6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kaldıraçlı işlemde teminat yeterliliği ve davalının kusuru bulunmadığı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/507 E. 2022/1439 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

sermaye piyasası

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 3 (sebepsiz zenginleşme) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Kaldıraçlı alım satım sözleşmelerinde, aracı kurumun Seri:... No:... sayılı Tebliğ'in 12. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca yatırımcıyı teminat tutarının üzerinde bir kayba uğratacak şekilde işlem yaptırmama yükümlülüğü, ancak fiilen gerçekleşen işlem büyüklüğüne göre gerekli teminatın hesapta mevcut olduğu ve fiyat hareketlerinin (örn. piyasa fiyatındaki düşüş) davalının kontrolü dışında gerçekleştiği durumlarda ihlal edilmiş sayılmaz; elektronik platform üzerinden verilen müşteri emirlerine aykırı hareket etme yetkisi olmayan aracı kuruma bu nedenle kusur yükletilemez. Ayrıca yatırımcı tarafından teminat tamamlama amacıyla rızaen yapılan ödemeler, TBK 78 uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri istenemez.

Ele alınan sorunlar

Davalının Tebliğ 12/1-d uyarınca teminat aşan zarara karşı yükümlülüğünü ihlal edip etmediği → kabul

İddia: Davalı vekili, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının pozisyon kapama veya teminat tamamlama imkanlarını kullanmadığını, müvekkilinin otomatik sistemle pozisyonları kapatarak üzerine düşeni yerine getirdiğini, kusursuzluğunu ispat ettiğini belirtmiştir.

Gerekçe: Davacının 29/10/2013 tarihinde ...'de 1:100 kaldıraç oranı ile toplam 3.250 lot alım yönünde uzun pozisyon açtığı, gerçekleşecek işlem büyüklüğüne göre yatırılması gereken teminat tutarının 4.407.903,19-USD olduğu, işlem esnasında oluşan kâr ile birlikte davacının hesabında bu tutardan fazla bakiye bulunduğu, yani hesapta yeterli teminat olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle Tebliğ'in 12. maddesine aykırı olarak teminat tutarlarının üzerinde bir zarara uğratacak şekilde işlem yaptırılmadığı açıktır. Davacının teminat tamamlama veya pozisyon azaltma yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine davalının otomatik hesap kapatma sisteminin devreye girdiği, buna rağmen altın fiyatlarının düşmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, davalının pozisyonlarında zarara uğramasındaki etkenin altın fiyatının düşmesi olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığından, davalının fiyat düşüşünde kusurlu ya da kusursuz sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı; elektronik platformdan verilen müşteri emirlerine aykırı hareket etme hakkı bulunmayan davalıya kusur yükletilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, davalının Tebliğ'in 12. maddesi uyarınca kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve Tebliğ hükmüne aykırı tahsilat yaptığı yönündeki kararı doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı tarafından rızaen yapılan ödemenin TBK 78 uyarınca geri istenip istenemeyeceği → kabul

İddia: Davalı vekili, davacı tarafından ödenmeyen tutarlar ile müvekkili tarafından hâlihazırda iade edilmiş olan tutarların davacıya tekrar iade edilmesine karar verilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı tarafından teminatın tamamlanması için 790.134-USD ödeme yapıldığı, ancak 08/04/2014 tarihinde 240.134-USD'nin davacıya iade edildiği, bu nedenle davacı tarafça yapılan ödemenin sadece 550.000-USD olduğu tespit edilmiştir. Davacının bu ödemeyi rızaen yaptığı, bu nedenle TBK'nın 78. maddesi hükmü uyarınca geri istemenin koşullarının oluşmadığı, SPK'nın 125 sayılı Tebliği'nin de bunun aksine bir hüküm içermediği; ödemelerin davacının hesabından kesinti suretiyle değil rızaen yapıldığı anlaşılmakla, davacının ödediği miktardan daha fazla bir tutarın, davacının uğradığı toplam zarar olarak davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kaldıraçlı alım satım sözleşmelerinde aracı kurumun teminat aşımı yükümlülüğünün kapsamının ve elektronik platform üzerinden verilen emirlere aykırı hareket edememe nedeniyle kusursuzluğun değerlendirilmesi bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri teminat tamamlama ters işlem ile tasfiye sebepsiz zenginleşme (TBK 78) Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Risk Bildirim Formu kusursuz sorumluluk

