6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefilin gayrı nakdi kredi ve teminat mektubu komisyonundan sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/177 E. 2023/64 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi Kefaleti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinde kefillerin, müşterinin bankaya borçlandığı ve borçlanacağı tutarları, banka tarafından müşteri lehine verilen teminat mektubu veya diğer gayrı nakdi kredileri müteselsil kefil olarak tekeffül ettiklerine dair açık hüküm bulunması halinde, kefil gayrı nakdi kredi (teminat mektubu depo) borcundan sorumludur. Teminat mektubu komisyon bedeli ve buna işleyen faiz, gayrı nakit alacak değil nakit alacak niteliğinde olduğundan, kefilin gayrı nakdi kredi borcundan sorumlu olacağına ilişkin sözleşme hükmünün varlığı veya yokluğu bu alacağın kefilden talep edilmesine engel değildir; kefil, sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığından bu nakit alacaktan da sorumludur.

Ele alınan sorunlar

Kefilin gayrı nakdi kredi (teminat mektubu depo) borcundan sorumluluğu → kabul

İddia: Davacı vekili, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalının, genel kredi sözleşmeleri sebebiyle verilen teminat mektuplarından ve bunların depo talebinden sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun sözleşmelerden doğduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kefalet limitinin belirli olması gerekir; somut olayda kefalet sözleşmeleri kanuni şartlara uygun düzenlenmiş olup davalı kefilin kefaleti geçerlidir. Kefillerin gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulabilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu hususta açık hüküm bulunması gerekir. Somut olayda genel kredi sözleşmelerinin 19. maddesinde kefillerin, müşterinin bankaya borçlandığı ve borçlanacağı tutarları, banka tarafından müşteri lehine verilen teminat mektubu veya diğer gayrı nakdi kredileri müteselsil kefil olarak tekeffül ettikleri açıkça düzenlenmiş olmakla, davalı kefilin takibe konu gayrı nakit alacak niteliğindeki depo talebinden sorumlu olduğu açıktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat mektubu komisyon alacağının niteliği ve kefilin bu alacaktan sorumluluğu → kabul

İddia: Davacı vekili, teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon alacağının da davalı kefilden talep edilebileceğini, ilk derece mahkemesinin bu alacağı da reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmelerinin 31. maddesi gereğince, davacı bankanın iade veya tazmin edilmeyen teminat mektupları için komisyon tahakkuku ve bu bedelini asıl borçlu ile kefillerden talep hakkı bulunmaktadır. Davacının takip konusu ettiği teminat mektubu komisyon bedeli ve faizleri nakit alacak niteliğinde olup, bu alacağın gayrı nakit alacak kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin, kefilin gayrı nakdi kredi borcundan sorumlu olacağının sözleşmede açıkça kararlaştırılmadığı gerekçesiyle bu alacağı da reddetmesi, komisyon alacağının nakit alacak niteliğinde olması ve kefilin sözleşmenin 19. maddesi kapsamında sorumluluğunun bulunması nedeniyle doğru görülmemiştir. Takip konusu nakit ve gayrı nakit alacaklar bakımından kural olarak davalının sorumlu olduğunun kabulü ile yargılamaya devamla davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kredi sözleşmesinde kefilin gayrı nakdi krediyi (teminat mektubunu) tekeffül ettiğine dair açık hüküm bulunması halinde kefilin depo talebinden sorumlu olacağı ve teminat mektubu komisyon bedeli ile buna işleyen faizin gayrı nakit alacak değil nakit alacak niteliğinde olduğu, bu nedenle kefilin ayrıca bu nakit alacaktan da sorumlu tutulabileceği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi sözleşmesi teminat mektubu kefalet müşterek borçlu ve müteselsil kefil gayrı nakdi kredi depo talebi komisyon alacağı itirazın iptali kredi hesabının kat edilmesi

Atıf yapılan mevzuat: 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı BK 484 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/177

KARAR NO 2023/64

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/07/2019

NUMARASI 2016/661 Esas 2019/378 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; dava dışı ...A.Ş. ile müvekkiline devredilen ... Bankası T.A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerini davalının da kefil olarak imzaladığını, asıl kredi borçlusu lehine muhatap ... AŞ'ye 450-TL bedelli, muhatap ...'ya ise 186.693-USD bedelli teminat mektupları verildiğini, 186.693-USD bedelli teminat mektubu 01.03.2013 tarihinde iade edilmekle bu mektuptan kaynaklanan depo talebinin sona erdiğini, ancak bu mektuptan kaynaklanan komisyon alacağının ödenmediğini, diğer teminat mektubu ise halen meri olup depo taleplerinin devam ettiğini, borçluların edimlerini yerine getirmemeleri ve komisyon bedellerini ödememeleri üzerine kredi hesabının Beşiktaş ... Noterliği'nin 22/08/2011 tarihli ihtarnamesiyle kat edildiğini, ihtarname ile verilen sürede borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ...

