6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin haksız feshinde mahrum kalınan kâr kaybının hesabı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1273 E. 2022/1796 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Süresi belirli bir sözleşmenin taraflarca öngörülen usule uygun feshedilmemesi halinde sözleşme kendiliğinden aynı süreyle uzar ve sonradan yapılan fesih bildirimi geçmişe değil ancak geleceğe etkili sonuç doğurur. Haksız fesih nedeniyle mahrum kalınan kâr kaybı talebinde, zarar gören TBK 52/1 uyarınca zararın azaltılması için makul çaba göstermekle yükümlü olup, faaliyet alanı bölgesel kısıtlamaya tabi olmayan bir sektörde makul sürede yeni iş bulunabileceği kabul edilerek tazminat süresi sınırlandırılabilir. Ticari faaliyet için aktife kazandırılan varlıkların (araçların) satın alınması amacıyla kullanılan kredi taksitleri, kâr kaybı hesabında gider kalemi olarak değerlendirilemez; bu ödemeler işletmeye katılan değer niteliğinde olduğundan kârdan düşülemez.

Ele alınan sorunlar

Fesih bildiriminin hangi tarihte hüküm ve sonuç doğurduğu → kabul

İddia: Davacı vekili, sözleşmenin 27. maddesi gereğince süresinden bir ay önce fesih bildirilmediğinden sözleşmenin yeni döneme (28.12.2016-01.10.2017 veya ihtar tebliğ tarihi ile) uzadığını, mahrum kalınan kâr kaybı süresinin bu döneme göre hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 27. maddesi uyarınca, sona erme tarihinden 1 ay önce fesih bildirilmediği takdirde sözleşme kendiliğinden aynı süreyle uzar. Davalının 28.12.2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi 01.10.2016 tarihi itibarıyla feshettiğini bildirmesi, süresinde yapılmış bir fesih bildirimi olmadığından sözleşmenin süresi 31.10.2016 tarihinde 1 yıl uzamıştır. Fesih bildiriminin geçmişe değil geleceğe etkili olması nedeniyle sözleşmenin 01.10.2016 tarihi itibarıyla feshedildiğinin kabulü mümkün değildir; davacı kural olarak 31.10.2017 tarihine kadar kâr kaybı talep edebilir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Feshin haksızlığı ve davacının sözleşmeye aykırılığının ispatı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı davranarak sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, usulsüz ücret tahsiline göz yumduğunu, bu nedenle feshin haklı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm delillerden davacının suistimali bulunduğu ispatlanamamış olmakla, süresinden evvel yapılan feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zararı azaltma yükümlülüğü kapsamında mahrum kalınan kâr kaybı süresinin sınırlandırılması → kısmi kabul

Gerekçe: Feshin haksız olması, davacının sözleşme süresi sonuna kadar kâr kaybı talep edebileceği anlamına gelmez. TBK 52/1 uyarınca zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya kaldırabilir; bu kapsamda zarar görenin sözleşme süresi içinde aynı koşullarda ne kadar sürede iş bulabileceği değerlendirilir. Nakliye sektörü bölgesel kısıtlamaya tabi olmayan, geniş faaliyet alanına sahip bir sektör olup davacının benzer iş bulabileceği, araçlarını kiralayabileceği ya da bağımsız çalışarak gelir elde edebileceği gözetildiğinde, fesih tarihinden sonra yeni bir iş bulabileceği makul sürenin en fazla 1 ay olabileceği, mahrum kalınan kârın ancak bu 1 aylık süre için istenebileceği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Araç kredisi taksitlerinin kâr kaybı hesabında gider kalemi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği → kabul

