi tazminat isteminin reddine Manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne;

20. 000-TL manevi tazminatın karşı dava tarihi olan 06.03.2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davacı/karşı davalıdan tahsiliyle davalı/karşı davacıya ödenmesine, fazlaya dair manevi tazminat istemin reddine, " İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; Asıl dava yönünden; alınması gereken 80,70-TL maktu karar harcının peşin alınan 101,30-TL harçtan mahsubu ile artan 20,60-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı-karşı davalıya iadesine, Davacı-karşı davalı tarafça asıl davanın yargılaması sırasında yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı-karşı davacı lehine AAÜT uyarınca hesaplanan 2.725-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Birleşen dava yönünden;

alınması gereken 1.707,75-TL nispi karar ve ilam harcından yatırılan 810-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 897,75-TL'nin karşı davalı-davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan 810-TL peşin harcın davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Davalı-karşı davacı tarafından yapılan 500-TL bilirkişi ücreti, 118-TL posta masrafı olmak üzere 518-TL posta masrafının karşı davanın kabulü oranında hesaplanan 216-TL'sinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, bakiye kısmın davalı-karşı davacı üzerinde bırakılmasına, Maddi tazminat bakımından davanın kabul edilen kısmı üzerinden davalı-karşı davacı vekili için takdir olunan 5.000-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Maddi tazminat bakımından davanın reddedilen kısmı üzerinden davacı-karşı davalı vekili için takdir olunan 5.000-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, Manevi tazminat bakımından davanın kabul edilen kısmı üzerinden davalı-karşı davacı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, Manevi tazminat bakımından davanın reddedilen kısmı üzerinden davacı-karşı davalı vekili için takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı-karşı davalı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı-karşı davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı-karşı davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.02/06/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/152472 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5990 E. 2024/389 K. · Kısmen onandı, kısmen bozuldu

Hukuki ilişkiyi izaha yönelik ihtarname kötüleme sayılmaz

Gerekçe özeti

Bir tarafa yalnızca pazarlama yetkisi veren protokolde, pazarlamayı üstlenen tarafın üçüncü kişilerden tahsil ettiği bedellerin tamamını diğer tarafa aktaracağına ilişkin hüküm yoksa, hizmeti fiilen verdiği hâllerde bedelini almış olan taraf, karşı tarafın üçüncü kişilerden aldığı ücretlerin bir kısmını ayrıca talep edemez; hizmet verilmeyen hâller için de ücret istenebilmesi sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmasına bağlıdır. Protokole dayalı prim alacağı talebi on yıllık zamanaşımına tabidir. Bir teşebbüsün üçüncü kişilere gönderdiği ihtarnamenin kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturması, ihtarnamenin karşı tarafın emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini veya hizmetlerini yanlış, yanıltıcı ya da lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleyen ibareler içermesine bağlıdır; içeriği yalnızca taraflar arasındaki hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik olan ihtarname, muhatabında olumsuz bir algı doğursa dahi kötüleme sayılmaz.

Emsal değeri

Kötüleme yoluyla haksız rekabette ihtarname içeriğinin nasıl değerlendirileceği — hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik ibarelerin kötüleme sayılmaması — bakımından bağlayıcı içtihat değeri taşır; ayrıca pazarlama yetkisi veren protokolde tahsil edilen primlerin devri borcunun sözleşmesel dayanak gerektirdiği yönünde emsal niteliğindedir.

Kavramlar: haksız rekabet kötüleme ihtarname içeriğinin denetimi münhasır pazarlama yetkisi prim (tellaliye) alacağı zamanaşımı manevi tazminat ispat yükü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/5990 E.  ,  2024/389 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/213 Esas, 2022/825 Karar

DAVACI-KARŞI DAVALI : C.N.K. Otomobil ve Deri Koruma Hiz.Tic.Ltd.Şti.

vekili Avukat ...

DAVALI-KARŞI DAVACI : Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ 28.01.2009 (Asıl dava), 06.03.2009 (Karşı dava)

HÜKÜM

Asıl dava ret, karşı dava kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/316 E., 2019/214 K.

Taraflar arasındaki maddi-manevi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalının başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacının başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.01.2024. günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP

Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Dr.Vinly & Associates Ltd. Şti.'nin Türkiye mümessili ve ana lisansörü olduğunu, 19.07.2002 tarihinde "mini hasar hizmetlerinin" pazarlanması amacıyla davalı ile münhasırlık içeren "Dr.Vinly-Asist Line İşbirliği Protokolü"nün imzalandığını, protokolde davalı şirketin, müvekkili lehine münhasıran mini hasar hizmetlerini pazarlama hizmeti yürüteceğini, davalıya para tahsilatı yetkisi verilmemesine rağmen davalının müvekkili adına para tahsilatı yaptığını, davalının kasko poliçeleri kapsamında mini onarımlar için kendisine başvuruda bulunan müşterileri, davacıya bildirmediğinin tespiti üzerine dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne ihtarname çekildiğini, verilen şifahi cevapta kasko poliçelerinde mini hasar onarımının bulunduğunun beyan edildiğini, dolayısıyla dava dışı ...