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı B.K 78/1 · Seri:... No:... sayılı Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ — Seri:... No:... sayılı Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ 12/1-d

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/507

KARAR NO 2022/1439

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/11/2019

NUMARASI 2017/692 Esas - 2019/1073 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/10/2022

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında 02.05.2012 tarihli Kaldıraçlı İşlem Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin ... nolu hesap üzerinden yatırımcı olarak işlem yaptığını, müvekkilinin hesabının bakiyesinin -916.634,00-USD'ye düşürüldüğünü fakat sözleşme kapsamında teminat tutarının yetersiz olması durumunda işlem yapılmaması gerektiğini, davalının müvekkilinden haksız olarak 916.634-USD talebinde bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile ilk aşamada 1.000-USD'nin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiş, yargılama devam ederken dava değeri toplamda 916.634- USD ye çıkartılarak ıslah edilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme imzalandığını ve davacının büyük bir yatırımcı olduğunu, yüksek riskli işlemler yaptığını, davacının varlığını iddia ettiği zararların gerçekleşme tarihi 29.10.2013 olup, anılan tarihte konuya ilişkin işlemler bakımından Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: .., No: ... sayılı Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin yürürlükte olduğunu, Davacı tarafından bahsi geçen 3250 lotluk ... kontratları satın alınırken, Davacının teminat düzeyinin yeterli olduğunu, davacının hesabında eksi bakiye oluşmasında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davaya konu edilen bedel müşteri tarafından kendi iradesi ile ödenmiş olup, geri iadesinin istenemeyeceği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Davacı ile davalı arasındaki Kaldıraçlı İşlem Sözleşmesinin 02.05.2012 tarihli olduğu ve işlemin yapıldığı 29.10.2013 tarihindeki kapama tarihi dikkate alındığında SPK'nun Seri ... no:... sayılı tebliğinin yürürlükte olduğu, davacının yapacağı işler dolayısıyla bulundurması gereken teminat miktarının sözleşmede belirlendiği ve teminat oranının sağlanamaması halinde davalı tarafın, davacının emirlerini kabul etmemesi bakımından davalıyayükümlülük verildiği, kaldıraçlı işlem piyasasında işlem gören davalının profesyonel sermaye piyasası ve yatırımları konusunda faaliyet gösteren davalı için yapılması gereken altyapı yatırımlarının açıkça belirlenmiş olduğu ve yine tebliğin 12.maddesindeki "(1)....d) yatırılan teminat tutarlarının üzerinde bir kayba uğratacak şekilde müşterilere işlem yaptırılmaması" şeklindeki açık hüküm dikkate alındığında davacının, teminatından daha yüksek bir zarara uğramaması yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğuna, bu tebliğden sonra 11.07.2013 tarihli resmi gazetede yayımlanan tebliğin 19.maddesi hükmü dikkate alındığında, davada uygulanması gereken 125 sayılı tebliğin 12.maddesinin 1.fıkrasının d bendindeki emirden farklı bir emir içermediği, ihtilafları önlemek için daha açıklayıcı olarak yazılmış olduğu, bu tebliğ hükmü işlem tarihi dikkate alındığında uygulanamayacak ise de 125 no'lu tebliğin 12/1-d maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olduğu