6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi alacağında yabancı tenfiz amaçlı davada hukuki yarar ve milletlerarası derdestlik

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/187 E. 2022/1412 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Bir alacaklı, aynı alacak için başlattığı icra takibi kesinleşmiş olsa bile, alacağın yabancı bir ülkede tenfiz edilebilecek bir ilama bağlanması amacıyla ayrıca alacak davası açmakta hukuki yararı bulunur; kesinleşmiş takip bu davayı hukuki yarardan yoksun kılmaz. Ayrıca, iç hukukta açık bir yasal düzenleme bulunmadıkça, yabancı bir ülkede açılmış ve halen görülmekte olan bir dava, Türk mahkemesindeki aynı konulu dava için milletlerarası derdestlik dava şartı bakımından engel oluşturmaz; MÖHUK'ta bu konuda düzenleme yoktur ve yabancı mahkeme kararı ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurur. Müteselsil sorumlu davalılardan bazıları hakkında iflas kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmemiş olsa bile, yargılamanın hızlı ve usul ekonomisine uygun yürütülmesi amacıyla bu davalılar hakkındaki davanın diğer davalılardan ayrılmasına (tefrik) karar verilebilir. Islah dilekçesiyle artırılan dava değeri için nispi harç yatırılmamışsa ıslah beyanı sonuç doğurmaz; bu durumda sonradan verilen ve harcı yatırılan daraltılmış talep içerikli ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak hüküm kurulabilir.

Ele alınan sorunlar

İcra takibi kesinleşmiş olsa da alacağın tahsili için dava açmakta hukuki yarar → ret

İddia: Davalılar, aynı alacak için icra takibinin kesinleştiğini, bu nedenle davacının alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hukuki yarar, davacının dava açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunmasıdır ve HMK 114 gereği dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Davalı borçlulardan biri Arnavutluk merkezli bir şirket, diğer davalı da Arnavutluk Cumhuriyeti vatandaşı olup tebligat adresi Tiran'dır; davacı, alacağın yabancı ülkede tahsili amacıyla tenfiz edilebilecek bir ilama ihtiyacı bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle davacının alacağının ilama bağlanmasında, işbu dava sonucunda alınacak hükme maddi hukuk bakımından tanınan sonuçlar nedeniyle hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Türkiye ile Arnavutluk arasındaki 1995 tarihli sözleşmenin 20-e maddesinde, aynı konuda ve aynı taraflar arasında daha önce alınıp kesinleşmiş bir hükmün bulunması halinde ilamın tanınması ve tenfizinin mümkün olmayacağı düzenlenmiş ise de, bu durum davacı bakımından işbu davada hukuki yararın varlığını kabule engel değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yabancı ülkede açılan davanın Türk mahkemesindeki dava için milletlerarası derdestlik teşkil edip etmediği → ret

İddia: Davalılar, aynı alacak için Arnavutluk Cumhuriyeti'nde daha önce dava açıldığını, bu nedenle işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, mahkemece bu davanın akıbeti araştırılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 114/1-ı bendinde aynı davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması dava şartı olarak düzenlenmiştir; ancak 5718 sayılı MÖHUK'ta milletlerarası derdestlik konusunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. HMK'da olduğu gibi açık bir düzenleme olmadıkça yabancı ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın iç hukuktaki bir dava bakımından derdestlik teşkil edeceğinin kabulü, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin ve buna bağlı egemenlik hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Ayrıca yabancı ülkede verilecek kararın tanınıp tenfiz edileceği belli olmadığından, milletlerarası derdestliğin kabulü yargılamanın gecikmesine ve davacının adil yargılanma hakkının zedelenmesine yol açar; yabancı mahkemede verilip kesinleşen bir karar bile ülkemizde ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurur. Kaldı ki derdestlik itirazına konu davanın açıldığı Arnavutluk Cumhuriyeti ile ülkemiz arasındaki 1995 tarihli antlaşmada, bu nitelikteki itirazların akit taraf mahkemelerinde karşılıklı olarak ileri sürülebileceğine dair bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların derdestlik dava şartına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Delillerin toplanmadan karar verildiği iddiası → ret

İddia: Davalılar, icra dosyası ile Arnavutluk mahkemesindeki dosyanın getirtilmeden, gösterilen delillerin toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargılama sırasında ön inceleme aşamasında davalılar vekillerine delillerini ibraz etmeleri için süre verilmiş, ara kararına uymamanın hukuki sonuçları ihtar edilmiştir. Davalılar vekillerince dayanılan icra takip dosyası sureti ile Arnavutluk mahkemesinde açılan davaya ilişkin kayıtlar davacı tarafça dosyaya sunulmuş olup, davalılar vekillerince dayanılan ve sonuca etkili olabilecek başkaca bir delil bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İflas kararı verilen davalılar hakkındaki davanın diğer davalılardan ayrılması (tefrik) kararının usule uygunluğu → ret