İddia: Davacı vekili, çekilen kredilerin likiditeyi dengede tutma amaçlı olmayıp araç kredisi olduğunu, ödemelerin gider kalemi içinde yer aldığını, kredi tutarının kazanç niteliğinde olup yatırım maliyeti kadar mal iktisabını içerdiğini, 299,10-TL net kâr için 4 araç çalıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı, likiditesini korumak amacıyla değil, aktifine dahil ettiği araçlar için kredi kullanmıştır; bu giderlerin aktifte değerlendirilmesi gerekir. Elde ettiği kârdan yatırım yapan davacının ödediği bu bedellerin kâr hesabından düşülmesi doğru olmamıştır; kredi taksitlerini elde ettiği kârdan ödeyerek işletmeye kattığı değerin kâr hesabında dikkate alınması gerekir. Bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin lehine delil olma vasfı taşıdığı, sözleşme dışı ticari faaliyetlerinin de bulunduğu, giderlerin ayrıştırılamadığı, 2015-2016 döneminde faaliyet kârının 56.543,79-TL, aylık kârın ise 4.712-TL olduğu tespit edilmiş ve bu durumun 2016 yılı bilançosuyla da doğrulandığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının 1 aylık kâr kaybının 4.712-TL olarak kabulü gerekirken, ilk derece mahkemesince 299,10-TL kâr kaybına hükmedilerek fazla isteminin reddedilmesi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sürekli edimli ticari sözleşmelerin haksız feshinde mahrum kalınan kâr kaybı hesabının süre ve kapsam yönünden sınırlandırılması (zararı azaltma yükümlülüğü ile makul iş bulma süresinin 1 ay olarak kabulü) ve araç edinimi amacıyla kullanılan kredi taksitlerinin kâr kaybı hesabında gider olarak değerlendirilemeyeceği yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mahrum kalınan kâr kaybı haksız fesih zararı azaltma yükümlülüğü (TBK 52/1) ticari defterlerin delil niteliği sözleşmenin kendiliğinden uzaması

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 52/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1273

KARAR NO 2022/1796

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/03/2020

NUMARASI 2017/413 Esas - 2020/178 Karar

DAVA

Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; taraflar arasında nakliye sözleşmesinin davalı tarafça haksız feshedildiği 01.10.2016 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, müvekkilinin edimlerini gereği gibi ifa ettiğini, araçların tamamını 13/04/2009 tarihinde satın aldığını,nakliye sözleşmesinin 27.maddesi gereğince taraflar arasındaki ticari ilişkinin 13/04/2016 tarihinde bir yıllığına uzadığını, ancak davalı yanca Beşiktaş Noterliği'nin 28/12/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile, sözleşmenin 01.10.2016 tarihinde haksız ve nedensiz tek taraflı feshedildiğini, ihtarnamede sözleşmenin başlangıç tarihinin 13/04/2009 değil 31/10/2015 tarihi olarak belirtildiğini, edinilen araçların atıl ve çalıştırılamaz durumda kaldığını, sözleşmenin fesih edildiği 01/10/2016 tarihinden 13/04/2017 tarihine kadar zararın tespit edilmesi gerektiği, 6 ay 12 günlük süresinden önce feshi nedeniyle mahrum kalınan kazancın tazmini gerektiğini belirterek şimdilik mahrum kalınan kazanç kaybının tazminine yönelik 25.000-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; sözleşmenin müvekkili tarafından, davacının dürüstlük ve iyi niyet kurallarını ihlal etmesi nedeniyle feshedildiğini, müvekkili şirket nezdinde usulsüzlüklerin tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığını, bunun neticesinde davacı bayi tarafından var olmayan masraf kalemlerinin var gibi gösterilmek suretiyle müvekkili şirketten haksız ve kötü niyetli menfaat sağlandığının tespit edildiğini, Mart 2014'e kadar küçük araçla nakliye yapılıyor iken 01.03.2014'den itibaren sisteme orta araç olarak kayıt girildiğini, böylece davacının aldığı tutarın artırıldığını, 2015 yılı Ekim ayı sonuna kadar 163.654-TL fazladan ödeme yapıldığını, bunun şirket iç denetçilerince ortaya konduğunu, her ne kadar anlatılan olayın ...