ve bu madde uygulandığında, davalının, davacının teminatından daha yüksek bir zarara uğramaması için gerekli tedbirleri alması gerektiğine, bu yükümlülüğü bulunduğuna ve teminattan yüksek bir zarar oluşmuş ise bunun davacıdan istenilemeyeceğine kanaat getirildiği, taraflar arasındaki sözleşme devam eden ve davacının işlem yaptığı bir sözleşme niteliğinde olup, davacının hesabına yatırdığı paraların davalı tarafça oluşan zararın temini için hesaptan mahsup yapmasının 125 sayılı tebliğin 12/1-d maddesi uyarınca mümkün olamayacağı, bunun davalı nezdinde sebepsiz zenginleştirme oluşturacağı, bu nedenle de 6098 sayılı B.K'nun 78/1 maddesinin uygulanamayacağı, davalının teminatı aşar şekilde zararın doğmasını önleyecek teknik, elektronik alt yapıyı oluşturmamasının, davalının verdiği emir nedeniyle oluşan zarar için davacı kusurunu oluşturmayacağı, teminatı aşan kısmı oluşturan, davacının yatırdığı ve davalının davacıya iade ettiği, bu nedenle de artık davacı mülkiyetinde olan komisyon iadesi toplamından 916.634 USD'yi davacı hesaplarından tahsilatının yerinde olmadığına, davacıya iade etmekte yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulune karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili,kararın HMK madde 297 uyarınca gerekçeli karar unsurlarını haiz olmadığını, müvekkilin hiçbir kusuru bulunmadığını, Davacı elektronik işlem platformunun kendisine tanıdığı pozisyon kapama imkânını kullanmak veya teminat tamamlamak suretiyle tek tuşla kendi zararlarını önleyebilecekken bu imkânları kullanmadığını, Müvekkilının ise davacı pozisyonlarını otomatik sistem aracılığı ile piyasada kapatarak üzerine düşeni yerine getirmiş olup, bu itibarla kusursuzluğunu ispat ettiğini, müvekkile kusursuz sorumluluk yüklenmesi mümkün olmadığını, davacının gerçek bir zararı bulunmadığını, buna karşılık eksi bakiyenin ödenmesi müvekkilin fakirleşmesine sebep olacak olup müvekkilının elde etmediği bir tutarı davacı'ya ödemek durumunda kalacağını, taraflar arasında sulh anlaşması bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin, bilirkişi raporu'nda bildirilen teknik görüş yerine hukuki görüşü esas almakta olduğunu,, rapor'da belirtilen teknik görüşün aksine karar vermekte ve rapora yönelik itirazları göz ardı ettiğini, davacı tarafından ödenmeyen tutarlar ile müvekkili tarafından hâlihazırda iade edilmiş olan tutarların davacıya tekrar iade edilmesine karar verilemeyeceğini, davacıya iade edilmesine karar verilen ana para tutarına faiz işletilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, Kaldıraçlı varlık alım-satımına yönelik sözleşmeye dayalı alacak davasıdır. Kaldıraçlı Alım Satım işlemleri, bir ülkenin para birimi ile başka bir ülkenin para birimi arasındaki değişim oranından faydalanılarak, döviz ticaretinin yapıldığı uluslararası piyasaların tamamı olarak tanımlanırken Kaldıraçlı Alım Satım piyasalarında Altın, Gümüş, Petrol vb. değerli maden ve emtia üzerinde vadeli ve spot olmak üzere alım satım yapma imkanı verilmektedir. Ülkemizde Kaldıraçlı Alım Satım işlemleri, 2011 yılında yayırnlanan, Seri:.. No:... sayılı 'Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ' ile ilk yasal düzenleme getirilmiş olup 11/07/2013 tarihli, (111-37.1 sayılı *Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esastar Hakkında Tebliğ” ile yürürlükteki Seri:..., No:...