İddia: Davalılar, iflas kararı henüz kesinleşmediği halde iflas kararı verilmiş olan davalılar aleyhine açılan davanın ayrılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İflas kararının kesinleşmesi halinde alacak kaydı talebinin iflas idaresince reddedilmesi durumunda dava kayıt kabul davasına dönüşecek ve yargılama İİK 235/3 uyarınca basit usule tabi olacaktır. İflas kararının kesinleşmesi ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasının zaman alacağı açıktır; iflas eden şirketler bakımından davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durması, müteselsil sorumlu diğer davalılar bakımından davanın durmasını gerektirmez. HMK 167 uyarınca mahkeme, yargılamanın iyi şekilde yürütülmesini sağlamak için davaların ayrılmasına davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir; davaların en az masrafla ve en hızlı şekilde sonuçlandırılması usul ekonomisi ilkesinin gereğidir. Bu nedenle, yerleşik yargı uygulaması gereği iflas kararı verilen davalılar aleyhine açılan davanın işbu davadan ayrılmasına karar verilmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Islah harcı yatırılmayan ilk ıslah dilekçesinin geçersizliği ve ikinci ıslah dilekçesinin esas alınması → ret

Gerekçe: Harçlar Kanunu 32. madde gereğince yargı işlemlerinde alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz; bu düzenleme gereğince ıslah edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilam harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak yoktur. Islah ile dava değeri artırılmışsa nispi harcın yatırılması gerekir; harç yatırılmamışsa ıslah beyanı sonuç doğurmaz. Bu durumda verilen ilk dilekçedeki talep tutarının daraltılmasına ilişkin ikinci dilekçe ile ıslah hakkının kullanıldığının kabulü hukuka uygundur; ikinci ıslah dilekçesinde daraltılarak talep edilen miktar üzerinden hüküm verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, özellikle icra takibi kesinleşmiş olsa da yabancı ülkede tenfiz amacıyla ilam alınmasında hukuki yararın varlığı ile MÖHUK'ta düzenleme bulunmaması nedeniyle yabancı ülkede açılan davanın milletlerarası derdestlik teşkil etmeyeceği yönündeki değerlendirmeleriyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır; kararda ayrıca Yargıtay 11. HD'nin benzer ilamlarına atıf yapılmıştır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Dava açmakta hukuki yarar (HMK 114) - aynı alacak için icra takibi kesinleşmiş olsa bile, alacağın yabancı ülkede tenfiz amacıyla ilama bağlanması amacıyla dava açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilir., Derdestlik (HMK 114/1-ı) - MÖHUK'ta milletlerarası derdestliğe ilişkin düzenleme bulunmadığından, yabancı ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava, Türk mahkemesindeki aynı konulu dava için derdestlik dava şartı bakımından engel oluşturmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yarar milletlerarası derdestlik dava şartı tenfiz müteselsil kefalet iflas erteleme kayıt kabul davası tefrik (davaların ayrılması) usul ekonomisi ıslah nispi harç

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114HMK 114/1-ıHMK 167HMK 353(1)b-1HMK 361/1 · 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 235/3 · Harçlar Kanunu — Harçlar Kanunu 32

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/187

KARAR NO 2022/1412

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/10/2019

NUMARASI 2016/1273 Esas - 2019/958 Karar

DAVA

Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/10/2022

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından ... Ticaret A.Ş.'ye kredi kullandırıldığını, bu kredinin müteselsil kefillerinin ise ... A.Ş. (yeni ünvanı ... A.Ş.) ... ve ... olduğunu, kredi borçlusu şirket ile müteselsil kefillere Kadıköy ... Noterliğinden 29.02.2016 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek 84.223.034,38-TL, 5.132.343,75-USD ve 5.015.750-Euro'nun ödenmesi ihtar edilmişse de ödeme yapılmadığını, kredi borçlusu ve kefiller aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 116.275.718-TL'nin tahsili için genel haciz yolu ile takibe geçildiğini, ... firmasının borca itiraz etmeyerek hakkındaki takibin kesinleştiğini, borçlu şirket ve diğer kefillerin asıl alacağı kabul ederek işlemiş faize itiraz ettiklerini, davalılardan ...'nın Arnavutluk Cumhuriyeti'nde kurulu olup, Arnavutluk'ta iflas erteleme talep ettiğini, bu şirket ile diğer davalılar aleyhine Arnavutluk'ta işlem yapılabilmesi için banka alacağının tenfizinin talep edilebilecek bir mahkeme kararına konu edilmesi gerektiğinden işbu alacak davasının açılması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla banka alacağının 15.000.000-TL'sinin, bu tutara 03.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek %36 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında gider vergisi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH Davacı vekili, dava değerini 01.10.2018 tarihinde ıslah ederek 65.000.000-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP

