İmzaya itiraz edilen tahsilat makbuzlarında imza incelemesi yapılmadan hüküm kurulamaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/741 E. 2023/280 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ Emsalusul emsali
Gerekçe özeti
Bir tarafın borcunu ödediğine dayanak yaptığı tahsilat makbuzlarındaki imzaya karşı taraf itiraz etmişse, makbuz üzerinde şirket kaşesi bulunması ve imzaların aynı kişiye ait görünmesi, imza incelemesi yaptırılmasının önüne geçen yeterli bir karine oluşturmaz; imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı itirazı varken, ticari işletmenin ticari vekil atayabileceği ihtimali de gözetilerek, teknik bilgi gerektiren imza aidiyeti meselesinin grafolog bilirkişi aracılığıyla yöntemince incelenmesi gerekir. Bu inceleme yapılmadan imza inkarı reddedilip söz konusu belgeye dayanarak hüküm kurulması, eksik inceleme sebebiyle kararın kaldırılmasını gerektirir.
Ele alınan sorunlar
İmzaya itiraz edilen tahsilat makbuzlarının hükme esas alınabilmesi için imza incelemesi yaptırılması gerekliliği → kabul
İddia: Davacı vekili, davalının sunduğu ödeme makbuzlarındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu imzalar üzerinde imza incelemesi yaptırılması gerektiğini, mahkemenin hiçbir somut gerekçe olmadan bu itirazı reddettiğini, sahtelik iddiasının dinlenmeksizin imzaları inkar edilen belgelerin hükme esas alınmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı taraf ticari ilişkiyi kabul etmiş, borcu ödediğini savunmuş ve buna dair tahsilat makbuzlarını cevap dilekçesi ekinde sunmuştur; ancak bu makbuzlar davacı vekiline tebliğe çıkarılmadan bilirkişi incelemesi safahatından sonra dosyaya girmiştir. İlk derece mahkemesi, makbuzlarda şirket kaşesinin bulunması, imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının anlaşılması ve imzanın şirket yetkilisi değil bir çalışan tarafından atılmış olabileceği gerekçesiyle imza incelemesi yaptırmaksızın imzaların davacı şirketi bağladığını kabul etmiştir. Sunulan ödeme belgelerinin hükme esas alınabilmesi için imza inkarına ilişkin itirazın öncelikli mesele olarak çözüme kavuşturulması gerekir. Şirket kaşesinin bulunması ve kaşeye itirazın olmaması bir karine oluştursa da, imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde itiraz mevcut olduğundan ve bir ticari işletmenin bazı işlemleri yürütmek için ticari vekil atayabileceği düşünüldüğünden, imza incelemesi teknik bilgi gerektiren bir husus olup hakimin hukuki bilgisiyle çözüme varabileceği bir mesele değildir. İlk derece mahkemesince taraf vekillerine süre verilerek davacı vekiline para tahsilinde yetkili olabilecek kişiler, davalı vekiline ise makbuzu düzenleyenlerin kimliği sorulmalı; inkar edilen imzaların aidiyeti konusunda grafolog bilirkişi aracılığıyla yöntemince imza incelemesi yapılması için ara karar verilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Ayrıca, bilirkişi raporuna ekli fatura asıllarındaki imzalar ile tahsilat makbuzlarındaki imzaların çıplak gözle yapılan incelemesinde benzer olduğu görülmekle, faturalardaki imzalar ile makbuzlardaki imzaların aynı el ürünü olup olmadığının da incelenmesi gerekir. Yöntemince imza incelemesi yapılmadan makbuzlardaki imzaların davacı şirketi bağladığı sonucuna varılması ve davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İmzaya itiraz edilen bir belgenin (tahsilat makbuzu) hükme esas alınabilmesi için, belge üzerinde kaşe bulunması veya imzaların aynı kişiye ait görünmesi gibi karinelerin imza incelemesinin yerine geçemeyeceği; imza aidiyetinin teknik bilgi gerektiren bir husus olarak grafolog bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi gerektiği yönünde genel uygulanabilir bir usul kuralı ortaya koymaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ açık hesap ilişkisi↗ imzaya itiraz↗ imza incelemesi↗ grafolog bilirkişi↗ tahsilat makbuzu↗ ticari vekil↗ delil olarak kabul↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/741
KARAR NO 2023/280
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/01/2020
NUMARASI 2017/1151 Esas - 2020/37 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/02/2023