sayılı tebliğ yürürlükten kaldırılmış fakat yeni tebliğin 01/07/2014 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 02.05.2012 tarihli ve davacı tarafından gerçekleştirilen işlemin 29.10.2013 tarihli olduğu gözetildiğinde SPK'nun Seri ... no:... sayılı tebliğinin yürürlük tarihleri de gözetilerek somut davaya uygulanması gerektiği tartışmasızdır. Yatırımcının korunması tedbirleri kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu'nun, Seri:... No:... sayılı *Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esastar Hakkında Tebliğ'in 12. Maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi; “Yatırılan teminat tutarlarının üzerinde bir kayba uğratacak şekilde müşterilere işlem yaptırılmaması' uyarınca, müşterilerin risklerinin yatırılan teminatla sınırlı olmasının hüküm altına alınmıştır.Davacı;

altın ticareti ile uğraşan kuyumculuk mesleği ile iştigal eden nitelikli ve profesyonel bir yatırımcı olup Davalı .... İle 02.05.2012 tarihinde "Kaldıraçlı Varlık Alım Satımına Aracılık Faaliyeti Özel Şartlar” sözleşmesini imzalamışlardır. Bu sözleşmenin 1.maddesine göre davalı yatırımcıdan gelen emirleri doğrudan kabul etmek ve gerçekleştirmekle yükümlü olup fiyata müdahalesinin olması mümkün değildir. Ayrıca Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Risk Bildirim Formu da davacı tarafından imzalanmış olduğundan yatırımcının oluşabilecek risklerden haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim taraflar arasında imzalanan 'Kaldıraçlı Varlık Alım Satımına Aracılık Faaliyeti Özel Şartlar” md 12.2'de; *yatırımcı, teminat tamamlama çağrısına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, işlemlerinin bir kısmı veya tamamının ters işlem ile tasfiye edilebileceğini kabul eder.' hükmü davacı tarafça kabul edilmiştir.

Tüm bu yasal düzenlemeler ve sözleme hükümleri uyarınca somut olaya bakıldığında Davacının 29/10/2013 tarihinde, ...'de (ons altn), 04:00:49--04:23:03 arası zaman diliminde, 1:100 kaldıraç oranı ile, 50'şer lotluk emirler şeklinde toplam 3.250 lot, 1.356,278 ortalama maliyet ile 440.790.319,45-usd ( (... de 1 lot 100 ons a denk gelmektedir.) alım yönünde uzun pozisyon açtığı, gerçekleşecek işlem büyüklüğüne göre yatırılması gereken teminat tutarının 4.,407,903,19 -USD olduğu ve işlemin olduğu esnada pozisyonlar nedeniyle oluşan kar ile birlikte, davacının hesahında 4.407.903,19 -USD'den fazla bakiye bulunduğu, yani hesapta yeterli teminat olduğu ve Tebliğin 12.maddesine aykırı olarak teminat tutarlarının üzerinde bir zarara uğratacak şekilde işlem yaptırılmadığı açıktır.

Davacının, uzun pozisyon açma işleminden dolayı teminatın riskli seviyeye düşmeye başlamasıyla davalı tarafça teminatın tamamlanmadığı, davacının teminat tamamlama veya pozisyon azaltma işlemlerinde bulunmayıp kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ,bu nedenle davalının otomatik hesapları kapatma sisteminin devreye girdiği fakat buna rağmen davacı yatırımcının varlık alım ve akabinde yapılan satım işlemleri nedeniyle -916.634- USD zarara uğradığı ve teminatın eksi bakiye düşmüş olduğu anlaşılmaktadır. Yurt dışında oluşan altın fiyatlarının bir miktar düşmesi nedeniyle davacının yüksek fiyattan aldığı altının teminatın yetersiz bakiyeye düşmesi nedeniyle satılarak paraya çevrildiği bu suretle davaya konu zararın oluştuğu ,işlemler yapıldığı sırada eksik bakiye ile davacı zararına işlem yapılmasına izin verilmesinin sözkonusu olmadığı, davalı tarafın pozisyonlarında zarara uğramasındaki etkenin altın fiyatının düşmesi olduğunda taraflar arasında ihtilaf olmadığından altın fiyatının saatler içinde düşmesinde de kusurlu olduğunu,veya kusursuz olarak sorumlu tutulması da mümkün görülmemiştir.Öte yandan Davacı tarafından teminatın tamamlanması için 790.134- USD ödeme yapıldığı, fakat 08/04/2014 tarihinde 240.134 -USD olarak ödenen bedel davacıya iade edildiğinden davacı tarafça yapılan ödeme sadece 550.000- USD'dir.