1-Davalı ... vekili; davacının açtığı icra takibinin kesinleştiğini,ayrıca aynı alacak için Arnavutluk Tiran Şehri Bölge Mahkemesinde dava açtığını, bu davanın sonuçlanmadığı,derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kefillerden ... aleyhine bankanın başlattığı takipde taşınmaz satışına başlandığı,diğer davalı borçlu şirketler hakkında İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2016/222 esas sayılı dosyasında açılan iflas erteleme istemli davanın devam ettiğini, icra takibinin, asıl borçlu şirketler bakımından İst.Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/319 esas sayılı dosyasında mahkemenin 15.04.2016 tarih ve 2016/380 karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, asıl borçlu hakkında iptal edilmiş takibe kefiller bakımından devam edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının %36 nisbetinde temerrüt faizi ile faiz ürerinden %5 gider vergisi talebinin yerinde olmadığını,icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ... vekili; davacının aynı alacak için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile açtığı icra takibinin müvekkili bakımından kesinleştiğini, davacının alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın asıl muhatabı ... olup müvekkili hakkındaki takip kesinleşmiş olmakla müvekkili hakkında tenfizi gerektiren bir durum bulunmadığını, davacının yabancı ülkede tenfiz amacıyla dava açmasının hukuka aykırı olduğunu,müvekkili hakkındaki icra takibinin devam ettiğini, taşınmaz satışları yaptığını ve alacağını tahsil ettiğini, bu bakımdan icra takibinin sonuçsuz kaldığı iddiasının doğru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; işbu dava davalılar ..., ..., ... ve ... A.Ş.'ye karşı açılmış olup, davalılar ... Tic. A.Ş. İle ... A.Ş.'nin dava sırasında iflas etmeleri nedeniyle, bu iflas kararlarının kesinleşmesi halinde davaların kayıt kabul davasına dönüşeceği,davaların daha hızlı yürümesi ve hak ihlallerinin engellenmesi bakımından davalılar ... A.Ş. ile ...A.Ş.'ye karşı açılan davaların HMK'nın 167. maddesi uyarınca işbu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydına karar verilerek davanın ... ve ... yönünden devamına karar verilmiştir.Davalılar, aynı alacakla ilgili icra takibi yapıldığını ve bu takibin davalı ... için kesinleştiğini, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ileri sürmüşlerse de, davacının alacağının ilâma bağlanmasında hukuki yararı bulunduğu;

davalı ... vekili, davalı hakkında Arnavutluk Mahkemelerinde daha önce açılan dava nedeniyle işbu davanın derdestlik itirazında bulunduğu, Türk hukuku bakımından, Türk Mahkemelerinde açılmış bir davada, yabancı mahkemede açılmış bir dava ileri sürülmek suretiyle derdestlik (yabancı derdestlik) itirazında bulunulamayacağı, davalı vekilinin derdestlik itirazının reddinin gerektiği;davacı bankanın 09/02/2016 tarihinden itibaren TL kredilerde geçerli olan azami faiz oranlarının % 24.24 olduğu, söz konusu oranın %50 fazlası ile hesaplanan % 36 nispetinde temerrüt faizi talep edilebileceği,asıl borçlunun 02.03.2016 tarihinden itibaren, ... ile ...ün ise 03.03.2016 icra takip tarihinden itibaren mütemerrit oldukları, İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasındaki 03.03.2016 icra takip tarihinde, davacı bankanın asıl borçludan olan alacağının, 115.214.012,83 TL asıl alacak, 232.732,30-TL işlemiş faiz ve 11.636,61-TL faizin gider vergisi olmak üzere 115.458.381,74-TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince 01.10.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerinin 65.000.000-TL'ye yükseltildiği,verilen ilk dilekçede davacının sırf harcın yatırılmamış olması sebebiyle, ıslah hakkının kullanılmış sayılmasını kabul etmenin orantısız ve ağır bir yaptırım olacağı, bu nedenle davacının yargılama sırasında verdiği ikinci ıslah dilekçesinin geçerli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davalı ... vekili; müvekkili ile davalı ... hakkında aynı konuda İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında kesinleşmiş icra takibi bulunduğunu,davacının alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı banka tarafından aynı alacak için Arnavutluk Mahkemesinde dava açıldığını, söz konusu dava nedeniyle işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, mahkemece Arnavutluk mahkemesinde görülen davanın akıbeti sorulmadan karar verildiğini, Türkiye ile Arnavutluk arasında akdedilen 1995 tarihli sözleşmenin 20-e maddesi gereğince, aynı konuda ve aynı taraflar arasında bir dava bulunması halinde ilamın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını, mahkemece müvekkilleri tarafından gösterilen deliller toplanmadan karar verildiğini, bu kapsamda icra dosyası ile Arnavutluk mahkemesindeki dosyanın getirtilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece iflas kararı verilmiş olan davalılar aleyhine açılmış olan davanın ayrılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen iflas kararının henüz kesinleşmediğini,bu nedenle ayırma kararının usule aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ...

