6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesinin feshinde denkleştirme tazminatı koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1122 E. 2023/68 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari işletme (sicil / unvan / defter / cari hesap / acente)

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin feshi sonrasında denkleştirme (portföy) tazminatı talep edilebilmesi için sigortacının acente portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, hakkaniyetin tazminatı gerektirmesi ve acentenin haklı sebep olmaksızın feshetmemiş veya kusuruyla feshe sebep olmamış olması şarttır. Önemli menfaatin tespitinde, fesih sonrası akdedilen/yenilenen sözleşmelerin sayısı ve bunlardan elde edilen prim miktarı esas alınır; bu menfaatin varlığını ispat yükü acenteye, hakkaniyete aykırılığı veya indirim gerekliliğini ispat yükü ise sigortacıya aittir.

Ele alınan sorunlar

Denkleştirme (portföy) tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, sözleşmeyi sözleşmenin 45. maddesindeki tek yanlı fesih yetkisini kullanarak haklı olarak feshettiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hak ve nesafet kuralları dikkate alınmadan tazminata hükmedildiğini, hasar ödemelerinin hesaplamada göz ardı edildiğini ve davacının fesih sonrası başka bir sigorta şirketinde acentelik yaparak kayba uğramadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: 5684 Sayılı Kanun m.23/16 hükmüne göre sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi ve acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması ya da kendi kusuruyla feshe neden olmamış olması şarttır; bu şartlardan birinin bulunmaması halinde denkleştirme talep edilemez. Sigortacının önemli menfaat elde edip etmediğinin tespitinde acentenin ahdettiği yeni veya yeni sayılabilecek sözleşmelerin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı esas alınır; acentenin portföyünün ekonomik değeri bu prim miktarına göre belirlenir. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaat elde ettiğini ispat yükü acentededir; buna karşılık sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispatla yükümlüdür. Tarafların karşılıklı anlaşmasıyla veya üç aylık ihbar süresine riayetle yapılan fesih, denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Somut olayda, sözleşmenin davalı tarafından 10/11/2014 tarihli ihtarname ile tek taraflı feshedildiği ihtilafsızdır; davalı, feshin davacıdan kaynaklanan nedenlerle haklı olduğunu ispatlayamamıştır. Davacının sözleşme süresince 1.545.261,45-TL prim ürettiği, sözleşmenin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelerin toplam net prim tutarının 283.970,92-TL olduğu tespit edilmiş; bu sayı ve prim miktarı esas alındığında davalının, acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da davacının portföyü sayesinde önemli menfaat elde ettiği anlaşılmıştır. Somut olayın şartları değerlendirildiğinde, 5 yıl devam eden acentelik ilişkisinde denkleştirme talebi bakımından hakkaniyete aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu durumda 5684 Sayılı Kanun m.26 uyarınca denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakta olup, mahkemece hükmedilen tazminat tutarında isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, 5684 sayılı Kanun m.23/16 ve m.26 kapsamında denkleştirme tazminatının koşullarını (önemli menfaat, hakkaniyet, haklı fesih olmaması) ve ispat yükünün taraflar arasındaki dağılımını somut prim verileriyle uygulayan gerekçesi, benzer acentelik-denkleştirme tazminatı davalarında ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme tazminatı portföy tazminatı acentelik sözleşmesi haksız fesih ispat yükü hakkaniyet

Atıf yapılan mevzuat: 5684 Sayılı Kanun — 5684 Sayılı Kanun 23/165684 Sayılı Kanun 26

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1122

KARAR NO 2023/68

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/12/2019

NUMARASI 2015/1088 Esas - 2019/1076 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2023

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 02/02/2010 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini, ancak sözleşmenin davalı tarafından Beyoğlu ... Noterliği'nin 10/11/2014 tarih ve ... yevmiye nolu evrakı üzerinden keşide edilen ihtarname ile sözleşmedeki fesih yetkisine dayanılarak haksız olarak 14/02/2015 tarihinde feshedildiğini ve Beyoğlu ... Noterliği'nin 16/02/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile vekillikten azledildiğini, oysa müvekkilinin sözleşmenin devamı süresince yeni müşteriler kazandırdığını ve düzenlediği poliçelerdeki hasar oranlarının düşük olması nedeniyle davalı şirkete önemli menfaatler sağladığını, sözleşme süresince sözleşmeye aykırı herhangi bir eyleminin söz konusu olmadığını, oysa davalı şirket tarafından müvekkilinin acentelik işlemlerinin fesih ihtarının kendisine tebliğ edilmesinden sonra bloke edilerek engellendiğini, Acentelik Sözleşmesi'ndeki hüküm nedeniyle müvekkilinin başka bir şirketin acenteliğini alamadığını, denkleştirme tazminatı için aranan koşulların gerçekleştiğini belirterek şimdilik 10.000-TL'nin 11/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında 02/02/2010 tarihinde Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, acente - müvekkil arasındaki güven ve sadakate dayalı ilişki, karşılıklı nezaket, karşılıklı menfaatlerin korunması vb. nedenlerinden dolayı acentelik ilişkisinin sürdürülmesinin zor olacağı tespit edildiğinden sözleşmenin 45. maddesinde öngörülen tek yanlı fesih yetkisi kullanılarak Acentelik Sözleşmesi'nin TTK m.122/1 uyarınca 3 aylık önel verilmek suretiyle Beyoğlu ... Noterliği'nin 10/11/2014 tarih ve ... yevmiye nolu evrakı üzerinden keşide edilen ihtarname ile 14/02/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sona erdirildiğini ve davacının Beyoğlu ... Noterliği'nin 16/02/2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile vekillikten azledildiğini, iddia edilenlerin aksine davacının fesih ihtarından yaklaşık 4 hafta sonra dava dışı ...