Ayrıca Davacı yaptığı ödemeyi rızaen yaptığı için TBK 78.madde hükmü uyarınca koşulları oluşmadığından geri isteyemeyecek olup SPK'nın 125 sayılı tebliği bunun aksine hüküm içermemektedir.Açıklanan nedenlerle Alım satıma aracılık hizmetleri sözleşmesinin 4.5 maddesinde "fiyat tesbitinden veya alım satım kararlarından kaynaklanan kar ve her türlü zarardan yatırımcı sorumludur"hükmü bulunmasına göre,ilk derece mahkemesinin davalı tarafın, davacının teminatından daha fazla bir zarara uğramaması için 125 no'lu tebliğ 12.maddesi uyarınca kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ve Tebliğ hükmüne aykırı tahsilat yaptığı yönündeki karar doğru görülmemiştir.3.250 lotun alım emri tamamlandığında davacının 1.500.000-usd nin üzerinde karda olduğu , saatler içinde altın fiyatının düştüğü ,elektronik platformdan verilen müşteri emirlerine aykırı hareket etme hakkı olmayan davalıya kusur yükletilemeyeceği, ödemelerin davacının hesabından kesinti suretiyle değil rızaen yapıldığı anlaşılmakla davacının ödediği miktardan daha fazla ,davacının uğradığı toplam zararının davalıdan tahsiline karar doğru görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görüldüğünden davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına ,yapılan hata /eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne , İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/692 Esas - 2019/1073 Karar sayılı 18/11/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın REDDİNE," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 59.328,68‬- TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 59.247,98‬-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 229.372,21-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davalı tarafından yatırılan 59.263,98‬-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 55-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/150593 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/348 E. 2024/2251 K. · Onandı

Kaldıraçlı işlemde teminatı aşan zarardan aracı kurumun sorumluluğu

Gerekçe özeti

Kaldıraçlı alım satım işlemlerinde, pozisyonun açıldığı anda işlem büyüklüğüne göre gereken teminat hesapta mevcutsa, aracı kurumun yatırımcıyı teminat tutarının üzerinde zarara uğratacak şekilde işlem yaptırdığından söz edilemez. Teminat riskli seviyeye düştüğünde teminat tamamlama veya pozisyon azaltma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve otomatik kapama sistemine rağmen piyasa fiyatındaki düşüş nedeniyle zarara uğrayan profesyonel yatırımcının zararından, müşteri emirlerine aykırı hareket etme hakkı bulunmayan aracı kurum kusurlu veya kusursuz sorumlu tutulamaz. Yatırımcının teminat tamamlamak üzere rızaen yaptığı ödemeler, koşulları oluşmadıkça geri istenemez.

Emsal değeri

İşlem anında yeterli teminat bulunması hâlinde aracı kurumun teminatı aşan zarardan sorumlu tutulamayacağı ve teminat tamamlamak için rızaen yapılan ödemenin geri istenemeyeceği yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: kaldıraçlı alım satım işlemi teminat tamamlama çağrısı otomatik pozisyon kapama profesyonel/nitelikli yatırımcı risk bildirim formu kusursuz sorumluluk rızaen ifa ters işlemle tasfiye

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/348 E.  ,  2024/2251 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/507 Esas, 2022/1439 Karar

TEMLİK ALAN DAVACILAR 1....

2.... vekilleri Avukat ...

Avukat ...