vekili; müvekkili hakkında başlatılan ilamsız takibin kesinleştiğini, mahkemece hukuki yararın varlığını kabulün gerekçesinin açıklanmadığını ,diğer davalı hakkında davacı banka tarafından aynı alacak için Arnavutluk Mahkemesinde dava açıldığını,bu davanın akıbeti sorulmadan karar verildiğini, Türkiye ile Arnavutluk arasında akdedilen 1995 tarihli sözleşmenin 20-e maddesi gereğince, aynı konuda ve aynı taraflar arasında bir dava bulunması halinde ilamın tenfizinin mümkün olmadığını, mahkemece davanın esasıyla ilgili gösterilen deliller toplanmadan karar verildiğini, bu kapsamda icra dosyası ile Arnavutluk mahkemesindeki dosyanın getirtilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca mahkemece, iflas kararı verilmiş olan davalılar hakkında verilen tefrik kararının usule aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı tarafından,davalılar ..., ..., ... A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhine dava açılmış olup, davalılar ... AŞ ile ... AŞ aleyhine açılmış olan dava bakımından mahkemece ayırma kararı verilmiş, istinafa konu hüküm, davalılar ... ile ...'e ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile asıl borçlu .... AŞ. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerini diğer davalıların da müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davacı bankaca kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek 29.02.2016 tarihli ihtarname keşide edildiği, kat ihtarının aynı tarihte ... ile ... firmalarına tebliğ edildiği, diğer kefillere tebliğ edilemediği, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından borçlu ve kefiller hakkında İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ferileriyle birlikte toplam 116.275.718-TL'nin tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalı borçlu ... firmasının borca itiraz etmeyerek hakkındaki takibin kesinleştiği, diğer borçluların takibe sadece faiz yönünden itiraz ettikleri, bu nedenle takibin diğer borçlular yönünden de asıl alacak bakımından kesinleşmiş olduğu, işbu dava öncesinde davacı tarafından Arnavutluk merkezli davalı ... hakkında Arnavutluk Cumhuriyeti'nde aynı alacak için dava açıldığı, mahkemece davada Türk mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, işbu davanın yargılaması sırasında, haklarındaki dava tefrik edilen davalılar ... ve .... Tarafından açılan davada İst.

Anadolu 2.ATM'nin 2016/222 esas sayılı dosyasında iflas erteleme davasında,her iki şirketin iflasına karar verildiği ve kararın kesinleşmediği, mahkemece de bu davalılar yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi halinde yargılama usulünün farklı olacağı gerekçesiyle bu iki davalı hakkındaki davanın işbu davadan ayrılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında alacağın varlığına ve miktarına dair bir uyuşmazlık bulunmamakta olup, istinaf konusu uyuşmazlık; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, davalı ... firması hakkında Arnavutluk mahkemesinde açılmış dava nedeniyle derdestlik dava şartı koşullarının bulunup bulunmadığı, mahkemece verilmiş ayırma kararının usule uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

Bilindiği üzere her davada, dava açanın hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Hukuki yarar ise, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Somut olayda davacı tarafından davalılar aleyhine dava konusu alacağın tahsili istemiyle İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış olup, takip davalı ... yönünden asıl alacak bakımından, diğer davalı ... bakımından ise tümüyle kesinleşmiş olup, aynı alacağın tahsili istemiyle işbu dava açılmıştır. Ancak davalı borçlulardan ... Arnavutluk merkezli bir şirket olup davalı ... de aynı zamanda Arnavutluk Cumhuriyeti vatandaşı ve tebligat adresi de Tiran'dır. Davacı tarafça, alacağın yabancı ülkede tahsili amacıyla tenfiz edilebilecek bir ilam bulunması gerektiği ileri sürülmektedir. Bu nedenle davacının aynı nedenle, alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacağının ilama bağlanmasında, işbu dava sonucunda alınacak hükme maddi hukuk bakımından tanınan sonuçlar nedeniyle hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir (benzer görüş: Yargıtay 11 HD'nin 2019/4990-2020/2736 sayılı emsal ilamı).

Davalılar vekillerince ileri sürülen Türkiye ile Arnavutluk arasında akdedilen 1995 tarihli sözleşmenin 20-e maddesinde, aynı konuda ve aynı taraflar arasında daha önce alınıp kesinleşmiş bir hüküm bulunması halinde ilamın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığı düzenlenmiş ise de, bu durum, davacı bakımından işbu davada hukuki yararın varlığını kabule engel değildir.Bu nedenle mahkemece işbu dava bakımından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. İşbu dava öncesinde davacı tarafından Arnavutluk merkezli davalı ... hakkında Arnavutluk Cumhuriyeti'nde aynı alacak için dava açıldığı, mahkemece davada Türk mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği sunulan kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Davalılar vekilince, bu dava nedeniyle derdestlik dava şartının somut olayda bulunmadığı ileri sürülmüştür. Bilindiği üzere HMK'nın 114/1-ı bendinde; aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu dava şartı olarak düzenlenmiştir. Derdestlik, iç hukukumuzda bir dava şartı olarak düzenlenmesine rağmen 5718 sayılı MÖHUK’ta milletlerarası derdestlik konusunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. HMK’da olduğu gibi açık bir düzenleme olmadığı sürece yabancı ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın, iç hukukumuzdaki bir dava bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek doğru değildir. Böyle bir kabul, Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin, buna bağlı olarak bir bakıma egemenlik hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.