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davacı şirketin alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile borçlu ... hakkında cari hesaba dayanan ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, borçlunun borçlu olmadığını iddia ederek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davacı şirket ile borçlu ... arasında mal alım satımı yapıldığını, cari hesapta kalan bakiye bedel olan 264.000-TL'nin davacıya ödenmemesi üzerine icra takibine başlandığını, karşı yanın itiraz dilekçesinde hiçbir belge sunmadan böyle bir borcu olmadığını beyan ettiğini, borçlu tarafından takibe itiraz edilmesinin davacının alacağını almasının borçlu tarafça engellenmesi amaçlı olduğunu, kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek takibin durmasına yol açan müvekkilin alacağını almasını engelleyen davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, borçlunun icra takibine vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, icra takibine yapılan itirazda davalının davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın icra takibine dayanak bilgi veya belge sunmadığını, davalının geçmiş dönemde davacı şirketten almış olduğu ürünlerin bedelini banka havalesi veya elden makbuz karşılığı ödediğini, bu hususun banka dekontları ve ıslak imzalı tahsilat makbuzları ile sabit olduğunu, karşı tarafın dava konusu yaptığı alacağın hangi döneme ve hangi faturalara ilişkin olduğunu bildirmemesi nedeniyle o fatura veya faturalar muhtevası ürünlerin teslim alınıp alınmadığına ilişkin beyanda bulunamayacaklarını, yine de tespit edebildikleri kadarı ile bir kısım tahsilat makbuzu ve banka dekontu sunduklarını, davacı tarafın gerek icra takibinde gerekse de açtığı iş bu davada alacak dayanağı belgeleri sunmadığını, bu nedenle müvekkilinin itiraz etme ihtimaline dayandığını, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacı hangi faturalara ve mal teslimine ilişkin cari hesap alacağının bulunduğunu ispatlayamadığı, bununla birlikte davalı taraf davacıya yaptığı ödemelerin makbuzlarını sunduğunu, davacı taraf her ne kadar ödeme makbuzlarındaki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını iddia ederek imza itirazında bulunmuş ise de; sunulan makbuzlar üzerinde şirket kaşesinin bulunması ve imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının açıkça anlaşılır olması, para tahsilatının şirket yetkilisi tarafından değil, herhangi bir çalışan tarafından yapılma ihtimalinin çok daha yüksek olması, imza itirazının bu nedenle pratikte bir yararının olmaması, kaşe ile ilgili bir beyanda ise hiç bulunulmaması nedenleriyle makbuzlardaki imzalara yapılan itirazın dikkate alınmadığını, kaldı ki davacı taraf davalıya mal teslim ettiğini de kanıtlayamadığını, davacı şirketin davalı şirketten alacağının mevcut olmadığı tespit edildiğini, davacı alacağını ve davasını ispatlayamadığından davanın reddine, davacının icra takibi yapmakta kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, hakimin davayı aydınlatma ödevine aykırı şekilde, iddialar dikkate alınmadan, ön yargı ile peşin hüküm verildiğini, davalı yanın sunduğu ödeme makbuzlarına karşılık, makbuzlarda yer alan imzaların müvekkile ait olmadığı, makbuzlarda yer alan imzalar üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiği belirtildiğini, mahkemece hiçbir somut ve makul gerekçe olmadan bu itirazın reddedildiğini, sahtelik iddiası hiçbir şekilde dinlenmeksizin, imzaları inkar edilen senetlerin delil niteliğinde kabul edilerek hükme esas alınması, usule ve hukuka aykırı sonuç doğmasına yol açtığını, davalının 2014, 2015, 2016, 2017 defterlerinin TTK m. 85 ve HMK m.222 gereğince davalı lehine delil niteliğini haiz olabileceği kanaati oluşmuşsa da, müvekkilin cari hesap alacağını oluşturan faturaların büyük çoğunluğu 2011, 2012 ve 2013 senelerine ait olup davalının ticari defterlerinin delil niteliğine sahip olmadığı, makbuzların tamamında belirtilen ödeme miktarları incelendiğinde, banka ve finans kurumları aracılığıyla ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldıracak şekilde düşük meblağlar seçilerek düzenlendiği, makbuzların güvenilir olmadığını gösterdiğini, müvekkil şirket bünyesinde çok sayıda çalışan bulunmakta iken ve imzaların tamamının aynı kişi tarafından atıldığı açıkça ortada iken, para tahsilatının her