Sigorta A.Ş.'den acentelik aldığını ve bu nedenle kazanç kaybı yaşamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı tarafın sözleşmenin 45. maddesindeki tek yanlı fesih hakkını kullanmak suretiyle sözleşmeyi feshettiği, bilirkişi raporuna göre sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir kusur tespit edilemediği, davacının m.122 kapsamında hakkaniyet gereği tazminat talep etme hakkı olduğu ve bu madde kapsamında yapılan hesaplamalar neticesinde davacının davalıdan 56.546-TL tazminat alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.546-TL'nin 11/11/2014 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili tarafından davacı ile acentelik ilişkisinin sürdürülmesinin zor olacağı tespit edildiğinden sözleşmenin 45. maddesinde öngörülen tek yanlı fesih yetkisi kullanılarak sona erdirildiğini, tahsilat yetkisi dahil acentelik yetkilerinin 16/02/2015 tarihi itibariyle sonlandırıldığını, bu şekilde acentenin üretimine engel olmayarak primlerin şirkete ödenmesinin amaçlandığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre acentelik ilişkisini sona erdirmekte haklı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hak ve nesafet kuralları dikkate alınmaksızın tazminata hükmedildiğini, kanunda portföy tazminatının üst limitinin belirlendiğini, ancak bu miktarın mutlaka ödenecek olduğunun hükme bağlanmadığını, bilirkişi raporunda hasar ödemelerinin nazara alınmadan hesaplama yapıldığını, bu husus dikkate alınmadan portföyün kar sağlayıp sağlamadığının değerlendirilemeyeceğini, 5 yıllık faaliyet ortalaması ile tespit edilen tutarın acentenin fesihten sonraki kazanacağı komisyona denk gelmekte olduğunu, bu tutarda tazminata hükmedilerek müvekkilinin cezalandırıldığını, belirlenen tutarın fesih yokmuşcasına elde edeceği komisyon olduğunu, acentenin fesihten sonra başka bir sigorta şirketi ile acentelik sözleşmesi yaparak herhangi bir kayba uğramadan faaliyetlerine devam ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, acentelik sözleşmesinin haksız fesih edilmesi nedeniyle doğan portföy tazminatı istemine ilişkindir. 5684 Sayılı Kanun m.23/16 hükmüne göre sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acenteliği ilişkisinin sona ermesinden sonra sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder.

Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Buna mukabil sigortacı, denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olmadığını veya bedelin indirilmesi gerektiğini ispat yükü altındadır (Yargıtay 11 HD 2016/2170 E.- 2017/2780 K.

Sayılı ve 10.05.2017 tarihli ilamı) Diğer taraftan 23/16 hükmü uyarınca tarafların karşılıklı anlaşma ile acentelik sözleşmesini sona erdirmeleri ya da taraflardan birinin üç aylık ihbar süresine riayet ederek sözleşmeyi feshetmesi acentenin ölümü veya kısıtlanması sebebiyle acentelik sözleşmesinin sona ermesi denkleştirme talep hakkını ortadan kaldırmaz. Somut olayda, taraflar arasındaki 02/02/2010 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesinin davalı tarafından 10/11/2014 tarihli ihtarname ile 14/02/2015 tarihinden itibaren etkili olmak üzere tek taraflı feshedildiği hususunda ihtilaf bulunmamakta olup davalı tarafından sözleşmenin davacıdan kaynaklanan nedenlerle haklı olarak feshedildiği hususu ispatlanamamıştır.

Diğer taraftan davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu 5 yıllık sürede 1.545.261,45-TL prim ürettiği, acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra yenilenen poliçelerin toplam net prim tutarının ise 283.970,92-TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı sigorta acentesinin ahdettiği yeni sigorta sözleşmelerinin sayısı ve bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı esas alındığında davalı sigorta şirketinin acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde ettiği anlaşılmaktadır. Bunun dışında somut olayın şartları da değerlendirildiğinde 5 yıl devam eden acentelik ilişkisinde denkleştirme tazminatı talebi bakımından hakkaniyete aykırı bir yön de bulunmamaktadır.

Bu durumda 5684 Sayılı Kanun'un m.26 hükmü uyarınca denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakta olup mahkemece 56.546-TL denkleştirme tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 3.862,66-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 966-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.896,66‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 16,50-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/151545 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.