Öte yandan yabancı bir ülkede açılmış ve görülmekte olan bir dava sonucunda verilecek kararın tanınıp tenfiz edileceği de belli olmadığından milletlerarası derdestliğin kabul edilmesi, yargılamanın gecikmesine sebebiyet vererek davacının adil yargılanma hakkının zedelenmesine neden olacaktır. Yabancı bir mahkemede açılan ve görülen bir davada verilip kesinleşen bir karar bile, ülkemizde ancak tanınıp tenfiz edildiğinde hukuki sonuç doğurmaktadır. Bu gerçeklik karşısında yabancı bir ülkede henüz görülmekte olan bir davanın iç hukuk bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek yasanın amacına da uygun değildir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/2899 esas 2021/2319 karar sayılı ilamı, benzer şekilde Yargıtay 11 HD'nin 2011/9084 esas 2012/17943 karar sayılı ilamı).

Kaldı ki derdestlik itirazına konu davanın açıldığı Arnavutluk Cumhuriyeti ile ülkemiz arasındaki 1995 tarihli antlaşmada, bu nitelikteki itirazların akit taraf mahkemelerinde karşılıklı olarak ileri sürülebileceğine dair bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalılar vekillerinin derdestlik dava şartına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. İşbu davanın yargılaması sırasında, davalılar ... ve ... şirketleri tarafından İstanbul Anadolu 2.ATM'nin 2016/222 esas sayılı dosyasında iflas erteleme istemiyle dava açılmış, mahkemece yapılan yargılama sonucunda her iki şirketin iflasına karar verildiği ve henüz kararın kesinleşmediği, ilk derece mahkemesince de bu davalılar yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi halinde yargılama usulünün basit usule dönüşeceği gerekçesiyle, bu iki davalı hakkındaki davanın işbu davadan ayrılmasına karar verilmiştir.İflas kararının kesinleşmesi halinde alacak kaydı talebinin iflas idaresince reddedilmesi halinde dava kayıt kabul davasına dönüşecek ve yargılama da İİK'nin 235/3.

maddesi uyarınca basit usule tabi olacaktır. Bu bakımdan iflas kararının kesinleşmesi ve 2.alacaklılar toplantısının yapılmasının zaman alacağı açıktır. İflas eden şirketler bakımından davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durması da müteselsil sorumlu davalılar bakımından davanın durmasını gerektirmeyecektir. HMK'nın 167. maddesinde; mahkemenin, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davaların ayrılmasına davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Davaların en az masrafla ve en hızlı şekilde sonuçlandırılması da usul ekonomisi ilkesinin gereğidir. Bu nedenle,yerleşik yargı uygulaması gereği iflas kararı verilen davalılar aleyhine açılan davanın işbu davadan ayrılmasına karar verilmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır.

Yargılama sırasında mahkemece delillerin ibrazı için davalılar vekillerine ön inceleme sırasında delillerini ibraz hususunda süre verilmiş olup, ara kararına uymamanın hukuki sonuçları ihtar edilmiştir. Bu kapsamda davalılar vekillerince delil olarak dayanılan icra takip dosyası sureti ile Arnavutluk mahkemesinde açılan davaya ilişkin kayıtlar davacı tarafça dosyaya sunulmuştur. Davalılar vekillerince dayanılan ve sonuca etkili olabilecek başkaca bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davalılar vekillerinin, gösterilen deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Diğer yandan davacı vekili tarafından ibraz edilen 18.09.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değeri 116.032.051,40-TL'ye çıkarılmış ancak ıslah harcı yatırılmamıştır.

Davacı vekilince sunulan 01.10.2018 tarihli ikinci ıslah dilekçesiyle de dava değeri 65.000.000-TL'ye çıkarılarak harcı yatırılmış olup, mahkemece ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak karar verilmiştir. Harçlar Kanununun 32. maddesinde, yargı işlemlerinde alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme gereğince ıslah edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilam harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak yoktur. Islah ile dava değeri artırılmış ise, bu durumda nispi harcın yatırılması gerekmektedir. Ancak harç yatırılmamış ise ıslah beyanı sonuç doğurmayacak olup verilen ilk dilekçedeki talep tutarının daraltılmasına ilişkin ikinci dilekçe ile ıslah hakkının kullanıldığının kabulü de hukuka uygundur.

ikinci ıslah dilekçesinde daraltılarak talep edilen miktar üzerinden hüküm verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde olmayan davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davalılardan alınması gereken 4.440.150-TL istinaf karar harcından müteselsil sorumlu her iki davalı tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan (1.110.037,50x2) 2.220.075‬-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.220.075-TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından sarf edilen istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 33‬-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

13/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/150633 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Düzelterek onandı

ℹ Yargıtay hükmü sonuç olarak onamış, ancak düzelterek. Düzeltmenin neyi, nasıl değiştirdiği aşağıdaki gerekçe özetinde / tam metinde açıklanır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/339 E. 2024/4792 K. · Düzelterek onandı