kontrolündeki hatlarda meydana gelmiş ise de, davacının aynı bölge nakliyecisi olarak ... ile beraber hareket ettiğini, davacının da yapılan muvazaalı işleme göz yummak, izin vermek sureti ile sözleşmeyi ihlal ettiğini, açıkça bir kasttan söz edilemiyor bile olsa kusur ve ihmalin sarih olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki nakliye sözleşmesinin 31.10 2015 tarihinde 1 yıl süreli akdedildiği; davalı tarafından sözleşmenin feshine yönelik keşide edilen ihtarın tarihinin 28.12.2016 olsa da sözleşmenin 01.10.2016 tarihi itibarı ile feshedildiğinin bildirildiği ve davacı tarafın da sözleşmenin 01.10.2016 tarihinde feshedildiğini beyan ettiği, bu nedenle sözleşmenin 01.10.2016 tarihinde feshedildiği;feshin haklı nedenle yapıldığının davalı yanca ispatlanması gerektiği;fesih ihtarnamesinde, davacının, bölge sorumluları, dava dışı ...'in girdiği bilgilere kayıtsız kalarak ihmal suretiyle kusurlu bulunduğunu, usulsüz ücret tahsili yapıldığı iddialarında bulunduğu, usulsüz ücret tahsilinin Alanya hattında yapıldığının belirtilmesi, davacının gerek tanık beyanları gerekse sözleşmenin 13.

maddesi dikkate alındığında Kayseri-Sivas hattında taşıma işi yaptığının belirlenmesi karşısında bu iddiaların yerinde olmadığı dolayısı ile bahsi geçen Alanya hattındaki haksız kazanç ve davalı şirket zararı ile davacının yaptığı taşımacılık faaliyeti arasında bir illiyet bağının bulunmadığı;sözleşmenin davalı yanca haksız feshi nedeniyle, davacı tarafça, mahrum kalınan kazanç kaybından dolayı tazminat talep edilebileceği; sözleşmenin 31.10 2015 tarihinde 1 yıl süreliğine akdedildiği dikkate alındığında sözleşmenin henüz süresi içinde haksız feshi nedeniyle kazanç kaybının 01.10.2016-30.10.2016 tarih aralığı için hesaplanması gerektiği, davacının bu döneme ilişkin mahrum kaldığı kazanç kaybı tutarının 299,10- TL olduğu;

davacı yanca, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirebilmek için banka kredisi kullanarak araçlar satın alındığı, ödenen kredi taksitlerinin de giderler hanesinde yer aldığı ve bu taksitlerin de mahrum kalınan kazanç hesabında gelir kalemi olarak değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; kredi taksit ödemelerinin anapara ve faiz ödemelerinden oluştuğu, ödenen kredi taksit tutarlarının gider olarak değerlendirilemeyeceği, davacının her bir kredi taksitindeki faiz tutarı kadar finansman maliyetine katlandığı, bu maliyetin davacının borçlanma stratejisinin bir sonucu olduğu, bu sayede likiditesini muhafaza ederek nakit varlığını başka alanlarda kullanabilme imkanına sahip olduğu, bu nedenle davacı yanın bu talebine itibar edilemeyeceği;

davacının, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kaldığı kazanç kaybı tutarının 299,10- TL olduğu; davacının bu miktar kadar tazminat talebinin ve reeskont faizi talebinin yerinde olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; 299,10-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davalı vekili; müvekkil şirket nezdinde Ankara Bölge Müdürlüğü çalışanlarına yönelik usulsüzlükler tespit edildiği, tüm bölge düzeyinde soruşturma başlatıldığı; soruşturmanın genişletilmesi üzerine de davacı bayi tarafından, var olmayan masraf kalemlerinin, var gibi gösterilmek suretiyle, müvekkili şirketten açıkça haksız menfaat sağlandığının tespit edildiği, davacının TMK md. 2 kapsamında iyi niyet ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı davranması ile sözleşmeye aykırı hareket ederek hakkını kötüye kullandığını, sözleşmenin müvekkili şirketçe haklı olarak feshedildiğini, davacı tarafın mahrum kalınan kazanç kaybından dolayı tazminat talep edebileceğini, bilirkişi raporuna göre davacı yanın mahrum kaldığı kazanç kaybı tutarının 299,10- TL olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu;