İcra Dairesinin ...6 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, icra dairesi yetkili olduğundan davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, davalının zamanaşımı itirazının haksız olduğunu, ödenmeyen komisyon alacağı ile iade edilmeyen teminat mektubundan davalının sorumlu olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bankacı bilirkişi raporunda, akdedilen sözleşmeler ile kefil sıfatıyla borçlu bulunan davalının, gayri nakdi kredi borcundan da sorumlu olacağı açıkça kararlaştırılmadığından, bu miktar alacağın davalıdan istenemeyeceğinin tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; takipte teminat mektuplarından kaynaklanan nakit alacak ile teminat mektubunun depo edilmesini talep ettiklerini, davalının iade edilmeyen teminat mektubunun deposundan ve bütün mektuplardan kaynaklanan nakit alacaktan sorumlu olduğunu, depo talebinin imzalanan genel kredi sözleşmelerine uygun olduğunu, dava konusu teminat mektupları kesin ve süresiz olup, vadesiz teminat mektuplarında mektup tazmin edilene veya iade edilene kadar bankanın komisyon isteme hakkının bulunduğunu, mektup iade edilene kadar oluşan komisyon alacağının, mektubun iadesi ile sona ermeyeceğini, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalının, genel kredi sözleşmeleri sebebiyle verilen teminat mektuplarından ve komisyonlarından sorumlu olduğunu, borçlunun teminat mektubu bedelini depo etme ve komisyon borçlarını ödeme yükümlülüğünün sözleşmelerden doğduğunu, mahkemece son bilirkişi raporuna göre hüküm verilmiş olup, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına rağmen nakit alacaklarının da reddedildiğini, bu kapsamda nakit ve gayrı nakit alacak taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan teminat mektubu komisyonlarından doğan alacağın tahsili ve 450-TL teminat mektubu bedelinin depo edilmesi amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı bünyesinde birleştirilen ... Bankası ile asıl borçlu ... firması arasında 19.08.1998 tarihli 17.200-TL limitli, 20.07.1999 tarihli 350.000-USD limitli ve 26.04.1999 tarihli 150.000-USD limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalının da her üç sözleşmeyi aynı tutarlardaki kefalet limiti ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 19.08.1999 tarihli sözleşmenin limitinin en son 47.200-TL'ye, 26.04.1999 tarihli sözleşme limitinin de 278.000-USD'ye yükseltildiği, tüm limit artırımlarında da davalının kefalet imzasının bulunduğu, sözleşmeler kapsamında asıl borçlu lehine muhatap firmalara 450-TL bedelli ve 186.693-USD bedelli teminat mektupları verildiği, bunlardan 186.693-USD bedelli teminat mektubunun 01.03.2013 tarihinde davacı bankaya iade edildiği, sözleşmeler kapsamında 450-TL bedelli teminat mektubu bedelinin depo edilmemesi ve her iki teminat mektubu komisyon alacaklarının ödenmemesi nedeniyle kredi hesapları kat edilerek 22.08.2011 tarihli kat ihtarnamesinin keşide edildiği, kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edilemediği, davalı kefile ise 26.08.2011 tarihinde tebliğ edildiği, bankaca tanınan 2 günlük ödeme süresiyle birlikte davalı kefilin 29.08.2011 tarihinde temerrüde düştüğü, borcun ödenmemesi ve depo talebinin yerine getirilmemesi üzerine davacı banka tarafından işbu davaya dayanak icra takibinin başlatıldığı, takipte davacı tarafından 450-TL bedelli teminat mektubu bedelinin depo edilmesi ile birlikte her iki teminat mektubunun komisyon bedeli, işlemiş faizi ve faizin BSMV'si olarak toplam 26.184,90-USD ile 30.874,75-TL nakit alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Kefalet sözleşmelerinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484.