Aynı alacak için takip varsa hükme tekerrür kaydı konulmalıdır

Gerekçe özeti

Aynı alacak için başlatılmış icra takibi varken alacak davasında kurulan hüküm, takip dosyasıyla ilişkilendirilmeksizin kesinleşirse mükerrer tahsile yol açar; bu eksiklik yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükme 'tahsilde tekerrür etmemek suretiyle' kaydı eklenerek karar düzeltilerek onanır. Kesinleşmiş takip bulunması, alacağın yabancı ülkede tenfiz edilebilecek bir ilama bağlanmasında hukuki yararı ortadan kaldırmaz. İç hukukta açık düzenleme bulunmadığından yabancı ülkede görülmekte olan dava derdestlik dava şartını ihlal etmez. Harcı ödenmeyen ıslah dilekçesi sonraki işlemlere esas olamayacağından ıslah hakkını tüketmez; talebi daraltan ve harcı yatırılan ikinci dilekçeyle ıslah hakkının kullanıldığı kabul edilir.

Emsal değeri

Karar, aynı alacak için icra takibi bulunan hâllerde hükme tahsilde tekerrür kaydı konulması gerektiğini Yargıtay'ın kendi düzeltmesiyle ortaya koyması; ayrıca yabancı ülkede görülmekte olan davanın iç hukukta derdestlik oluşturmayacağını ve harcı ödenmeyen ıslah dilekçesinin ıslah hakkını tüketmeyeceğini onaylaması bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: mükerrer tahsilin önlenmesi / tahsilde tekerrür kaydı hukuki yarar milletlerarası derdestlik tanıma ve tenfiz ıslah ıslah harcı davaların ayrılması müteselsil kefalet genel kredi sözleşmesi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/339 E.  ,  2024/4792 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/187 Esas, 2022/1412 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/1273 E., 2019/958 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ... Demir San. ve Dış Ticaret A.Ş.'ye kredi kullandırıldığını, bu kredinin müteselsil kefillerinin ise ... Holding A.Ş. (yeni ünvanı ... Paz.A.Ş.) ... İnt. SH.A ve ... olduğunu, kredi borçlusu şirket ile müteselsil kefillere ihtarname keşide edilerek 84.223.034,38 TL, 5.132.343,75 USD ve 5.015.750 euronun ödenmesi ihtar edilmişse de ödeme yapılmadığını, kredi borçlusu ve kefiller aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyası ile 116.275.718,00 TL'nin tahsili için genel haciz yolu ile takibe geçildiğini, ... İnt. firmasının borca itiraz etmeyerek hakkındaki takibin kesinleştiğini, borçlu şirket ve diğer kefillerin asıl alacağı kabul ederek işlemiş faize itiraz ettiklerini, davalılardan ...

International SH.A.'nın Arnavutluk Cumhuriyeti'nde kurulu olup, Arnavutluk'ta iflas erteleme talep ettiğini, bu şirket ile diğer davalılar aleyhine Arnavutluk'ta işlem yapılabilmesi için banka alacağının tenfizinin talep edilebilecek bir mahkeme kararına konu edilmesi gerektiğinden işbu alacak davasının açılması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla banka alacağının 15.000.000,00 TL'sinin, bu tutara 03.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek %36 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında gider vergisi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... İnternational SH.A vekili cevap dilekçesinde; davacının açtığı icra takibinin kesinleştiğini, ayrıca aynı alacak için Arnavutluk Tiran Şehri Bölge Mahkemesinde dava açtığını, bu davanın sonuçlanmadığını, derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kefillerden ... aleyhine bankanın başlattığı takipde taşınmaz satışına başlandığını, diğer davalı borçlu şirketler hakkında İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/222 E. sayılı dosyasında açılan iflas erteleme istemli davanın devam ettiğini, icra takibinin, asıl borçlu şirketler bakımından İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/319 E. sayılı dosyasında iptal edildiğini, asıl borçlu hakkında iptal edilmiş takibe kefiller bakımından devam edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının %36 nisbetinde temerrüt faizi ile faiz üzerinden %5 gider vergisi talebinin yerinde olmadığını, icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle davacının alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı alacak için İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyası ile açtığı icra takibinin müvekkili bakımından kesinleştiğini, davacının alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın asıl muhatabı ... İnt. olup müvekkili hakkındaki takip kesinleşmiş olmakla müvekkili hakkında tenfizi gerektiren bir durum bulunmadığını, davacının yabancı ülkede tenfiz amacıyla dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibinin devam ettiğini, davacının taşınmaz satışları yaptığını ve alacağını tahsil ettiğini, bu bakımdan icra takibinin sonuçsuz kaldığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... International SH.A. vekili tarafından davalı hakkında Arnavutluk Mahkemelerinde daha önce açılan dava nedeniyle işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin talep edildiği, Türk Hukuku bakımından, Türk Mahkemelerinde açılmış bir davada, yabancı mahkemede açılmış bir dava ileri sürülmek suretiyle derdestlik (yabancı derdestlik) itirazında bulunulamayacağı hususunda doktrin ittifak içerisinde olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uygulaması da aynı yönde olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.11.2012 tarihli, 2011/9084 E., 2012/17943 K.; aynı Daire'nin 06.03.1985 tarihli ve 123-1209 sayılı vb.