mahkeme kararında yer alan, davacının araçlar için ödediği kredi taksit tutarlarının gider kalemi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı yönündeki gerekçeye ise aynen katıldıklarını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davacı vekili; Davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği noktasında bir ihtilaf bulunmadığını, kar hesabına ilişkin beyanlarının değerlendirilmediğini, üstlenilen edimin ifası için satın alınan araçların çalıştığını ve gelir elde ettiğini, elde edilen gelirden kredi taksitlerinin ödendiğini, davacının, aylık 299.10-TL kazanç için 4 adet araç işletmek suretiyle ticari faaliyet yürütmesinin hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, diğer hususun ise, bilirkişilerin mahrum kalınan karın hesabındaki süreyi 01.10.2016 ve 30.10.2016 arası dönem olarak 30 gün olarak aldıklarını, sözleşmenin 01.10.2016 tarihinde fesih edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı belirtilmiş ise de, dava dilekçesinin 5.

maddesinde, ihtarın 28.12.2016 tarihinde tanzim edildiği ve fakat feshin 01.10.2016 tarihinden geçerli olduğunun belirtildiğini, mahkemece itirazları değerlendirilmeden rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, sözleşmenin 27. maddesi gereğince, sözleşme süresinin hitamından bir ay önce fesih edilmemesi halinde aynı şartlarla bir yıl uzayacağı hükmü mevcut iken, davalının feshinin 28.12.2016 olduğu gözetilerek yeni döneme girildiği ve bu nedenle çalışılması gereken sürenin, ihtarın tebliğ tarihi ve / veya 28.12.2016- 01.10.2017 tarihleri arası olması gerektiğinin açık olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davanın konusu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süresi dolmadan haksız feshinden dolayı çalışılamayan sürelere ilişkin mahrum kalınan kazanç ve uğranılan zararların tazminine yönelik tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 31.10.2015 tarihinde Nakliyeci Sözleşmesi tanzim edildiği, nakliyecinin ... AŞ.'nin dağıtımını yaptığı gazete dergi ve diğer yayın ve ürünleri bayilere ulaştırılması işini yapacağı, güzergahının Kayseri-Sivashattı olarak belirlendiği, sözleşmenin 26.maddesinde nakliyecinin sözleşmeye aykırı davranması halinde ... AŞ.'nin hiçbir ihbar ve ihtar gerekmeden sözleşmeyi fesih etmek ve cezai şartlar tahsil etmek hakkına sahip olduğu, 27. maddesinde de sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süre ile geçerli olduğu taraflardan herhangi birisinin sözleşmenin sona ereceği tarihten 1 ay önce sözleşmeyi sona erdirmek isteğini yazılı olarak bildirmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden aynı süre ile uzayacağı kararlaştırılmıştır.

Davalı Beşiktaş ...Noterliğinin 28.12.2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile,taraflar arasında 31.10.2015 tarihli nakliyeci sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmenin 26.maddesi uyarınca sözleşmenin1.10.2016 tarihinden itibaren fesih edildiği bildirilmiştir.Ancak süresinde fesih bildirimi yapılmadığından sözleşmenin süresi 31.10.2016 tarihinde 1 yıl süre uzamıştır.Fesih bildiriminin geçmişe değil geleceğe yönelik etki doğurduğu gözönüne alındığında sözleşmenin 1.10.2016 tarihi itibariyle fesih edildiği kabul edilemez.Davacının kural olarak 31.10.2017 tarihine kadar kar kaybı talebinde bulunabileceğinin kabulü gerekir. Yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm delillerden davacının suistimali bulunduğu ispatlanamamış olmakla süresinden evvel yapılan feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.