Sigorta A.Ş.'nin 2002-2006 yıllarına ait sigorta poliçelerinin incelenmesinin neticesinde Dr.Vinly markasına ait mini onarım hizmetlerine de yer verildiğinin görüleceğini, dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne müvekkili tarafından satılmadığı ve para tahsilatı da yapılmadığı anlaşılan işlerle ilgili olarak davalının yetkisiz para tahsilatı yaptığını, tahsilatları müvekkiline bildirmediğini, aynı şekilde dava dışı Teb Sigorta A.Ş.'nin 2002-2006 yıllarına ait poliçeleri de incelendiğinde davacıya ait hizmetlerin kasko poliçeleri kapsamında satıldığının anlaşılacağını, davalı tarafından sigorta şirketlerine satılan ve yetkisiz şekilde tahsilat yapılan hizmetlerden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek müvekkilinin uğradığı 800.000,00 TL'lik maddi zararın şimdilik 7.500,00TL'sinin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.

II. CEVAP VE KARŞI DAVA

Davalı -karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın zamanaşımından ve esastan reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde taraflar arasında 19.07.2002 tarihinde imzalanan sözleşme ile 01.08.2002 tarihinde başlayıp 01.08.2003 tarihinde son bulan ve bu tarihten sonra da 2005 yılına kadar fiilen devam eden ticari ilişkide, müvekkilinin davacı-karşı davalıya yönlendireceği müşterilerine mini hasar hizmeti verileceğini, verilen her hizmet karşılığında da müvekkilinin fatura karşılığı ödeme yapacağını, 01.08.2003 tarihli sözleşme konusu ilişkinin 2005 yılına kadar sözlü mutabakat uyarınca devam ettiğini, taraflar arasında ... beri var olan fiili uygulamanın davacı-karşı davalının verdiği bir hizmeti faturalandırması, müvekkilinin de fatura bedelini ödemesi şeklinde olduğunu, CNK Ltd.

Şti.'nin, müvekkilinin asistan hizmeti verdiği TEB Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ne yaptığı girişimleri neticesinde sigorta şirketlerinin müvekkili ile olan sözleşmelerini feshettiklerini, CNK Ltd.Şti.'nin TEB Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye 07.07.2005 tarihli ihtarnameleri gönderdiğini, CNK Ltd. Şti.'nin ihtarnamede müvekkili ile olan sözleşmeden bahsetmediğini, poliçelerde yazılı olan Dr. Vınly mini hasar teminatı alınabilmesi için kendileri ile sigorta şirketleri arasında yapılmış bir sözleşmenin bulunmadığını bildirildiğini, müvekkilini, anılan sigorta şirketleri karşısında ... dışı beyanda bulunan yanıltıcı aldatıcı davranışlar sergileyen bir şirket konumuna düşürdüğünü, müvekkilinin ticari itibar kaybına uğradığını, CNK Ltd.

Şti.'nin vermek zorunda olduğu ancak yapmadığı bütün hizmetleri müvekkilinin yapmak zorunda kaldığını, müvekkiline haber vermeden bazı sigorta şirketlerine doğrudan pazarlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleme ve bunun sonucunda sözleşmelerin feshine neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ilişkinin 2005 yılına kadar devam ettiğinin tarafların kabulünde olduğu ve sözleşmeden kaynaklanan ihtilafta zamanaşımı süresinin dolmadığı, asıl davada davalı-karşı davacı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra da her bir hizmet için fatura karşılığı ödeme yapmak suretiyle ticari ilişkinin devam ettiği, davacının hizmet alanı ile ilgili olarak kendisine müracaat eden veya kendisinin organize ettiği her bir müşteri için davalının davacıdan hizmet talep ettiği, karşılığını ödediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacının hizmet paketleri konusunda aktif pazarlama yapmayacağını kabul ve taahhüt ettiği, davalı şirketin sözleşme konusu hizmeti münhasıran davacı şirkete yönlendirme zorunluluğunun bulunmadığı, davalı şirketin dava dilekçesinde iddia edilen şekilde sigorta şirketleri ile olan ilişkisi nedeniyle davacıya karşı hiçbir taahhüdünün bulunmadığı, gerek sözleşmeye gerekse de taraflar arasındaki ilişkiye göre davalı şirketin davacı şirkete müşterilerini açıklama, tüm müşterilerine mini hasar hizmetini yönlendirme zorunluluğu olmadığı ve maddi zarar iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden, CNK Ltd.