Kararları), derdestlik itirazına konu davanın açıldığı Arnavutluk Devleti ile ülkemiz arasında, bu nitelikteki itirazların akit taraf mahkemelerinde karşılıklı olarak ileri sürülebileceğine dair uluslararası bir antlaşma da bulunmadığı, bu nedenle davalının derdestlik itirazının yerinde olmadığı, davalıların 03.03.2016 icra takip tarihinden itibaren mütemerrit olduğu, davacı bankanın azami kredi faiz oranları kredi yıllık azami faiz oranları bildirim formuna göre, 09.02.2016 tarihinden itibaren TL kredilerde geçerli olan azami faiz oranlarının %24,24 olduğu, temerrüt faizine ilişkin sözleşme hükmüne göre belirtilen oranın %50 fazlası ile hesaplanan %36,36 nisbetinde temerrüt faizi talep etmesi mümkün olduğu, davacının alacak miktarına ilişkin olarak bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve ek rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunmakla teknik hesaplamalar yönünden hükme esas alındığı, dava başlangıçta 15.000.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, davacı banka tarafından 18.09.2018 tarihli dilekçe ile alacak miktarı ıslah edilerek 116.032.051,40 TL'nin 03.03.2016 icra takip tarihinden itibaren %36,36 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 oranında BSMV'si ile birlikte tahsili talep edildiği, 19.09.2018 tarihli duruşmada davacı vekiline ıslah dilekçesi doğrultusunda eksik peşin nispi harcı tamamlaması için süre verilerek ihtarat yapıldığı, ancak davacı vekilince 01.10.2018 tarihli dilekçe ile ikinci bir ıslah dilekçesi verilerek 65.000.000 TL'nin 03.03.2016 icra takip tarihinden itibaren %36,36 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 oranında BSMV'si ile birlikte tahsili talep edildiği ve ıslaha konu 65.000.000 TL üzerinden eksik kalan peşin nispi harcın yatırıldığı, davacının sırf harcın yatırılmamış olması sebebiyle, ıslah hakkının kullanılmış sayılmasını kabul etmenin orantısız ve ağır bir yaptırım olacağı, bu nedenle, yargılama sırasında verdiği yeni ıslah beyanının geçerli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 65.000.000 TL alacağın, 03.03.2016 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek TCMB azami faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile % 36 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı ... İnternational SH.A vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... hakkında aynı konuda İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyasında kesinleşmiş icra takibi bulunduğunu, davacının alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı banka tarafından aynı alacak için Arnavutluk Mahkemesinde dava açıldığını, söz konusu dava nedeniyle işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince Arnavutluk mahkemesinde görülen davanın akıbeti sorulmadan karar verildiğini, Türkiye ile Arnavutluk arasında akdedilen 1995 tarihli sözleşmenin 20/e maddesi gereğince, aynı konuda ve aynı taraflar arasında bir dava bulunması halinde ilamın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince müvekkilleri tarafından gösterilen deliller toplanmadan karar verildiğini, bu kapsamda icra dosyası ile Arnavutluk mahkemesindeki dosyanın getirtilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince iflas kararı verilmiş olan davalılar aleyhine açılmış olan davanın ayrılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen iflas kararının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle ayırma kararının usule aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... İnternational SH.A hakkında aynı konuda İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyasında kesinleşmiş icra takibi bulunduğunu, davacının alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı banka tarafından aynı alacak için Arnavutluk Mahkemesinde dava açıldığını, söz konusu dava nedeniyle işbu davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince Arnavutluk mahkemesinde görülen davanın akıbeti sorulmadan karar verildiğini, Türkiye ile Arnavutluk arasında akdedilen 1995 tarihli sözleşmenin 20/e maddesi gereğince, aynı konuda ve aynı taraflar arasında bir dava bulunması halinde ilamın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince müvekkilleri tarafından gösterilen deliller toplanmadan karar verildiğini, bu kapsamda icra dosyası ile Arnavutluk mahkemesindeki dosyanın getirtilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince iflas kararı verilmiş olan davalılar aleyhine açılmış olan davanın ayrılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, verilen iflas kararının henüz kesinleşmediğini, bu nedenle ayırma kararının usule aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesin istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacı tarafından davalılar aleyhine dava konusu alacağın tahsili istemiyle İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış olup, takip davalı ... yönünden asıl alacak bakımından, diğer davalı ... İnternational SH.A bakımından ise tümüyle kesinleştiği, aynı alacağın tahsili istemiyle bu davanın açıldığı, ancak davalı borçlulardan ... İnternational Arnavutluk merkezli bir şirket olup davalı ... de aynı zamanda Arnavutluk Cumhuriyeti vatandaşı ve tebligat adresinin de Tiran olduğu, davacı tarafça, alacağın yabancı ülkede tahsili amacıyla tenfiz edilebilecek