defasında aynı şirket çalışanı tarafından yapılmış olması hiçbir şekilde makul ve somut kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Açılan dava, açık hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında ticari mal alım satımına yönelik ticari ilişkinin mevcut olduğu, arada yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmaksızın açık hesap ilişkisi içerisinde bulundukları, davaya konu icra takibinde 20.10.2017 tarih itibari ile asıl alacağın tahsilinin talep edilmiştir.Davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde ticari ilişki kabul edilmekle birlikte davacıdan satın alınan ürünlerin bedelinin banka havalesi veya elden makbuz ile ödendiği,davacı tarafın alacağı ispata yönelik belge ibraz etmediği alacağın hangi döneme ait olduğu anlaşılamamakla birlikte temin edebildikleri tahsilat makbuzu ve banka dekontlarının ibraz edildiği beyan edilmiştir.Davacı tarafa 07.02.2018 tarihinde tebliğ edilen davalının cevap dilekçesi ekinde bulunan tahsilat makbuzları ile banka dekontlarının ise davacı tarafa tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.Bilirkişi raporunda makbuzların incelenmesi üzerine davacı vekili bu evrakların kendisine tebliğini talep etmiştir.Davacı vekili tahsilat makbuzlarında ki imzaya itiraz etmiş ise de ,tahsilat makbuzlarının aynı kişi tarafından düzenlenmesi ,bir çalışanın imzalamasının muhtemel olduğu gerekçesiyle yöntemince imza incelemesi yaptırılmaksızın imzaların davacı çalışanına ait olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.Eldeki uyuşmazlıkda çözümü gereken hususlar davalının borcunu ödeyip ödemediği, tahsilat makbuzlarının delil olarak hükme esas alınıp alınamayacağı ve imza inkarının usule uygun olarak incelenmesi gerekip gerekmediğidir.Davalı taraf ticari ilişkiyi kabul etmiş fakat borcu ödemesi nedeni ile borcu bulunmadığını savunmuştur.Bu kapsamda ödemeye ilişkin belgeler cevap dilekçesi ile birlikte süresi içinde dosyaya ibraz edilmiş fakat tahsilat makbuzları davacı vekiline tebliğe çıkarılmadığı için bilirkişi incelemesi safahatından sonra yapılmış olup makbuzlarda şirket kaşesi bulunması, imzaların tümünün aynı kişi tarafından atıldığının açıkça anlaşılması ve imzanın şirket yetkilisi değil herhangi bir çalışan tarafından atılmış olabileceği gerekçesi ile sonuca etkili olmadığı belirtilerek imza incelemesi yaptırılmamış ise de sunulan ödeme belgelerinin hükme esas alınabilmesi için imza inkarına ilişkin itirazın öncelikli mesele olarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Şirket kaşesinin bulunması ve kaşeye itirazın olmaması ortaya bir karine çıkarmakta ise de imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde itiraz mevcut olduğu, bir ticari işletmenin bazı işlemlerini yürütebilmek için ticari vekil atayabileceği, imza incelemesi teknik bilgiyi gerektirdiğinden inkar olunan imzaların davacı şirketi bağladığının kabulü için imza incelemesi yaptırılması gerekmektedir. İmza incelemesi hakimin hukuki bilgi ile çözüme varabileceği bir husus değildir. İlk derece mahkemesince yapılacak iş; taraf vekillerine süre verilerek davacı vekiline para tahsilinde yetkili olabilecek kişilerin bildirilmesi ,davalı vekiline makbuzu düzenleyenlerin kimliği sorularak beyanda bulunmaları istenilmelidir.İnkar edilen imzaların aidiyeti konusunda bir grafolog bilirkişi aracılığıyla yöntemince imza incelemesi yapılması için ara karar verilerek imzaların aidiyeti belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ,imza incelemesi yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Bilirkişi raporuna ekli olarak ibraz edilen fatura asıllarındaki imzalar ile tahsilat makbuzlarındaki imzaların çıplak gözle yapılan incelemesinde benzer imzalar olduğu anlaşılmakla faturalardaki imzalar ile tahsilat makbuzundaki imzaların aynı el ürünü olup olmadığı da incelenmelidir.
Yöntemince imza incelemesi yapılmadan makbuzlardaki imzaların davacı şirketi bağladığı sonucuna varılması ve davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/01/2020 Tarih 2017/1151 Esas - 2020/37 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 23/02/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/151084 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi