6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Delil sözleşmesi bulunsa da ticari defterlerin incelenmemesi eksik inceleme sayılır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1212 E. 2023/101 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Taraflar arasında münhasır delil sözleşmesi bulunması, karşı tarafın kanuni delillerini sunma hakkını ortadan kaldırmaz ve davacının ticari defter kayıtlarının incelenmesine engel oluşturmaz; mahkemece ara kararla yerinde inceleme kararı verilmiş olmasına rağmen bilirkişinin bu defterleri incelemeden rapor düzenlemesi ve sözleşmedeki açık sorumluluk hükümlerine rağmen aksi yönde karar verilmesi, uyuşmazlığın çözümünde etkili önemli delillerin toplanmaması nedeniyle eksik inceleme teşkil eder ve kararın kaldırılmasını gerektirir.

Ele alınan sorunlar

Delil sözleşmesi ve ticari defterlerin incelenmemesi nedeniyle eksik inceleme → kabul

İddia: Davacı vekili, sözleşmenin 34. maddesi uyarınca müvekkilinin ticari defterlerinin kesin delil teşkil ettiğini, mahkemece bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş olmasına rağmen bilirkişi tarafından ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, bu konudaki itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Acentelik sözleşmesinin 34. maddesinde taraflar arasındaki ihtilaflarda davacının defter ve kayıtlarının esas alınacağı, alacak-borç ilişkisinde davacı defterlerinden başka delil kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir. HMK'nın 193/2. maddesi hükmü uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya büyük ölçüde güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Delil sözleşmesinin varlığı, karşı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Somut olayda davalı taraf davaya cevap vermediği gibi delil de bildirmemiştir. Davacı tarafça kendi ticari defter kayıtlarına delil olarak dayanılmış olup, mahkemece verilen ara kararda davacının ticari defterlerinin yerinde incelenmesine karar verilmiş olmasına rağmen, bilirkişi tarafından davacının ticari defter kayıtları incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporunun esas alınması ve davacının defterlerindeki borç kaydının tek başına delil olamayacağına hükmedilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin 15 ve 36. maddeleri uyarınca acentenin sorumluluğunun kapsamı → kabul

İddia: Davacı vekili, sözleşmenin 15 ve 36. maddeleri uyarınca vadesi gelmiş tüm prim borçlarından, acenteye ödeme yapılmış olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğunu, sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 15 ve 36. maddelerinde poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu açık hükme rağmen, 'acentenin zimmetinde kalan primler dışında prim borcunun kural olarak sigortalılara ait bir borç olduğu, poliçe primlerinin acente tarafından tahsil edildiği ve fakat sigorta şirketine bu tahsilatların intikal ettirilmediğine dair bir kayıt ve belge bulunmadığı' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesinin, karşı tarafın kanuni delillerini sunma hakkını ortadan kaldırmayacağı ve ticari defter incelemesine engel olmayacağı yönündeki tespit, benzer delil sözleşmesi içeren ticari uyuşmazlıklarda emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
İtirazın İptali Acentelik Sözleşmesi Münhasır Delil Sözleşmesi Ticari Defter ve Kayıtlar Bilirkişi İncelemesi Eksik İnceleme

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 193/2HMK 353(1)a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1212

KARAR NO 2023/101

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/06/2019

NUMARASI 2018/22 Esas - 2019/488 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/01/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; 08/05/2015 tarihli acentelik sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin acenteliğini yürütmekte olan davalının acenteliğinin Beyoğlu ... Noterliğinin 05/06/2017 tarihli azilnamesi ile feshedildiğini, davalı acentenin müvekkili şirkete 30/03/2017 tarihi itibariyle vadesi gelen 17.909,66-TL olmak üzere toplam 22.359,12-TL borcunun ödenmesi konusunda 03/04/2017 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 32. maddesindeki delil sözleşmesi uyarınca, taraflar arasındaki ihtilaflarda münhasıran davacıya ait ticari defter ve kayıtların delil olacağı, bu çerçevede 6100 sayılı HMK 193/2 hükmü uyarınca davacının ancak kendi ticari defter ve kayıtları çerçevesinde alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiği, yapılan inceleme sonucu sigorta primlerinin sigortalılardan tahsil edilmiş olsun veya olmasın davalı acentenin sorumlu olduğu, ancak sigorta şirketinin hakimiyeti altındaki mali defter kayıtlarında acentesine yazdığı borç kaydının tek başına gösterge olamayacağı, zira davacının talep ettiği borcun kaynağı münhasıran sigorta poliçesi olup, acentenin zimmetinde kalan primler dışında borcun kural olarak sigortalılara ait bir borç olduğu, poliçe primlerinin acente tarafından tahsil edildiği ve fakat sigorta şirketine bu tahsilatların intikal ettirilmediğine dair bir kayıt ve belge bulunmadığı geekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; işbu davada vadesi geldiği halde müvekkiline ödenmeyen prim borçlarının talep edildiğini, acentelik sözleşmesinin 15 ve 36. maddeleri uyarınca, vadesi gelmiş tüm prim borçlarından, acenteye ödeme yapılmış olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğunu, sözleşme hükümleri bağlayıcı olup işbu davada sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu nedenle davalı acentenin kendisine ödeme yapılmış olsun veya olmasın vadesi gelmiş prim borçlarını müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, sözleşmenin 34. maddesi uyarınca müvekkilinin ticari defterlerinin kesin delil teşkil ettiğini, ticari defter kayıtlarına göre davalının müvekkiline 18.834,62-TL borçlu olduğunu, ancak mahkemece bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş olmasına rağmen bilirkişi tarafından müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, bu konudaki itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sigorta prim alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında akdedilmiş olan 08.05.2015 tarihli acentelik sözleşmesinin davacı tarafça keşide edilen 05.06.2017 tarihli ihtarname ile feshedildiği, fesih sonrasında vadesi gelmiş 17.909,66-TL prim alacağının ödenmesinin 03.04.2017 tarihli ihtarname ile davalıya ihtar edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine dayanak icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır. Acentelik sözleşmesinin 34. maddesinde, taraflar arasındaki ihtilaflarda davacının defter ve kayıtlarının esas alınacağı, alacak-borç ilişkisinde davacı defterlerinden başka delil kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir.

Sözleşmenin 15 ve 36. maddelerinde ise; poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmedeki münhasır delil hükmü ile uyuşmazlık halinde davacı defter ve kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiş ise de, HMK'nın 193/2. maddesi hükmü uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya büyük ölçüde güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Dolayısıyla delil sözleşmesinin varlığı, karşı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir.

Ancak somut olayda ise davalı taraf davaya cevap vermediği gibi delil de bildirmemiştir. Davacı tarafça kendi ticari defter kayıtlarına delil olarak dayanılmış olup, mahkemece verilen ara kararda davacının ticari defterlerinin yerinde incelenmesine karar verilmiş olmasına rağmen, bilirkişi tarafından davacının ticari defter kayıtları incelenmeden düzenlenen bilirkişi raporunun esas alınması ve davacının defterlerindeki borç kaydının tek başına delil olamayacağına hükmedilmesi hatalıdır. İlave olarak sözleşmenin "poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu" yönündeki 15 ve 36. maddelerinin açık hükmüne rağmen, "acentenin zimmetinde kalan primler dışında prim borcunun kural olarak sigortalılara ait bir borç olduğu, poliçe primlerinin acente tarafından tahsil edildiği ve fakat sigorta şirketine bu tahsilatların intikal ettirilmediğine dair bir kayıt ve belge bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Davacının ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2019 Tarih 2018/22 Esas - 2019/488 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/151486 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.