Şti.'nin 19.07.2002 tarihli protokolün 2. ve 6. maddesinde yer ... taahhüt ve yükümlülüklerini ihlal ettiği, bu ihlal nedeniyle ve Al Servis'in C.N.K tarafından verilmesi gerektiği halde verilmemiş onarım hizmeti nedeniyle kendisinin bu hizmetleri yapmasından dolayı yaptığı giderlerden kaynaklı uğradığı maddi zararını ispatlayamadığı, yine davacı tarafın dava dışı sigorta şirketlerine yönelik çektiği ihtarnamelerin veya salt sözleşmeye aykırı hareketin ... başına davalı-karşı davacının ticari itibarını zedeleyeceği anlamına gelmeyeceği, davalı-karşı davacının, CNK Ltd.Şti.'nin eyleminden dolayı maddi zarara uğradığını ispatlamadığı, karşı davacının manevi zararının ve manevi tazminat koşullarının oluştuğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve karşı davanın reddine verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçede yer ... değerlendirmelerin tüm bilirkişi raporlarındaki belirlemelerin tam aksine olduğunu, 08.09.2011 tarihli bilirkişi raporunun iddialarını net bir şekilde tespit ettiğini, davalı şirket, müvekkilince verilen mini onarım hizmetinin pazarlamasını yürüttüğünden, aralarındaki anlaşma doğrultusunda, sigorta şirketlerinden aldığı primi, müvekkiline aktarması gerektiğini, sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin hizmet karşılığı olduğunu, hizmetin ise müvekkili tarafından verildiğini, elde edilecek gelirin miktarı ve büyüklüğü belli olmadığından davalı/karşı davacı şirkete ödenecek komisyon miktarı (Tellaliye) protokolün imzalandığı tarihte belirlenmediğini, hangi sigorta şirketleri ile ''Dr.

Vinyl Mini Hasar servisi'' ürünü ile ilgili sözleşme yapılacağı anlaşıldıktan sonra ve ancak sigorta şirketi ile anlaşma imzalamadan hemen önce, yapılması uygun olacak, ek protokollerle komisyon (tellaliye) ücretinin belirlenmesinin 6762 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi kapsamında kararlaştırıldığını, davalı/karşı davacının protokolün 6. maddesini ihlal ederek tahsil ettiği primleri müvekkiline aktarmadığını, müvekkilinin bilgisi olmadan sözleşmeler imzaladığını, davalı tarafından sunulan 17 adet faturanın müvekkiline ödenen toplam tutarı göstermediğini, bunların belirli mini hasar teminat kapsamının üstüne çıkan, limit aşımı miktarlarına istinaden kesilen faturalar olduğunu, davalı şirketin üçüncü kişiler ile yaptığı sözleşmelerden haksız gelir elde ettiğini ileri sürerek asıl davada verilen karraın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, karşı dava yönünden, CNK Ltd. Şti.'nin protkole aykırı ve haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, sigorta şirketleri müvekkili ile olan sözleşmeleri feshettiğini, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini, karşı davalının protokole aykırı şekilde bazı sigorta şirketlerine aktif pazarlama yaptığını, manevi tazminata ilişkin vekalet ücretinin hatalı olduğunu, hükmedilmesi halinde maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin protokole dayalı prim alacağına ilişkin olup dava 818 sayılı Kanun'nun 125 ... maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğundan davalı-karşı davacı vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmediği, asıl davada; davacı taraf her ne kadar davalı tarafın yetkisi olmadığı halde davacı adına para tahsili yaptığını bu nedenle zarara uğradığını iddia etmiş ise de protokol ile davacının, pazarlama yetkisini davalıya verdiği açık olup, davalının dava dışı kişilerden tahsil ettiği bütün primleri davacıya aktaracağı hususunda bir sözleşme hükmü bulunmadığı, davalı- karşı davacının işlevi, davacının ürününün pazarlanması olup poliçede hasar halinde verileceği taahhüt edilen mini onarım hizmetinin her poliçede verilmesi söz konusu olmayıp hasarın gerçekleştiği hallerde davacıdan mini onarım hizmeti alındığının anlaşıldığı, onarım hizmeti veren davacının hizmet verdiği hallerde bedelini alacağı ve aldığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, onarım hizmeti vermediği hallerde de bir ücret talep ediyorsa bunun sözleşmede açıkça kararlaştırılması gerektiği, davalı şirketin sigorta şirketlerine davacının aracılığı ve taahhüdüyle hizmet verdiği, davacı-karşı davalıya aldığı hizmetin bedelini bu bedelden karşılayarak ödediği, böylelikle sigorta şirketi, sigortalı, davacı ve davalı arasında devam eden bir organizasyon gerektiren bir ilişki sağlandığı, davacı;