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/692 E., 2019/1073 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtayca duruşma istemli olarak temlik alan davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.03.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat Nusret Çetin ve Avukat Ece Özçelik dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 02.05.2012 tarihli Kaldıraçlı İşlem Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin özel şartlarının 12.3 maddesi uyarınca işlem yapılmak istenen varlık türü bazında gerekli olan toplam teminat tutarı için yeterli olmadığı durumda işlem yapılmasına izin verilmediği hususunun taraflar arasında tartışmasız olduğunu, kaldıraçlı işlemlerle ilgili yasal düzenlemelerin Kaldıraçlı Alım Satım Hizmetleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (27.08.2011, 28038-Seri:V, No:125) ile düzenlenmekteyken anılan tebliğin 11.07.2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Tebliğ ile yürürlükten kaldırıldığını, eski Tebliğin 12/1-d hükmü ve yeni tebliğin 19/1-d hükmüne göre yatırımcının teminat tutarının üzerinde bir kayba uğratılamayacağının öngörüldüğünü, müvekkilinin 01.11.2013 tarihi itibarıyla -916.634,00 USD bakiyeye düşürüldüğünü, bunun beticesinde müvekkilinden haksız olarak 916.634,00 USD talep edildiğini, müvekkilinin zararının ihtara rağmen davalı tarafça giderilmediğini ileri sürerek 1.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla 916.634,00 USD'nin tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sözleşme imzalandığını, davacının büyük bir yatırımcı olduğunu, yüksek riskli işlemler yaptığını, davacının varlığını iddia ettiği zararların gerçekleşme tarihi 29.10.2013 olup, anılan tarihte konuya ilişkin işlemler bakımından Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Seri: V, No: 125 sayılı Tebliğinin yürürlükte olduğunu, davacı tarafından bahsi geçen 3.250 lotluk XALUSD-A kontratları satın alınırken davacının teminat düzeyinin yeterli olduğunu, davacının hesabında eksi bakiye oluşmasında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davaya konu edilen bedel müşteri tarafından kendi iradesi ile ödenmiş olup, geri istenemeyeceğini savunarak davanın reddini etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki kaldıraçlı işlem sözleşmesinin 02.05.2012 tarihli olduğu, işlemin yapıldığı 29.10.2013 tarihindeki kapama dikkate alındığında SPK'nun Seri V no:125 sayılı Tebliği hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacının yapacağı işler dolayısıyla bulundurması gereken teminat miktarının sözleşmede belirlendiği ve teminat oranının sağlanamaması halinde davalı tarafın, davacının emirlerini kabul etmemesi bakımından davalıya yükümlülük getirildiği, kaldıraçlı işlem piyasasında işlem gören davalının profesyonel sermaye piyasası ve yatırımları konusunda yapılması gereken altyapı yatırımlarının açıkça belirlenmiş olduğu ve yine tebliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki "yatırılan teminat tutarlarının üzerinde bir kayba uğratacak şekilde müşterilere işlem yaptırılmaması" şeklindeki açık hüküm dikkate alındığında davacının, teminatından daha yüksek bir zarara uğramaması yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu, bu tebliğden sonra 11.07.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğin 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin, 125 sayılı Tebliğin 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki emirden farklı bir emir içermediği, ihtilafları önlemek için daha açıklayıcı olarak yazılmış olduğu, davalının, davacının teminatından daha yüksek bir zarara uğramaması için gerekli tedbirleri alması gerektiği, buna dair yükümlülüğü bulunduğu ve teminattan yüksek bir zarar oluşmuş ise bunun davacıdan istenilemeyeceği, davalının, davacının teminatından daha fazla bir zarara uğramaması için 125 no.lu Tebliğin 12 nci maddesi uyarınca üzerine düşen otomatik kapama vs.