maddesi uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Somut olayda imzalanmış olan kefalet sözleşmeleri de kanuni şartlara uygun olarak düzenlenmiş olmakla, davalı kefilin kefaleti geçerlidir.Her üç genel kredi sözleşmesinin kefalete ilişkin 19. maddesinde; kefillerin, müşterinin bankaya borçlandığı ve borçlanacağı tutarları, bankanın müşteri lehine verdiği teminat mektubu veya diğer gayrı nakdi kredileri müteselsil kefil olarak tekeffül ettikleri, kefalet miktarına ana para ile faizi, komisyon ve her türlü masrafların ilave edileceği, kefilin sorumluluğunun bütün bu hususları kapsayacağı;

29. 2 maddesinde; gayrı nakdi kredilerin, sözleşmede imzası bulunan müşteri ve kefillerin işbu sözleşme ile imzaladıkları kontrgarantisine istinaden bankaca teminat mektubu düzenlenmek suretiyle kullanılacağı;

31. maddesinde ise; müşterinin sözleşme kapsamında verilen teminat mektupları için üç aylık devrelerde yetkili mercilerce belirlenen hadlerin en yükseğini geçmemek koşuluyla veya serbesti tanınması halinde banka tarafından saptanan ve müşteri tarafından kabul edilerek istek mektubuna yazılacak olan oran üzerinden komisyon ödemeyi kabul ettiği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda genel kredi sözleşmelerinin 31. maddesi gereğince, davacı bankanın iade veya tazmin edilmeyen teminat mektupları için komisyon tahakkuku ve bu bedelini asıl borçlu ile kefillerden talep hakkı bulunmaktadır. Dayanak 186.693-USD bedelli teminat mektubu süreli olup, 01.03.2013 tarihinde davacı bankaya iade edildiği anlaşılmaktadır.

Diğer teminat mektubu ise iade edilmemiş olup, halen meri nitelikte olduğundan, kat tarihine kadar olan dönem için işleyen komisyon alacağı talep edilebilecektir. Davacı tarafça keşide edilen 26.11.2001 tarihli kat ihtarı ekindeki hesap ekstresinde, USD bedelli teminat mektubu için 19.07.2001 ve 19.10.2001 dönemi olmak üzere iki dönem için 2.800,40-USD komisyon ve 140,01-USD BSMV olmak üzere toplam 2.940,41-USD komisyon alacağı,22.8.2011 tarihli ihtarda ise takip eden 19.1.2002 ve 19.4.2002 tarihli dönemler için(933,47-usd komisyon,46,67-usd bsmv,işlemiş faiz ve bsmvnin kkdfsi ayrı ayrı talep edilmiştir.) talep edilmiştir.Buna göre usd bedelli teminat mektubunun vadesi 19.7.2002 tarihinde dolduğu ,talep edilen komisyon bedeli alacağının teminat mektubunun vadesi dolduktan sonraki dönemlere ilişkin olmadığı da anlaşılmaktadır.

Aynı ihtar ekindeki hesap ekstresinde Türk Lirası bedelli teminat mektubu için ise her bir dönem bakımından 29,99-TL komisyon ve 1,49-TL BSMV talep edilmiş olup, davacının devam eden dönemde de minimum tutar olar 30-TL komisyon bedelini talep edebileceği kabul edilmelidir. Kefillerin gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulabilmesi için, genel kredi sözleşmesinde bu hususta açık hüküm bulunması gerekmektedir. Somut olayda akdedilen sözleşmelerin yukarıda açıklanan 19. maddesinde açıkça kefillerin gayrı nakit alacaktan sorumlu olacağı düzenlenmiş olmakla, davalı kefilin takibe konu gayrı nakit alacak niteliğindeki depo talebinden sorumlu olduğu açıktır. Davacının takip konusu ettiği teminat mektubu komisyon bedeli ve faizleri ise nakit alacak niteliğinde olup, bu alacağın gayrı nakit alacak kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi, buna bağlı olarak davalı kefilin sorumluluğunun bulunmadığının kabulü de doğru olmamıştır.Bu nedenle takip konusu nakit ve gayrı nakit alacaklar bakımından kural olarak davalının sorumlu olduğunun kabulü ile yargılamaya devamla davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle;

uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması nedeniyle, yazılı esaslar dahilinde delillerin değerlendirilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/07/2019 Tarih 2016/661 Esas - 2019/378 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/151579 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.