davalıya karşı taahhüt ettiği hizmetin bedelini de aldığına göre sigorta şirketinden davalının aldığı ücretlerin bir kısmını daha talep hakkının bulunmadığı, ticari ilişki ve protokol hükmü değerlendirildiğinde bilirkişi raporlarında yapılan zarar hesaplarının hukuki bir kıymetinin bulunmadığı, asıl davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, karşı davada, karşı davalının hizmeti vermemesi nedeniyle üçüncü kişilerden daha fazla bir bedelle bu hizmetin sağlandığı, karşı davalının ihlali nedeniyle kazanç kaybına uğradığının belirlenemediği, CNK Ltd.Şti.'nin ihtarından sonra TEB Sigorta A.Ş.'nin karşı davacıya ihtarname gönderere lisansının olup olmadığının bildirilmesini istediği, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin muhatabı sigorta şirketi tarafından karşı davacının yetkisi olmadan kendileriyle sözleşme imzalandığı, aldatıldıkları şeklinde algılandığı, oysa protokolün süresi bitmesine rağmen taraflarca uygulanmaya devam edilen bir ticari ilişki mevcut olduğu halde, karşı davalının keşide ettiği ihtarlar ile sigorta şirketlerine karşı davacı ile aralarında sözleşme olmadığı imasında bulunduğu, ihtarnamelerde kasko poliçelerinde yer ...

Dr. VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe teminatı kapsamına alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği ihtarlar ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabet yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte taahhüt edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü gerektiği, karşı davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul ediliğinden TEB Sigorta A.Ş.

tarafından karşı davacının sözleşmesinin feshedildiği gözetildiğinde 5.000,00 TL maddi zarara uğradığının kabulü gerektiği, karşı davacının manevi zararının 20.000,00 TL taktir edildiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davada maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin sözleşmeyi hatalı değerlendirdiğini, müvekkili tarafından sigorta şirketlerine gönderilen ihtarlarda incitici, yanıltıcı ibareler bulunmadığını, hak arama ve bilgi edinme amacıyla gönderildiğini, müvekkilinin ihtarı nedeniyle davalı-karşı davacı ile sigorta şirketlerinin ilişkisinin sona erdiği iddiasının yerinde olmadığını, TEB Sigorta A.Ş.'nin ihtarı 30.05.2005 olup, müvekkilinin ihtarının 07.07.2005 tarihli olduğunu, davalı- karşı davacının sözleşmenin 6 ncı maddesi hükmünü ihlal ettiğini, 08.09.2011 tarihli raporda müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu, kaç adet poliçe düzenlendiğinin söz konusu sigorta şirketlerinden sorulup celp edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki protokol uyarınca davalı-karşı davalının sigorta şirketlerinden aldığı primi müvekkiline aktarması gerektiğini, 13.09.2013 tarihli raporda da müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu, davalı-karşı davacının münhasır yetkisinin, müvekkilini sigorta şirketleri ile sözleşme yapması için tanıtmak ve faaliyetlerini pazarlamak olduğunu, davalının müvekkili adına üçüncü kişiler ile sözleşme yapmak ve onun adına para tahsil etmek yetkisi bulunmadığını;

ancak davalının bu yönde hareket ettiğini, taleplerinin özünün, davalı şirketin, yetkisi olmaksızın ve müvekkilinin adını kullanarak üçüncü kişiler ile yaptığı sözleşmelerden haksız olarak elde ettiği gelirin, gerekirse kendi rayiç tellaliye komisyonu düşüldükten sonra, taraflarına iadesi olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve karşı davada tarafların tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 ... maddesi

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyizleri, davalı-karşı davalı Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik temyiz itirazları ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti. vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6762 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca, aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali haksız rekabet olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek..." fiilleri haksız rekabet olarak sayılmıştır.

3.Bölge Adliye Mahkemesince, karşı davalı CNK Ltd. Şti.'nin, sigorta şirketlerine keşide ettiği ihtarlar ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen haksız rekabet fiilini işlediğinden bahisle karşı davada maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti.'nin sigorta şirketlerine gönderdiği 07.07.2005 tarihli ihtarnamelerin içeriği incelendiğinde; davalı-karşı davacı Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş.'nin emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini, hizmetlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemeye dair ibarelerin bulunmadığı, aksine CNK Ltd.

Şti. ile Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. arasındaki hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik ibareler içerdiği bu nedenle de haksız rekabet yaratmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince karşı davalı CNK Ltd. Şti.'nin eyleminin haksız rekabet teşkil etmediği kabul edilerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, karşı davaya ilişkin kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyizlerinin, davalı-karşı davacı Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik temyiz itirazları ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2 ve 3 no.lu bentte açıklanan sebeplerle karşı dava yönünden BOZULMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.