gibi platform üzerinden denetimi sağlayacak altyapıyı oluşturmadığından, davacının teminatından daha yüksek oranda yatırdığı parasından ve davalının kendi inisiyatifi ile davacıya iade ettiği, iade sonrasında davacı mülkiyetine geçen ve bu nedenle de artık üzerinde davalının herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmayan, tasarruf yetkisinin davacıya ait olduğu hesabındaki paralar üzerinden teminatı aşar şekilde yaptığı tahsilatların taraflar arasındaki sözleşme ve tebliğ hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle teminatı aşan kısmı oluşturan, davacının yatırdığı ve davalının davacıya iade ettiği, artık davacı mülkiyetinde olan komisyon iadesi toplamından 916.634,00 USD'yi davacı hesaplarından tahsilatının yerinde olmadığı, davacıya iade etmekte yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının zararının meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının elektronik işlem platformunun kendisine tanıdığı pozisyon kapama imkânını kullanmak veya teminat tamamlamak suretiyle zararını önleyebilecekken bu imkânları kullanmadığını, müvekkilinin ise davacı pozisyonlarını otomatik sistem aracılığı ile kapatarak üzerine düşeni yerine getirdiğini, kusursuzluğunu ispat ettiğini, müvekkiline kusursuz sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, davacının gerçek bir zararı bulunmadığını, buna karşılık eksi bakiyenin ödenmesi müvekkilin fakirleşmesine sebep olacak olup müvekkilinin elde etmediği bir tutarı davacıya ödemek durumunda kalacağını, İlk Derece Mahkemesinin, bilirkişi raporunda bildirilen teknik görüş yerine hukuki görüşü esas aldığını, davacı tarafından ödenmeyen tutarlar ile müvekkili tarafından hâlihazırda iade edilmiş olan tutarların davacıya tekrar iade edilmesine karar verilemeyeceğini, davacıya iade edilmesine karar verilen ana para tutarına faiz işletilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının altın ticareti ile uğraşan kuyumculuk mesleği ile iştigal eden nitelikli ve profesyonel bir yatırımcı olduğu, risk bildirim formu davacı tarafından imzalandığından oluşabilecek risklerden haberdar olduğu, taraflar arasındaki Kaldıraçlı Varlık Alım Satımına Aracılık Faaliyeti Özel Şartlar” 12.2 maddesindeki "...yatırımcı, teminat tamamlama çağrısına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, işlemlerinin bir kısmı veya tamamının ters işlem ile tasfiye edilebileceğini kabul eder.."' hükmünün davacı tarafça kabul edildiği, davacının 29.10.2013 tarihinde, XAUUSD'de (ons altn), 04:00:49-04:23:03 arası zaman diliminde, 1:100 kaldıraç oranı ile 50'şer lotluk emirler şeklinde toplam 3.250 lot, 1.356,278 ortalama maliyet ile 440.790.319,45 USD alım yönünde uzun pozisyon açtığı, gerçekleşecek işlem büyüklüğüne göre yatırılması gereken teminat tutarının 4.407,903,19 USD olduğu ve işlemin olduğu esnada pozisyonlar nedeniyle oluşan kâr ile birlikte, davacının hesahında 4.407.903,19 USD'den fazla bakiye bulunduğu, yani hesapta yeterli teminat olduğu ve Tebliğin 12 nci maddesine aykırı olarak teminat tutarlarının üzerinde bir zarara uğratacak şekilde işlem yaptırılmadığı, davacının, uzun pozisyon açma işleminden dolayı teminatın riskli seviyeye düşmeye başlamasıyla davalı tarafça teminatın tamamlanmadığı, davacının teminat tamamlama veya pozisyon azaltma işlemlerinde bulunmayıp kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, bu nedenle davalının otomatik hesapları kapatma sisteminin devreye girdiği fakat buna rağmen davacı yatırımcının varlık alım ve akabinde yapılan satım işlemleri nedeniyle -916.634,00 USD zarara uğradığı ve teminatın eksi bakiye düştüğünün anlaşıldığı, yurt dışında oluşan altın fiyatlarının bir miktar düşmesi nedeniyle davacının yüksek fiyattan aldığı altının teminatın yetersiz bakiyeye düşmesi nedeniyle satılarak paraya çevrildiği, bu suretle davaya konu zararın