bir ilam bulunması gerektiği ileri sürüldüğü, bu nedenle davacının aynı nedenle, alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacağının ilama bağlanmasında, işbu dava sonucunda alınacak hükme maddi hukuk bakımından tanınan sonuçlar nedeniyle hukuki yararının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 2019/4990 E. 2020/2736 K. sayılı kararı), bu dava öncesinde davacı tarafından Arnavutluk merkezli davalı ... İnternational SHA hakkında Arnavutluk Cumhuriyeti'nde aynı alacak için dava açıldığı, Mahkemece davada Türk mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğinin sunulan kayıtlardan anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde; aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması hususu dava şartı olarak düzenlendiği, derdestlik, iç hukukumuzda bir dava şartı olarak düzenlenmesine rağmen 5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da milletlerarası derdestlik konusunda herhangi bir düzenleme yapılmadığı, 6100 sayılı Kanun'da olduğu gibi açık bir düzenleme olmadığı sürece yabancı ülkede açılan ve görülmekte olan bir davanın, iç hukukumuzdaki bir dava bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek doğru olmadığı, yabancı bir ülkede henüz görülmekte olan bir davanın iç hukuk bakımından derdestlik teşkil edeceğini kabul etmek yasa koyucunun amacına da uygun olmadığı, (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 2020/2899 E., 2021/2319 K. sayılı ilamı, benzer şekilde Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2011/9084 E., 2012/17943 K. sayılı ilamı), derdestlik itirazına konu davanın açıldığı Arnavutluk Cumhuriyeti ile ülkemiz arasındaki 1995 tarihli antlaşmada, bu nitelikteki itirazların akit taraf mahkemelerinde karşılıklı olarak ileri sürülebileceğine dair bir hüküm de bulunmadığı, iflas kararı verilen davalılar aleyhine açılan davanın işbu davadan ayrılmasına karar verilmesinde usule aykırılık bulunmadığı, davalılar vekillerince delil olarak dayanılan icra takip dosyası sureti ile Arnavutluk mahkemesinde açılan davaya ilişkin kayıtlar davacı tarafça dosyaya sunulduğu, davalılar vekillerince dayanılan ve sonuca etkili olabilecek başkaca bir delil bulunmadığı, bu nedenle davalılar vekillerinin, gösterilen deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmediği, diğer yandan davacı vekili tarafından ibraz edilen 18.09.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değeri 116.032.051,40 TL'ye çıkarıldığı, ancak ıslah harcı yatırılmadığı, davacı vekilince sunulan 01.10.2018 tarihli ikinci ıslah dilekçesiyle de dava değeri 65.000.000 TL'ye çıkarılarak harcı yatırılmış olup, mahkemece ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak karar verildiği, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32 nci maddesinde, yargı işlemlerinde alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı hüküm altına alındığı, bu düzenleme gereğince ıslah edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilam harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak bulunmadığı, ilk dilekçedeki talep tutarının daraltılmasına ilişkin ikinci dilekçe ile ıslah hakkının kullanıldığının kabulünün hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı ... İnternational SH.A vekili temyiz dilekçesinde özetle; tahkikat sürecinde davacı emredici düzenlemeye rağmen davasını iki kez ıslah ettiğini, Kanun'un bir kez kullanımına imkân tanıdığı ıslah hakkı, kullanan tarafın harcını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın kullanılmış sayılacağını, İlk Derece Mahkemesince aynı alacakla ilgili kesinleşmiş ve derdest icra takibine konu asıl alacağın 65.000.000 TL kısmının fer’ileri ile tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen hükümde tahsiline hükmedilen alacağın icra dosyası ile ilişki ve irtibatına işaret edilmeden alacak tahsiline hüküm verilmesi de, kararın icrası aşamasında belirsizlik ve karmaşaya neden olabileceğini ve ayrıca istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; tahkikat sürecinde davacı emredici düzenlemeye rağmen davasını iki kez ıslah ettiğini, Kanun'un bir kez kullanımına imkân tanıdığı ıslah hakkı, kullanan tarafın harcını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın kullanılmış sayılacağını, İlk Derece Mahkemesince aynı alacakla ilgili kesinleşmiş ve derdest icra takibine konu asıl alacağın 65.000.000 TL kısmının fer’ileri ile tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen hükümde tahsiline hükmedilen alacağın icra dosyası ile ilişki ve irtibatına işaret edilmeden alacak tahsiline hüküm verilmesi de, kararın icrası aşamasında belirsizlik ve karmaşaya neden olabileceğini ve ayrıca istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalılar aleyhine aynı alacak için İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi bulunduğundan ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar bu şekilde kesinleşmesi halinde davalılar aleyhine mükerrer tahsilata yol açacaktır. Bu nedenle hükmün bozulması gerekir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “...

65. 000.000 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin 2016/4437 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür etmemek suretiyle 65.000.000 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.