Davalının feshi haksız olsa da ;davacı sözleşmenin feshinin haksız olduğuna dayanarak sözleşme süresi sonuna kadar kar kaybı talebinde bulunamaz. Davacı TBK nun 52/1 maddesi uyarınca "zarar gören ...veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir "hükmü gereği zararın azaltılması için önlemler almak zorundadır.Yerleşik yargı uygulamasında bu durum "sözleşme süresi içinde aynı koşullarda "ne kadar sürede iş bulabileecğine ilişkindir.Nakliye sektörü ; faaliyet alanı geniş bir sektör olup bölgesel bir kısıtlamaya tabi olmadığı gibi davacının benzer iş bulabileceği gibi , araçların kiralanması hatta bağımsız olarak çalışıp gelir elde edebileceği gözönüne alındığında tarafından sözleşmenin fesih tarihinden sonra yeni bir iş yapabileceği makul sürenin en fazla 1 ay kadar olabileceği ,ancak 1 aylık süre için mahrum kalınan karın istenebileceğinin kabulü gerekmektedir.

Davacı vekili; çekilen kredilerin araç kredisi olup likiditeyi dengede tutma amaçlı çekilen krediler olmadığını, ödemelerin tamamının gider kalemi içerisinde yer aldığını, temelde kazanç olması hasebiyle, yatırım maliyeti kadar mal iktisabını içerdiğini, bunun da pozitif kalemler içerisinde yer aldığını, yani gelirden aktarılan kredi karşılığı kadar krediye konu mal iktisap edildiğini, aksi taktirde 299,10-TL net kar için 4 adet araç çalıştırıldığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmuştur.Davacı likiditesini korumak amaçlı ,yani ticari faaliyetinin sürdürülebilmesi için zorunlu giderlerini karşılamak için değil aktifine dahil ettiği araçlar için kredi kullanmış olup bu giderlerin aktifde değerlendirilmesi gerekir.Elde ettiği kardan yatırım yapan davacının ödediği bu bedellerin kar hesabından düşülmesi doğru olmamıştır.Kredi taksitlerini elde ettiği kardan ödeyerek işletmeye katılan değerin kar hesabında dikkate alınması gerekir.

,21/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, davacı firmanın davalı tarafla imzalamış olduğu sözleşme de belirlenmiş olan işler dışında da ticari faaliyetlerinin mevcut olduğu, tüm faaliyetleri ile ilgili gelirleri yapabilmek için yapmış olduğu işletme giderleri ile faaliyet giderlerini tek hesapta takip ettiği, yapılan giderlerin ayrıştırılamayacağı nakliye sözleşmesinin yürürlükte olduğu 2015-2016 tarihleri arasında kalan faaliyet karının 56.543,79 TL olarak tespit edildiği, buna göre aylık karın 4.712- TL ye tekabül ettiği, sunulan 2016 yılı bilançosuna göre de bildirilen kar miktarının bu durumu doğruladığı anlaşılmakla davalının 1 aylık kar kaybının 4.712-TL olduğu kabul edilebilecek iken mahkemece 299,10 -TL kar kaybına hükmedilerek fazla istemin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülerek başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne, 4.712- TL kar kaybının dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiline, fazla isteminin reddine,istinaf nedeni yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2020 Tarih 2017/413 Esas 2020/178 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile;

4. 712-TL kar kaybının dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine" İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 321,87-TL nispi karar harcının davacı tarafından yatırılan 426,94-TL peşin harçtan mahsubu ile 105,07‬-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça ödenen 353,27‬-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 2.486-TL bilirkişi ücreti ve 282,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.768,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 525-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 20-TLtebliğ giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 16-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,kalanın üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 4.712-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı lehine AAÜT nin 13/3.maddesi uyarınca takdir olunan 4.712-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 54.40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan 32-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 6,03-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalanın üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 27,50-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 23-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,kalanın üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/151390 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.