oluştuğu, işlemler yapıldığı sırada eksik bakiye ile davacı zararına işlem yapılmasına izin verilmesinin söz konusu olmadığı, davalı tarafın pozisyonlarında zarara uğramasındaki etkenin altın fiyatının düşmesi olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığından altın fiyatının saatler içinde düşmesinde davalının kusurlu olduğu veya kusursuz olarak sorumlu tutulmasının mümkün görülmediği, davacı tarafından teminatın tamamlanması için 790.134,00 USD ödeme yapıldığı fakat 08.04.2014 tarihinde 240.134,00 USD olarak ödenen bedel davacıya iade edildiğinden davacı tarafça yapılan ödemenin sadece 550.000,00 USD olduğu ayrıca davacı yaptığı ödemeyi rızaen yaptığı için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 78 inci madde hükmü uyarınca koşulları oluşmadığından geri isteyemeyecek olup SPK'nın 125 sayılı Tebliğinin bunun aksine hüküm içermediği, alım satıma aracılık hizmetleri sözleşmesinin 4.5 maddesinde "fiyat tespitinden veya alım satım kararlarından kaynaklanan kâr ve her türlü zarardan yatırımcı sorumludur" hükmü bulunmasına göre, İlk Derece Mahkemesinin kararının doğru görülmediği, 3.250 lotun alım emri tamamlandığında davacının 1.500.000,00 USD'nin üzerinde kârda olduğu, saatler içinde altın fiyatının düştüğü, elektronik platformdan verilen müşteri emirlerine aykırı hareket etme hakkı olmayan davalıya kusur yükletilemeyeceği, ödemelerin davacının hesabından kesinti suretiyle değil rızaen yapıldığı anlaşılmakla davacının ödediği miktardan daha fazla, davacının uğradığı toplam zararının davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Temlik alan davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; SPK tebliğleri ve taraflar arasındaki Kaldıraçlı Varlık Alım Satımına Aracılık Faaliyeti Özel Şartlar” 12.3 hükmünün davacının teminatı üzerinde işlem yaptırılarak teminatının üzerinde zarar ettirilemeyeceği yönünde olduğunu, davacının -916.634,00 USD zarar ettirildiğini, bu zararın davacıdan ayrıca tahsil edildiğini, davalının bu zararın oluştuğunu kabul ettiğini, 25.06.2018 tarihli dilekçesinde kendi bünyesindeki sistemi durduracak kapasiteye sahip olmadığını da ikrar ettiğini, davalının bu zararın her türlü oluşacağını ve bu konuda bir şey yapamayacağını kabul ettiğini, davacının 01.11.2013 tarihi itibarıyla -916.634,00 USD bakiyeye düşürüldüğünü, davacının hesabından 916.634,00 USD kesinti yapıldığını, bunun 366.633,35 USD'nin davalı tarafından spread iadesi olarak bila bedel hesaba iade edildiğini, davacının 550.000,00 USD'yi hesabına kendisinin çeşitli tarihlerde yatırdığının beyan edildiğini, 01.11.2013 tarihinde 200.000,00 USD, 08.11.2013 tarihinde 126.500,00 USD, 26.11.2013 tarihinde 100.000,00 USD, 17.12.2013 tarihinde 100.000,00 USD, 08.04.2014 tarihinde 340.134,00 USD, 08.04.2014 tarihinde 240.134,00 USD olmak üzere toplam 1.157.268,00 USD'nin davacının hesabına yatırıldığını, bundan sonra hesap bakiyesinin “0” olarak gözüktüğünü, davalının, davacının hesabına 366.633,35 USD'yi neden yatırdığının açıklanması gerektiğini, altın fiyatlarının düşmesinde davalının kusurunun bulunmamasının olayla ilgisi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin dosyadaki raporları görmezden geldiğini, kaldıraçlı işlemlerle ilgili yatırımcının teminatı üzerinde işlem yaptırılmaması ve zarar ettirilmemesi ilkesinin nazara alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının doğduğunu iddia ettiği zararından davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, SPK Seri: V, No: 125 sayılı Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ hükümleri

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temlik alan davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin temlik alan davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden temlik alan davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.